Güncel İncelemeler;

Slumlord (aka 13 Cameras) (2015)

Slumlord (aka 13 Cameras) (2015)
'Kayıtlara göre son on yılda, otuz milyondan fazla kamera gözetleme sistemi satılmıştır. Geçen yıl sekiz binden fazla insanın, kendi evlerinde bilgileri dışında izlendikleri tespit edilmiştir.'
Yeni evli bir çift olan Claire ve Ryan bütçelerine uygun bir ev kiralamak için arayışa girerler. Öncesinde pek aşina olmadıkları bir muhite taşınmayı düşünen kahramanlarımız, gözlerden uzak kalmanın ilişkileri için de iyi olacağını düşünmektedir. Gerald isimli bir ev sahibi vasıtasıyla keselerine uygun bir ev tutan gençler zaman kaybetmeden taşınma merasimini hallederler. 
Slumlord (aka 13 Cameras) (2015)
Hamileliğinin son dönemlerine yaklaşan ve zamanının çoğunu tek başına evde geçirmek zorunda kalan Claire, Ryan'ın ofis işlerine fazla vakit ayırması sebebiyle zaten halihazırda inişli çıkışlı olan ilişkileri içerisinde konforsuz hissetmektedir. Ev sahibi yaşlı ve pasaklı Gerald'ı görüntüsü itibariyle ürkütücü bulan Claire, onu evden olabildiğince uzak tutması için Ryan'ı tembihler. Ryan ise zararsız ve kendi halinde gördüğü Gerald'ı dert etmemesini ve doğumu yaklaşan bebeklerine odaklanmalarını gerektiğinde ısrarcıdır. Öte yandan son dönemlerde Ryan'ın kedisinden uzaklaştığı hisseden ve fiziksel olarak da hamileliğin kendisini çok çirkinleştirdiğini sürekli dillendirmeye başlayan Claire, huzursuz bir gebelik dönemi geçirmektedir. Ailesinden ve arkadaşlarından ayrı kalması giderek yalnızlaşmasına sebep olmaktadır. Günün birinde kahramanımız yine evde bir başına takılırken zili çalar. Hoş ve genç bir bayan olan, Ryan'ın asistanı Hannah kapıdadır...


İyi; Gerilim seviyesini dozunda bulduğum, sürükleyici aynı zamanda rahatsız edici bir yapım. Oyunculuk ve kurgu başarılı, konusu itibariyle ilgi çekici bir alternatif. Ayrıca yönetmenin el kamerası çekimleriyle sınırla kalmayıp farklı formatlarda iş çıkarması da kayda değer.
Kötü; Tahin edilebilir senaryo ve sürprizlere yer verilmemesi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Nisan 2016 | Etiketler : | | | |

Return to Sender (2015)

Return to Sender (2015)
Genç ve güzel bir hemşire olan Miranda,küçük bir kasabada tek başına yaşamaktadır.Günün birinde kız arkadaşlarının birinin tavsiyesi üzerine tanımadığı bir adamla (Kevin) randevulaşan kahramanımız,şık görünebilmek için son hazırlıklarını yapmaya başlar.Buluşma saatinden erken gelen kavalyesi görüntü ve hal-hareketleriyle Miranda'ya tedirgin eder.Kahramanımız çok geçmeden kendisi için gelen kişinin Kevin olmadığını anlayacaktır...
Return to Sender (2015)
Kendi evinde şiddet ve cinsel istismara uğrayan Miranda için artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır.Hayat dolu işini severek yapan bir hemşireyken şimdi ise kendisini yapayalnız hisseden çaresiz bir kadına dönüşmüştür.Yaşadığı zor dönemi babasının desteği ile atlatmaya çalışan kahramanımız,tecavüzcünün yakalanmasıyla bir nebze olsun huzur bulur.Ancak yine de ne işine odaklanabilmekte ne de eskiden neşeyle yapabildiği hobilerine zaman ayırabilmektedir. Olay gününden kara bir leke olarak kalan evini ise ne kadar uğraşsa da bir türlü satamamaktadır.Emlakçının tavsiyesi üzerine evi alıcılara hoş göstermek için bir takım düzenlemeler ve tamiratlar yapan kahramanımız bir an evvel rehabilite olmak için özveri göstermektedir.Tüm bunlar yetmezmiş gibi şiddete uğradığı günden arta kalan fiziksel bozukluklar da yakasını bırakmamaktadır.Sağ elindeki seğirme işini yapmasına engel teşkil edecek duruma gelmiştir.Tüm bunlarla başa çıkmaya çalışan kahramanımız diğer yandan da kendisini istismar eden Willian ile mektuplaşmaya başlar.Willian ile arasında bağ kurmayı başaran Miranda,Stockholm sendromu benzeri bir ilişkiye meyleder.Sık sık hapishaneye giderek onu ziyaret etmeye başlar.Öte yandan Willian'ın şartlı tahliyesi de yaklaşmaktadır...
İyi;Gone Girl (2014) filmiyle kendisini izleyenlere hayran bırakan Rosamund Pike yine yakın bir karakter ve rolle karşımıza çıkıyor.Oyunculuk ve karakter seçimleri olarak başarılı bir gerilim filmi.
Kötü:Sıkıcı senaryo ve finalin soyut kalması başlıca eksiler.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Haziran 2015 | Etiketler : | | | |

Savaged (2013)

