Güncel İncelemeler;

Shaun of the Dead (2004)

 
Shaun,David ve Ed aynı evde yaşamaktadırlar.Daha doğrusu evin her türlü giderini David ve Shaun karşılamakta,Ed ise onlara ayak bağı olmaktadır.Ed;biraz eksik akıl,gününün tamamını barlarda ya da evde playstation oynayarak geçiren eğlenceli bir o kadar da boş birisidir.Her ne kadar Shaun,Ed'den vazgeçemese de David onunla aynı evde kalmaktan bıkmıştır.Liz,Shaun'ın gel-gitler yaşayan sevgilisidir.İlişkilerini bir türlü ilerki adıma taşıyamayan Liz,en sonunda Shaun'ı arkadaşlarından ve Winchester denilen,sürekli takıldıkları bardan uzak tutamayacağını anlar.Arka fonda Ghost Town melodisi çalarken,o meşhur Winchester da cesaretini toplayarak Shaun'a ayrılmak istediğini söyler...
Shaun'ın hayatındaki tek sorun Liz ile aralarındaki soğukluk değildir.Aynı zamanda kahramanımız annesi ile de problemler yaşamaktadır.Shaun Liz'in bu beklenmedik çıkışı üzerine hayatına çeki düzen vermeye ve onun kalbini yeniden kazanmaya karar verir.Liz'i hoş,nezih bir mekanda yemeğe götürmeyi ve böylece aradaki buzları eritmeyi planlar.Ancak son anda annesinin planları bozması ile randevusuna güç bela yetişebilen Shaun,kaliteli bir mekana yaptırmayı planladığı rezervasyon için de artık çok geç kalmıştır.Anlaşılan kahramanlarımıza yine Winchester yolu görünecektir.
Shaun Liz'i arayarak rezervasyonda bir aksilik yaşadığını ve onunla Winchester gelmek isteyip istemediğini sorduğu anda telefon yüzüne kapanır.Kahramanımız ellerinde çiçekler Liz'in kapısına dayanır ancak ne fayda.Yaşadığı bu üzücü olayın yasını tutmak için Winchester'a gelen Shaun,teselliyi Ed'in omuzlarında bulacaktır.Her ne kadar başlarda hayatındaki temel problemin Ed olduğunu söyleyip ona yüklense de,ev arkadaşı onun gönlünü almayı bilecektir.Biralarını içen kahramanlarımız evlerine doğru yola çıkarlar.Yolda garip davranışlar sergileyen,muhtemelen sarhoş olabileceğini düşündükleri tuhaf giyimli bir adamla karşılaşırlar.Eve ulaştıklarında ise kendilerini elektro müziğin ritmine kaptıran iklimiz,sabah işi gitmek için erken kalkması gereken David'in sert tepkisiyle karşılaşır.Arlarındaki problemi halleden ve akabinde sızan gençler sabah uyandıklarında hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını göreceklerdir.
Shaun dünkü sarhoşluğun ardından halen tam olarak ayılamamıştır.Markete atıştıracak bir şeyler almaya giderken,etrafta aynen dün gece gördükleri gibi pek çok tuhaf hareketler sergileyen insanların farkına varmaz.Bu insanlara ne olmuştur?(zombi?)Eve dönüş yolunda ise başlarda hasta sandığı bir zombi kızın saldırısına uğrar.Ed'in de yardımıyla bu zombiyi haklayan Shaun,çok geçmeden kasabalıların tamamının zombilere dönüştüğünü fark eder.Hemen bir plan yapar ve annesi ile Liz'i;tabii onlar da bu lanet zombilere dönüşmemişlerse,kurtarmak için yakın dostu Ed ile beraber yola koyulur.
Annesi ve Liz'i zombilerin saldırısına uğramadan kurtaran Shaun,bu uğurda çıktıkları yolda bir grup yine kendileri gibi zombilerden kaçan elemana rastlar.Artık azımsanmayacak bir güç haline gelmişlerdir.Zombi avı bütün eğlencesiyle başlasa da sonraları dışarıda daha fazla dayanamayacaklarını anlayan kahramanlarımız,Ed'in dahiyane önerisi üzerine Winchester'a sığınmayı planlarlar.Ancak büyük bir sorunları vardır;Winchester barının bulunduğu yol zombilerce çevrelenmiştir.Neyse ki kahramanlarımız zekice bu zorluğu da atlatmayı başaracaktır...



