Güncel İncelemeler;

The Secret of Marrowbone (2017)

The Secret of Marrowbone (2017)
Çok uzaklara gittik, zorluklara göğüs gerdik. En sonunda güvende olacağımız bir yer bulduk. Bir arada, okyanusun diğer tarafında...
The Secret of Marrowbone (2017)
Annelerinin ölümünün ardından, evin en büyüğü olan Jack, üç kardeşine de sahip çıkacağına ve ömürlerinin sonuna kadar hep bir arada kalacaklarına söz verir. Babalarının kötü şöhretinden ötürü, yıllarca gözlerden uzakta, kasabalılardan izole bir şekilde yaşayan kardeşler, annelerinin soy adı olan 'Marrowbone' u kullanarak yeni bir başlangıç yapmayı umarlar. Arta kalan ufak bir mirasla, dışarıdan bakıldığında viraneden farkı olmayan evlerinde geçinmeye çalışan Jack ve kardeşleri, her daim bir arada yaşamaya yemin ettikleri için ne pahasına olursa olsun evlerinden ayrılmamakta kararlıdırlar Ancak annelerinin ölümünün ardından henüz matemini bile doğru düzgün yaşayamadan, sahip oldukları tek şeyi, evlerini kaybetme riski yaşayan ve kara kara çözüm yolu arayan Jack, zamanının çoğunu bu meseleyle uğraşarak geçirmektedir. Avukat masraflarını ödeyerek bir şekilde evi elde tutabilmek için paraya ihtiyacı olan kahramanlarımız, Billy' nin önerisi üzerine son çare olarak babalarından kalan, lanetli olarak addettikleri parayı gözden çıkarırlar. Ona ait hiçbir şeyi evlerinde tutmak istemeyen kahramanlarımız, uğursuzluk ve bela getireceğine inandıkları parayı mecburen harcamak zorunda kalırlar. Çok geçmeden korktukları şey başlarına gelir ve uzun süredir onları rahatsız eden, hayalet olarak adlandırdıkları gizli güç yeniden ortaya çıkmaya başlar. Evdeki tüm aynaları kapatan ve kilitli odalara girilmesini yasaklayan Jack, yeniden evdeki huzuru sağlayabilmek için parayı yerine koymayı planlar. Öte yandan tek dostları ve aynı zamanda Jack' in sevgilisi olan Allie' de elinden geldiği ölçüde yardımcı olmaya çalışmaktadır. Ancak hiçbir şey göründüğü gibi değildir, Marrowbone ailesi karanlık sırlar saklamaktadır...

İyi; The Orphanage (2017) ve The Impossible (2012) filmlerinin senaristi Sergio G. Sánchez' den yine kayda değer bir yapım. Oyunculuk, kurgu ve atmosfer olarak oldukça başarılı bulduğum, izlemeye değer bir dram- gerilim filmi. Gizem seviyesi ve korku dolu gerilimli sahneler de türü sevenleri tatmin edebilecek düzeyde.
Kötü; Ağır tempoda ilerlemesi, yer yer sıkıcı gelebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Mart 2018 | Etiketler : | | | | |

Jessabelle (2014)

Jessabelle (2014)
Geçirdiği dehşet dolu trafik kazası sonrasında erkek arkadaşını kaybeden Jessie,aynı zamanda tekerlekli sandalyeye de mahkum kalmıştır.Uzun süredir görüşmediği babasından yardım isteyen kahramanımız,çoçukluk yıllarından beri hiç geri dönmediği babaocağına Louisiana'a dönmek zorunda kalır.
Jessabelle (2014)
Annesini henüz bebekken kaybeden Jessie,aksiliğinden hiç bir şey kaybetmemiş olan babasıyla beraber,en azından fizik tedavisi bitip yeniden ayağa kalka bilene dek yaşamak durumundadır.Evde tüm odalar üst katta olduğu için alt kattaki tek oda olan annesinin eski odasına yerleşen Jessie,yeni durumuna alışana kadar epey güçlük çeker.Geceleri ise adeta kabus gibidir.Uykuya daldığı anda evin içerisinde garip yansımalar ve gölgeler hisseden kahramanımız,babasının bunları duymak istediğinden emin değildir.Gündüzleri ise tekerli sandalyesi ile annesine ait dolapları ve eşyaları kurcalayarak vakit geçiren Jessie,tesadüfen annesinin yıllar önce onun için hazırladığı VHS kasetleri keşfeder.Merakını daha fazla dizginleyemeyen kahramanımız vakit kaybetmeden videoları izlemeye koyulur.Annesini ilk kez digital görüntü olarak da olsa karşısında gören Jessie mutluluktan göz yaşlarına hakim olamaz.Ne de olsa annesinin kendisine hamileyken ağır bir hastalığa yakalanıp,doğumdan kısa süre sonra yaşamını yitirmesi yeterince hüzünlü bir hikayedir.Kasetleri izledikçe annesinin tarot falına meraklı olduğunu gören Jessie,onun kendisi için baktığı falı görünce dehşete kapılır.Annesi,Jessie'nin yıllar öncesinden yalnız olmadığı ve bir ruh tarafından rahatsız edileceğini ön görmektedir.Öte yandan babası ise Jessie'nin kasetleri bulmasına öfkelenerek bunların kızının ruh sağlığını bozabileceğinden endişelidir.Kasetleri yok etmeye karar verdiğinde ise şüpheli bir şekilde yanarak can verir.Artık hayatta kimsesi kalmayan Jessie,babasının cenazesinde liseden eski erkek arkadaşı Preston ile karşılaşır.Preston'ın yakın ilgisi sonrası çok geçmeden yaşadıkları anlatan ve yardım isteyen kahramanımız,evdeki kötü ruhun kim olduğunu ve ne istediğini bulmaya kararlıdır.
İyi;Sürükleyici bir gerilim filmi.Oyunculuk,kurgu,mekan seçimleri ve gerilim seviyesi vasatın üstünde.Ufak tefek mantık hataları görmemezlikten gelinebilir.Bu filmi sevenler benzer kurgudaki 'The Skeleton Key (2005)' yapımına da göz atabilirler...
Kötü;Görece yavaş ilerleyen,aksiyondan uzak senaryo zaman zaman sıkıcı bir hal alabiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 22 Haziran 2015 | Etiketler : | | | | |

The Canal (2014)

