Güncel İncelemeler;

Clara (2018)

Clara (2018)
2009 yılından beri Kepler Teleskobu Güneş sistemimizin ötesinde 4000' den fazla gezegen buldu. Bu gezegenlerin düzinelercesi yaşama uygun olabilir. NASA' nın sıradaki teleskopları Tess ve James Webb, yaşanılabilir dünyaları araştırmamızda devrim yaratabilir. Ve belki de yaşam bulabilirler...
Clara (2018)
Takıntılı bir astronom olan Dr. Bruno, meslektaşı olan eşiyle ayrılmasının ardından tüm zamanını işiyle haşır neşir olarak geçirmektedir. Evrende dünya dışında yaşam olan başka bir gezegen olduğuna tüm kalbiyle inanan ve bu keşfi yapabilmek için çok çalışmak gerektiğini düşünen kahramanımız giderek asosyalleşmekte, tüm enerjisini bu işi kanalize etmektedir. Zaman zaman gökyüzüne bakıp dalıp gittiğinden ve öğrencilerinin kimi şikayetlerinden ötürü akademik hayatı riske giren Dr. Bruno, başka bir proje için fonlanan teleskobu da kendi özel uğraşları için kullandığı tespit edildiğinden ötürü uzaklaştırılır. Gün boyu evine kapanan ve tek dostu olarak gördüğü Dr. Charlie dışında kimseyle görüşmeyen kahramanımız, NASA' nın yayımladığı aylık raporları ve yıldız kümelerini takip ederek, algoritmaların gözünden kaçabilecek bazı parametreleri derleyip yaşam formu barındıran bir gezegen bulabilme çabasındadır.
Uğraşına destek olabilecek bir asistan bulmak için ufak bir el ilanı bastıran Bruno, kendisi gibi gök bilimine yürekten bağlı, çalışkan bir yardımcı aramaktadır. Günün birinde Bruno' nun öğrencilerinden biri olan Clara, köpeği Eva ile beraber çıkagelir. Herhangi bir yeterliliği ya da uzmanlık alanı olmamasına rağmen elinden geleni yapacağına söz verip, Bruno' yu ikna etmeyi başarır. Kendi halinde çalışkan bir kız olan Clara, çok geçmeden hızlı kavrayan yetenekli bir asistana dönüşür. Aynı zamanda başarılı bir ressam da olan kahramanımız, eskiz defterine karakalem çalışmalar yapmakta, Bruno gibi astronomiye ilgi duymaktadır. Gece gündüz demeden aralıksız bir şekilde NASA verilerini irdelemeye ve yaşanılabilir bir gezegen bulmaya odaklanan ikilimiz zaman zaman hayal kırıklıkları yaşasalar da emeklerinin karşılığını almaya başlarlar. Ancak her defasında bir noktada tıkandığını hisseden Bruno, öncesinde kabul etmek istemese de Clara' nın yanından eksik etmediği uğurlu taşlarından ve evreni izah ettiği perspektifinden etkilenmeye başlar. Kolları sıvazlayarak yeni bir bakış açısı geliştiren kahramanımız, en nihayetinde büyük keşfe yaklaştığını hissetmektedir. Öte yandan giderek sessizleşen ve bitkin düşen Clara ise odasına kapanır...

İyi; Son dönemlerde izlediğim en iyi bilim- kurgu beraberinde dram- gerilim içeren yapım diyebilirim. Kurgu, hikaye, oyunculuk, alt metinler ve düşündürücü önermeleriyle göz atılması gereken oldukça başarılı bir film.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Temmuz 2019 | Etiketler : | | | | |

The Disappearance of Alice Creed (2009)

The Disappearance of Alice Creed (2009)
İki eski mahkum olan Vic ve Danny, kusursuz bir plan yaparak gözlerine kestirdikleri Alice' i fidye için kaçırırlar. Gözlerden uzakta bir apartmanda, tamamen ses ve ışıktan izole ettikleri bir oda tasarlayan kahramanlarımız, Alice' in babası fidyeyi ödeneye dek onu burada tutmayı düşünürler. Alice' in ellerini ve ayaklarını bağlayıp, yüzüne de bir maske geçirerek fidye için geri sayıma başlayan ikilimiz, bir yandan da yakayı ele vermelerine sebep olabilecek tüm ihtimalleri tekrardan gözden geçirirler...
The Disappearance of Alice Creed (2009)
Vic ile hapishanede tanışan ve ona Alice' in babasının zenginliğinden söz eden Danny, çok geçmeden dikkatini çekmeyi başarır. Büyük bir iş yapmak ve gözlerden kaybolmak üzerine hayalleri olan Vic, aradığı fırsatın ayağına kadar geldiğine ikna olur. Vic' in hazırladığı plana uyarak Alice'i tutsak eden kahramanlarımız, fotoğraflarını çekip babasına göndererek, fidye için beklemeye başlarlar. Vic, fidye pazarlıklarını yürütürken Alice ile ilgilenme görevi de Danny' ye kalır. Vic' in katı mizacı ve titiz çalışma usullerine kıyasla oldukça kaypak ve durum değişimlerinden hızla etkilenebilen biri olan Danny, işin üstesinden gelip gelemeyecekleri hususunda kaygılanmaktadır. Kader ortağını bir köşeye çekerek, sona yaklaştıklarını anlatıp daha dikkatli olmasını isteyen Vic, hataya tahammülü olmadığını sert bir şekilde ifade eder. Pazarlığın uzamasından ötürü rahatsızlığı dile getiren ve her şeyin yolunda gideceğine söz veren Danny ise eskiden olduğu gibi kendisine söylenenleri koşulsuzca uygulamaya koyulur. Öte yandan zaman ilerledikçe sinirler kabarmaya, psikolojiler alt üst olmaya, gerilim de giderek tırmanmaya başlar. Parayı alıp rehineye zarar vermeyeceklerini söyleseler de Alice, Danny ve Vic' in gerçekte neyin peşinde olduğundan emin değildir...

İyi; Baştan sona oldukça sürükleyici, gerilimin giderek tırmandığı atmosferiyle göz atılması gereken başarılı bir tek mekan gerilim filmi. Düşük bütçeli bir yapım olmasına rağmen gerek oyunculuk gerekse kurgu olarak da beğenimi kazandığını eklemeliyim.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Haziran 2019 | Etiketler : | | | |

Durante la tormenta (aka Mirage) (2018)

Durante la tormenta (aka Mirage) (2018)
9 Kasım 1989 tarihinde (aynı zamanda Berlin duvarının da yıkıldığı gün) yaklaşık 72 saattir süregelen büyük bir fırtına tüm kasabayı esir almıştır. Aralıksız devem eden fırtına ve şiddetli yıldırımlar henüz on iki yaşında olan Nico' nun da epey ürpermesine sebep olur. Zamanının çoğunu bestelediği şarkıları gitarıyla yorumlamak ve aynı zamanda da anı olarak biriktirmek için video kasetlere kaydetmekle geçiren Nico, pencerenin kenarına geçip kasvetli fırtınanın dinmesini umut etmektedir. Tam da bu sırada yan komşularının evinden gelen gürültüler ve çıkan arbedenin uğultularını işitmeye başlayan kahramanımız, iyi olup olmadıklarını öğrenmek için oraya gitmeye karar verir. Eve girer girmez korkutucu bir sahneyle karşılaşan ve kanlı bir cinayete şahit olan Nico, travmanın etkisiyle şoka girer. Evin sahibi aynı zamanda da komşuları olan Angel ile göz göze gelen kahramanımız,  hızla oradan uzaklaşmaya çalışır. Ancak büyük bir talihsizlik sonucu yoldan geçen aracın altında kalır ve oracıkta hayata gözlerini yumar.
Durante la tormenta (aka Mirage) (2018)
Yıl 2014. Orta yaşlarda alımlı bir bayan olan Vera, hastanede hemşire olarak çalışmaktadır. Aşk evliliği yaptığı David ve minik kızları Gloria ile beraber huzurlu bir yaşam süren kahramanımız, hem işinde hem de özel hayatında oldukça mutludur. Günün birinde yeni evlerine taşınmalarını kutlamak için eski arkadaşı Aitor ve annesini de davet eden Vera, akşam yemeği sırasında yeni evleriyle ilgili eski bir hikayeyi öğrenir. Aitor, çocukken yakın arkadaşı olan Nico' nun bu evde yaşadığını ve trajedik bir trafik kazasının ardından vefat ettiğini anlatır. Duydukları karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen kahramanımız, ertesi gün eski bir dolapta kapalı duran evin eski sahiplerinden kalma bir takım eşyalarını kurcalamaya başlar. Nico' ya ait video kasetler, kamera ve bir televizyon bulan Vera, hala çalışıp çalışmadıklarını kontrol etmeye karar verir. Ancak çok geçmeden bunların amatörce çekilmiş bir dizi kayıt olduğu sonucuna varır. Aynı gece Nico' nun televizyonundan gelen gürültülere uyanan kahramanımız, neler olup bittiğini keşfetmek için otomatik devreye giren kaydı izlemeye başlar. Görüntüdeki Nico' dan başkası değildir. Öte yandan meteoroloji uzmanları en son 25 yıl önce görünen şiddette büyük bir fırtınanın yaklaştığını rapor etmektedir...