Savaged (2013)
Zoe,işitme engelli genç bir bayandır.Sevgilisiyle (Dane) buluşmak için ablasına otobandan ayrılmayacağının sözünü vererek uzun bir yolculuğa koyulan kahramanımız,mola verdiği yerlerde fotoğraflar çekerek seyahatine devam eder.Yine fotoğraf çekmek için duraksadığı New Mexico sınırında in-cin top oynarken yanlış yerde yanlış zamanda bulunan Zoe,kanlı cinayetlere şahit olur...
Savaged (2013)
Kurbanlardan birine yardım etmeye çalışırken zorbaların eline düşer.Günlerce işkenceye,istismara uğrayan Zoe en nihayetinde kaçmaya çalışırken çetenin iki numarası Roddy tarafından  infaz edilir.Çölde yerli bir büyücü tarafından cesedi bulunan kahramanımız mistik bir ayinle hayata geri döner.Şimdi tek amacı kendisini bu hale sokanlardan hesap sormak,intikamını almaktır.Öte yandan Zoe'dan haber alamayan Dane,kız arkadaşının yolladığı fotoğraflardan yola çıkarak iz sürmeye başlar.Fotoğraflar onu New Mexico sınırına Acme kasabasına getirecektir...
İyi;Düşük bütçeli olmasına rağmen sürükleyici,göz atabileceğiniz bir alternatif.Bu filmi sevenler benzer kurgudaki I Spit on Your Grave (2010) ve I Spit on Your Grave 2 (2013) yapımlarını da izleyebilirler...
Kötü;Yönetmenin tecrübesizliği,zayıf oyunculuk... 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Nisan 2014 | Etiketler : | | | |

I Spit on Your Grave 2 (2013)

I Spit on Your Grave 2 (2013)
"I Spit on Your Grave" 2010'da vizyona giren gerilim dolu,sıra dışı bir intikam hikayesi anlatan "remake" (yeniden çevrim) bir yapımdı.Gişede elde ettiği başarının ardından yapımcıların kolları sıvayıp serinin ikinci filmi ile karşımıza çıkması gerilim tutkunları tarafından sürpriz olarak karşılanamazdı.Tematik olarak tamamen aynı,kurguda ise ufak eklemelerin bulunduğu "I Spit on Your Grave 2" ilk yapımı sevenlerin beğenisini kazanabilecek kalitede.
I Spit on Your Grave 2 (2013)
Katie yarı profesyonel modellik yapan güzel bir kızdır.Bir tanıdığı aracılığıyla ajansların dikkatini çekebilmek için daha iddialı fotoğraflar çektirmesi yönünde tavsiyeler alan kahramanımız,panodaki bir ilanda gördüğü ücretsiz fotoğraf çekimine katılmaya karar verir.Numarayı çevirdiğinde ise Ivan isimli biriyle muhatap olan Katie,kendisine verilen saatte stüdyoda olacağını söyler.Büyük bir hevesle yola koyulan kahramanımız çekimler esnasında Ivan'la tartışır ve hışımla oradan ayrılır.Ertesi gün kapısını çalan Ivan'ın kardeşi Georgy kabalık yapmak istemediklerini,üzgün olduğunu söyleyerek af diler.Dahası kısa süren çekimler boyunca Katie'ye ait tüm fotoğrafları da jest olarak yanında getirmiştir.Ufak bir ağız dalaşının ardından Georgy'ye kapıyı gösteren Katie,gece uyandığında çok kötü bir sürprizle karşılaşır.Genç bayan tacize,şiddete ve tecavüze uğrayacaktır.Daha da kötüsü ise berbat bir kabus gibi başlayan ve halen gerçek olduğuna inanamadığı olaylar tamamen kontrolden çıkmış,ızdırapla dolu gecenin ardından gözlerini başka bir ülkede açmak zorunda bırakılmıştır.Bir yolunu bulup kurtulduğunda ise öncesinde bir an evvel ölmek için dua eden kahramanımız nefretini ve öfkesini birleştirerek epik bir intikam için geri döner.Kaçmayı değil,intikamı seçmiştir...


İyi;İntikam teması işleyen başarılı bir gerilim filmi.Oldukça sürükleyici.Bu filmi sevenler
Straw Dogs (2011) ve The Last House on the Left (2009) yapımlarına da göz atabilirler...
Kötü;Gereğinden fazla cinsel içerikli cesur sahnelere sahip.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Eylül 2013 | Etiketler : | | | |

Storm Warning (2007)

Storm Warning (2007)
Urban Legend (1998),Valentine (2001) filmlerinden tanıdığımız başarılı yönetmen Jamie Blanks'in bir diğer korku eksenli gerilim yapımı olan "Storm Warning" izlemenizi tavsiye edebileceğim başarılı bir alternatif.Yönetmenin tarzını oluşturan maceraperest kurgunun gerilim dolu senaryo ile birleşimi keyifli bir seyir vaadediyor.
Genç,evli bir çift olan Pia ve Rob hafta sonu farklı bir şeyler denemek için tekneyle açılmaya karar verirler.Ancak akşam saatlerinde kara bulutların çökmesi ve fırtınanın giderek yaklaşması sonrasında günleri zehir olan kahramanlarımız,bir an evvel karaya çıkmak isterlerken yollarını kaybedip sığ bir bataklığın çevresine hapsolurlar.Dahası gel-git sebebiyle suların iyice çekilmesi tekneyi terk edip yollarına yürüyerek devam etmelerine neden olur.Şiddetli yağmurun bastırması sonrasında Rob'un önerisi üzerine ormandaki terk edilmiş görüntüsü veren izbe bir eve sığınan kahramanlarımız telefon bularak yardım istemeyi umarlar.Öte yandan evin hemen yanı başında bulunan büyük bir marihuana tarlasını keşfeden Rob,başları belaya girmeden hemen oracıktan uzaklaşmayı planlar.Anlaşılan normalde asla bulunmak istemeyecekleri bir yere kendi rızalarıyla girmişlerdir.Tam da bu sırada ev sahipleri çıka gelir.Jimmy ve Brett,babaları ile yaşayan asosyal,şiddet eğilimli kardeşlerdir.Gecenin bir yarısı evlerine izinsiz giren yabancılara karşı ise haliyle misafirperver olmaları beklenilemez.Bakalım genç çiftimiz şiddet ve taciz dolu geceden sağ salim çıkabilecek mi?


