Güncel İncelemeler;

Prometheus (2012)

Prometheus (2012)
Bazen yaratmak için önce var olanın yok edilmesi gerekir.
Tarih 2 Aralık 2093, bilimsel keşif gemisi Prometheus, uzayın derinliklerinde ilerlemektedir. Weyland Endüstri adındaki özel şirketin kurucusu olan Peter Weyland' ın arzusu üzerine bir araya getirilen bilim insanları, büyük bir keşfin arifesindedir. Zira doktor Charlie Holloway ve Elizabeth Shaw dört yıl öncesinde büyük bir keşfe imza atmış ve İskoçya’da bulunan Skye Adası’nda bir mağarada yaptıkları kazı neticesinde dünyada insan yaşamının nasıl başladığına ilişkin önemli ipuçları edinmişlerdir. Öncesinde Mısır, Maya, Sümer, Babil gibi büyük medeniyetlerden kalan reliklerden elde ettikleri bilgileri, son keşifleriyle örtüştüren ve bu sayede dünya dışında başka bir yaşanılabilir gezegenin (terraform) de uzayda var olabileceğini düşünen kahramanlarımız, ufak bir taslak harita bile oluşturmuştur. Dahası LV 223 olarak adlandırılan bu gezegende insanı yaratan tasarlayıcıların da bulunduğunu düşünen Shaw, bu sayede Weyland' ın ilgisini çekmeyi başarmıştır. Prometheus gemisinin harekete geçmesiyle ise bilinmeze yolculuk başlar.
Prometheus (2012)
Uzun bir süre boyunca hiper uyku kapsüllerinde kalan keşif ekibi, LV 223' e yaklaşmaları sonrasında David tarafından uyandırılır. David, Weyland' a hizmet etmek için yaratılmış, hemen her konuda bilgi sahibi, morfolojik olarak da insan vari modellenen bir androidtir. Tüm keşif ekibi hiper uykudayken, onların rüyalarını izleyip, sürekli kendisini geliştiren ve yaratıcı olan insanlara daha yakından göz atan David, aynı zamanda gemideki komuta zinciri içerisinde de önemli bir role sahiptir. Weyland' ın son derece otoriter, despot kızı Vickers ise geminin finansmanını sağlayan ve bu sayede kritik kararlarda son sözün sahibi kişidir. İlk yapılan analizlere göre LV 223 gezegeninin sert ve kayalık bir zemin üzerine kurulu olduğu ancak atmosferin dünyaya benzer olması sebebiyle yaşanılabilir olduğu öngörüsüyle yola çıkan kahramanlarımız, piramit benzeri büyük bir yapının hemen yakınlarına başarılı bir inişin ardından etrafı kolaçan etmeye koyulurlar. Kaptan Janek ve bir grup mürettebat gemide kalıp, radyo aracılığıyla iletişim ve lojistiği sağlamaktan sorumludur. Shaw ve Holloway önderliğindeki bilim ekibi ise yüzeye ilk adımı atacak ve piramidi inceleyecek kişilerdir. David' in atmosferi taraması ve solunabilir olduğunu söylemesi üzerine kasklarını çıkaran kafilemiz, büyük bir hayranlıkla piramidin içerisini gezmeye başlarlar. Herhangi bir tehdide karşın silahlarını ve teçhizatlarını da yanlarından eksik etmeyen öncü ekip, ufak dronelar sayesinde bulundukları piramidin haritasını çıkarmaya konsantre olurlar. Büyük avlular ve devlerin geçebileceği kadar büyük kapılarla dolu olan piramit, hava kararmadan gezebileceklerinin çok ötesinde devası bir yapıdadır. Bu sırada büyük bir oda bulan David, kendi boyutlarının neredeyse iki katı büyüklüğünde dört tane hiperuyku konsolu da keşfeder. Konsollardan birinde 'Space Jockeys' ya da 'The Pilot' olarak refere edilen, Shaw' un tasarlayıcılar olarak söz ettiği bir uzaylı hemen karşılarında belirir. Gerekli bilimsel tetkikleri yapmak ve en önemlisi dna testi ile tezini kanıtlamak isteyen Shaw, Prometheus' dan gelen fırtına uyarısına aldırış etmeden, örnek almaya koyulur. Öte yandan bir başka odada içlerinde siyah yapışkan sıvıların bulunduğu, binlerce küp keşfeden araştırma ekibi, zeminde bir şeylerin hareket ettiğinden neredeyse emindir. Fırtına iyice bastırmadan bir an evvel Prometheus' a gitmek için yola çıkan kahramanlarımız, ellerine geçirebildikleri kadar çok örnekle uzay gemisine dönerler. Gerekli strelizasyon işlemlerinin ardından, dna testi sonrasında insan ırkıyla %100 eşleşme yakalayan Shaw, tarifsiz bir mutluluk yaşamaktadır. Zira köklü inanışları ve din kavramını rafa kaldıracak bu buluş, son derece önem arz etmektedir. Yıllar süren çalışmaları ve yoğun çabaları sonrasında gerçekten de tasarımcıların var olduğunu ispat etme aşamasındadır. Ancak ne yazık ki Holloway' ın piramitten döndüklerinden beri kendisi iyi hissetmemesi sevincini kursağında bırakır. Görünüşe göre gemiye kendilerine ait olmayan şeytani bir şeyle dönmüşlerdir...