İyi; Oriol Paulo imzalı, tipik İspanyol gerilim sinemasının son dönem örneklerinden biri olan yapım, kurgusal olarak oldukça başarılı ve bir o kadar da sürükleyici bir alternatif. Arka planda zamanda yolculuk ve boyut kavramı gibi ilgi çekici temalar da barındıran yapım, aynı zamanda dram-gerilim türünün de temsilcisi. Oyunculuk ve gizem seviyesi olarak da tatmin edici. Son olarak Oriol Paulo' un diğer filmlerine de göz atmanızı tavsiye ediyorum. Los ojos de Julia (aka Julia´s Eyes) (2010), El cuerpo (aka The Body) (2012)Contratiempo (aka The Invisible Guest) (2016)...
Kötü: -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

The House That Jack Built (2018)

The House That Jack Built (2018)
Jack; yalnız yaşayan, çocukluğundan beri mimar olma hayalleri kurmuş yetenekli bir mühendistir. Aynı zamanda oldukça zeki ve sıra dışı bir seri katil olan kahramanımız, polislere yakalanmadan, övgüyle bahsettiği düzinelerce cinayet işlemiştir. Eylemlerinin bir estetik barındırdığını düşünen ve kurbanlarının fotoğraflarını çekmeyi de ihmal etmeyen Jack, her kurbanı çıtayı daha da üstte taşıdığı üstün bir sanat eseri olarak görmektedir.
The House That Jack Built (2018)
Kimsenin adını bile umursamadığı bir ara sokakta, eskiden bir pizzacıya ait olan soğuk hava deposunu kiralayan Jack, ilham verici eserler olarak tanımladığı hunharca cinayetlerinden arta kalan bedenleri burada saklamaktadır. Sıradan görüntüsüyle dışarıdan bakanların şüphe duymayacağı, kendi halinde içine kapanık bir mizaç sergilemesi işlerini kolaylaştırmaktadır. Öte yandan tek başına yaşayan, vahşi doğasından kaynaklı dürtülerini zaman zaman kontrol edebilmekte sorunlar yaşayan kahramanımız, obsesif kompulsif bozukluğu olan takıntılı bir karaktere sahiptir. Tarihe ve teknik bilimlere ilgi duyan entelektüel kişiliğinin ötesinde empati yoksunu tipik bir psikopat olmasına rağmen kalabalık içerisinde saklanmanın kendince yollarını da geliştirmiştir. Anılarının neredeyse tamamında sapık ruhlu, sosyopat bir profil sergileyen Jack, yegane amaç olarak uygun malzemeyi bulup, kendi çizip tasarladığı bir ev yapma arzusundadır. Çoğu zaman spontane cinayetler işleyen ve aldığı risklerin hazzı arttırdığını düşünen Jack, günün birinde Verge ile tanışır. İyi bir dinleyici olan Verge, Jack' in anılarını ve birbirinden tuhaf cinayetlerini kendi değer yargısı ile sorgulamaya başlar. Umulmadık bir anda karşısına çıkan Verge, kahramanımız için yeni bir yolculuktur...


İyi; Lars Von Trier imzalı yönetmenin özgün tarzını yansıtan; deneysel, düşündürücü, kışkırtıcı ve bir o kadar da rahatsız edici bir yapım. Oyunculuk, diyaloglar ve çarpıcı sahnelerle kesinlikle göz atılması gereken bir Lars Von Trier klasiği daha. Baştan sona ilgi çekici, metaforlar ve  alt metinlerle dolu bir yapım. Yönetmenin bir diğer filmi için Antichrist (2009)' ı inceleyebilirsiniz. 
Kötü; Genel izleyici kitlesine hitap etmiyor. Sanatsal filmlerden, metaforlardan ve düşündürücü diyaloglardan hoşlanmayan kişiler, ağır tempoda ilerleyen sıkıcı ve rahatsız edici bir  film olarak düşünüp pas geçebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 4 Ocak 2019 | Etiketler : | | | | | |

Searching (2018)

Searching (2018)
Eşinin uzun ve hezeyan dolu bir sürecin ardından kansere yenik düşmesiyle, minik kızı Margot ile bir başına kalan David; içine kapanık, monoton bir hayat sürmektedir. Kızıyla her daim baba olmasının ötesinde samimi bir arkadaş gibi ilişki kursada, aradan geçen yılların akabinde Margot' un ergenlik çağına girmesiyle daha az birlikte zaman geçirmeye başlarlar. Eşini çok özleyen ve zaman zaman onun eski fotoğraf ve videolarını izleyen David, kızının da kendisinden giderek uzaklaşmaya başlamasını endişeyle izlemektedir.
Searching (2018)
Günün birinde Margot' ın sınavlara hazırlanmak için arkadaşlarından birinin evinde kalacağını emri vaki şekilde söylemesiyle, bu isteği kabul etmek zorunda kalan David, gecenin bir yarısında telefonu birkaç kez çalmasına rağmen yetişemez. Ertesi sabah kızına ulaşmak için her yolu deneyen kahramanımız, bir türlü geri dönüş alamaz. Bir süredir araları çok iyi olmadığından sinirli olabileceğini düşündüğü için fazla üstüne gitmek istemeyen David, aradan epeyce zaman geçtikten sonra bir şeylerin yolunda gitmediğini anlar. Hemen okulu arayan kahramanımız, kızının derslere katılmadığını öğrenir. İşin daha da garip tarafı, Margot sürekli kullandığı dizüstü bilgisayarı da evde unutmuştur. Defalarca kez aramasına rağmen bir türlü cevap alamayan kahramanımız, giderek daha da endişelenmeye başlar. Durumu polislere bildirir ve bir yandan da kızının bilgisayarını kullanarak, yakın arkadaşlarından birinin telefon numarasına erişme çabasına girer. Böylelikle onun dijital ayak izlerini takip ederek bir şekilde nerde olabileceğini tahmin etmeyi umar. Margot' ın arkadaşının evinden erken ayrıldığını öğrenen ve o gece neler olup bittiğini didik didik araştırmaya başlayan David, kızına ait tüm sosyal hesapları ve telefon defterlerini kurcalar. Pek çok kişiye erişen ve çelişkili cevaplar alan kahramanımız, tesadüfen kızının piyano derslerine de katılmadığını da öğrenir. Dahası piyano dersleri için aldığı parayı biriktirmiş ve yakın zaman evvel tamamını kullanmıştır. Davaya atanan Dedektif ise David' in de yardımıyla yeni ipuçları aramaktadır. Çok geçmeden soruşturma daha da enteresan bir hale bürünür. Zira Margot' un ortadan kaybolmadığı, kasten kaçmış olabileceği ihtimali belirmiştir...


İyi; Sürükleyici kurgusu, tekinsiz atmosferi ve ters köşelerle dolu senaryosuyla ilgi çekici bir gerilim filmi. Fikir olarak Megan Is Missing (2011) ve Unfriended: Dark Web (2018) yapımlarının bileşimi gibi bir izlenim veriyor. Oyunculuk, gizem seviyesi ve giderek tırmanan gerilim de kayda değer.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 19 Aralık 2018 | Etiketler : | | | | |

A Quiet Place (2018)

A Quiet Place (2018)
Evelyn- Lee çifti, ses duyusu oldukça gelişmiş olan yaratıklarla dolu post apokaliptik bir dünyada; ailelerini bir arada tutup, çocuklarıyla hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Sıra dışı en ufak bir gürültüde bile ansızın ortaya çıkan yaratıklar ise buldukları her şeyi yok edip, deyim yerindeyse terör estirmektedir. 
A Quiet Place (2018)
Ailesinin güvenliğini sağlamak için elinden geleni yapmaya söz veren Lee, medikal ve besin ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri ufak bir çiftliği sığınak olarak belirler. İhtiyaç duydukları malzemeleri edinebilmek için öncesinde deniz kumu dökerek ses yalıtımı sağladıkları patikalarda saatlerce çıplak ayak ilerleyen kahramanlarımız, her koşulda işaret diliyle ve yanlarında taşıdıkları fenerlerle anlaşmalarını gerektiği hususunda katiyen hem fikirdir. Zira metrelerce öteden en ufak bir gürültüye dahi tepki veren yaratıklar izlerini çabucak bulup, hemen her yerde ortaya çıkabilmektedir. Durumun sürdürülebilir olmadığının farkında olan Lee, gününün büyük bölümünü radyo sinyalleri ve s.o.s yayımlayarak yardım aramakla geçirir. Ancak tüm çabalarına rağmen bir türlü dış dünya ile iletişim kurmayı başaramaz. Yaratıkların zayıf bir noktasını bulmaya odaklandığında ise sese karşı ekstra duyarlı; olabildiğince ataklarken, görme yetilerinin olmadığını keşfeder. Ama ne yazık ki hala ailesini yaratıklardan koruyabilecek esaslı bir silaha sahip değildir. Öte yandan yeni bir bebek bekleyen Evelyn, doğumun olabildiğince gürültüsüz olması için günler öncesinde hazırlıklarla uğraşmaktadır. Her türlü ihtimali düşünerek planlar yapan çiftimiz, aksilik ya günün birinde çocukların oyun oynarken çıkardıkları bir gürültü sonrasında sığınaklarını deşifre etmiş olurlar. Uzun süredir kaçındıkları yüzleşme, hiçte beklemedikleri bir anda vuku bulur. Sessizliği bozmanın bedelini en ağır şekilde ödemek zorundadırlar...