İyi;Sürükleyici kurgu,oyunculuk.
Kötü;Klişe senaryo,mantık hataları,sürprizden çok uzak final...Maalesef vasat bir gerilim filmi olmaktan öteye gidemiyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Temmuz 2013 | Etiketler : | | | |

Red White & Blue (2010)

Red White & Blue (2010)
Erica önüne gelenle yatan,nerde sabah orda gece mantığıyla yaşayan hayatı umursamayan genç bir kızdır.Birlikte olduğu bir erkekle asla yeniden beraber olmama ve arkadaşlık kurmama gibi tuhaf alışkanlıklara sahiptir.Ailesiyle sorunlar yaşayan kahramanımız işsizliğin yanısıra şimdi de kalacak yer sıkıntısı çekmektedir.Günün birinde Nate isimli kendisine yardımcı olmak isteyen,karşılığında herhangi bir beklentisi olmayan sakin bir adamla tanışır.Nate eskiden Irak'ta görev yapmış,ordudan şerefiyle ayrılmış,işin felsefesine kaçan insanlarla mesafeli biridir.Zamanla Erica ve Nate tezat karakterlerine karşın yakınlaşmaya başlarlar.
Erica'nın dramına ortak olmak isteyen ve hayatın her zaman insanlara çıkış yolları sunduğunu anlatan Nate,kendisinden örnek vererek böyle yaşamak istediği için şu an burada olduğunu anlatır.Başlarda Nate'in de diğerlerinden farklı olmadığını düşünen Erica,daha önce tanımadığı bir duygu olan güven hissini keşfetmeye başlar.
Franki günden güne yıldızı parlayan lokal bir rock grubunun solistidir.Kanser olan annesinin tedavisi yüzünden epey yıpranan kahramanımız,Hiv taşıdığını öğrendiğinde ise mahvolur.Annesine sürekli kan bağışı yaptığını ve bunun imkansız olduğunu düşünse de son altı ay içinde seks yoluyla hastalık kaptığını anlar.Arkadaşlarının desteğini de arkasına alarak intikam için gözünü karartan Franki,annesinin de ölümü sonrasında büyük bir buhranın içinde kaybolmaya başlar.Öte yandan Erica uzun süredir ilk defa kendisini böylesine huzurlu hissetmektedir...


İyi;Oyunculuk üst seviyede,kurgu biraz dağınık ilerle de kesinlikle beklemenize değecek.Diyaloglar ilgi çekici.Genel itibariyle dram ve gerilimin birlikte yoğurulduğu rahatsız edici bir yapım.
Kötü;Bazı sahneler filmin ekseninden uzaklaşmış.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Ekim 2012 | Etiketler : | | | | |

Chained (2012)

Chained (2012)
Bob;sorunlu bir çocukluk dönemi geçirmiş,solgun suratlı sıra dışı bir seri katildir.Her gece taksi şoförü edasında şehir merkezine inerek ağırlıklı olarak fahişeler arasından seçtiği kurbanları ile beraber her santimi kana boyanmış,ücradaki evinde hasta ruhunu tatmin etmektedir.Günün birinde taksisine aldığı bir anne-oğlu (Tim) da kurbanları arasına ekleyen Bob,annesini gözlerinin önünde katlettiği,"rabbit" adını taktığı dokuz yaşındaki minik Tim hakkında planlar yapmaktadır.
Aslında onun hesapta olmadığını ama madem bu eve bir şekilde girdiyse yaşamak istiyorsa dedikleri şartsız koşulsuz şekilde yerine getirmesini dayatan Bob,bir dizi isteklerde bulunur.Sabah ve akşamları yemeğini hazırlamasının,evi temizlemesinin ve her gece rutin olarak öldürülen kadınların cesetlerini gömmesinin vazifeleri arasında olduğunu söylemiştir.Sadece kendisi doyduktan sonra tabağından arta kalanlar ile beslenebileceğini de ekleyen Bob,kaçma teşebbüslerine karşın ayak bileğine de pranga takmaktan geri durmamıştır.Talihsiz kurbanların üstlerindeki para,ehliyetleri ve ortadan kaybolduklarının basına yansıması ile gazeteye verilen ilanlarını toplayarak,öncesinde kendisinin oluşturduğu bir çeşit suç albümünü de artık onun yeni kayıtları tutmasını emretmiştir.Düşünsenize evin içine mahkum olan Rabbit,sahibi Bob gelene kadar buzdolabından bir şey almak ya da su içmek gibi temel bir ihtiyaçlarını dahi izin almadan gerçekleştirememektedir.
Rabbit zaman zaman bir yolunu bularak kaçmaya çalışsa da Bob'un sürekli gözlerinin üstünde olması ile asla esir olduğu evden dış dünya ile iletişim kuramamaktadır.Bu şekilde yıllar yılları kovalar ve minik Rabbit artık ergenliğe ulaşmış,boyu Bob'u geçmiş koca bir delikanlıya dönüşür.Her gece yaşanan trajedi artık sıradan hayatının basit bir tekrarı haline dönüşmüştür.Gerçekte kim olduğunu dahi unutan kahramanımız kendisine dayatılanlar ve şiddet yoluyla istenilenler doğrultusunda yaşamını sürdürmektedir.Bir taraftan bileğinden zincirlediği Rabbit'i adam yerine koymayan,özgürlüğünü elinden alarak köleleştiren Bob,diğer yandan da gelecekte onun kendisi gibi bir ruh hastası olmasını sağlamakla meşguldür.Yavaş yavaş Rabbit'in gelişim gösterdiğine ikna olmaya başlayan Bob,günün birinde bileğindeki zincirleri çözerek artık yeni bir şeyler öğrenmesi gerektiğini anlatır.Birkaç anatomi kitabı ile ödüllendirdiği Rabbit'in,geceleri gerçekleşen kanlı mesai sonrasında kendisine yardımcı olmasını amaçlamaktadır.Bir gün bu evden çıkıp gidebilmesi için ona güvenmesi gerektiğini vurgulayan Bob,artık çocuk olmadığını ekleyerek yeni isteklerde bulunacaktır.