İyi;Mizahselin ağır bastığı en iyi zombi filmlerinden biri.Oyunculuk ve yaratılan atmosfer çok başarılı.

Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Şubat 2012 | Etiketler : | | | | | |

Dawn of the Dead (2004)

Düşünsenize bir sabah uyanmışsınız ve artık hiç bir şey eskisi gibi değil.Nasıl yani? Şöyle ki gündelik rutin hayatınıza dair her şeyi unutun.Hani derler ya dünyayı değiştirmek için insanları değiştirmek gerekir diye;durun! Siz hiç bir şey yapmadan birisi zaten insanları değiştirmiş bile.Etraf garabet zombilerle dolmuş taşmış,hadi o zaman hayatta kalmayı başaran birkaç kahramanımız pirincin taşını ayıtlasın bakalım.

Ortamı şöyle özetleyeyim;Left For Dead oyununu oynayanlar bilir ondan aşağı kalır bir yanı yok.Her yer saldırgan zombilerle dolup taşmış.Bu arada farzedelim ki zombiliğin sadece genlerle aktarılabildiği.Baya baya bilimsel olarak zombilerin bir tür olduğunu varsayalım.Hal böyle olunca yeni bir zombinin oluşabilmesi için iki zombinin çiftleşmesi gerekirdi.Belli bir doğum süresini de göz önüne alınca,hiç bir zaman bu tarz filmlerde olduğu gibi,bir gecede milyonlarca zombi oluşamazdı.(Filmin ilerleyen dakikalarında bu fikre bir atıf var.)
Belki de bu tarz yapımlar arasında en eğlencelilerden biri olan "Dawn of the Dead" zombilerin arasında hayatta kalmayı başarmış bir avuç insanın hikayesini konu ediniyor.Birbirlerini buldukları için bir hayli şanslı olan kahramanlarımız,insan olarak nefes almaya devam etmek istiyorlarsa,takım ruhuna sahip olup birbirlerine kenetlenmelidirler.Aralarında her ne kadar farklı mesleklerden ve statülerden kişiler olsa da amaç bir olunca,tabiatıyla eylem de bir olacaktır.Neyse ki aralarında bir de polisin olması (Kenneth) biraz olsun kendilerine güvenlerini arttıracaktır
Kahramanlarımız bir gecelik süreçte neler yaşandığını anlayamadan,peşlerindeki zombilerden kurtulmak adına sığınacak bir yer ararlar.O da nesi karşılarında devasa bir alışveriş merkezi.Tabii önce içerde zombiler var mı yok mu onu anlamaları gerekiyor.Şansları dönen kahramanlarımız zombilerce istila edilmemiş sınırsız araç gereceğe ulaşabildikleri binada,kendilerini hiç olmadıkları kadar özgür hissedeceklerdir.Yemek,kıyafet,takılar...aklınıza ne gelirse sanki her şeyin size ait olduğu,içinde kaybolacağınız kocaman bir vitrini hayal edin.Hal böyle olunca yaşadıkları dehşet dolu anları çabucak unutan kahramanlarımız,aylarca burada kalmalarını sağlayacak stoklar sayesinde,çocukça eğlenmeye başlarlar.Ancak dışarıda durumlar hiçte iyi değildir.Binlerce zombi mağazanın etrafında açıkmış ve taze et aramaktadır.Kendilerini kurtarmaya gelecek hiç bir yardım kuvvetinin olmadığını anlayan kahramanlarımız,kendi kurtuluş yollarını bulmak zorundadır.
Virüsün alışveriş merkezine de sıçraması ile,kahramanlarımız buraya terk etmek zorunda kalacaklardır.Plan ise şudur;buradan çıkıp Steve'in sahibi olduğu körfezdeki bir yata atlayıp okyanusu aşacaklardır.Bu şekilde lanet zombilerden kurtulmayı umarlar.Ancak asıl iş yata nasıl ulaşacaklarıdır.Bu aşamada yeniden takım oyunu meyvelerini vermeye başlar ve herkesin çalışarak katkıda bulunduğu S.W.A.T taşıtlarını andıran,dışarısını zırhlarla güçlendirdikleri iki tane van benzeri araçla yüzlerce zombinin arasından yardırıp uzaklaşmayı tasarlarlar.