The Canal (2014)
David,Ulusal Film Arşivinde çalışan işini severek yapan başarılı bir arşivcidir.Eşi Alice ve oğluyla beraber mutlu bir yaşam süren kahramanımız birkaç yıl öncesinde taşındıkları  yeni evlerinde deyim yerindeyse  huzuru bulmuştur.
The Canal (2014)
Günün birinde mesai arkadaşı Claire'in önerisi üzerine polis arşivinden gelen ve ilginç olabileceğini düşündüğü eski filmleri incelemeye koyulan David,videolardan birinde yaşadıkları evde 20 yy'ın başlarında canice işlenen bir cinayetin kayda alındığını fark eder.Her ne kadar aradan onlarca sene geçmiş olsa da evinde cinayet işlenmesi fikrinden dahi yeterince rahatsız olan kahramanımız ailevi olarak da sıkıntılı zamanlar geçirmeye başlar.Alice'in müşterilerinden biriyle çıktığı yemek sonrasında eve dönmemesi üzerine polise haber veren David,karısı öldürmek ve ortadan kaldırmakla suçlanır.Zira çok geçmeden dedektifler Alice'in cansız bedenini kanalda bulurlar.Garip şekilde kazara oraya düşmüş olabileceğini düşünülsede yaşananları kaldıramayan David giderek bozulan psikolojisinin de etkisiyle buhranlı bir döneme girer.Alice'nin uzun süredir görüştüğü gizli bir aşığı olduğunu öğrendiğinde ise ona karşı olan düşünceleri değişmeye başlar.Dedektiflere karısının ölümüyle yıllar önce evinde işlenen cinayetin ilişkisi olabileceğini söyleyen David,tutarsız tavırları ve değişken ruh haliyle ciddiye alınmaz.Sürekli duvarların içinden fısıltılar duyan,evin içerisinde karanlık suretler gezindiğini söyleyen kahramanımız,oğlunun dadısını da ürperterek kaçmasına sebep olur.Evde bir şeylerin yolunda gitmediğini ispatlamak için odasını kameraya kaydetmeye karar veren David,şüphelerinde haksız olmadığını anlar.Film negatiflerinde  sıradışı görüntüler bulunmaktadır...
İyi;Gizem seviyesi,oyunculuk,buhranlı atmosfer ve hayalet temasının işleniş şekli beğenimi kazandı.
Kötü;Genel olarak düşük tempoda ilerleyen kurgu başlıca eksisi.The Ring (2005) filmine yapılan atıf son derece gereksizdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 19 Ekim 2014 | Etiketler : | | | |

Haunter (2013)

Haunter (2013)
Lisa 16.yaş gününün arifesinde pesimist takılan genç bir kızdır.Ailesinin onu anlamadığını düşünen kahramanımız giderek yalnızlaşmaya mahkum olur.Dahası rutin hayat o kadar sıkmaya başlamıştır ki eve ailesiyle birlikte hapis olduğunu düşünür.Zira günlerdir dışarıdaki sis yüzünden dışarı çıkamamış evin içine sıkışıp kalmışlardır.Anne-babası Lisa'nın ergenlik döneminde olduğunu düşünerek söylediklerinin üzerinde durmazlar.Ancak Lisa bir kez da avazı çıkana kadar bağırarak anlatır;
Haunter (2013)
'Her sabah annem krepleri kahvaltı için hazırlıyor ve babam da bazı gizemli sebeplerden dolayı bir türlü çalışmayan arabayı tamir etmeye çalışıyor.Sonra öğle yemeği için fırında makarna hazırlanıyor.Akşam da sürekli rulo köfte yiyoruz.Ve saat sekiz de hep birlikte 'Cinayet Dosyası' nı izliyoruz.Sabah kalkıyoruz ve aynı şeyleri tekrar yapıyoruz...'
Ailesinin ilgisini çekmeyi başaramayan Lisa çok geçmeden evde yalnız olmadıklarını anlar.Bazen bir fısıltı bazense alelen bir ses Lisa'yı çağırmaktadır.Evin geçmişini araştırmaya koyulan kahramanımız genç kızları kaçıran ve canice öldüren bir seri katille aynı mekanı paylaştıklarını keşfeder.Kazan dairesinden gelen seslere daha fazla kayıtsız kalamayan Lisa göz atmaya karar verir.Öte yandan taşlar yerine oturmaya başlamıştır.Sürekli doğum gününün bir gün öncesini tekrar tekrar yaşadığını keşfeder.Kendi deyimiyle artık uyanmıştır ve felaketin öncesinde çok geç olmadan ailesini de uyandırmalıdır.
İyi;Oyunculuk,atmosfer,gizem seviyesi ve sürükleyici kurgu oldukça başarılı.Yönetmen koltuğunda oturan ve Cube (1997) filmiyle ben de özel bir yeri olan Vincenzo Natali,aslında konu olarak klişe diyebileceğimiz bir senaryoda yine farkını hissettirmiş.Senaryoya değinmişken filmin damakta American Horror Story 1.sezon gibi bir tat bıraktığını da ekleyeyim.
Kötü;Klişe senaryo ve tahmin edilebilir kurgu başlıca eksiler...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Ekim 2014 | Etiketler : | | | | |

Haunt (2013)

Haunt (2013)
Bir hayalet hikayesi duymak ister misiniz?Her hayalet hikayesi bir evle bir trajediyle başar.Bu yüzden benimkiyle başlıyoruz.Bu eve taşınmanın ben,Franklin ve çocuklar için yeni bir başlangıç olması gerekiyordu.Ben bir pediatristim,Franklin de dişçiydi.Kendi işimizi bile kurmuştuk.Ama sonra olaylar olmaya başladı.İşlerimiz kesildi.Her şeyi geçtim de, kendi bebeklerini bile hayatta tutamayan bir pediatrist ne işe yarar ki?
Haunt (2013)
Janet Morello eşini ve çocuklarını bir takım gizemler olaylar sonrasında kaybetmiş,acının her çeşidini yaşamış yaşlı bir bayandır.Olaylar sonrasında evini terk eden Janet,yıllar sonra bir ailenin Morello malikanesini tuttuğunu öğrendiğinde kendisine ait bir takım ufak tefek eşyaları almak için ev sahipleriyle tanışmaya gider.Evin yeni sahipleri olan Asher ailesi üç çocuklarıyla beraber taşınma telaşesindedir.Evin mazisini bilmelerinden ötürü Janet Morello'yu karşılarında görmek en son umdukları şey olsa da güler yüzle davranan kahramanlarımız istediği eşyaları almasına izin verip yolcu ederler.Artık evin geçmişiyle ilgili konuşmak yasaktır :)
Evin delikanlısı Evan oda olarak üst kattaki tavan arasını seçer.Odasına yerleşen kahramanımız soluklanmak için dışarı çıktığında Sam isimli çekici bir kızla tanışır.Sam,Morello malikanesiyle ilgili pek hoş şeyler söylemese de onunla arkadaş olmayı başaran Evan,sık sık birlikte vakit geçirmeye başlar.Evan'ın odasında Morello'lara ait eski bir makine bulan gençler,meraklarına yenik düşerek kurcalarlar.Sam bu aletin ruh çağırmaya yaradığını ve şanslarını denemeleri gerektiğini söyler.Ona göre eğer hayaletler varsa cennet de gerçektir ve dünyada cenneti bulabilmek paha biçilemez olsa gerek!Sam'in aklına uyup istemeyerek de olsa ruh çağırma seansı yapan Evan,odasının eski sahibi Matthew Morello ile temas kurmaları sonrasında epey panikler.Odada yalnız değillerdir,dahası ev dile gelip konuşmaya başlamıştır...
İyi;Mekan seçimleri ve kurgu olarak başarılı bir gerilim filmi..Gizem seviyesi,oyunculuk,diyaloglar da tatmin edici.Biraz önyargılı başlasam da atmosferin  beni sarmayı başardığını söylemeliyim.Tipik hayaletli,perili ev teması severlerin göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Sonuç itibariyle klişe,orijinal olamayan bir senaryo.Biraz zeka parıltısı görebilsek daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 19 Haziran 2014 | Etiketler : | | | |