İyi; Konsept olarak post apokaliptik bir dünyada geçen, baştan sona sürükleyici bir gerilim filmi. Oyunculuk ve mekan seçimlerinin de tatmin edici olduğu, göz atılması gereken bir alternatif. Tarz ve atmosfer olarak ele alındığında ise Cloverfield devam filmi vari bir izlenim verdiğini söyleyebilirim. Son olarak bu filmi sevenler, yine benzer şekilde gerilim yüklü Don't Breathe (2016) yapımına da göz atabilirler.
Kötü; Yaratık modellemeleri daha özgün olabilirdi. Filmin ana kahramanı Lee' nin duygusal tercihleri sorgulanabilir olsa da, akıllı bir adam olduğu ortada o yüzden zekice hazırlanmış birkaç bubi tuzağı görmeyi beklerdim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Annihilation (2018)

 Annihilation (2018)
Asker olan eşi Kane' in gizli bir görev sonrasında ortadan kaybolması ve bir daha haber alınamaması üzerine, yaklaşık bir yıldır üstesinden gelmeye çalıştığı büyük bir hezeyanın içeresinde boğulan Lena, geçmişi bir türlü silip atamamaktadır. Günün birinde Kane' in çat katı gelmesi sonrasında büyük bir şok yaşayan kahramanımız, neler olup bittiğini sorgulasa da tatmin edici cevaplar almayı bir türlü başaramaz. Dahası Kane' in eski halinden de eser yoktur hani. Bir hayli solgun görünmekte, hiçbir şey anımsamadığı dillendirmektedir. 
 Annihilation (2018)
Gözlerini hastane benzeri bir odada açan Lena, hemen yanı başında kendisini psikolog olarak tanıtan Dr. Ventress isimli bir bayanın, ardı arkası kesilmeyen sorularına maruz kalır. Çok geçmeden bulundukları yerin gizli bir askeri üs olduğunu anlayan kahramanımız, olayların bir şekilde Kane ile ilgisi olduğunu düşünmeye başlar. Neyse ki  kocasının hayatta olduğunu öğrenen ve derin bir nefes alan Lena, neden burada tutuldukları sorusunu yöneltir. Durum sanılandan da ciddidir. İnsan aklının ötesinde, sadece teoriler üretebildikleri kadar doğa üstü bir fenomen gün yüzüne çıkmıştır. Ventress, yaklaşık üç yıl önce başlayan bu olayın, Blackwater Ulusal Parkı' da ansızın ortaya çıkan bir fenerin, parıltı adını verdikleri bir tür radyasyon yaydığını anlatır. Öncesinde insansız hava araçları, hayvanlar ve en nihayetinde özel görevliler gönderdiklerini ve Kane dışında hiç bir istisnanın geri dönmediğini de ekler. İşin kötü yanı parıltının giderek genişlediğini ve hızla yayıldığını endişeyle vurgular. Kane' nin son halini göz önüne alan ve parıltıyı kendi gözleriyle görmek, hissetmek isteyen Lane, aynı zamanda biyoloji profesörü olduğunu da ekleyerek, yeni keşif ekibinin bir parçası olma hususunda diretir. Mevcut iki senaryoyu da anlatan Ventress, ya giden grupları bir şeyin yok ettiğini ya da bir çılgınlık haliyle birbirlerini yok ettikleri uyarısında bulunur. Kaldı ki parıltının içerisinde, gönderilen ekiplerle hiç bir şekilde radyo ya da telsiz teması kurulamadığını, başlarına gerçekte neler geldiği konusunda emin olamayacaklarını da söyler. Lena, bunun bir intihar görevi olduğunu bile bile kabul eder. Sonuç itibariyle dahil olmayı başaran kahramanımız; bir biyolog, bir antropolog, bir psikolog ve bir araştırmacıdan oluşan keşif ekibiyle parıltının gizemini çözebilmek için, merkezindeki fenere doğru yola çıkar. Kahramanlarımızı bir dizi doğa üstü olay ve anlam vermekte zorlanacakları fenomenler beklemektedir...


İyi; Ex Machina (2014) 'dan hatırlayacağınız, başarılı yönetmen Alex Garland' ın güncel yapımı olan Annihilation (2018), pek çok yönden bilim-kurgu, fantastik korku karışımı filmlerden hoşlananları tatmin edebilecek düzeyde. Baştan sona sürükleyici kurgusu ve merak uyandıran gizemli atmosferiyle göz atılması gereken, izlerken maceraya dahil olacağınız, başarılı bir fantastik alternatif. Soundtrackler ve görsellerin de kayda değer olduğunu ekleyeyim.
Kötü; Daha yüksek bir bütçeyle, çok daha ilgi çekici olabilecek bir senaryoya dönüşebilirdi. Mantık hataları da göze çarpmıyor değil.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Nisan 2018 | Etiketler : | | | | |

The One I Love (2014)

The One I Love (2014)
Problemli ilişkilerinin üstesinden gelebilmek için psikologdan yardım uman Ethan - Sophie çifti, düzenli terapilere başlayarak bir an evvel sorunları aşmayı arzu ederler. İlişkilerinde eski heyecanı bulamadıklarını dillendiren çiftimiz, birbirlerine karşı giderek daha da tahammülsüz bir hale geldiklerinden yakınmaktadır. 
The One I Love (2014)

Bir dizi senkronizasyon terapisi deneyen kahramanlarımız, beden dillerine yansıdığı gibi duygusal olarak da aynı hisleri paylaşamadıklarını keşfederler. Çok geç olmadan, ilişkilerini kurtarabilmek için  her yolu denemeye hazır olan çiftimiz, yeni fikirlere açık olduklarını izah ederler. Bunun üzerine psikoloğun önerisiyle şehrin dışında, onları kimsenin rahatsız edemeyeceği bir malikanede baş başa bir haftasonu geçirmeye ikna olan kahramanlarımız, eşyalarını topladıkları gibi yola koyulurlar. Malikaneye ulaştıklarında ise çevreyi dolaşıp, hemen yakınlarda bir de konukevi olduğunu fark ederler. Eşyalarını yerleştiren ve hoş sohbet vakit geçirmek için muhabbet açan kahramanlarımız, geceyi konukevinde geçirmeye karar verirler. Alkol ve yanlarında getirdikleri uyarıcı otların etkisiyle, kafayı bulan ve deyim yerindeyse ayakları yerdeyken uçan çiftimiz, zamanının nasıl geçtiğinden de bihaberdir. Romantik ve eğlenceli devam eden gece, sabah uyandıklarında bir takım gariplikler fark etmelerine sebep olur. Gerçek olmayacak kadar güzel vakit geçirdiklerini bir türlü birbirlerine itiraf edemeyen kahramanlarımız, gecenin muhasebesini yapmaya başlarlar. Boşanmanın eşiğindeki ilişkilerinde eski tutkuyu yeniden yeşerttiklerini ısrarla savunan Sophie, gece olup bitenle ilgili Ethan' dan tamamen farklı bir hikayeyi anlatmaktadır. Giderek kafaları karışan ikilimiz, geceye dair ortak anımsayabildikleri tek şey olan konukevinde bir şeylerin yolunda gitmediğini keşfederler...