İyi;Son dönemlerin en sert,duyguları alt üst eden gerilim filmlerinden biri.Oyunculuk en üst seviyede.Zaten öyle olmasa neredeyse tamamı tek mekan da geçen durağan bir yapım asla bu kadar başarılı olamazdı.Final de tahminlerin ötesinde.Kısaca göz atmanızı tavsiye ediyorum.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Ekim 2012 | Etiketler : | | | |

The Girl Next Door (2007)

Daha önce incelemesini paylaştığım The Lost (2006) filminde olduğu gibi Jack Ketchum'ın kaleminden sinemaya uyarlanan "The Girl Next Door" duygularınızı alt üst edebilecek potansiyele sahip esaslı bir dram-gerilim yapımı.Mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.
David Moran ellili yaşları devirmiş pek çok şey görmüş-geçirmiş bir adamdır.Oldukça iyi bir işi ve çevresindekilerin saygısını kazanan kişiliği olmasına rağmen çocukluğunda yaşadığı acı dolu bir olayın yaralarını halen saramamıştır.Her yeni güne aynı duygular ve pişmanlıklarla başlayan David,geçmişinin asla peşini bırakmayacağının farkındadır.Gerçek acının ne demek olduğunu yıllar önce iliklerine kadar hisseden kahramanımız,başkalarının yerine geçmek ve onların acısını bir an olsun kendi acısı yerinde hissetmek ve bu sayede unutabilmek için her şeyini feda etmeye hazırdır...
1958 yılına gidiyoruz.O dönemler küçük bir çocuk olan David okulların kapanması ve yaz tatilinin başlaması ile yan komşuları Ruth Chandler'in oğulları ile takılmaktadır.Orta yaşlarda dul bir bayan olan Ruth;mahallenin çocuklarına evini açan,sık sık onlara bira ısmarlayan,rahat hissetmelerini sağlamasından ötürü de oldukça sevilen bir kadındır.O yaz ailece büyük bir trafik kazası atlatmaları sonrasında ebeveynlerini yitiren Meg ve küçük kız kardeşi Susan Loughlin,Ruth teyzelerinin evine sığınmıştır.Meg ile ilk karşılaşmasından itibaren samimi bir arkadaşlık kuran David,fırsat buldukça vakit geçirmeye başlarlar.Yine Ruth teyzenin evinde toplanan çocuklar kendileriyle akranmış havasında takılan Ruth'un bambaşka bir yüzüne şahit olacaklardır.Meg ve Susan'ı diğer çocukların içinde sürekli aşağılayan ve hakaretler yağdıran Ruth,oğullarının da kendisine uymakta geç kalmaması ile talihsiz kardeşlerin hayatını mahvetmeye başlarlar.Sürekli bir bahane bularak kardeşlere yüklenen Ruth,bütün sinirini onlardan çıkarmakta kararlıdır.Loughlin kardeşleri azap dolu günler beklemektedir.Yaşananlara mani olmaya çalışan David ise ailesi ve polislere derdini anlatamayıp bu büyük sorumluluğun altına tek başına girmek zorunda kalacaktır...


İyi;Buhranlı atmosfere sahip,oldukça sinir bozucu sahnelerin yer aldığı insanın kadını dondurabilecek cinsten başarılı bir dram-gerilim filmi.Bu tarz belli bir dönemi anlatan yapımlar genelde beklenen dokuyu hissettiremezlerse çekilmez hale gelebilirler.Ancak "The Girl Next Door" bu yönden de sınıfı geçmeyi başarıyor.Bu filmi sevenler yine Sylvia Likens'in biyografisinden esinlenerek sinemalaştırılan An American Crime (2007) filmine de göz atabilirler..
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ekim 2012 | Etiketler : | | | |

Megan Is Missing (2011)