An American Haunting (2005)

Kasım 1848.Umarım ki, kimsenin başına bu mektubu açmasını gerektirecek bir şey gelmez.Eğer mektubu okuyorsanız,açıklanamayan ve hatta doğaüstü olaylar meydana gelmeye başlamış demektir.Bell cadısının öyküsü, her zaman bir efsaneden ibaret sayıldı.Ama öyle değil.Lütfen bu mektubu özenle okuyunuz.Burada yazanlar hayatınızı kurtarabilir.
An American Haunting (2005)
Soylu ve varlıklı Bell ailesi bir arazi davasının ardından kilise tarafından suçlu bulunur.John Bell,Kathe Batts'in hakkına göz dikmiş,dolasıyla kilisenin verdiği cezayı yerine getirmekle hükümlüdür.Ancak daha da kötüsü yörede cadı olarak bilinen ve ölümcül büyüler yapan Batts tatmin olmayıp,John ve kızı Betsy'i lanetleyeceğini söyleyerek kiliseden uzaklaşır.Bell ailesi ise tehditleri umursamayarak evlerinin yolunu tutar.Lakin çok geçmeden hayalet benzeri dünyevi olmayan bir varlık Bell ailesini huzursuz etmeye başlar.Özellikle John ve kızı Betsy günler geçtikçe bitkin düşmekte gecelerini kabusa çeviren olaylar yaşamaktadır.Kiliseden umduğu desteği göremeyen John,Betsy'nin öğretmeni profesör Richard'dan yardım ister.Bell ailesini kıramayan profesör yaşadıkları şeylerin mantıklı açıklamaları olduğuna inanmakta,hayalet söylentilerini ise zırva olarak görmektedir.Eşyalarını alarak Bell ailesinin evine taşınan Richard,geceyi Betsy'nin odasının önünde geçirerek olan biteni yakından görmeyi planlar.Hava kararıp,saatler gece yarısını gösterdiğinde ise artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır...

İyi;"The Bell Witch of Tennessee" adlı öyküden uyarlanan başarılı bir gizem-gerilim filmi.Atmosfer ve oyunculuk tatmin edici.Kurguda bir takım eksiklikler olsa da gizem yönünden de geçer not almayı başarıyor.
Kötü;Genel itibariyle durağan ilerleyen yer yer sıkıcı sahnelere sahip orta karar bir gizem-gerilim alternatifi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 4 Ocak 2014 | Etiketler : | | | | | |

The Skeptic (2009)

The Skeptic (2009)
Genç bir avukat olan Bryan Becket,uzun süredir görüşmediği halasının ölümünün ardından miras işleriyle uğraşmaktadır.Halasının en büyük serveti,aile yadigari olan tarihi malikanenin kendisine kaldığını düşünerek,ev satılana kadar orada zaman geçirmek isteyen kahramanımız,eşiyle (Cassie) de arasının limoni olması sonrasında yanına ufak tefek eşyalar alarak malikanenin yolunu tutar.Cassie ve diğer iş arkadaşları tarafından duygusuz olması ve sadece rasyonel olarak hareket ettiği yönünde eleştiriler alan Bryan,böylelikle kısa süreliğine de olsa kafasını dineleyebilecektir.
Eve taşındığı hemen ilk günde odalardan birinin kilitli olduğunu fark eden kahramanımız yeni evini keşfede dursun,aynı avukatlık bürosundan yakın arkadaşı Sully'nin ziyareti ile biraz olsun neşelenmeyi umar.Ancak ne yazık ki Sully kötü haberler getirmiştir.Halasının mirasının tamamını lokal bir teknoloji enstitüsüne bağışladığını ve bu malikanenin yasal olarak Bryan'a ait olmadığını anlatan kahramanımız,evi boşaltması gerektiğini söylemektedir.Halasının tek yasal vasisi olduğunu ve mirasın kendisine ait olduğunu üstüne basarak tekrarlayan Bryan,halasının bu kurumla nasıl bir ilişkisi olduğunu anlamak için teknoloji enstitüsünü ziyaret etmeye karar verir.Enstitüye gittiğinde ise sorumlu Dr. Shepard'la tanışıp yetersiz imkanlarla boğuşan,uykusuzluk çeken hastalara alternatif tedaviler üreten ufak bir uyku kliniğe ile karşılaşır.Halasının klinikle ilişkisini sorduğunda ise uyku problemlerinden ziyade evinde yaşadığı  bazı paranormal olaylardan şikayetçi olduğu bilgisini alır.Bu yaşına kadar hep mantığıyla hareket eden kahramanımız için Dr. Shepard'ın söylemleri uydurma bir hikayeden farksızdır.Şimdi yapması gereken halasının mirasının kendisine ait olduğunu mahkemede ispatlamaktır.Öte yandan malikanede zaman geçirmeye devam ettikçe gerçekten de bir şeylerin yolunda gitmediğini anlamasını uzun sürmeyecektir.Evin mazisine uzanan bir takım karanlık sırlar bulunmaktadır...


İyi;Özellikle ilk yarısı itibariyle gizem seviyesi tatmin edici başarılı bir psikolojik-gerilim yapımı olduğunu söyleyebilirim.Akıcı kurgu ve oyunculuk izlemeye değer.
Kötü;Beklentilerin altında kalan final bölümü filmin bir üst seviyeye çıkmasına başlıca engeli teşkil ediyor.Klasik perili ev klişesiyle başlayıp,yer yer sıkıcı sahnelerin de bulunduğunu ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Şubat 2013 | Etiketler : | | | | |

The Haunting in Connecticut 2: Ghosts of Georgia (2013)

The Haunting in Connecticut 2: Ghosts of Georgia (2013)
Genç bir çift olan Lisa-Andy Wyrick ikilisi küçük kızları Heidi ile beraber Georgia'da tarihi bir eve taşınırlar.Bütçelerine uygun buldukları,buram buram mazi kokan yeni evlerinde adapte olmaya çalışan kahramanlarımız,Lisa'nın kız kardeşi Joyce'un da katılımı ile tam kadro olurlar.Joyce erkeklerle sorunlar yaşayan başına buyruk bir kadındır.Ancak yeğeni Heidi ile arasından su sızmamaktadır.