İyi; Konsept olarak 'Black Mirror' ya da 'Alacakaranlık Kuşağı' havasında; merak uyandıran, ilgiyle izlenebilecek bir film. Sürükleyici kurgusu, oyuncu performansları ve  diyaloglarıyla da göz atılması gereken başarılı bir alternatif. Romantik bir yapım gibi başlasa da bilim- kurgu ve psikolojik gerilimin de harmanlandığı, bu türleri sevenlerin de beğeneceğini umduğum bir seçenek.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Nisan 2018 | Etiketler : | | | |

The Secret of Marrowbone (2017)

The Secret of Marrowbone (2017)
Çok uzaklara gittik, zorluklara göğüs gerdik. En sonunda güvende olacağımız bir yer bulduk. Bir arada, okyanusun diğer tarafında...
The Secret of Marrowbone (2017)
Annelerinin ölümünün ardından, evin en büyüğü olan Jack, üç kardeşine de sahip çıkacağına ve ömürlerinin sonuna kadar hep bir arada kalacaklarına söz verir. Babalarının kötü şöhretinden ötürü, yıllarca gözlerden uzakta, kasabalılardan izole bir şekilde yaşayan kardeşler, annelerinin soy adı olan 'Marrowbone' u kullanarak yeni bir başlangıç yapmayı umarlar. Arta kalan ufak bir mirasla, dışarıdan bakıldığında viraneden farkı olmayan evlerinde geçinmeye çalışan Jack ve kardeşleri, her daim bir arada yaşamaya yemin ettikleri için ne pahasına olursa olsun evlerinden ayrılmamakta kararlıdırlar Ancak annelerinin ölümünün ardından henüz matemini bile doğru düzgün yaşayamadan, sahip oldukları tek şeyi, evlerini kaybetme riski yaşayan ve kara kara çözüm yolu arayan Jack, zamanının çoğunu bu meseleyle uğraşarak geçirmektedir. Avukat masraflarını ödeyerek bir şekilde evi elde tutabilmek için paraya ihtiyacı olan kahramanlarımız, Billy' nin önerisi üzerine son çare olarak babalarından kalan, lanetli olarak addettikleri parayı gözden çıkarırlar. Ona ait hiçbir şeyi evlerinde tutmak istemeyen kahramanlarımız, uğursuzluk ve bela getireceğine inandıkları parayı mecburen harcamak zorunda kalırlar. Çok geçmeden korktukları şey başlarına gelir ve uzun süredir onları rahatsız eden, hayalet olarak adlandırdıkları gizli güç yeniden ortaya çıkmaya başlar. Evdeki tüm aynaları kapatan ve kilitli odalara girilmesini yasaklayan Jack, yeniden evdeki huzuru sağlayabilmek için parayı yerine koymayı planlar. Öte yandan tek dostları ve aynı zamanda Jack' in sevgilisi olan Allie' de elinden geldiği ölçüde yardımcı olmaya çalışmaktadır. Ancak hiçbir şey göründüğü gibi değildir, Marrowbone ailesi karanlık sırlar saklamaktadır...

İyi; The Orphanage (2017) ve The Impossible (2012) filmlerinin senaristi Sergio G. Sánchez' den yine kayda değer bir yapım. Oyunculuk, kurgu ve atmosfer olarak oldukça başarılı bulduğum, izlemeye değer bir dram- gerilim filmi. Gizem seviyesi ve korku dolu gerilimli sahneler de türü sevenleri tatmin edebilecek düzeyde.
Kötü; Ağır tempoda ilerlemesi, yer yer sıkıcı gelebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Mart 2018 | Etiketler : | | | | |

Mother! (2017)

Mother! (2017)
Gözlerden uzakta, ormanın derinlerinde bulunan eski bir malikanede yaşayan çift, kendilerini dış dünyadan tamamen izole etmiş, yalnızca ilişkilerine odaklanmıştır. Yaşça büyük olan, tanınmış bir şair olan adam, zamanının çoğunu yeni bir şeyler karalayabilmek ve eski günlerdeki gibi eserler verebilmek için harcamaktadır. İlham kaynağı olarak gördüğü genç eşi ise büyük bir yangın sonrasında kül olan malikaneyi yeniden ayağa kaldırmak ve restore edebilmek için tüm enerjisini harcamaktadır. Ünlü bir şair olan kahramanımız, çalışma odasında saatlerce ilham gelmesini beklerken, evi çekip çeviren genç eşi de tüm zamanını yeni bir düzen kurabilmek ve bu sayede sevgi dolu sıcak bir yuva inşa edebilmek için çabalamaktadır. 
Mother! (2017)
Günün birinde geç vakitte, çat kapı gelen ihtiyar bir adam, dışarıdan burasını otel zannettiğini söyleyerek kalacak bir yer aradığını dillendirir. Kendisini doktor olarak tanıtan ve gecenin bir yarısında avare dolaşmaktan yorgun düştüğünü anlatan yaşlı adam, oldukça çaresiz görünmektedir. Gizemli misafirin konuşmalarından ve hikayelerinden hayli etkilenen şair, gitmesine izin vermez ve seve seve onu malikanelerinde ağırlayabileceklerini söyler. Eşinin aksine durumdan rahatsız olan ve fikrini almadığı için bozulan genç bayan ise ne de olsa sabah erkenden gideceğini düşünerek isteksizce misafir odasını hazırlamaya başlar. Ertesi gün muhabbetin giderek ilerlemesiyle, ihtiyar adamın büyük bir hayranı olduğunu ve tüm kitaplarını defalarca okuduğunu öğrenen şair, daha da keyiflenir ve istediği kadar kalabileceğini konusunda ısrar eder. Öte yandan yaşlı adamın eşi ve çocuklarının da birer birer ortaya çıkması ve çat kapı gelmeleri evin genç hanımının canını sıkmaya, sinirlerini allak bullak etmeye başlar. Giderek artan sayıda davetsiz misafir, evin düzenini alt üst etmekte, yaptığı her şeyi bozmaktadır. Şair ise durumdan memnun görünmekte ve ilham gelmesini beklediği onca günün ardından ilk defa bir şeyler karalamayı düşünmektedir.  Eşinin hiç olmadığı kadar mutlu olduğunu gözlemleyen ve onun için fedakarlıklar yapmaktan çekinmeyen genç bayan, çok geçmeden şairin kendisine olan sevgisini sorgulamak zorunda kalacaktır...


İyi; Metaforlarla dolu, görsellerin ve kurgunun şiir misali içe içe girdiği tipik bir Darren Aronofsky filmi. Oyunculuk, diyaloglar ve sinir bozucu tekinsiz atmosfer oldukça başarılı. Gizem- gerilim seviyesinin de tatmin edici düzeylerde olduğunu ekleyeyim...
Kötü; Lars Von Trier filmleri gibi (Antichrist 2009) genel izleyici kitlesine hitap etmeyen; rahatsız edici kurguya sahip, daha çok sanatsal bileşenleri ön plana çıkaran, bundan ötürü de herkesin izlerken keyif alamayacağını düşündüğüm bir yapım olduğunun altını çizeyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Aralık 2017 | Etiketler : | | | |

Wind River (2017)

Wind River (2017)
Kurt, şanssız geyiği değil zayıf olanı avlar...
Amerika' nın Wyoming eyaletinde bulunan, dağlık ve engebeli topraklardan oluşan kızılderili bölgesi 'Wind River' olarak bilinmektedir. Ağustos' un en sıcak gününde bile dağların tepesinde kar bulunan ve yılın büyük bölümünü dondurucu soğuklar altında geçiren bölgede, nüfusun çoğunu oluşturan kızılderililer dağınık bir yerleşim göstermektedir. FBI' ın bile sadece cinayet vakalarında dahil olabildiği topraklar, kızılderili bürosu tarafından idare edilmektedir.
Wind River (2017)
Balık ve Vahşi Yaşam Servisi' nde çalışan Cory Lambert, veteran bir iz sürücüdür. Yıllar evvel kızını kaybeden ve o günden beri yüzünden keder eksik olmayan kahramanımız, zamanının çoğunu çiftçilerin besi hayvanlarına dadanan aslan ve çakal sürülerini avlamakla geçirmektedir. Günün birinde yine aldığı bir ihbar sonrasında vahşi hayvanların izini sürmeye başlayan kahramanımız, karlarla kaplı dağlık arazinin yakınlarında, muhtemelen soğuktan donarak ölmüş bir kız cesedi keşfeder. Dahası kızı ve ailesini yakından tanıyan Cory, hemen şerife olayı rapor ederek destek ister. Çok geçmeden olay yerine ulaşan şerif ve görevliler, cesedin el ve ayak parmaklarındaki morarmalardan ve kafasındaki yara izinden olayı durumu cinayet olarak değerlendirip, FBI' a iletirler. Bu sırada kızın ailesini teskin etme görevi de Cory' e düşmüştür. Olay yerine en yakın FBI ajanı olan ve anonsa cevap veren, genç dedektif Jane Banner hızla intikal eder. Fırtına çıkmadan olay yerini kendi gözleriyle detaylı bir şekilde incelemek isteyen kahramanımız, cesedi bulan ve aynı zamanda bölgeyi avucunun içi gibi bilen Cory' nin de davada yardımcı olmasını teklif eder. Otopsi sonuçlarının ardından vakanın FBI' ın ilgisini çekmemesi sonrasında, kısıtlı imkanlarda olayı çözmek için seferber olan Cory ve Banner, bir dizi soruşturma yönetmeye başlarlar. Kızın ailesine katillerin izini süreceğine dair söz veren Cory, tüm enerjisini bu işe ayırmaya odaklar. Toy bir FBI ajanı olan Jane ise yardımcı olabilmek için elinden geleni yapacağını yeniler. Kızın ailesi ve arkadaşlarıyla görüşen ikilimiz, tüm detayları öğrenip, bütün ipuclarını toplamaya yoğunlaşırlar. Tüm oklar kızın gizemli erkek arkadaşına yönelmiş durumdadır. Çok geçmeden cinayetin gerçek bir trajedi olduğu ortaya çıkar...