Yaşanmış olaylardan esinlenerek sinemalaştırıldığı iddia edilen yapımlardan biri olan "Megan Is Missing",el kamerası çekimlerinin ağırlıkta olduğu dram yönü gözlerden kaçmayan orta karar bir gerilim filmi.Öyle ki aralarda bol bol sosyal mesajlar içeren filmde;ansızın ortadan kaybolan 14 yaşında Megan isimli genç bir kızın ve hemen bu olayın akabinde en yakın arkadaşı olan Amy'nin sırra kadem basması ana temayı oluşturuyor.
Okulun popüler kızlarından biri olan Megan;sorunlu çocukluk döneminin ardından kafası karışan,rüzgar nereden eserse o tarafa sürüklenen bir kızdır.Tamamen tezat karaktere sahip olan Amy ise nispeten daha iyi bir aileye sahip ancak arkadaşları yönünden epey şansızdır.Dostukları okuldaki diğer arkadaşlarını rahatsız etse de buna pek aldırmayan kahramanlarımız günün birinde internet üzerinden Josh isimli bir gençle tanışırlar.Web kamerasının arızalı olduğunu söyleyerek gönderdiği fotoğrafı ile yetinmelerini isteyen Josh,o yaşlarda birine göre oldukça soğukkanlı ses tonuna ve sakin bir mizaca sahiptir.Çevresinde hep aynı tiplerin olmasından sıkılmaya başlayan Megan;kaykay yapan,su sporlarını sevdiğini söyleyen Josh ile internet üzerinden sık sık sohbet ederek yakınlaşmaya başlar.
Daha yüz yüze tanışamasalar da Josh hakkında olumlu izlenime sahip olan Megan,günün birinde buluşma teklifi ile epey heyecanlanır.Lakin ailesi ve arkadaşlarından habersiz buluşmaya giden kahramanımız sırra kadem basacaktır.Megan'ın ortadan kaybolması ile büyük üzüntü yaşayan Amy,onun Josh ile birlikte olduğunu düşünmektedir.Ama yine de öncesinde her saat başı konuştuğu en samimi arkadaşı Megan'ın haber vermeden gitmesi başına kötü bir şeyler gelebileceği hususunda Amy'i tedirgin etmektedir.Aradan yaklaşık bir hafta geçmesi ile polislere yardım etmeye karar veren Amy,ansızın hayatlarına giren Josh ismi üzerinde durur...


İyi;Eh işte denebilecek yapımlardan biri.Tarz olarak rahatsız edici öğeler içerse de verdiği sosyal mesajlar bakımından başarılı olduğu söylenebilir.Arayan bulur önermesi o yolun yolcusu ile birleşince umarsızca başlayan bir macera beklenildiği gibi sonlanmayabilir.Bu filmi sevenler için korku-gerilim yönü oldukça ağır basan The Poughkeepsie Tapes (2007) yapımını da izlemenizi tavsiye ediyorum.
Kötü;El kamerası çekim teknikleri,gerçek olaydan uyarlama zırvası...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | |

Funny Games (2007)

Funny Games (2007)
1997 yapımı Funny Games filminin yeniden uyarlaması olan bu yapımı;oldukça sinir bozucu sahnelerle dolu,son derece bunaltıcı bir gerilim denemesi olarak tanımlayabiliriz.Öyle ki yönetmenin bazı sahnelere gösterdiği tahammül ve farklı kamera açılarıyla adeta seyircinin o an oradaymış gibi hissetmesini sağlayacak şekilde yansıtması,benzer psikolojik gerilim filmleri arasından sıyrılmasına sebep oluyor.
Filme gelecek olursak;her şey bir aile tatili ile başlar.Genç bir anne baba(Ann-George) ve küçük oğulları,arkadaşlarının da o yörede tatil yaptığı,şehrin gürültü ve stresinden uzak,kafa dinlenecek göl manzaralı hoş bir yazlığa birkaç haftalığına kalmaya giderler.Her şey yolundayken kahramanlarımız bir iş ortağının oğlu diye tanıtılan Paul isimli bir gençle tanışmaları ile dehşet dolu saatler yaşanmaya başlayacaklardır.Paul oldukça soğukkanlı,ağzında kelime oyunları geveleyen nazik fakat sıkıcı birisidir.Dahası bir o kadar da tehlikeli cani olarak tanımlayabileceğimiz bir ruh hastasıdır.Bütün bunlardan haberi olmayan Thompson ailesi ise onun hal ve hareketlerinden bir şeyler sezse de başlarına gelecekleri engelleyemeyeceklerdir.
Aynı günün devamında George, oğlu ile beraber kayıklarını göle indirmek üzere evden ayrılır.Kısa bir süre sonra Ann evde yiyecek bir şeyler hazırlarken,kapıda aynı Paul gibi giyinmiş ve tip olaraktan onu andıran bir gencin belirdiğini görür.Ann güleç yüzüyle kapıyı açar ve genç adama(Peter) nasıl yardımcı olabileceğini sorar.Bayan Thompson’ın arkadaşının,kendisini gönderdiğini söyleyen genç,4 yumurta ister.Ann yumurtaları genç adama verir ancak tam da evden çıkacakken yumurtaları düşüren Peter,yeniden 4 yumurta ister.Bunu anlayışla karşılayan Ann ona yumurtaları verirken,bu seferde kendi cep telefonunu eviyenin içerisine düşüren genç adama hafiften sinirlenmeye başlar.Bu sırada Paul da ikilimize katılır.Kafa karıştıran saçma sapan cümleler kuran bu iki garip genç,belli ki evden ayrılmak istememektedir.Niyetlerinin ne olduğunu anlamakta zorlanan Ann’in yardımına,öğle yemeği için evine dönmüş olan eşi yetişir.George başlarda nazik davranarak gençlere yardımcı olmak istese de,eşine rahatsızlık veren bu iki genç adamı evini terk etmesi yönünde uyarır.İşte her şey bu olayla başlar.Dış dünya ve arkadaşlarıyla irtibat kuramayan Thompson ailesi bakalım kabus gibi geceden kendilerini kurtarabilecek midir?
Ev halkını tutsak eden gençler zamanla sinir bozucu isteklerde bulunarak şiddet bağımlısı eylemlerine devam edeceklerdir.Paul ve Peter ,Thompson ailesi ile kedinin fareyle oynadığını gibi oynayacaklardır.Eşi,oğlu ve kendisinin mağdur edildiği sinir harbinde,ailesini kurtarmak adına psikopat iki gençle mücadeleye girişecek olan Ann,bakalım başarılı olabilecek midir?