Günün birinde evlerinin çevresinde Mr.Gordy diye yaşlı bir adamla tanıştığını söyleyen Heidi herkesi şaşırtmayı başaracaktır.Dahası ormanda büyük bir salıncak olduğunu söyleyen bu gizemli adam,bahçelerinde de para dolu bir çuvalın varlığından söz etmektedir.Joyce ise tıpkı geçmişte kız kardeşi Lisa'nın da başına geldiği gibi Heidi'nin bazı kadim yeteneklere sahip olmasından ve bu nedenle aslında var olmayan kişilerle ilişki kurabildiğinden şüphelenmektedir.Kızının normal,sağlıklı bir çocuk olduğunu düşünen Lisa ise buhranlı bir dönemin eşiğindedir.Zira evlerinden yalnız olmadıklarını hisseden kahramanımız,Heidi'nin de Mr.Gordy isimli biriyle sık sık konuştuğunu ve arkadaşlık ettiğini söylemesi üzerine panikleyecektir.Öte yandan evin mazisini araştırmaya başlayan Lisa,Peder Jones'un yardımları ile burada eskiden Mr.Gordy isimli kötü şöhrete sahip birinin yaşadığı bilgisini edinecektir.Dahası uzun yıllar evvel bu evin,kölelerin kaçış yolu olan gizli bir yer altı tüneli üzerinde konumlandığını,onlarca kölenin özgürlüğü için bu yolu katettiğini öğrendiğinde ise iyiden iyiye rahatsız olacaktır.Yer altında gizli,karanlık sırlarla yüzleşmek hiç de kolay olmayacak...


İyi;Gizem seviyesi yeterli düzeyde.Serinin ilk filminde"The Haunting in Connecticut (2009)" olduğu gibi yine içi dolu bir kurgu bizleri bekliyor.Oyunculuk,mekan ve atmosfer tatmin edici.
Kötü;Kurgunun klişe olması başlıca eksilerini oluşturuyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Şubat 2013 | Etiketler : | | | |

Mama (2013)

Mama (2013)
Guillermo del Toro gibi usta bir ismin desteğini alarak Andrés Muschietti yönetiminde vizyona giren tipik İspanyol korku sineması ezgileriyle süslü "Mama",2013 yılının ilgi odağı yapımlarından biri olacağa benziyor.İyi seyirler...
Anne ve babalarını kaybeden iki küçük kız ormanda yalnız başlarına yıllarca yaşarlar.Amcaları ise onları bulma ümidini hiç kaybetmemiştir ve sonunda bulmuştur da.Ancak kızların yeniden hayata adapte olabilmeleri kolay gözükmez ve ikisi de ormanda yaşadıkları süre boyunca kendilerini koruyan ve "Mama" diye adlandırdıkları bir varlıktan bahsetmektedirler.Amcaları Lucas ve kız arkadaşı Annabel kızları yanlarına alırlar, fakat çift bir süre sonra evlerine sadece küçük kızları mı misafir ettiklerini merak etmeye başlar. Annabel çocukları normal bir hayata alıştırmaya çalışırken, evlerinde bir kötülüğün var olduğundan iyiden iyiye emin olmaya başlar.Bu kötülüğün kaynağını öğrenmeye çalışan kahramanımız,ortaya çıkan gerçekle yıkılır.Bununla beraber kızların ormanda yaşamasını sağlayan varlığın nefretini kazanır.Peki Annabel hem kızları koruyup hem de bu varlığı alt edebilecek midir ?


İyi: Filmin başlarında gizem havası izleyiciyi yakalamayı başarıyor.
Kötü: Son bölüm drama tadında,gereksizce uzatılmış ve kesinlikle beklentilerin altında kalmış.
Editör'ün Puanı

(Bu inceleme Can Sarpkaya tarafından After Dark Horror Movies için hazırlanmıştır.)
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ocak 2013 | Etiketler : | | | | |

The Woman in Black (2012)

The Woman in Black (2012)
Yakın zaman önce büyük bir acı yaşayarak oğlunun doğumu sırasında eşini kaybeden genç avukat Arthur,büyük yıkım yaşamaktadır.Özel hayatının yanı sıra iş hayatının da büyük çalkantılar yaşayan kahramanımız,iş verenleri tarafından kendisini ispatlaması için Londra dışındaki gizemli bir kasabaya gönderilir.Görev basittir uzun süre evvel terk edilmiş bir malikanenin satışı için gerekli belgeleri toplamalıdır.Lakin Arthur'u beklentilerinin oldukça dışında buhranlı günler beklemektedir.
Kasabaya ulaşan kahramanımız ahalinin tuhaf tavırlar sergilemesi ve daha ilk dakikadan istenmeyen adam ilan edilmesi ile büyük tedirgin yaşar.Zira kalacak yer dahi bulamayan Arthur batıl görüşlere sahip kasabalılar içerisinde sadece Bentley isimli zengin bir adamla yakınlık kurar.Bentley yıllar önce oğlunu kaydetmiş talihsiz biridir.Arthur'a yardım ederek satışını gerçekleştireceği eve götüren Bentley;ne olursa olsun rasyonel düşünceden uzaklaşmadan kasabalıların söylemlerine karşın mantıklı davranmasını ister.Şöyle ki satışı için uğraştığı evde yıllar öncesinde hor görülen,büyük acılar yaşayan siyahlar içerisinde bir kadının halen yaşadığını söylenmektedir.Dahası ne zaman ki siyahlar içerisindeki kadın ortaya çıkarsa,kasabalılardan birinin çocuğu gizemli  şekilde ölmektedir.
Evin hikayesini öğrendikten sonra bir an önce işini hallederek Londra'ya dönmenin planlarını yapan Arthur,metafizik olaylar yaşamaya başlar.Evde geçirdiği yalnız saatler sırasında bahsi geçen siyahlı kadını gören kahramanımız zaman kavramını yitirmeye başlar.Oğlunun cuma günü yanına geleceğini unutan Arthur,siyahlı kadının dehşet saçtığı kasabadan bakalım çok sevdiği oğlu ile beraber sağ salim çıkabilecek mi?


İyi;Atmosfer ve kostümler oldukça başarılı.Bu yapımı sevenler yine benzer tarzda olan The Awakening (2011) filmini de izleyebilirler...
Kötü;Klişe hayalet hikayelerinden biri olduğunu söyleyebilirim.Maalesef bu konuda yönetmen bizi şaşırtamıyor.Her ne kadar 2012'nin iddialı yapımları arasında olduğu söylense de bu sıfatı hak etmeyen vasat bir yapım olduğunu da ekleyeyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | | |

Ghost Ship (2002)