İyi; Bilim-kurgu denilince ilk akla gelen yönetmenlerden biri olan Ridley Scott, yine her zaman olduğu gibi klasını konuşturmuş diyebiliriz. Alien serisiyle kronolojik olarak paralel ilerleyen yapım, tekinsiz atmosferi ve sürükleyici kurgusuyla son derece iddialı. Oyunculuk ve görsel efektler de keza gayet başarılı. Ayrıca; kriyojeni, hiper uyku, terraform gibi bilimsel konuların da altmetinlerde yer alması filmin kitabi yönünü de güçlendirmiş.
Kötü; Grup dinamikleri iyi olsa da karakterlerin biraz da detaylı tanıtılması daha hoş olabilirdi. Aralarda ufak mantık hataları yok değil...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Haziran 2017 | Etiketler : | | | | |

Devoured (2012)

Devoured (2012)
Lourdes, hasta oğlu Oliver'ı ameliyat ettirebilmesi için gerekli olan parayı kazanmak adına memleketi El Salvador’dan New York'un yolunu tutmuş genç bir bayandır. Gözlerden uzakta köhne bir Fransız restoranında geceleri temizlik işlerini yürüten ve son derece kısıtlı paralar kazanan kahramanımız, tüm enerjisini oğlunu hayata döndürecek operasyon için para biriktirmeye yoğunlaştırmıştır.
Devoured (2012)
Yeteri parayı bulabilmek için tüm masraflarını minimuma çeken izbe bir dairede yaşayan Lourdes, işten vakit bulabildiği zamanlar belki de tek neşelendiği anlar olan El Salvador'daki annesini arayarak Oliver'in sesini duymaktadır. Bir an evvel operasyonu karşılayabileceği parayı bularak ülkesine dönmeyi uman kahramanımız canını düşüne katarak çalışmaktadır. Öte yandan yüzünün gülmemesi ve somurtkan görüntüsü nedeniyle kıskanç patronunun baskısına maruz kalmaya başlayan Lourdes, yoğun çalışma temposundan mı olsa gerek saatlerce tek başına düzenlemeye çalıştığı restoranda bir takım yanılsamalar görür. Sebepsiz yere lambalar patlamakta, bir takım eşyalar yer değiştirmekte ve özellikle restoranın bodrum katından ürkütücü sesler gelmektedir. Sürekli rahatsızlık vermeye başlayan gizemli bir adamın nefesini ensesinde hisseden kahramanımız iyiden iyiye fiziksel ve psikolojik olarak yıpranmaktadır. Yoğun stres yetmezmiş gibi bir de paranormal olayların vuku bulması zaten nefes almakta zorluk çektiği hayatını daha da güçleştirir. Oğlunun onuncu yaş günü için ona ufak bir hediye gönderen Lourdes, yine çaresizce restoranın yolunu tutar. Ne var ki bu gece diğerlerinden çok daha uzun geçecektir...
İyi; Düşük bütçeli bir yapım olmasına rağmen özellikle Marta Milans'ın oyunculuğuyla dikkat çeken, kurgu ve mekan seçimlerinin de ortalamanın üstünde olduğunu izlemenizi tavsiye edebileceğim bir gerilim filmi. Gizem seviyesi ve atmosfer de son derece etkileyici. Finale doğru giderek tırmanan gerilim tipik tek mekan konsepti için de ideal şekilde seyirciyi yakalamayı başarıyor.
Kötü; Marta Milans'a ayak uyduramayan diğer oyuncular ve nispeten klişe senaryo...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Eylül 2015 | Etiketler : | | | | |