İyi;Bir hayli eğlenceli bulduğum ve pek çok sahnesiyle de tam bir zombi filmi izlenimi veren,türün meraklılarının mutlaka izlemesi gereken bir yapım.

Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Şubat 2012 | Etiketler : | | | | | |

The Village (2004)

The Village (2004)
Gözlerden uzak bir kasaba, sessiz sedasız yaşayan yerliler ve bir de yasak orman; size ne kadar egzotik gelir bilemem ama bu tarz gerilim yönü ağır basan, kendine has mistik bir atmosfer barındıran, 'The Village' göz atılması gereken bir alternatif....
The Village (2004) 
 Kendi aralarında mutlu mesut yaşayan insanlardan kurulu bir kasaba düşünün. Öyle ki orada doğup büyümüşsünüz ve  bu kasabanın dışına hayatınız boyunca asla çıkmadan, buranın demirbaşı  olmuşsunuz. Adeta kasaba sizin için dünyanın merkezi olmuş...
Ancak alışılageldiği üzere, her toplumsal düzende olduğu gibi uyulması gereken bazı kurallar var. Etrafı geniş bir ormanla kaplı olan kasabanın dışına sadece belli inançlara sahip olan ve aynı zamanda kasabayı yöneten zümrenin haricinde kimse çıkamaz. Zira ormanın içerisinde garip ve ölümcül yaratıkların yaşadığı miti yeni nesilleri de etkisi altına alarak bir tabu haline dönüşmüştür. Şöyle ki  kasabanın delikanlıları kendilerini cesur göstermek adına, ormanın yasak bölgesinde en uzun süre durarak ne kadar babayiğit oldukları ispatlamaya çalışmaktadır...
The Village (2004) 
 Günün birinde kasaba ahalisinden birisinin yasak ormana girmesi ve özgürlüğü sınırlayan sır perdesi aralama düşüncesi  paranormal olayların başlamasına sebep olur. Covington kasabasında herkes dehşete kapılmıştır ve kapılarını pencerelerini kapatıp kilerlere saklanır. Bazı evlerin kapılarını kanla boyayan yaratıklar sesli tacizlerin ardından çok geçmeden kasabayı terk ederler. Bu olayı yaratıkların niyetlerinin sadece korkutmak olduğunu ve onlardan uzak durmak adına adak adamaları ve bir daha asla kimsenin yasak ormana girmemesi gerektiğini şeklinde yorumlayan kasabanın ileri gelen zümresi; kilisede yaptıkları toplantının akabinde, inançlarını daha da güçlendirdiklerini düşünerek kasabalıyı tekrardan böyle bir olayın yaşanmaması üzerine telkin ederler. Yapılması gereken basittir; kasabalılar ormanı gerçek sahiplerine bırakacak ve bu sayede eskiden olduğu gibi huzurlu yaşayabileceklerdir. Bütün bu korku dolu günlerin sonrasında, gözleri görmeyen genç bir kız, kasabada yaşanan paranoyalara son vermek maksadıyla yasak ormana girmeye ve orada yaşayan yaratıklarla yüzleşmeye karar verir. 
'Gerçekleri güneşe benzetirler doğrudur, gözlerimizi yakarlar korkusu ile çok defa bakamayız.'


İyi;Özellikle oyunculuk, atmosfer ve mekan olarak etkileyici bir yapım olduğunu söylemeliyim. Ancak klasik bir korku filmi arayışı içerisindeyseniz, bu film size sıkıcı gelebilir. Daha çok paranoyalar barındıran, bilinmeyeni keşfetme ve kişilik korkusu temalı yapım, herkese hitap etmese gerek...Din, inanç, tabu gibi pek çok kimsenin konuşmaya cesaret edemediği konulara zekice bir önerme ile cevap veren The Village izlenmesi gereken yapımlardan...Bu filmi sevenlerin benzer kurguya sahip The Mist (2007) yapımını da izlemelerini öneriyorum.
Kötü;Yavaş ve sıkıcı ilerleyen kurgu
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Aralık 2011 | Etiketler : | | |