İtalyan yapımı devasa transatlantik gemisi Antonia Graza 1962 yılında Amerika açıklarında hiçbir acil durum sinyali vermeksizin ansızın ortadan kaybolmuştur.O günden günümüze halen batmama olasılığına karşın pek çok gemici,zamanının çok ötesinde olan lüks gemiyi bulma hayali kurmaktadır.Zira uluslar arası sularda sürüklenerek bir yerlerde olma şansı olan Antonia Graza,deniz yasalarına göre buluna ait olacaktır...
Murphy kaptanlığında Epps,Dodge,Greer,Santos ve Munder;Arctic Warrio isimli römorkör kurtarma gemileri ile profesyonel olarak açık denizlerde hizmet vermektedir.Oldukça başarılı bir ekibin parçası olan kahramanlarımız günün birinde Ferriman isimli bir gencin teklifi ile bu sefer çok daha fazla para kazanacaklarını düşündükleri büyük bir işin parçası olurlar.Ferriman pilot olduğunu söyleyerek Bering boğazı çevresinde devasa bir geminin bulunduğu ve Murphy ile ekibinin kendisine yardım etmesi takdirinde zengin olacaklarını vaadeder.Karlı teklif sonrasında hemen işe koyulan kahramanlarımız Ferriman'ı da yanlarına alarak Arctic Warrio isimli kurtarma gemileri ile yola koyulurlar.Buldukları şey tahmin ettiklerinden de daha değerlidir.Zira yaklaşık kırk yıl önce ansızın ortadan kaybolan dönemin en lüks gemilerinden Antonia Graza karşılarında durmaktadır.
Sahil güvenliğe haber vermeksizin uluslar arası sularda buldukları bu muhteşem gemiyi römorkörleri ile çekerek parayı eşit olarak paylaşmayı düşünen kahramanlarımızın önünde aşmaları gereken ufak bir engel bulunmaktadır.Yaptıkları incelemeler sonrasında geminin alt bölümünden su alarak yavaş yavaş battığını fark eden Murphy ve ekibi önce onarıp sonrasında tonajını düşürecekleri Antonia Graza'yı çekmeyi planlarlar.Lakin gemiye adım attıkları andan itibaren tuhaf olaylar yaşamaya başlayan kafilemiz,bir şeylerin yolunda gitmediği hususunda emindir.Sanki gemi de onlar gibi soluk almakta,anı yaşamaktadır.Halihazırda son derece mistik olduğunu düşündükleri gemiden ürkmeye başlayan kahramanlarımız,bir an önce işlerini bitirip geri dönme amacı gütmektedir.Ancak kamaraların birinde buldukları külçe altınlar sonrasında fikirlerini değiştirirler.Artık gemi umurlarında değildir sadece altınları alarak eve dönmek istemektedirler.Tabii her şey yolunda giderse...


İyi;Kurgu gayet başarılı.Nispeten eski bir yapım olduğu düşünülse de hafızalarda yer edinecek bazı sahnelere sahip.90'larda çocukluğunu yaşayan kesimin Lanetli Tepe ile beraber favori korku-gerilim yapımlarından biri.
Kötü;Daha ilk sahnesinden izleyicinin ilgisini çekmeyi başaran bir yapım olsa da ufak mantık hataları yok değil.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Haziran 2012 | Etiketler : | | | | |

The Haunting in Connecticut (2009)

 Campbell ailesinin oğulları Matt’in rahatsızlığına çözüm bulmak amacıyla tedavi merkezine yakın,Connecticut yöresinde gizemli bir eve taşınması ve akabinde meydana gelen doğa üstü olaylar anlatılıyor.Tipik amityville,lanetli ev konseptine sahip yapım izleyebileceğiniz ideal alternatiflerden biri olarak göze çarpıyor.
Kanser hastası Matt, gün geçtikçe ailesinin gözlerinin önünde erimektedir.Sara oğlu Matt’in sağlığına kavuşabilmesi için oldukça pahalı bir tedavi yöntemi olan kemoterapiyi,her ne kadar aile bütçelerini aşsa da büyük bir özveri ile karşılamaya çalışır.Ayrıca sürekli tedavi için yaşadıkları kasabanın bir hayli uzağındaki bir sağlık merkezine yolculuk etmek zorundadırlar.Sara,Matt’in tedavisinin ardından yeniden uzun bir yolculuk ile eve dönüşlerinin,Matt’in tedavisini olumsuz etkilediğinin farkındadır.Bir gün yine sağlık merkezinden araba ile evlerine dönerlerken yolda bir hayli ağırlaşan Matt,kusmaya başlar.Oğlunun bu durumu Sara’nın artık canına tak eder ve sağlık merkezinin hemen yakınlarındaki Connecticut kasabasından bir ev tutarak buraya yerleşmeyi düşünür.Hemen o gece yarısı uzun uğraşlar sonrasında biraz bakımsız ancak geniş ailelerinin sığabileceği,normalde olması gereken fiyatın bir hayli altında olan bir evi kiralar.
Peter,çocuklarla beraber yeni evlerine ulaşır.Sara ve Matt yeniden bütün aile beraber oldukları için bir hayli mutludur.Eee aile geniş olunca öncelik Matt’e verilmek üzere,çocukların odaları paylaşması istenir.Matt beklenilenin aksine evin bodrum katındaki köhne bir odada kalmayı tercih eder.Tercihinin sebebini ise annesine oda beni seçti diyerek açıklar.İşte Matt’in bu odaya yerleşmesi ile evde garip olaylar yaşanmaya başlayacaktır.Matt evde geçirdikleri birkaç günün ardından sürekli olarak kabuslar görmeye başlar.Bu sırada tedavisine devam edilen Matt’in doktoru,daha sancılı ve ağrılı olan kemoterapinin yerine Sara’nın da onayını alarak ilaç tedavisine başlar.Bu tedavi her ne kadar hasta açısından daha iyi bir seçenek olsa da  doktorun vurguladığı olası halüsinasyonlar nedeniyle Matt ve ailesini son derece dikkatli olmalıdır.
Peter’in işleri nedeniyle eski kasabalarına dönmesi ile evin bütün problemleri ile tek başına ilgilenmeye başlayan Sara zamanla Matt’in durumundaki garipliği fark edecektir.Dahası Matt’in odasındaki gizemli bölümü keşfettiklerinde ise bu evin neden bu kadar ucuza mal olduğu anlaşılacaktır.Evin oldukça karanlık kötü bir mazisi vardır.Ailesini korumak için elinden geleni yapmaya hazır olan Sara ise Popescu isimli manevi gücü yüksek gizemli bir adamdan yardım alacaktır.