İyi;Gerilim yüklü başarılı bir uyarlama.Orijinal 1997 yapımı filmi sevenler göz atabilirler.
Kötü;Bazı sahneler çok kopuk ve sıkıcı şekilde ilerliyor.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Haziran 2012 | Etiketler : | | | | |

Straw Dogs (2011)

Straw Dogs (2011)
L.A de başarılı bir senaryo yazarı olan David,eşi Amy ile beraber birkaç haftalık kaçamak için yola çıkar.Mekan olarak eşinin gençlik yıllarının geçtiği köhne bir kasabayı seçen kahramanımız,her ne kadar taşralı insanların içerisinde rahat edemeyeceğini düşünse de Amy'e jest yapmak için ses etmez.Kasabaya ulaştıkları ilk günden Amy'nin eski erkek arkadaşı Charlie ile tanışmak zorunda kalan David,çok geçmeden çatı onarım işleri için Charlie ve hayta kılıklı üç arkadaşını işe alacaktır...
Tabiatı gereği sakin,etliye sütlüye karışmayan bir kişiliği olan David,evinin kapılarını kapatarak sadece kendi işi olan yazmaya odaklanmak istemektedir.Ancak günler ilerledikçe kasabalılardan ve onların tuhaf adetlerinden giderek sıkılmaya başlayan kahramanımız,Amy'nin de kendisi üzerinde psikolojik baskı kurması ve işçiler yoluyla kışkırtmaları sonrasında sertleşmeye başlayacaktır.
Charlie ve arkadaşlarının çatı onarımı konusunda işgüzar tavırları ve kendisini hiçe sayar hareketlerinden hoşnutsuzluğu giderek artmaya başlayan David,Amy'nin de Charlie'ye gider yapması sonrasında sakin kimliğinden uzaklaşmaya başlayacaktır.Ancak bardağı taşıran son damla bunlarla da sınırlı kalmayacaktır.Köyün delisinin başlarına iş açması ile onun kendi sorumluluğunda olduğunu düşünen David,ne pahasına olursa olsun Charlie ve hayta arkadaşlarına kimin patron olduğunu göstermeye niyetlidir.
İyi;Filmin ilk yarısı durağan ilerlese de kesinlikle sıkıcı değildi.Son bölümlere doğru tırmanan gerilim ise tatmin edici.Bu filmi sevenler konu olarak yakın olan I Spit on Your Grave (2010)'i izleyebilirler.
Kötü;Son çeyrek çok epik gelişti.Kurgu ile finalin bağlantısı zayıf.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | |

I Spit on Your Grave (2010)

Tuhaf bir intikam hikayesinin konu edindiği bu yapımda;başlarda Cabin Fever,ortalara doğru The Last House on the Left ve son çeyrekte de Hostel tadını aldığımı söyleyebilirim.Kısaca konuyu özetlersek;Jennifer isimli genç,güzel bir bayan yeni romanını yazmak için şehir dışında doğayla barışık bir kulübe kiralamayı planlar. Mockingbird yolu olarak adlandırılan yerde bulunan kulübeye giderken,bir benzin istasyonunda tanıştığı üç gençle ufak bir sözlü atışma yaşayan kahramanımız,en sonunda kulübesine ulaşarak huzuru bulur.Tabii şimdilik :D
Benzin istasyonunu ve yanındaki oto tamircisini işleten Johnny,Stanley ve Andy;kasabalarına yeni teşrif eden Jeniifer’in bir hayli havalı olduğunu düşünmektedir.Onlara göre buraya gelme amacı,etrafta seksi şekilde dolaşıp herkesi baştan çıkarıp,sonrasında ise elde edilemez kızı oynama sevdasıdır.Grubun diğerlerine nazaran yakışıklı elemanı Johnny,kendisini arkadaşlarının içinde küçük düşüren Jennifer’a kin beslemeye başlamıştır.Dahası röntgenci arkadaşı Stanley’nin Jennifer’ın iç çamaşırlı hallerini kamerasına kaydetmesi ile iyiden iyiye coşan gençler,kötü emellerine Matthew isimli yarım akıllı bir arkadaşlarını da alet ederek Jennifer’a sürpriz yapma niyetindedirler.Bütün bu onlarlardan habersiz Jennifer ise kulübesinde gün geçtikçe garip aksilikler yaşamaktadır.Cep telefonunu klozete düşüren kahramanımız,sosyal hayatla tek iletişim aracını da bu şekilde yitirmiştir.