İyi; Ağır bir tempoda ilerlemesine rağmen; sürükleyici kurgusu ve soğuk, donuk atmosferiyle göz atılması gereken başarılı bir suç- gerilim filmi. Oyunculuk ve soundtrackler gayet iyi. Gizem seviyesi tatmin edici. Drama olarak da vuruculuğu yüksek bir film olduğunu ekleyeyim.
Kötü;
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Ekim 2017 | Etiketler : | | | | | |

The Colony (2015)

The Colony (2015)
'Santiago, Şili. Yıl 1973. Politik ayaklanmalar tüm ülkeyi istikrarsızlaştırdı. Birleşik Devletler' in genç demokrasiye sırtını dönmesiyle Şili, Soğuk Savaş'ın yeni muharebe alanı haline geldi. Bu sırada, Sovyetler Birliği desteğini esirgemiyor. ABD hükümeti, Salvador Allende'nin kovulması gereken bir komünist olduğunu bildirdi. Yüzlerce, binlerce insan Başkan Salvadore Allende'yi desteklemek için Santiago, Şili sokaklarına döküldü. Uzmanlar Şili'yi iç savaşın eşiğinde görüyor. Biz, Şili' deki son gelişmeleri beklerken.dünya da nefesini tutmuş durumda...'
The Colony (2015)
Yaşam dolu, genç bir hostes olan Lena, haftada bir Almanya' dan Santiago' ya düzenlenen uçak seferi sayesinde erkek arkadaşı Daniel ile görüşebilmektedir. Konforuna düşkün, güzel bir bayan olan Lena, yolculuğun yorgunluğunu unutup, erkek arkadaşıyla buluşma anının heyecanını kapılır. Lena' nın aksine toplumsal olaylara daha duyarlı olan ve Allande yanlısı sosyalist bir grupla takılan Daniel, posterler hazırlayarak ideolojisine katkı sağlamayı ummaktadır. Kız arkadaşının gelmesiyle sürekli ayaklanmalar ve protesto gösterilerinin eşiğindeki Santiago' da keyifli birkaç gün geçirme fırsatı bulan Daniel, sabah saatlerinde gelen bir telefon sonrasında büyük bir şok yaşar. Zira General Pinochet kanlı bir darbe sonrası yönetimi devralmış ve sosyalistleri yok etmek için deyim yerindeyse her fare deliğine dahi asker sevk etmiştir. Alman vatandaşı olmalarına rağmen, askerlere yakalanan çiftimiz, bir itirafçının verdiği ifade sonrasında epeyce zor duruma düşerler. Daniel' in, gözlerinin önünde haç işaretli bir minibüsle alıkoyulmasına şahit olan Lena, pes edip ülkeyi terk etmek yerine erkek arkadaşının izini sürmeye karar verir. Daniel' in şehir dışında bulunan 'Colonia Dignidad' adı verilen bir kampa götürüldüğünü öğrenen kahramanımız, araştırmalar yapmaya başlar. Devlet kaynaklarında saygın bir yardım kuruluşu olarak adledilen Colonia Dignidad, kağıt üstünde tamamen yasal evraklara sahip bir kuruluştur. Pius isimli eski bir Alman rahibin 2.Dünya Savaşı sonrasında müritleriyle beraber deyim yerindeyse hiçliğin ortasında bulunan bu araziye, radikal bir tarikat inşa ettiğini öğrenen Lena, tüm riskleri göz ardı ederek Daniel' i bulmak pahasına oraya gitmeye karar verir. Bir şekilde onlardan biri olup, içeriye sızmayı planlayarak, henüz sağ bile olduğundan şüphe duyduğu Daniel' in peşine düşer. Tarikata katılabilmesi için Pius' u etkilemek zorunda olan kahramanımız, çok geçmeden kendisini kuralları Pius' un belirlediği ve geri kalan herkesin kayıtsız şartsız itaat ettiği, kaçışın mümkün olmadığı bir ortamda bulur. Modern dünyadan oldukça farklı ve radikal bir şekilde organize olan Pius ve tarikatı tuhaf rituellere sahiptir. En nihayetinde Daniel' in izini bulan Lena, bir yolunu bulup buradan kaçmayı planlamaktadır. Ancak Colonia Dignidad, Dante' nin İnferno' sunda cehennem kapısındaki yazı misali, 'buradan içeri giren, ümidi geride bıraksın' vari bir yerdir. Dahası tüm gözlerin üstünde olduğunu bilen Lena, akıllıca davranmak zorundadır...

İyi; Gerçek olaylardan uyarlama, oldukça sürükleyici, macera düzeyi yüksek  bir dram- gerilim filmi. Kurgu, oyunculuk, görseller, kamera açıları ve soundtrackler de gayet iyi. Bu filmi sevenler tarz olan yakın olan The Sacrament (2013) yapımına da göz atabilirler.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |

A Monster Calls (2016)

A Monster Calls (2016)
12 yaşındaki Conor, hasta annesiyle birlikte yaşayan, hayal gücü oldukça yüksek bir çocuktur. Annesinin terminal evresinde kanser olmasından ötürü, gün geçtikçe gözlerinin önünde eriyip gitmesine mani olmayan kahramanımız, hüznünü kendi içerisinde yaşamakta ve giderek yalnızlaşmaktadır. 
A Monster Calls (2016)
Birkaç ay da bir gördüğü ilgisiz babası ve despot babaannesiyle geçinemeyen Conor, okulda da zorbalar tarafından sürekli aşağılanmaktadır. Zamanının çoğunu odasında geçiren ve hayal gücünü kara kalem resimlere aktaran kahramanımız, bir gece yarısı penceresinde beliren devasa bir ağaç canavarın şaşkınlığını yaşar. Canavar, Conor' a üç hikaye anlatacağını ve bu hikayeler bitince onun da dürüst bir şekilde kendi hikayesini anlatması gerektiğini söyler. Hayal gücünün kendisine oyunlar oynadığını varsayan ve sabah uyanınca yaşadıklarını basit bir rüya olarak yorumlayacağını zanneden Conor, yarın yeniden geleceğini söyleyen canavarın gözlerden kaybolmasına izin verir. Uyandığında sakin kafayla düşünen ve penceresine gelen canavar ağacın, hemen evlerinin yakınındaki bir mezarlıkta bulunan porsuk ağacı olduğunu fark eden Conor, kimseye neler olup bittiğini bahsetmeden, bir an evvel yeniden gece olmasını bekler. Saatler gece yarısını gösterirken yeniden Conor' ı ziyarete gelen canavar, bu sefer öykülerini anlatmakta kararlıdır. Annesinin çok hasta olduğunu ve aptalca hikayeler dinlemeye vakti olmadığını söyleyen Conor, en nihayetinde ikna olur. Hikayeleri kafasında canlandırması gerektiğini söyleyen canavar, vakit kaybetmeden öykülerini anlatmaya başlar. Hikayeleri yorumlamaya gelindiğinde ise gerçekte neyin iyi neyin kötü ya da neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda akıl yormaya başlayan Conor, her defasında farklı sürprizlerle karşılaşır. Canavar, deyim yerindeyse ona rehberlik etmekte ve hayatına mana katmaktadır. Öte yandan gündelik hayatında ise işler daha da zorlaşmaya başlamıştır. Zira annesinin hastaneye kaldırılması üzerine, babaannesiyle kalmak zorunda kalan Conor, kendi odasını ve eşyalarını terk etmek istememektedir. Hayatta en sevdiği varlığın, annesinin hayata tutunabilmesi için canavardan yardım istemeyi uman kahramanımız, ilk olarak gerçeklerle yüzleşmesi gerektiğini keşfeder. Anlatılan her hikayeden ise dersler çıkarmalıdır. Hayat sandığından çok daha acımasızdır.