Ahí va el diablo (aka Here Comes the Devil) (2012)

Ahí va el diablo (aka Here Comes the Devil) (2012)
Felix,Sol çifti çocuklarıyla (Adolfo ve Sara) çıktıkları bir öğle gezisinin ardından Tjiuana denen tepelik bölgede çocukların ansızın ortadan kaybolmasıyla büyük panik yaşarlar.Hemen polislere haber verseler de en erken sabah saatlerinde arama kurtarma çalışmalarının başlayacağı bilgisini alırlar.
Ahí va el diablo (aka Here Comes the Devil) (2012)
Bunun üzerine tepelere yakın bir bölgede otel odası kiralayan kahramanlarımız neyse ki gündüzün ilk ışıklarıyla hayırlı haberler alırlar.Polisler,Adolfo ve Sara'nın izini bulmuş ve çocukları ailelerine teslim etmek üzere getirmiştir.Zifiri karanlık geceyi tek başlarına tepelerin ardında geçirmek zorunda kalan çocuklar ailelerine kavuşmalarına rağmen pek de mutlu görünmemektedirler.Özellikle Sara'nın tavırlarındaki değişim ve isteksiz hareketleri sonrasında psikologdan destek almayı uman Sol,çok geçmeden bir şeylerin yolunda gitmediğini anlar.Dahası psikologun Sara hakkındaki izlenimleri endişelerini dindirmek bir yana dursun daha da güçlendirmiştir.Bildiklerini Felix ile paylaşan kahramanımız polisleri dahil etmeden kendi planlarını uygulamaya koyulur.Öte yandan çocukların bakıcısının anlattıkları ve Sol'un kabus dolu geceler boyunca birebir yaşadıkları gerilim dozunu tırmandırmaktadır.Bu sırada Sol,çocukların kaybolduğu tepeyle ilgili korkutucu bir mitin varlığından haberdar olur.Adolfo ve Sara da bir takım gariplikler ortaya çıkmaya başlar...
İyi;Atmosfer olarak başarılı,gizem seviyesi ve temposu yüksek bir yapım.Oyunculuk ve efektler vasatın üzerinde,izlemeye değer bir alternatif.
Kötü;Özellikle filmin ilk çeyreğindeki gereğinden fazlaca erotik sahneler...Klişe konsept.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Ağustos 2015 | Etiketler : | | | |

Resolution (2012)

Resolution (2012)