İyi;Kurgu gayet başarılı,gerilim düzeyi oldukça iyi.Tipik lanetli ev temalı yapımlar arasında izlemenizi tavsiye edebileceğim en iyi alternatiflerin başında geliyor.Bu filmi sevenler The Amityville Horror (2005) ve The Messengers (2007) yapımlarına da göz atabilirler... Kötü;Sonuç olarak başarılı bulduğumu söylesem de klişe kurgu filmin en büyük eksisi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Haziran 2012 | Etiketler : | | | | |

Solstice (2008)

Konu olarak klişe olmayan sıra dışı bir hayalet hikayesi “Solstice” ikiz kız kardeşi olan Sophie’nin intiharı ile sarsılan Megan’ın yaşadığı bir takım gizemli olayları işliyor.Öyle ki Megan ve Sophie beraber katıldıkları bir eğlencenin gecesinde;Sophie son günlerde yaşadığı depresyonun sonrasında,hiçkimse ile bir şeyler paylaşmadan bir anda intihara etmesi,başta Megan olmak üzere bütün arkadaşlarını derinden yaralamıştır.
Bu üzücü olayın bir yıl sonrasında samimi arkadaşlarıyla beraber,yeniden ikizi ile doğup büyüdüğü eve,bu sefer kafasını dağıtmak ve eğlenmek için gelen Megan;bir nebze olsun yaşananları unutmak niyetindedir.Christian,geçmişte Sophie’nin erkek arkadaşıdır ve her zaman onunla iyi geçinmiştir.Megan ise daima ikizi ve Christian arasındaki güzel ilişkiye imrenmektedir.Ekibi toplayan gençler arabalarıyla şehrin bir hayli dışında,göl kenarındaki Megan’ın ailesine ait eve doğru yola çıkarlar.Mevsimin son derece elverişli olması ve yakında gün dönümünün gelecek olması sebebiyle coşkuyla eğlenmeye başlayan gençler,bir yandan da Megan ve Christian’ın yakınlaşmasına şahit olacaktır.
Zamanında beraber aynı odada kaldıkları ikizi Sophie’nin eşyalarını toplamaya başlayan ve onu unutmanın yollarını arayan Megan,bu sırada Sophie’e ait bir anahtarlığa rastlayacaktır.Başlarda önemsemeyip anahtarlığı da diğer eşyalar gibi bir kolinin içerisine tıkıştıran Megan,aynı günün gecesinde kardeşi Sophie ile ilgili korkunç kabuslar görmeye başlayacaktır.Dahası gecenin bir yarısında evin bahçesindeki arabalarından gelen sesler nedeniyle irkilen kahramanımız;arabaya ulaştığında kaldırıp paketlediği anahtarlığı yeniden karşısında görünce bir hayli şaşırır.Bu anahtarlıkta neyin nesidir?Acaba ucundaki anahtar neyin kilidini açacaktır?Sophie ikiz kardeşi Megan’a anahtarlık vasıtası ile bir şeyler mi anlatmaktadır?
Yaşadığı sıra dışı olayları ilk önce Christian ile paylaşmaya çalışan Megan,onun her şeyi unutmaya yönelik tavrından sıkılmaya başlamıştır.Eve yerleşmeden hemen önce alış verişi için uğradıkları markette,Nick isimli maneviyatı yüksek bir gençle tanışan Megan,belki de aradığı psikolojik desteği ondan bulacaktır.Nick,büyük annesi voodoo büyüleri yapan,ölüler ve onlarla ilgili pek çok makale okumuş bu konularda bilgi sahibi,genel olarak da çalışkan bir gençtir.Üstelik Megan’ı ilk gördüğünden beri onun bir sıkıntısı olduğunu hissetmektedir.Bir gün yine alışveriş için Nick’in çalıştığı markete uğrayan Megan,akşam evinde vereceği parti için onu da davet eder.Akşam partide eğlenen gençler,gecenin bastırması ile Nick’in önerisi üzerine ufak bir voodoo seansı yaparak,Megan’ın yaşadığı psikolojik buhranlara çare bulma arayışındadırlar.Ürpertici bir sonla bitecek olan bu seans sonrasında keyfi kaçan kahramanlarımız odalarına çekilirler.Gecenin sonunda Nick’in önerisi ile anahtarlığı beyaz bir beze sararak toprağa gömen Megan,anahtarlığın üzerindeki olası bir lanetten kurtulmanın peşindedir.

İyi;Başarılı bir hayalet hikayesi olduğunu söyleyebilirim.Kurgu oldukça ilgi çekici ve kesinlikle sıkılmanıza izin vermiyor.
Kötü;Olayın biraz daha psikolojik gerilim yönü vurgulansa ortaya daha iyi bir şeyler çıkabilirmiş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Haziran 2012 | Etiketler : | | | |

The Pact (2012)

Annie,annesinin vefatının ardından çocukluğunun geçtiği eve dönmeye karar vermiştir.Geçmişte ailesine ait bu evde pek de hoş anıları olmayan kahramanımız,kız kardeşi Nicole'ü de ikna ederek annelerine karşı son görevlerini yapma niyetindedir.San Pedro'ya ulaşan Annie kız kardeşinden haber alamayınca,kuzeni Liz'le iletişim kurar.Ancak kuzeni de kız kardeşinin nerede olduğunu bilmemektedir.Dahası sanki yer yarılmıştır da içine girmiş gibi hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştur.
Kız kardeşini bulabilmek için bir süre daha annesinin evinde kalmayı planlayan kahramanımız bir takım paranormal olaylar yaşamaya başlayacaktır.Sanki evde kendisinden başka biri daha yaşamakta,sürekli birilerinin nefesini ensesinde hissetmektedir.Geceleri sebepsiz yere düşen cisimlerden,kabuslarla dolu uykulardan ve sürekli bir şeylerin peşinde olduğu düşüncesinden sıyrılamayarak daha fazla evde yalnız kalamayacağına karar veren Annie,kuzeni Liz'in yanında kalmasını ister.Lakin aynı günün gecesinde Liz'in de ansızın ortadan kaybolması bardağı taşıran son damla olmuştur.Evde yolunda gitmeyen bir şeyler vardır...
Evden çıktığı gibi paldır küldür polisleri çağıran kahramanımız,öncesinden kız kardeşinin şimdi ise kuzeninin ortadan kaybolduğunu,evde doğa üstü bir şeyler olduğunu söylese de ciddiye alınmaz.Olayla ilgilenen dedektif Bill Creek ise Annie'i yanına alarak araştırma için eve gelmiştir.Evin içerisinde gizli bir oda olduğunu keşfeden ikilimiz geçmişin kirli sırları ile yüzleşmek zorunda kalacaktır.Tüm çocukluğu boyunca annesiyle bu evde yaşamasına rağmen bu odanın varlığından haberi olmayan Annie ise eski bir lise arkadaşından yardım alma yolunu seçecektir.
Sıradan insanların göremediği bazı ruhani şeyleri görebilen Stevie ile beraber bir kez daha evin yolunu tutan kahramanımız,keşfettikleri malum odada bazı güçlerin kendisine bir şeyler anlatmak istediğini fark edecektir.Odada transa geçen Stevie'nin ise dudaklarından dökülen tek sözcük "Judas" olacaktır.Judas'ın kim olduğu ve annesiyle nasıl bir bağlantısı olduğunu araştırmaya başlayan Annie kendisini oldukça tuhaf gizemli bir hikayenin içerisinde bulacaktır.