İyi;  'A Monster Calls' isimli Patrick Ness imzalı kitabın uyarlaması olan yapım, oldukça sürükleyici, arka planda dram barındıran, başarılı bir fantastik gerilim filmi. Görseller, atmosfer ve oyunculuk oldukça iyi. Tarz olarak El laberinto del fauno (2006) yapımın andıran film, göz atılması gereken bir alternatif.
Kötü; Gizem seviyesi biraz daha yüksek olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Prometheus (2012)

Prometheus (2012)
Bazen yaratmak için önce var olanın yok edilmesi gerekir.
Tarih 2 Aralık 2093, bilimsel keşif gemisi Prometheus, uzayın derinliklerinde ilerlemektedir. Weyland Endüstri adındaki özel şirketin kurucusu olan Peter Weyland' ın arzusu üzerine bir araya getirilen bilim insanları, büyük bir keşfin arifesindedir. Zira doktor Charlie Holloway ve Elizabeth Shaw dört yıl öncesinde büyük bir keşfe imza atmış ve İskoçya’da bulunan Skye Adası’nda bir mağarada yaptıkları kazı neticesinde dünyada insan yaşamının nasıl başladığına ilişkin önemli ipuçları edinmişlerdir. Öncesinde Mısır, Maya, Sümer, Babil gibi büyük medeniyetlerden kalan reliklerden elde ettikleri bilgileri, son keşifleriyle örtüştüren ve bu sayede dünya dışında başka bir yaşanılabilir gezegenin (terraform) de uzayda var olabileceğini düşünen kahramanlarımız, ufak bir taslak harita bile oluşturmuştur. Dahası LV 223 olarak adlandırılan bu gezegende insanı yaratan tasarlayıcıların da bulunduğunu düşünen Shaw, bu sayede Weyland' ın ilgisini çekmeyi başarmıştır. Prometheus gemisinin harekete geçmesiyle ise bilinmeze yolculuk başlar.
Prometheus (2012)
Uzun bir süre boyunca hiper uyku kapsüllerinde kalan keşif ekibi, LV 223' e yaklaşmaları sonrasında David tarafından uyandırılır. David, Weyland' a hizmet etmek için yaratılmış, hemen her konuda bilgi sahibi, morfolojik olarak da insan vari modellenen bir androidtir. Tüm keşif ekibi hiper uykudayken, onların rüyalarını izleyip, sürekli kendisini geliştiren ve yaratıcı olan insanlara daha yakından göz atan David, aynı zamanda gemideki komuta zinciri içerisinde de önemli bir role sahiptir. Weyland' ın son derece otoriter, despot kızı Vickers ise geminin finansmanını sağlayan ve bu sayede kritik kararlarda son sözün sahibi kişidir. İlk yapılan analizlere göre LV 223 gezegeninin sert ve kayalık bir zemin üzerine kurulu olduğu ancak atmosferin dünyaya benzer olması sebebiyle yaşanılabilir olduğu öngörüsüyle yola çıkan kahramanlarımız, piramit benzeri büyük bir yapının hemen yakınlarına başarılı bir inişin ardından etrafı kolaçan etmeye koyulurlar. Kaptan Janek ve bir grup mürettebat gemide kalıp, radyo aracılığıyla iletişim ve lojistiği sağlamaktan sorumludur. Shaw ve Holloway önderliğindeki bilim ekibi ise yüzeye ilk adımı atacak ve piramidi inceleyecek kişilerdir. David' in atmosferi taraması ve solunabilir olduğunu söylemesi üzerine kasklarını çıkaran kafilemiz, büyük bir hayranlıkla piramidin içerisini gezmeye başlarlar. Herhangi bir tehdide karşın silahlarını ve teçhizatlarını da yanlarından eksik etmeyen öncü ekip, ufak dronelar sayesinde bulundukları piramidin haritasını çıkarmaya konsantre olurlar. Büyük avlular ve devlerin geçebileceği kadar büyük kapılarla dolu olan piramit, hava kararmadan gezebileceklerinin çok ötesinde devası bir yapıdadır. Bu sırada büyük bir oda bulan David, kendi boyutlarının neredeyse iki katı büyüklüğünde dört tane hiperuyku konsolu da keşfeder. Konsollardan birinde 'Space Jockeys' ya da 'The Pilot' olarak refere edilen, Shaw' un tasarlayıcılar olarak söz ettiği bir uzaylı hemen karşılarında belirir. Gerekli bilimsel tetkikleri yapmak ve en önemlisi dna testi ile tezini kanıtlamak isteyen Shaw, Prometheus' dan gelen fırtına uyarısına aldırış etmeden, örnek almaya koyulur. Öte yandan bir başka odada içlerinde siyah yapışkan sıvıların bulunduğu, binlerce küp keşfeden araştırma ekibi, zeminde bir şeylerin hareket ettiğinden neredeyse emindir. Fırtına iyice bastırmadan bir an evvel Prometheus' a gitmek için yola çıkan kahramanlarımız, ellerine geçirebildikleri kadar çok örnekle uzay gemisine dönerler. Gerekli strelizasyon işlemlerinin ardından, dna testi sonrasında insan ırkıyla %100 eşleşme yakalayan Shaw, tarifsiz bir mutluluk yaşamaktadır. Zira köklü inanışları ve din kavramını rafa kaldıracak bu buluş, son derece önem arz etmektedir. Yıllar süren çalışmaları ve yoğun çabaları sonrasında gerçekten de tasarımcıların var olduğunu ispat etme aşamasındadır. Ancak ne yazık ki Holloway' ın piramitten döndüklerinden beri kendisi iyi hissetmemesi sevincini kursağında bırakır. Görünüşe göre gemiye kendilerine ait olmayan şeytani bir şeyle dönmüşlerdir...


İyi; Bilim-kurgu denilince ilk akla gelen yönetmenlerden biri olan Ridley Scott, yine her zaman olduğu gibi klasını konuşturmuş diyebiliriz. Alien serisiyle kronolojik olarak paralel ilerleyen yapım, tekinsiz atmosferi ve sürükleyici kurgusuyla son derece iddialı. Oyunculuk ve görsel efektler de keza gayet başarılı. Ayrıca; kriyojeni, hiper uyku, terraform gibi bilimsel konuların da altmetinlerde yer alması filmin kitabi yönünü de güçlendirmiş.
Kötü; Grup dinamikleri iyi olsa da karakterlerin biraz da detaylı tanıtılması daha hoş olabilirdi. Aralarda ufak mantık hataları yok değil...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Haziran 2017 | Etiketler : | | | | |

Contratiempo (aka The Invisible Guest) (2016)

Contratiempo (aka The Invisible Guest) (2016)
Adrián Doria, oldukça varlıklı genç bir iş adamı olup, Asya piyasasında yaptığı ses getiren anlaşmaların ardından, ülkede yılın iş adamı olarak onurlandırılır. Paranın ve şöhretin yanı sıra, eşi ve minik kızından oluşan çekirdek ailesine rağmen, mutluluğu bulamayan ve fotoğrafçı sevgilisi Laura ile sık sık kaçamaklar yapan kahramanımız, Fransa gezisi için evden ayrılır. 
Contratiempo (aka The Invisible Guest) (2016)
Ancak gezide yaşanan bir takım gizemli olaylar sonrasında cinayet zanlısı olarak aranan Adrián, evinin yolunu tuttuğu gibi avukatı Felix' den yardım ister. Bir otel odasında kafasına aldığı darbe sonrasında, gözlerini açtığında yüklü meblağ para ve Laura' nın cesediyle uyandığını söyleyen Adrián, anlattığı hikayeyle kendi avukatı Felix' i dahi ikna etmekte zorlanmaktadır. Olay yeri tutanağı ve polis raporlarında odaya dışarıdan üçüncü bir kişinin girme olasılığı olmadığının kati bir şekilde vurgulanması, Adrián' in saldırıya uğradıkları tezini çürütmektedir. Yeni deliller bulunana kadar parasının ve güçlü dostlarının yardımıyla tutuksuz olarak yargılanmayı başaran kahramanımız, Felix' in tavsiyesi üzerine tanık hazırlama programında uzman olan, veteran avukat Virginia Goodman ile görüşmeyi kabul eder. Goodman, kısa süre evvel emekliye ayrılmış, adliyede bağlantıları olan son derece tecrübeli bir avukattır. Savcının yeni bir tanık bulduğunu ve davanın aleyhlerine işlediğini belirterek, dostlarından edindiği bilgiye göre tutuklama kararı çıkana kadar sadece üç saatleri olduğunu vurgular. Adrián' ın sakladığı bir şeyler olduğundan kuşkulanan ve tüm detayları yeniden onun ağzından dinlemek isteyen kahramanımız, en ufak bir ayrıntının dahi olayların seyrini değiştirebileceğinden emindir. Fazla şansı olmadığını anlayan Adrián ise Laura ile kaçamak yaptığı sözde Fransa gezisinden itibaren olan bitenleri anlatmaya başlar. Her ikisinde bir şekilde dahil olduğu, sürücüsü Daniel Garrido adında bir adamın gizemli bir şekilde ortadan kaybolduğu güne vurgu yapan Goodman, eğer tüm detaylara hakim olamazsa mahkemede kimsenin ona yardımcı olamayacağını yeniler. Adrián' ın son derece zeki bir o kadar da temkinli bir adam olduğunu bilen Goodman, maktul Laura' nın başına gelenleri öğrenmekte kararlıdır. Sohbet ilerledikçe Adrián' ın hikayesinde bazı boşluklar bulan ve juriyi bu şekilde asla ikna edemeyecekleri dillendiren Goodman, bir takım kirli sırların ortaya çıkmasına sebep olur. Öte yandan davada gizemli tanık olarak kimin ifadesine başvurulduğu ise soru işareti olarak kalmayı sürdürmektedir. Adrián  için zaman giderek daralmaktadır...