Michael en yakın arkadaşı Chris'den gelen videolu mail sonrasında onu uyuşturucu illetinden kurtarmak için yola koyulur.Chris uzun süredir kendisini insanlardan izole etmiş her şeyini kaybetmiş bir adamdır.Sadece iki lokal hapçının ziyaret ettiği ve elinde kalan son parasını da onlara yediren Chris tam anlamıyla yok olup gitmektedir.Arkadaşını yeniden eski günlerine döndürebilmek ve vefa borcunu ödeyebilmek için nişanlısına bir haftalığına Chris ile takılacağını söyleyen Michael,kararlı bir şekilde maile eklenmiş adreste bulunan virane barakaya gider.Chris'i tam da beklediği gibi bulan kahramanımız,uyuşturucu psikozları geçiren olmayan şeyleri gören ve saldırganlaşmış bir halde gözlemler.Arkadaşını buraya neden geldiği konusunda ikna edemeyen Michael ani bir hamleyle onu duvardaki demirlere kelepçeler.Arınma süreci başlamıştır.Kanındaki son esrar atılana kadar beş gün boyunca Chris'i kelepçeli halde tutacağını söyleyen Michael bu şekilde en yakın dostunu kurtarabilecektir.
Resolution (2012)
Chris elindeki kelepçeye rağmen uzun süredir dinlenemediği kadar dinlenip uykusunu ala dursun,Michael can sıkıntısından etrafı keşfetmeye koyulur.Barakanın hemen altında gizemli siyah beyaz fotolar bulan kahramanımız çok geçmeden iki belalı torbacının Chris'i görmek istemesi ile zor anlar yaşar.Öte yandan baraka Chris'e ait bile değildir,dahası ufak bir kızıldereli çetesi buranın sahibidir ve kan çıkmaması için derhal terk etmelerini istemektedir.Çeteyle beş günlük kira konusunda anlaşan Michael artık Chris ile baş başa kalmıştır.Ancak iki gündür esrar kullanamadığı için kafasında gel gitler olan ve düşmanca bir tavır sergileyen Chris,arkadaşının bodrumda bulduğu fotoların oraya nasıl geldiğini bilmediğini söyler.Bir sabah uyandıklarında gizemli bir kızın barakanın camından kendilerine bakmasını ise çevrede bir akıl hastanesi olduğu ve oradan kaçmış olabileceği şeklinde yorumlar.Gündüz vakitleri Chris uyuya kaldığı için sık sık yalnız başına yürüyüşler yapan Michael,karavanda ikamet eden Byron isimli bir adamla tanışır.Byron uzun yıllardır burada yaşamakta olup,çok seyrek bir yerleşimin olduğu bu çevrede yıllar önce kendisi gibi Fransız olan iki öğrenci arkadaşının radyo dalgaları ve ışınlar üzerine deneyler yaparken gizemli bir şekilde ortadan kaybolduklarını anlatır.Diğer taraftan Kızıldereli çetesine para yedirerek barakayı daha önce kimlere kiraladıklarını soran Michael,buranın bir kabileye verildiğini daha sonra çıkan yangınla her şeyin yok olduğunu öğrenir.Fransız öğrencileri sorduğunda ise onların mağarayla ilgilendiklerini anlar.Michael kendini büyük bir kaosun kıyısında  bulur.Zira kısa sürede tanıştığı bu tekinsiz adamlar ve anlattıkları kanını dondurmuştur.Barakada bir şeylerin yolunda gitmediği açıktır.Fotoğraflar ve videolardan yola çıkarak burada satanistik bir tarikatın yaşadığını düşünmüş,sonra Fransız öğrencilerin deneyler yaparken gizemli bir şekilde ortadan kaybolduğunu öğrenmiştir.Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de kabileye kiralanan barakanın yanıp kül olduğunu ve kabilenin ne amaçla bu garabet yeri kiraladığı sorusuna cevaplar aramaktadır.Yavaş yavaş kafasını toparlamaya çalışan Chris de arkadaşına yardımcı olup parçaları birleştirmeye çalışır.Barakada beşinci gündüz için güneş doğmuştur...
İyi;Baştan sonra mistik,gizemli bir havası olan sürükleyici kurguya sahip göz atmanızı tavsiye edebileceğim bir yapım.Oyunculuk,keyifli diyaloglar ve sürekli bir şeylerin gelişebileceği tekinsiz atmosfer seyirciyi yakalamayı başarıyor.
Kötü;Her korku-gerilim severe hitap edebilecek bir yapım değil.Kaldı ki final de ucu açık bitiyor..
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Ekim 2014 | Etiketler : | | | |

John Dies at the End (2012)