Bir gece yarısı kapısına fırlatılan ölü kuş cesedi ile korku dolu anlar yaşayan Jennifer,dışarıyı kontrol etmek için çıktığında evine izinsiz giren dört serseri ile karşılaşır. Bu dörtlü bizim çocukluktan beri arkadaş olan Johnny ve çetesinden başkaları değildir.Üstelik pek de hayıra gelmemişlerdir...
Korku dolu dakikaların ardından,kendisine tecavüz etmeye çalışan dörtlüden dışarıya kaçarak kurtulmayı başaran Jennifer en nihayetinde avlanmak için ormanda gezinen;kendisine kulübeyi kiralayan yaşlı adamı ve yanındaki şerifi görerek rahatlar.Şerif Storch,Jennifer’ı anlattıklarını dinledikten sonra kulübeye beraber dönerler.Ancak kulübede kimse yoktur ve Jennifer’ın esrarlı sigaraları ile barda bulunan şişelerce alkol Storch’un kafasında tamamen farklı bir imaj yaratmıştır.İşin daha da kötüsü denize düşen yılana sarılır misali,Jennifer başına daha büyük bir bela almıştır.
Olayların çığrından çıkması ve Jennifer'ın nehire atlayarak intihar etmesi ile iyi aile babası Storch,Johnny ve çetesinin üzerine bütün gazabı ile emirler yağdırmaktadır.O kız ne pahasına olursa olsun bulunacaktır.Aradan geçen günlere rağmen Jennifer’ın olası cansız bedenin halen bulunamaması ve birilerinin bu konuda kendilerine şantaj yapar gibi onun eşyaları ile kahramanlarımıza göz dağı vermesi bir şeylerin ters gittiğinin en büyük göstergesidir...

İyi;Epey klişe giriş bölümünün ardından yapımın ikici yarısı itibariyle gerilim yüklü intikam hikayesi oldukça sürükleyici.
Kötü;Kurgu zayıf,son çeyreğe kadar gerilim adına bir şey yok.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 20 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

The Last House on the Left (2009)

 
Son dönemlerde kendisini tekrarlayan Hollywood gerilim sinemasının,geçmiş dönem yapımlarından birinin yeni uyarlaması olan 'The Last House on the Left',pek çok kişi tarafından rahatsız edici yapımlar kategorisine alınsa da,son birkaç yılın en iyi gerilim filmlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz.Filmin konusuna gelecek olursak,kanundan kaçan azılı bir çete ile,bir dağ evinde huzurlu bir  tatil yapmayı planlayan Collingwood ailesinin yollarının kesişmesi ve ardından  yaşanan dehşet dolu saatleri içeriyor...
Kızları Mari ile dağ evine yerleşen Collingwood ailesi için tatil tam da umdukları gibi başlamıştır.Hem dinlenmekteler hem de sporcu kızları Mari'ye bu huzurlu tatilin iyi geleceğini düşünmektedirler.Mari tanınan bir yüzücüdür ve dağ evinin yakınlarındaki gölde bol bol antreman yapabilmektedir.Her şey son derece eğlenceli giderken,bir gün Mari arkadaşı Paige ile görüşmek üzere kasabaya iner.Paige uyuşturucu bağımlısı,aklı bir karış havada hippi bir kızdır.Her ne kadar ailesi Mari'nin Paige ile görüşmesini istemese de Mari bir yolunu bulup onları ikna eder.Paige bir markette kasa görevlisi olarak çalışmaktadır.Mari ile Paige uyuşturucu sohbetlerinin arasında,marketten bir müşterinin(Justin) bir şeyler çaldığını fark ederler.Bunun üzere onu enseleyen ikilimiz,Justin'in onlara önerdiği uyuşturucu satma teklifi ile yumuşar.Özellikle Paige için son derece cazip olan bu teklife;Mari engel olmaya çalışsa da Justin'in evine gidip uyuşturucuyu alıp dönmeye ikna olur.
Mari'nin arabası ile Justin'in evine yola çıkan gençler,başlarına geleceklerden habersizdir.Mari,Paige'ye dışarıda bekleyeceğini,onun da hemen 5 dakika içerisinde malı alıp dönmesini ister.Ancak Paige gideli neredeyse 15 dakika olmuştur.Dışarıda ağaç olan kahramanımız,daha fazla dayanamayıp Justin'in evine gidip neler olduğunu öğrenmeye karar verir.İçeride Justin ve Paige,aldıkları uyuşturucunun etkisinde birbirlerine uçuşmaktadır.Başlarda istemese de Mari de onlarla takılmaya ikna olur.Gençler eğlencenin doruklarındayken,Justin'in azılı katil babası(Krug) ve harami iki arkadaşı çıka gelir.Üstelik başları beladadır dahası polis peşlerindedir.
Artık olayların seyri değişecektir.Özellikle dışarıdaki arabanında Mari'ye ait olduğunu öğrenen Krug ve çetesinin amacı,arabayı ele geçirmek ve kızların polise kendilerini ihbar etmelerini engellemek için onlardan kurtulmaktır.Arabaya doluşan ekip,gerilim dolu bir yolculuğun akabinde ormanlık bir alana gelir.Krug'un niyeti kızları öldürmek ve yoluna devam etmek olsa da,önce bu iki çıtır kızla kendilerini eğlendirip sonra onlardan kurtulmaya karar verir.Arbede sırasında kaçmaya çalışan Paige'yi ağır yaralarlar,Mari'ye ise Krug tecavüz eder.Yaşadığı trajediye engel olamayan Mari,güç bela ormanın bitişiğindeki göle kaçıp suya atlayarak azılı haydutlardan kaçmayı başarır.Ancak ağır yaralıdır ve gölden sağ çıkması imkansız gibidir.
Paige'yi katleden ve Mari'ninde o gölden kurtulamayacağını düşünen azılı katiller,arabalarının arızalanması ve bastıran şiddetli fırtınanın sonrasında,önlerine çıkan ilk eve sığınıp ağır bir kaza geçirdiklerini söyleyerek yardım isterler.Ev sakinleri onlara anlayışla davranır ve berbat havada konuk evlerinde her hallerinden mağdur oldukları anlaşılan bu insanları ağırlamaya karar verirler.Ancak bu evin Mari'nin ailesinin evi olduğunu gerçeği ise kısa sürede ortaya çıkacaktır...