İyi; Baştan sona sürükleyici kurgusu ve gizemli hikayesiyle beğeni kazanan yapım, göz atılması gereken başarılı bir alternatif. Oyunculuk, atmosfer, zekice hazırlanmış kurgu, sürprizlerle dolu son çeyrek... gerçekten de tatmin edici. Bu filmi sevenlerin yine bir başka İspanyol sineması ürünü olan El cuerpo (aka The Body) (2012) yapımını da izlemelerini tavsiye ederim.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Mayıs 2017 | Etiketler : | | |

The Road (2009)

The Road (2009)
Dünyayı yok oluşa sürükleyen dehşet verici olayın ardından, ne bir bitki ne de bir hayvan cinsi sağ kurtulabilmiştir. Dahası sık sık depremlerin tetiklendiği, her yeri yakıp kül eden yangınların yaşandığı ve yeryüzünün giderek harap olduğu coğrafyada, açlık temel problem haline dönüşmüştür. Ayakta kalmayı başarabilen bir avuç insan, elleri silahlı çeteler halinde örgütlenerek, günden güne kaynakların tükendiği deyim yerindeyse sıfırı tükettikleri ortamda, kanibal bir yaşam süren canilere dönüşmüştür. 
The Road (2009)
Nefes almanın her geçen gün daha da zorlaştığı bu distopik dünyanın henüz ilk yıllarında bir erkek bebek dünyaya getiren bir anne, eşinin de desteğiyle hayata tutunmaya çalışmaktadır. Ancak yaşamın giderek manasını yitirmesi üzerine intihar eden kahramanımız, çocuk yaştaki oğluyla eşini bir başlarına bırakır. Çaresiz bir şekilde oğluyla yapayalnız kalan baba ise onu ne pahasına olursa olsun gözünden sakınmaya devam etmektedir. Ellerinde kalan son yiyeceklerle daha yaşanabilir şartların olabileceğini düşündükleri güneye ilerleyen ikilimiz, sahibi oldukları tek şeyin umutlarının peşine düşerler.  Oğluna her zaman iyilerin tarafında olduklarını söyleyerek telkin eden ve ateşi (yaşamı) taşımaya devam edeceklerini sık sık vurgulayan kahramanımız, günün birinde kendisine bir şey olması durumunda onu her gün daha da zorlaşan hayata hazırlamaya çalışmaktadır. Araba mezarlığına dönmüş, toz ve kumlarla kaplı yollarda her şeyin daha iyi olacağı ümidiyle gece- gündüz demeden mesefe kat eden kahramanlarımız, eğer bulabilirlerse güvenli olduğunu düşündükleri terk edilmiş ev ve barakalarda, şansları yaver gitmezse de yol kenarlarında kısa molalar vermektedirler. Oğluna yabancılara güvenmemesi ve sahip oldukları şeyleri koruması yönünde nasihatlar veren kahramanımız, ancak bu şekilde hayata tutunabileceklerinin farkındadır. İnsanlıktan çıkmış, kaniballeşen çetelerin korkusuyla izlerini gizlemeli ve sürekli tetikte uyumalıdırlar. Sahip oldukları en önemli şey olan ve yola devam etmelerini sağlayan botlarını kaybetmemesi gereken ikilimiz, gerektiğinde yakalanmamak pahasına intiharı göze alırlar. Ellerinde kalan son iki kurşunla, kaderlerinin sürüklediği haftalarca sürecek tehlikeli bir maceraya yelken açarlar....

İyi; Post-apokaliptik bir dünyada geçen, distopik kurgusuyla göz atmanız gereken, başarılı bir yol- gerilim filmi. Baştan sona grinin tonlarının hakim olduğu bir dünyada, bunaltıcı bir atmosferde geçen film, dram- gerilim sevenler için de iyi bir alternatif. Oyunculuk muazzam.
Kötü; Zaman zaman ağır işleyen kurgu. Gerilim seviyesi daha yüksek olabilirdi. Biraz daha felsefik alt metinler ve ilgi çekici diyaloglar barındırabilirdi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Mayıs 2017 | Etiketler : | | | |

Get Out (2017)

 Get Out (2017)
Kız arkadaşı Rose ile yaklaşık beş aydır mutlu bir birliktelikleri olan Chris, ilişkilerini yeni bir boyuta taşımaya hazırlanmaktadır. Tanınmış ünlü bir nörolog olan Dean Armitage' ın kızı olan Rose, Chris' i ailesiyle tanıştırmaya karar verir. Ailesine sürekli Chris' den bahsetse de onun siyahi biri olduğundan söz etmeyen ve ailesinin ırkçı olmadığını yenileyerek kendisini savunan Rose, Chris' in aksine herhangi bir sorun yaşanmayacağını düşünmektedir. 
 Get Out (2017)
Modern toplumda Afroamerikan bir birey olmanın sıkıntılarını çok iyi bilen ve bu sebepten ötürü daveti çekimserce onaylayan Chris ise aristokrat bir aile olan Armitage' lar ile tanışmaktan şeref duyacağını söylemekle yetinir. Haftasonu için eşyalarını toplayan ve gözlerden uzakta, göl kenarında bulunan Armitage malikanesi için yola koyulan ikilimiz, her şeyin çok güzel olacağı düşüncesiyle motive olurlar. Armitage malikanesine geldiklerinde ise beklentilerinin aksine Rose' un ailesi tarafından oldukça samimi karşılanan ve gururu okşanan Chris, ön yargılarının ne kadar da saçma olduğunu düşünmeye başlar. Zira her ne kadar aristokrat beyaz bir aile ve malikanelerinde çalışan siyahi hizmetliler epeyce klişe bir durum teşkil etse de, Armitage' ların kesinlikle ırkçı insanlar değil; oldukça liberal, medeni bir aile yapısına sahip olduklarına kanaat getirir. Rose' un erkek kardeşi Jeremy, babasının yolundan giden genç bir tıp öğrenci olup; annesi Missy de deneysel metotlar geliştiren başarılı bir psikiyatristtir. Mükellef bir akşam yemeğinin ardından dinlenmek için odalarına çekilen kahramanlarımız, her şeyin yolunda gittiğinden emindir. Hatta sigara bağımlılığını hipnoz metodu ile yenebileceğini anlatan Missy Armitage' ın konuşmaları Chris' i epeyce etkilemiştir. Ertesi sabah için bir süre evvel kaybettikleri büyük babaları Roman Armitage şerefine geleneksel bir davet düzenleyen Armitage' lar, hem bu sayede Chris' i de konuklarıyla tanıştırmayı arzu ederler. Onlarca beyaz misafir arasında kendisini kısmen yabancı ve dışlanmış hissedebileceğinden korkan Chris ise Rose'un yoğun ısrarlarından ötürü kalmaya ikna olur. Öte yandan yakın arkadaşı Rod ile sık sık telefonda mesajlaşan ve olan bitenleri anlatan Chris, davette yaşanan bir tatsızlık sonrasında epey huzursuz olur. Bir an evvel eşyalarını toplayıp, Rose ile birlikte evden ayrılmayı düşünen kahramanımız bir şeylerin yolundan gitmediğini hisseder. Gece ise henüz yeni başlamıştır...

İyi; Baştan sona oldukça sürükleyici ve gerilimin giderek tırmandığı, gizem seviyesi tatmin edici izlemeye değer bir salt gerilim filmi.  Zekici kurgulanmış, özgün bir senaryoya sahip. Oyunculuk, görüntü yönetimi ve gerilim filmlerinin olmazsa olmazı ses efektleri oldukça başarılı.
Kötü; İlk yarısı itibariyle ırkçılık işleyen klişe bir tema barındırdığı söylenebilir. Bknz 'Ku klux klan
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Nisan 2017 | Etiketler : | | | |

The Machinist (2004)