John Dies at the End (2012)
Dave gece yarısı katıldığı bir partide daha önce tanışıklığı olmayan Jamaika'lı bir satıcı vesilesiyle sokakta adı 'soyasosu' olarak anılan,alışılmışın dışında etkilere sahip yeni bir uyuşturucu ile haşır neşir olur.Soyasosunu kullanmasını takiben bulunduğu boyuttan sıyrılan ve olan biteni fantastik bir şekilde yaşamaya başlayan Dave,gözlerini açtığında polislerin peşinde olduğunu öğrenir.
John Dies at the End (2012)
Çok geçmeden geçen geceki partiden ayrıldık sonra iki ahbabı hariç herkesin feci biçimde öldürüldüğünü öğrenen kahramanımız,polisin kendisini baş şüpheli ilan ettiğini anlar.Şiddetli baş ağrısı ve neyin gerçek neyin göz yanılması olduğunu anlamakla geçen saatler sonrasında en yakın arkadaşı John'un temas kurması ile şoke olan Dave,gerçeklik kavramını iyiden iyiye yitirmeye başlar.Zira peşindeki dedektif John'un öldüğünü söyleyip Dave'i yakalayabilmek için ellerinden geleni yapmaktadır.O gece partide yaşananlar gizemi koruya dursun Dave bir barda gazeteci Arnie ile hoş bir sohbete girişir.Arnie kahramanımızın soyasosu ile ilgili söyledikleri safsata olarak nitelendirip dalga geçse de hikayeyi dinledikçe ilgisini çeker.Dave en nihayetinde Arnie'nin gözlerindeki perdeyi aralamayı başarır.Ortalıkta dünyevi olmayan yaratıklar gezinmekte,öteki dünyanın kapıları sonuna kadar açılıp büyük bir istila yaklaşmaktadır.Dave,önce arkadaşı John'u bulmalı sonrasında ise insanlığı yok oluştan kurtarıp,kaderini çizmelidir.
İyi;Uzun süredir izlediğim en eğlenceli yapımlardan biri.Özetle kurgusu geyik muhabbetine :) dayanan fantastik-absurd komedi karışımı sürükleyici bir yapım olarak sınıflandırabiliriz.Usta yönetmen Don Coscarelli yine iyi iş çıkarmış.Daha önce  paylaştığım İngiliz yapımı korku-komedi [The Cottage (2008),Severance (2006)] yapımlarıyla benzer mizahi kalitede.
Kötü;Genel izleyici kitlesine hitap etmeyebilir.Özellikle korku-gerilim arayanları hayal kırıklığına uğratacağı kesin.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Temmuz 2014 | Etiketler : | | | |

Deadfall (2012)


Deadfall (2012)
Kumarhane soygunundan sonra Kanada'ya kaçmak için yola koyulan Addison ve Liza kardeşler geçirdikleri kazanın ardından parayı bölüşerek yola yalnız devam etmeye karar verirler.Addison kaza sırasında yardım için gelen lokal polisi öldürmüş ve başını daha da fazla belaya sokmuştur.Liza'dan aklına kullanmasını isteyen kahramanımız polisin sadece kendisinin peşinde olduğunu söyleyerek kız kardeşinin aksine dondurucu soğukta kuzeye ilerlemeyi seçer.
Deadfall (2012)
Pekin olimpiyatlarında madalya kazanmış eski boksör Jay,yaşadığı kötü günler sonrasında en nihayetinde hapishaneden tahliye edilir.Annesi ve babasına karşı kendisini suçlu hisseden kahramanımız çekinerek de olsa onlarla yeniden görüşebilmek için telefonu çevirir.Annesinin şükran günü için daveti üzerine ufak bir işi halledip orada olacağını söyleyen Jay,hapishaneye düşmesinde payı olan ve başına gelenlerden sorumlu tuttuğu eski antrenörü ile yüzleşmek için ofisine gider.İşlerin kontrolden çıkması sonrasında epey kafası karışan Jay yolda Liza'ya rastlar ve arabasına alır.Onu en yakın benzin istasyonuna bırakacağını söyleyen kahramanımız yolculuk ilerledikçe Liza'ya ısınmaya başlar.Kar fırtınası sonrasında yol üzeri bir motelde mahsur kalan Jay ve Liza birbirlerini yeni tanısalar da aşık olurlar.Öte yandan yaralanan Addison,peşine polisleri takıp  kasabanın hemen dışındaki bir eve sığınır.Bu ev Jay'in ailesinin evinden başkası değildir...
İyi;Sürükleyici kurgusu ve etkileyici oyuncu kadrosu ile boş geçilmemesi gereken bir yapım.Suç-gerilim tarzı filmler sevenler için ideal seçim olabilir.
Kötü;Klişe senaryo.Soygun,psikopat bir katil,paylaşılamayan para...Tipik Cohen kardeşler filmlerini andırıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Nisan 2014 | Etiketler : | | | | |

Mine Games (2012)