İyi;İlk çeyreği bir kenara koyarsak oldukça sürükleyici,kurgunun seyirciyi yakalamayı başardığı yapımlardan biri olduğunu söyleyebilirim.Mekan betimlemesi başarılı,tipik hayalet hikayelerinden sıyrılmayı başarıyor.
Kötü;İlk çeyrek sıkıcı,hikaye orijinal değil.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Haziran 2012 | Etiketler : | | | |

100 Feet (2008)

Kısa bir süre evvel hapishaneden şartlı tahliye ile salınan Marnie,kendisine şiddet gösteren kocasını nefsi müdafaa sonrası öldürmüştür.Kocası Micheal’ın ölümünün akabinde hapishaneye yatırılan kahramanımız,belli bir sürenin ardından şartlı tahliye ile cezasını ev hapsine çevirmeyi başarmıştır.Ayak bileğine bağlanan elektronik bir kelepçe ile 100 adımlık alan içerisinde serbest gezmesine izin verilen Marnie,öldürdüğü eşi Micheal’ın ortağı olan Shanks tarafından da yoğun gözetim altındadır.
Hapishanede geçen uzun ayların ardından yeniden evine dönme şansını yakalayan kahramanımız,her ne kadar burada kendisini daha özgür hissetse de aslında yine de bir tutsaktan farksızdır.Evde geçirdiği birkaç gecenin sonrasında iyiden iyiye sıkılmaya başlayan Marnie,bir de Micheal’ı öldürdüğü köşedeki kan lekesinin,temizlemesine rağmen yeniden ortaya çıkması ile psikolojik olarak zor anlar yaşamaktadır.Semt marketinin servis görevlisi olan Joey ile tanışan kahramanımız,yaşadığı büyük yalnızlığın içerisinde kendisini anlayan tek kişi olarak onu görmektedir...
Yine bir gece evde uyumaya çalışan Marnie,bir anda karanlığın arasından bir suretin kendisine saldırması ile dehşet dolu anlar yaşar.Peki ama bu surette neyin nesidir?Hayalet?Ertesi gün sabahtan Marnie’nin evine gelen Shanks rutin bir kontrol olarak,eve göz atmak istemektedir.Ancak evden ziyade Marnie’nin yüzündeki morluklar ve çürük izleri Shanks’in daha çok dikkatini çekmeyi başarmıştır.Sürekli olarak Marnie’nin evini gözetleyen kahramanımız,eve giren çıkan olmadığı halde nasıl olur da onun bu hale gelebileceği konusunda ciddi endişelere sahiptir.İlk aklına gelen ise ortağı Micheal’ın başka biri tarafından öldürülüp,suçun Marnie tarafından üstlenildiğidir.Yani gizlice eve giren birisi ya da birileri Marnie’yi tehdit edebiliyor,hatta gerçeğin açığa çıkmaması pahasına ona işkence ediyor olabilirler.
Shanks’ın tüm baskılarına rağmen evde yalnız olduğunun kararlılıkla altını çizen Marnie,Micheal’ın hayaletinin evde dolaştığını ve kendisinden intikam almaya çalıştığını söyler.Shanks bu iddiaları komik bulsa da ortada esrarengiz bir olay olduğu açıktır.Joey’un yardımı ile kütüphaneden hayaletler hakkındaki yazılan kitaplara ulaşan Marnie,ilk olarak Micheal’ı ait bütün eşyaları evden uzaklaştırarak ondan kurtulmayı umar.Sonrasında ise evi tütsüler.Ancak ne yazık ki takım elbiseli hayalet suretindeki Micheal,hız kesmeden Marnie’nin başına bela olmayı sürdürmektedir.Ne yapıp etse de Micheal’ın hayaletinden kurtulamayan kahramanımız,en sonunda ona ait gizli bir eşyanın evde olabileceğini düşünmeye başlar.Bakalım bu eşya teorisi Marnie’nin kurtuluş yolu olabilecek midir?

İyi;Son derece başarılı tek mekan filmlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.Bu filmi sevenler The Resident (2011) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;Efektler daha iyi olsa (yani yapım bazı sahneler de aksiyon yerine paranormal olarak konumlandırılsa) çok daha iyi bir iş ortaya çıkabilirmiş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Haziran 2012 | Etiketler : | | | |

Pulse (2006)

Pulse (2006)
Josh ve Zieglar bir telekom projesi üzerinde çalışırlarken,daha önce bilinmeyen yeni bir kablosuz ağ olduğunu keşfederler.Ağ üzerinden araştırmalarını yöneten kahramanlarımız ne yazık ki çok geçmeden dünyevi olmayan sıradışı olaylar yaşamaya başlayacaktır.Çalıştıkları labaratuvarlarında kameralara yansıyan paranormal görüntüler ve sinyalle çalışan cep telefonu,bilgisayar,pda gibi cihazlarında anormallikler saptayan ikilimiz en nihayetinde nasıl bir belaya bulaştıklarını öğreneceklerdir.Ancak virüsü durdurabilmek için yeterli cesareti gösteremeyen Zieglar,kendisini izole ederek çevresinde olan bitenleri kaygı ile izlemektedir.
Josh'ın hareketlerindeki garipliklerden ve kendisine zaman ayırmamasından şikayetçi olan Mattie,günün birinde erkek arkadaşı Josh'ın gönderdiği anlamsız mesajlar sonrasında onu evinde ziyaret etmeye karar verir.Josh'ın evine ulaşan kahramanımız,sanki aylardır burada hiç kimse yaşamamış izlenimine kapılacaktır.Zira ev çok havasız olup,dolaptaki yiyecekler çürümüş,son derece dağınık bir ortam hakimdir.Çalışan bilgisayara göz attıktan sonra ansızın Josh'ın arkasında belirmesi ile panikleyen Mattie,ne yazık ki çok sevdiği erkek arkadaşının oracıkta intihar edişini izlemek zorunda kalacaktır.
Zamanla kampüsteki herkesin tuhaf tavırlar sergilemeye başladığını ve şehirdeki intihar vakalarının hiç olmadığı kadar arttığını öğrenen Mattie,Dexter ile beraber olayların perde arkasını aralamak istemektedir.Şehirde ise kaos hakimdir ve bir şeyler yapmak istiyorlarsa bir an önce harekete geçmelidirler.Anahtar ise Zieglar'dan başkası değildir.