İyi;Gayet başarılı bir gerilim filmi.Final enteresan.
Kötü;Zaman zaman sıkıcı sahneler yok değil.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

Eden Lake (2008)

Jenny kreşte öğretmen olarak çalışmaktadır ve çocuklarla arası çok iyidir.Steve,Jenny’nin eşidir ve onunla güzel bir hafta sonu geçirmek amacıyla Eden Lake çevresinde kamp yapmayı planlar.Jenny’den de kamp fikri konusunda olumlu yanıt olan Steve,en son yıllar önce gittiği Eden Lake hakkında gerek doğal güzellikleriyle gerekse konumuyla,müthiş bir ön izlenime sahiptir.Kampın ilişkilerine yeni bir soluk kazandıracağını düşünmektedir.
Eden Lake bölgesine ulaşan çiftimiz,ilk olarak kamp alanının belediye tarafından tel örgülerle kapatıldığını fark eder.Ancak Steve Jenny’yi  bu manzarası ile nam salan büyüleyici yerden,üstelik kapısına kadar gelmişken,geri dönerek  mahrum bırakmak istemez.Steve bir yolunu bulur ve kahramanlarımız tel örgüyü dolaşarak Eden Lake’e girerler.Arabalarını kamp yapacakları yerden bir hayli uzakta bırakmak zorunda kalsalar da,gerekli gördükleri eşyaları taşıyarak,huzur dolu geçeceğine inandıkları tatillerine başlarlar.Gölün tel örgülerle kapatılmasından ve etrafta başka hiçbir kampçı bulunmamasından yola çıkan çiftimiz,baş başa romantik saatler geçirmeyi umarlar.Ancak çok geçmeden bu ıssız yerde yalnız olmadıklarının farkına varırlar.Ergenliğe yeni girmiş 5-6 kişilik bir genç grubu,yanlarında köpekleriyle beraber,sorumsuz davranışlar sergilemektedirler.Dahası gençler bikini ile güneşlenen Jenny’yi taciz etmeye başlarlar.Bunun üzerine Steve onları uyararak burayı terk etmelerini ya da daha uzak bir yerde eğlencelerine devam etmelerini ister.Bakalım gençler bir büyüğün tavsiyelerini dinleyecekler midir?
Steve’in de uyarıları sayesinde,gölü terk eden geçler,Jenny’nin derin bir nefis alıp,rahatlamasına neden olacaktır.Steve ise bu yaşadıklarının yapacakları kamp süresince,başlarına gelen son aksilik olduğu konusunda Jenny’i telkin eder.Bu sırada hava kararmıştır ve kahramanlarımız  kamp çadırlarını kurarak dinlenmeye çekilirler.Çiftimiz sabah olunca arabalarına doğru yola çıkarak,kasabaya inip güzel bir kahvaltı yapmayı planlar.Ancak arabaları ulaştıklarında,lastiklerden birinin dünkü tartışma yaşadıkları gençler tarafından patlatıldığını anlarlar.Steve’in biraz ağzının tadı kaçsa da  lastiği değiştirdikten sonra yine de kahvaltı sözünü tutar.
Kasabadayken kendilerine huzursuzluk veren sahildeki gençlerin de bu çevrede  yaşadıklarının farkına varan çiftimiz,karınlarını doyurduktan sonra yeniden kamp alınana dönerler.Kahramanlarımız yüzerek keyifli vakit geçirirlerken bir anda  arabalarını hareket halinde görürler.Bunlar o baş belası gençlerdir ve Steve’in arabasını çalmışlardır.Bu durum karşısında oldukça sinirlenen Steve,gençlerin peşine düşerek onlara hadlerini bildirmek için yola koyulur.Jenny ile beraber ormanın derinliklerine uzun bir koşuşturmanın ardından,yaktıkları ateşin etrafında ellerindeki içkileri yudumlayan gençleri bulurlar.Steve sert bir mizaçla arabanın anahtarlarını geri ister.Ancak gençler problem çıkarmaya niyetlidir ve Steve’e bıçak çekerler.Bu sırada bir yandan da köpeklerini Steve’e saldırtırlar.Steve kendisini korumak için istemeden de olsa gençlerin köpeğini,arbede de eline geçirdiği bıçakla öldürür.Gençler çılgına dönmüştür.Bu sırada Jenny ise fırsattan yararlanıp arabanın anahtarını ele geçirmiştir.Jenny ve Steve arabalarına atlayarak bu lanet yerden kaçmak isterler.Gecenin karanlığındaki kovalamaca ve gençlerin şiddete başvurmaları ile artacak gerilimin içerisinde,aklı selim kalmaya çalışan olgun çiftimiz,bu kabus gibi geceden kurtulabilecek midir?

İyi;Filmin finalinde,toplumun çekirdeğini oluşturan aile yapısının ne denli önemli olduğu önermesi bir kez daha doğrulanmış oluyor.Armut dibine düşer mantığıyla,gençlerin durumunu gözler önüne seren bu filmde,herkesin dikkate alması gereken toplumsal bir mesaj göze batıyor. Kötü;İşlerin o noktaya gelmesi daha iyi kurgulanabilirdi. Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 22 Şubat 2012 | Etiketler : | | |