Üniversiteyi bitiren bir grup genç beraber takılmak için gözlerden uzakta ormanın içerisinde bulunan eski bir kulübeye gitmeye karar verir.Kuralların ve insanların olmadığı,amcalarına ait ıssız mekanda doyasıya eğlenmeyi planlayan gençler vakit kaybetmeden yola koyulurlar.
Mine Games (2012)
Uzun karayolu yolculuğu sırasında önlerine çıkan gizemli bir adam yüzünden ciddi bir kaza atlatan kahramanlarımız minibüslerinin bozulmasıyla,yakınlarda olduğunu düşündükleri kulübeye  yürüyerek ilerlerler.Çok geçmeden gecenin karanlığından süzülen ışığı fark eden gençler,en nihayetinde aradıkları kulübeye ulaşırlar.Doğru yere geldiklerini ise masanın üzerine bırakılan isimlerine yazılmış nottan anlayan kahramanlarımız yerleşir yerleşmez hız kesmeden eğlenmeye başlarlar.Ne de olsa çevrelerindeki en yakın yerleşim birimine onlarca mil uzaklıkta olup rahatsızlık duyabilecek ya da dur diyecek kimseleri yoktur.Neşeli geçen ilk gecenin ardından sabah ormanda dolaşmaya giden kahramanlarımız eski bir maden bulurlar.Maden girişindeki mistik semboller ve süslü yazılardan etkilenen Michael ve arkadaşları içeriye göz atmayı düşünürler.Bu sırada diğerlerinin aksine evde kalmaya karar veren Rose garip yanılsımalar görmeye başlar.Grubu Michael hakkında uyaran Rose,ona karşı dikkatli olmalarını ister.Öte yandan madene geri dönen Lex ve Tj yalnız olmadıkları hisseder.Hücrelerden birinde bir grup ceset bulunmaktadır.Dahası buldukları cansız bedenler kendilerine aittir...


İyi;Gizem seviyesi tatmin edici,sürükleyici bir yapım.Bu filmi sevenler Timecrimes (2007) ve Triangle (2009) yapımlarına göz atabilirler.
Kötü;Tipik bir grup genç ve maceraları formatından pek de fazlasını vaat ettiği söylenemez.Kurgu düşünsel olarak başarılı olsa da senaryo ve oyunculuk bakımında vasatın üzerine çıkamıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Ocak 2014 | Etiketler : | | | |

La senda (2012)

Saygın bir satranç şampiyonu olan Raul,ailesiyle daha fazla zaman geçirebilmek ve eşi Ana ile olan problemlerini düzeltebilmek için gözlerden uzakta eski bir dağ evini kiralar.Gerek çevrelerinde her işe karışan komşularının olmaması gerekse zamanlarının çoğunu esir alan tv vs gibi teknolojik aletlerin bulunmaması Raul için ideal ortamı sağlayacaktır.
La senda (2012)
Oğlu Nico'yla da bol bol satranç oynayıp aralarındaki buzları eritmeyi planlayan kahramanımız her şeyin yolunda gideceğinden emindir.Ta ki yerleşmelerinin ertesi günü ev sahibinin yardım için yolladığı yakışıklı marangoz Samuel gelene dek.Orta yaşlarda karizmatik bir adam olan Samuel yardımsever tavırları sonrasında Ana'nın kalbini kazanır.Ana'nın Samuel'e olan samimi ilgisinden rahatsız olmaya başlayan Raul,ikisinin daha önce tanışmış olabileceğinden kuşkulanmaya başlar.Öte yandan Samuel sürekli ziyarete gelmekte,Raul'un hoşnutsuz tutumuna aldırış etmemektedir.Raul,hayatlarına ansızın giren bu yabancının Nico'yla da arasını iyi tutarak kendisini dışarıda bırakmaya çalıştığını düşünür.Dahası kasabaya gideceğini söyleyerek evden ayrılan eşinin Samuel'in evine gittiğini öğrendiğinde ise aldatılıyor olabileceği fikri beynini kemirmeye başlar.Noel gecesi Samuel'i de yemeğe davet ederek bir açığını bulmaya çalışan Raul,ne yazık ki amacına ulaşamaz.Sorunsuz bir gece yaşanmıştır.Günler sonra rahat bir uykudan uyunan kahramanımız çok geçmeden kuşkularını arttıracak başka gelişmeler olduğunu fark eder...
Şüphe değil, kesinliktir insanı deli eden.. (Nietzsche)
İyi;Soğuk,karlı atmosferde geçen gerilim yapımları her zaman favorim olmuştur."La senda" da kurgusuyla beni yakalamayı başardı.Oyunculuk gayet iyi,gizem seviyesi tatmin edici.Bu filmi sevenler Retreat (2011) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;Şaşırtıcı bir finalle süslense çok daha iyi olabilirdi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Kasım 2013 | Etiketler : | | |