Norveç'in affı olmayan Trol Duvarı'na tırmanırken aldığı ölümcül riskin bedelini sevgilisi Tommy'yi kaybederek ödeyen Sasha, aradan geçen kâbus dolu altı ayın ardından dağcılığa ara vermiş, buhranlı bir depresyona gömülmüştür. Geçmişin hayaletlerinden kaçabilmek ve içindeki o sağır edici sessizlikle yüzleşebilmek adına sık sık ıssız rotalara sapan kahramanımız, medeniyetten uzak mekânlara kamp kurmakta, derin düşüncelere dalarak uykusuz geceleri sabah etmektedir. Günün birinde kaderin onu sürüklediği Wandarra Milli Parkı'na yolu düşen kahramanımız, ıssızlığın ortasındaki bir markette karşısına çıkan tekinsiz tiplerin rahatsız edici bakışlarına ve tacizlerine kulak asmadan rotasına sadık kalmayı seçer.
Kanyonun sarp kayalıklarıyla çevrili, nehrin kıyısında adeta kartpostallardan fırlamış enfes bir manzaraya sahip izole bir koy bularak geceyi burada geçirmeye niyetlenen Sasha, tam da mekânın huzurunu içine çekerken tatsız bir sürprizle karşılaşır. Gündüz vakti midesini bulandıran o sinir bozucu tiplerin kamp alanının dibinde bitivermesiyle, yıldızların altındaki huzurlu gece yerini tekinsiz bir gerilime bırakır.
Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte kanosunu sulara bırakıp nehrin ve görkemli şelalenin çevresini keşfe çıkan kahramanımız, kamp alanına döndüğünde bazı hayati eşyalarının eksik olduğunu fark eder. Kuşku içinde etrafı kolaçan etmeye başladığında ise tek başına izbe bir barakada yaşayan tuhaf görünümlü Ben ile yolları kesişir. Hayatını balıkçılıkla ve kurutulmuş et satarak idame ettirdiğini anlatan bu esrarengiz adam, Sasha'nın başına gelenleri öğrendikten sonra bir kurtarıcı edasıyla erzak ve suyunu paylaşmayı teklif eder. Yaşadığı travmaların ağırlığıyla insanlara karşı ördüğü kalın duvarların arkasında duran Sasha, Ben'in bu ani ilgisine nezaketle karşılık verse de, içgüdüleri bir şeylerin yolunda gitmediğini fısıldamaktadır.
Beklenen kırılma anı çok geçmeden yaşanır ve paranoya yerini kanlı canlı bir dehşete bırakır. Kendisini vahşi ormanın derinliklerinde ölümcül bir kedi-fare oyununun ortasında bulan Sasha, tamamen terörize olmuş bir halde hayatta kalmak ve aracına ulaşmak için çaresizce bir çıkış yolu aramaya koyulur. Ormanın boğucu karanlığından nehrin hırçın sularına, oradan da klostrofobik mağaralarla örülü bir kanyona sürüklenen kahramanımız, artık sadece doğanın acımasızlığına karşı değil, insan doğasının en karanlık yüzüne karşı da hayatta kalabilmek için var gücüyle savaşmak zorundadır...
İyi; Mekân seçimleri, atmosfer ve oyuncu performansları açısından başarılı bir yapım.
Kötü; Klişelerle dolu, kurgu çok lineer ve sürprizlere yer yok.
Editörün Puanı
.jpg)
%20(2).jpg)
Lütfen ofansif bir dil kullanmadığınızdan, yapıcı öneriler ve eleştirilerde bulunduğunuzdan emin olun. Yorumlar denetlendikten sonra uygun bulunursa yayımlanmaktadır. Anlayışınız için teşekkürler.