İyi;Eh işte denebilecek vasat bir yapım.
Kötü;Kurgu vasat,oyunculuk idare eder,birkaç sahne dışında efektler ve animasyonlar da yetersiz.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Mayıs 2012 | Etiketler : | | |

Fertile Ground (2011)


Mutlu bir birlikteliği olan Nate-Emily çifti,Emily'nin sıkıntılı hamilelik dönemi sonrasında bebeğini kaybetmesi ile şehirden ayrılayarak küçük bir kasabadaki Nate'in ailesine ait tarihi bir eve yerleşirler.Emily'nin yaşadığı buhranlar ve sorunlu hamilelik dönemi sonrasında çocuğunu yitirmesi ile ilişkilerinde epey sorunlar yaşayan ikilimiz,şehirden uzaklaşma fikrinin kendilerine iyi geleceğini düşünmektedir.
Eve yerleşen genç çiftimiz çevreyi yadırgamadan ilişkilerini rehabilite etmek için baş başa zaman geçirme arayışındadırlar.Lakin çok geçmeden Emily'nin çeşitli paranormal olaylar yaşaması ve evin içerisinde yalnız olmadıklarını düşünmesi,Nate cephesinden pek hoş karşılanmayacaktır.Evin bodrumundaki eski bir sandığın içerisinde Nate'in ailesine ait bazı sırların ortaya çıkması,Emily üzerindeki baskıyı giderek arttırmaktadır.Kazara evlerinin bahçesinde çok eski zamanlardan kalma bir cesedin kalıntılarını keşfeden Emily ,artık bir şeylerin ters gitmeye başladığından emindir.
Evin mazisini öğrenmek üzere kasabaya inen kahramanımız,gerçekten de bu evde geçmişte tuhaf olaylar ve cinayetlerin yaşandığını öğrenecektir.Nate'in fikri üzerine yeni evlerinde arkadaşlarını ağırlamak üzere ufak bir parti düzenleyen genç çiftimiz,ne yazık ki tatsız olaylar yaşamaya devam edecektir.Emily'nin tuhaf tavırları sonrasında giderek ondan uzaklaşmaya başlayan Nate,eve bile uğramaz olmuştur.Sürekli işleri ile ilgilenen kahramanımız,eşinden ve evle ilgili can sıkıcı söylemlerinden sıkılmaya başlamıştır.Başının çaresine bakmak zorunda olan Emily'i ise epey zorlu anlar beklemektedir...


İyi;Mekan,çekim teknikleri vs başarılı.
 Kötü;Zaman zaman epey sıkan buhranlı bir yapım olduğunu ekleyeyim.Kısaca vasat.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

The Awakening (2011)

Yıl 1921, I.Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında Britanya'da bir milyondan fazla insanın savaşlar ve salgınlar nedeniyle öldüğü dönemde,halkın büyük çoğunluğu kayıplarını hafiflemek ve yaralarını sarmak umuduyla doğaüstü hayaletlere inanma eğilimindedir.Cambridge mezunu Florence ise dönemin oldukça zeki bayanlarından biri olup,doğaüstü güçler ve hayaletler üzerine yoğunlaşmıştır.Aynı zamanda yazar olan kahramanımız,zamanının çoğunu insanların umutlarını manipüle eden şarlatan hayalet avcılarıyla uğraşarak geçirmektedir.Kendine has yöntemleri ile hileler yaparak hayaletlerle iletişim kurduklarını söyleyen kişilerin gerçek yüzünü halka gösteren Florence,işinde oldukça başarılı,saygın genç bir bayandır...
Günün birinde Robert isimli eski bir savaş gazisinin kendisinden yardım istemesi üzerine,yatılı bir erkek okulundaki gizemli hayalet olayını çözmek üzere yolan çıkan kahramanımız,her zaman olduğu gibi işin hilesini bularak küçük çocukları korkutan yüksek ihtimalle okul çalışanlarından biri olan düzenbazı bulacağını düşünmektedir.Yatılı okulun ise oldukça ilgi çekici bir mazisi vardır,ancak asıl yoğunlaşılan nokta çocuklardan birinin(Walter) hayalet gördüğünü söyledikten kısa bir süre sonra hayata veda etmesidir.Okula girdiği andan itibaren sezgisel olarak burada yaşanmış bazı olayları hissetmeye başlayan Florence,okulun hizmetkarı Maud ve Robert'in yakın ilgisi ile işine odaklanmayı başarır.Hayaletin görüldüğü sınıflara çeşitli düzenekler kurarak sonuca ulaşmayı uman kahramanımız,zamanla paranoyaklaşmaya başlayacaktır.Zira merdivenlerde koşuşturan çocuk suretleri ve sürekli karşısına çıkmaya başlayan okulun minyatüründeki tuhaflıklar giderek can sıkıcı olmaya başlamıştır.
Walter'ın ölümünün hayaletlerle ilgisi olmadığını saptayarak,sömestir dönemi girmeden olayı çözen kahramanımız,çocukların da okuldan ayrılması sonrasında işini layıkıyla yapmanın verdiği özgüvenle eve dönüş hazırlıklarına başlamıştır.Lakin Florence çocukların gitmesi sonrasında ailesi olmadığı için okulda kalmaya devam eden Tom ile yakınlaşmış onda bazı garipler sezmiştir.Günün devamında okulda dehşet dolu anlar yaşayan kahramanımız,halen hayalet mevzusunun çözümlenmediğinin farkına varacaktır...

İyi;Atmosfer,mekan.
Kötü;Ağır tempo,sıkıcı geçişler.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Mart 2012 | Etiketler : | | |

The Grudge 3 (2009)

Seriyi izleyenlerin anımsayacağı üzere lanet Tokyo'da sınırlı kalmayıp,Amerika topraklarına taşınmıştı.Kayako'nun evine girsin girmesin artık herkes büyük bir tehdit altında.Kayako'nun giderek artan öfkesini ise sonsuza dek dindirebilecek tek kişi olan Japon bir bayan,lanetin konuşlandığı Chicago'daki apartmanın yolunu tutmuştur...
Malumunuz apartmandaki ölümlerin ardından binada sadece birkaç aile yaşamaya devam etmektedir.Max ve kız kardeşleri(Lisa ve Rose) hem binanın ufak tefek eksikleriyle ilgilenmekte hem de mal sahiplerinin yeni kiracılar bulmasına aracılık etmektedirler.Abisi Max ve hasta kardeşi Rose'u yarı yolda bırakarak kendi hayallerinin peşinden gitmeyi planlayan Lisa ise ayrılık için uygun zamanı kollamaktadır.Lakin genç ailemizin kendi hallerinde takıla dursunlar,binada yaşayan diğer apartman sakinleride şüpheli şekillerde ölmeye başlamıştır.Minik Rose ise binada dolaşan beyaz tenli asyalı bir çocuktan söz etmektedir.(Toshio)
Kayako'nun lanetini bertaraf etmek için Japonya'dan Max ve ailesinin yaşadığı binaya gelen Naoko (aynı zamanda Kayako'nun kız kardeşi) Lisa'yı başlarına gelecekler konusunda uyarlamaya çalışsa da yeterince ikna edici olamaz.Dahası ölümün kol gezdiği apartmanda eğer tılsım yok edilemez ise lanet daha da güçlenecek ve bölgede yaşayan herkes için tehdit oluşturacaktır.Medyum annesinin ayinlerine benzer şekilde  kötü ruhu defetmek için Lisa ve kardeşi Rose'a ihtiyacı olan Naoko bakalım üstlendiği misyonda başarılı olabilecek midir?
Serinin diğer filmleri ;

İyi;Oldukça vasat,olumlu şeyler söylemek çok zor.
Kötü;Serinin ilk iki filminin ardından ticari kaygılarla çekilmiş vasatı geçemeyen bir yapım olduğunu söylemeliyim.Oyunculuk,makyajlar,kurgu tamamı başarısız.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Mart 2012 | Etiketler : | | | |