The Machinist (2004)
Bir fabrikada makinist olarak çalışan Trevor, bir yıldır üstesinden gelemediği şiddetli uykusuzluk probleminden muzdariptir. Geceleri bir an dahi gözlerine uyku girmeyen ve dolasıyla fiziksel olarak da bitkin düşen kahramanımız, günden güne kilo vermekte, deyim yerindeyse erimektedir. 
The Machinist (2004)
Geceleri gündüz etmekte zorlanan Trevor, ailesi ya da arkadaşı olmadığı için para karşılığı ilişki yaşadığı Stevie' nin varlığıyla yetinmektedir. Çoğu zaman da gecenin bir yarısında evinin kilometrelerce ötesindeki havalimanına gidip, garson pozisyonunda çalışan dul bir kadın olan Marie ile muhabbet ederek evine dönen kahramanımız, depresif bir yaşam sürmektedir. Günün birinde her zamanki gibi sıkıcı geçen bir iş mesaisinin ardından vardiya değişimi sırasında, daha önce hiç görmediği Ivan isimli bir kaynakçıyla tanışır. Oldukça gizemli bir kişiliğe sahip olan Ivan, bir arkadaşının yerine bakmak için geldiğini söyleyerek uzaklaşır. Trevor ise günün devamında kendi hatasından ve dikkatsizliğinden ötürü bir iş arkadaşının ciddi şekilde yaralanmasına sebep olur. İş yerinde istenilmeyen adam ilan edilen ve şefi tarafından uyuşturucu kullanmakla suçlanan kahramanımız, soruşturma neticelene kadar evinin yolunu tutar. Olan bitenleri anlatabileceği tek kişi olan Stevie' ye içini döken Trevor, sabah uyandığında buzdolabının üzerine yapıştırılmış bir not bulur. Birilerinin ciddi anlamda kendisiyle uğraştığını düşünerek, ev sahibine dairesine izinsiz olarak birinin girmiş olabileceğini söyleyen kahramanımız, bir yandan da kazanın olduğu gün tanıştığı ve bir daha karşısına çıkmayan Ivan' ı sorgulamaya başlar. Ertesi gün buzdolabın üzerinde yeni bir not gören ve kafası allak bullak olan Trevor, kazadan sonra düşman kesilen iş arkadaşlarından birinin bunu yapmış olabilme ihtimalini irdeleyip, iyiden iyiye panikler. Günden güne psikolojisi daha fazla bozulan ve paranoyalarla dolu yıkıcı bir kabusun içerisine sürüklenen kahramanımız, büyük bir komplonun içerisinde olduğunu düşünmektedir. Düğümü çözebilmekse için tek çare Ivan' ı bulmalıdır...

İyi; Senaryo ve atmosfer olarak tatmin edici, gizem seviyesi yüksek, başarılı bir psikolojik gerilim filmi. Christian Bale' in oyunculuğunun zirve yaptığı bir yapım. 
Kötü; İlk yarısı itibariyle klişe, tahmin edilebilir bir kurguda ilerlese de finaliyle sinemaseverleri mutlu edebilecek bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Nisan 2017 | Etiketler : | | | |

Split (2016)

Split (2016)
Acı çekmiş ve parçalanmış insanların bizden bir eksiklikleri olduğunu düşünürüz, ya bizden fazlaları varsa?
Dr. Karen' ın özel hastalarından biri olan Barry, çoklu kişilik bozukluğundan muzdariptir. Esasında Kevin' in vücudunda yaşayan 23 farklı kişilikten biri olan Barry, kendi deyimiyle ışığı taşıyan yani diğer kişilikleri baskılayabilen karakter olarak Dr. Karen ile seanslara katılmaktadır.
Split (2016)
Dr. Karen' ın teşhisine göre sorunlu bir çocukluk yaşayan ve babasının tren garında onu terk edip bir daha dönmemesiyle farklı kişilikler geliştiren Kevin, psikoloji bilimi adına örnek çalışma teşkil etmektedir. Zira Karen, çoklu kişilik bozukluğunun sanılanın aksine bir hastalık olmadığını, aslında insan evriminin bir parçası olduğunu düşünmektedir. Çünkü bazı deneklerde aynı vücudu kullanan kişiliklerden birinin solak diğerininse sağ el kullanması çok rastlanan bir durum olmakla beraber, kimi zaman yaratılan kişiliklerin çeşitli genetik toleranslarına kadar farklılıklar taşıyabildikleri dahi görülmüştür. Bu noktada önem arz eden ve 23 farklı kişiliğin yansımalarını barındıran Kevin, daha çok Barry kimliğiyle Dr. Karen' a misafir olmaktadır. Moda konusunda oldukça entellektüel bir kişilik olan Barry, sıklıklar çizimlerini Dr. Karen ile paylaşmaktadır. Ancak son zamanlarda Barry' nin davranışlarında farklılıklar sezen ve zaman zaman gerçekten de karşısındakinin o olup olmadığını sorgulama gereği duyan Karen, Kevin' in bünyesindeki bazı tehlikeli kişiliklerin gün yüzüne çıkmasından çekinmektedir. Dennis ve Patricia isimli karakterler Kevin' in öfkeli tarafını oluşturmakta, hem kendisi hem de başkaları için tehlike teşkil etmektedir.
Bir doğum günü partisi sonrasında ansızın ortadan kaybolan üç kız öğrencinin kaçırıldığı şüphesi giderek güçlenmektedir. Aynı okulda okuyan ancak kişilik ve kültürel olarak pek de yakın olmayan kızlar, en son arabalarına binmek için gittikleri otoparkta görülmüştür. Arkadaşları tarafından tuhaf bulunan ve sosyal olmadığı için dışlanan Casey, kendilerini tutsak eden adamın takıntılı biri olduğunu, başlarını büyük bir belaya soktuklarını düşünmektedir. Kilitli kaldıkları odanın içerisinde kaçma planları yapan kızlar, bir yandan da Kevin' in farklı kişilikleriyle yüzleşmek zorunda kalırlar. Kurtulmak istiyorlarsa Kevin' in arkadaş canlısı kişiliklerinden yardım almalı ve özellikle Hedwig' in huyuna gitmelidirler...
İyi; The Sixth Sense (1999), Signs (2002), The Village (2004) ve The Visit (2015) gibi yapımların başarılı yönetmeni M. Night Shyamalan' ın son filmi. Farklı senaryosu ve atmosferiyle göz atılması gereken bir gerilim filmi. James McAvoy' un oyunculuğu muazzam. Bu arada finalde Unbreakable (2000)' a yapılan gönderme hoş olmuş :)
Kötü; Gizem seviyesi daha yukarılarda olabilirdi. Kurgu ve sinematiklerde eksiklikler var.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Mart 2017 | Etiketler : | | |

The Jacket (2005)

The Jacket (2005)
Körfez Savaşı gazisi Jack Starks, dehşet ve gözyaşıyla dolu günlerin ardından ordudan ayrılıp evine döner. Hala yaşadığını travmayı atlatamayan ve gündelik hayata geri dönüp sosyalleşmekte sıkıntılar yaşayan kahramanımız, bir yandan da gözüne uyku girmeyen geceler boyunca giderek depresif bir ruh haline sürüklenmektedir. Sürekli savaşta olan bitenleri düşünen ve bir türlü zihnini rahatlatamayan Jack, soğuk bir kışı günü umarsızca bir yürüyüşe çıkar. 
The Jacket (2005)
Yol üstünde otostop yaparak bir yabancının arabasına binen Jack, her şeyin çok hızlı gelişmesiyle ve şerifin ölmesiyle sona eren bir cinayete karışır. Polisler tarafından tutuklanan ve cinayet zanlısı olarak mahkemeye sevk edilen kahramanımız, olan bitenleri tam olarak hatırlayamadığı ve iyi bir savunma yapamadığı için, mental durumu da göz önüne alınıp akıl hastanesine yollanır. Dr. Becker gözetiminde tedavi alması planlanan Jack, bir dizi deneysel terapiler ve ilaçlarına maruz kalır. Dr. Becker, ilaçlar sayesinde nefret tabakasını soyacağını ve Jack' i yeniden topluma kazandıracağını savunmaktadır. Ancak bilim etiğinden son derece uzak uygulamalar ve kendi doğrularıyla yola çıkması, Dr. Lorenson tarafından sıklıkla eleştirilir. Lorenson, Becker' ın hastaları deney hayvanları gibi kullandığından ve amaçsız ilaç kokteyllerini karıştırarak deneysel çalışmalar yapmasından rahatsızdır. Ailesi- arayıp soranı olmadığı için uygun hasta olarak gördüğü Jack üzerinde farklı uygulamalara ve seanslara devam eden Dr.Becker; tedavinin bir parçası olarak Jack' e deli gömleği giydirip, tabut gibi daracık bir morg çekmecesine kilitlemektedir. Zaman zaman çekmece içerisinde uzun saatler geçirmek zorunda kalan ve flashback sahneler anımsamaya başlayan kahramanımız, bir yandan cinayet gecesi neler olduğunu hatırlamaya çalışırken bir yandan da hastaneden nasıl kaçabileceğinin planlarını yapar. Yine yoğun ilaç tedavisinin ardından kapatıldığı morg çekmecesinde bu sefer gelecekten kesitler gören ve dört gün içerisinde öleceğini öğrenen kahramanımız, ölüm sebebini bulabilirse bir şekilde  kurtulacağını umut eder. Öte yandan rastlantısal olarak Jackie ile tanışan ve düğümü çözebilme konusunda yardım isteyen Jack, her ne kadar ikna etmekte zorlansa da dikkatini çekmeyi başarır. Zamana karşı savaş çoktan başlamıştır bile...

İyi; Jack London' ın 'The Star Rover' isimli romanından uyarlanan yapım, efsane oyuncu kadrosuyla ve sürükleyici kurgunun bileşimiyle beraber son derece başarılı bir psikolojik gerilim filmi. Atmosfer ve gizem seviyesi çok iyi. Korku- gerilim severlerin gözdeleri; zamanda yolculuk ve akıl hastanesi gibi konseptleri de barındırdığını ekleyelim. Bu filmi sevenlerin Jacob's Ladder (1990) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;