Güncel İncelemeler;

The Thirteenth Floor (1999)

The Thirteenth Floor (1999)
''Düşünüyorum; o halde varım...''
R.Descartes
Yarı iletkenler ve mikroçipler üzerine yaptığı çalışmalar sonrasında büyük ün kazanan ve kendi teknoloji şirketini kuran Hannon Fuller, pek çokları tarafından çağının Einstein' ı olarak adlandırılan bir dahidir. Ömrünün tamamını gelmiş geçmiş en iyi sanal gerçeklik simülatörünü yapmaya adayan Fuller, son altı yıldır birlikte çalıştığı asistanları Hall ve Whitney' ile beraber şirketinin 13. katında araştırmalarını sürdürmektedir. Tamamen gözlerden uzakta yapılan çalışmalar, basından da sır gibi saklanmaktadır...
The Thirteenth Floor (1999)
Genç bir bilgisayar yazılım uzmanı olan Douglas Hall, bir sabah uyandığında işvereni Fuller' in öldürüldüğü haberiyle büyük bir şok yaşar. Dahası polisler tarafından baş şüpheli olarak görülmektedir. Geçen gece neler olup bittiğinden bir haber Fuller' in başına gelenleri sorgulamaya başlar. Hemen şirkete gidip Whitney ile görüşen kahramanımız, simülatör henüz tamamlanmadığı halde Fuller' in risk alarak simülasyona dahil olduğunu öğrenir. Bilinç nakli gibi son derece tehlikeli bir işlemi barındırsa da kendi gençlik dönemini yeniden yarattığı 1937 yılı Los Angeles' ına sık sık ziyaretler yapan ve zamanının çoğunu sanal dünyada geçiren Fuller, görünen o ki bir şekilde Hall' a hissettirmeden bir takım denemeler de yapmıştır. Öte yandan Fuller' in herkesten sakladığı Paris' de yaşayan kızı Jane' in miras davası için ortaya çıkması, Hall cephesinde işleri daha da karmaşık hale getirir. Zira Jane babasının kendisine ulaşıp, simülatörü kapatmak için yardım istediğini söylemektedir. Telefon kayıtlarına göre ölümünden saniyeler önce Fuller' in Hall' u aradığının ortaya çıkması ise polisin elini epeyce güçlendirir. Olay gecesi neler olup bittiğini bir türlü hatırlayamayan ve geceye dair hafızasında derin boşluklar bulunan kahramanımız, bir yandan da deyim yerindeyse dejavular yaşayarak, oldukça hoş ve alımlı bir bayan olan Jane' e ilgi duymaya başlar. Masumiyetini ispat edebilmek için Whitney' nin yardımıyla simülatöre dahil olan ve Fuller' in izini süren Hall, bir şekilde kendi adına bırakılmış bir not ya da mesajın peşine düşer. Bu sayede gerçeği ortaya çıkarabileceğini düşünen kahramanımız, çok geçmeden Fuller' in bilinçaltında yaşattığı saklı dünyasında gezinmeye başlar. Uzun yıllardır üstünde çalıştıkları simülatörün en az kendisi kadar gerçek olduğu fark eden Hall, Fuller' in dehasını karşısında bir kez daha mahcup olur. Fuller' in son zamanlarında yaptığı gibi sık sık simülatöre giriş yapan ve patronunun başına gelenlerle ilgili ipuçları arayan kahramanımız, zamanının giderek daraldığının farkındadır...

İyi: Baştan sona ilgi çekici felsefik konusu ve sürükleyici atmosferiyle, türünde öncü bilim-kurgu, gerilim filmlerinden biri. Oyunculuk ve gizem seviyesi de oldukça başarılı. Yapım yılı itibariyle eXistenZ (1999) ve The Matrix (1999)' in gölgesinde kalsa da bilim- kurgu sevenleri fazlasıyla tatmin edeceği ortada. Öte yandan C. Nolan imzalı gişe rekortmeni Inception (2010) daki 'rüya içinde rüya' konseptinin de fikir babası olduğu söylenebilir. Filmi anlamakta zorlananlar şu çizime göz atabilirler...

Kötü; Ufak mantık hataları yok değil, ancak görmezden gelinebilir seviyede :)
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |

A Simple Plan (1998)

A Simple Plan (1998) 
Hank, deli dolu abisi Jacob ve onun kaba, bir o kadar da serseri olan arkadaşı Lou ile beraber yılbaşı arifesinde kasabaya gitmek üzere yola çıkarlar. Kışın en soğuk günlerinden birinde, zemini halı gibi kaplamış kar örtüsünün içinden ansızın beliren tilki kahramanlarımızın kaza yapmasına sebep olur. 
A Simple Plan (1998)
Kamyonetinin epey hasar almasınında etkisiyle, doğal koruma alınında olmalarını hiçe sayıp tilkinin peşine düşen, avlamadan geri dönmeyeceğini söyleyen Lou, ateş püskürtmektedir. Onu ikna edemeyeceğini anlayan Hank ve Jacob da mecburen arkasına takılmak zorunda kalır. Şans eseri ormanın hemen girişinde yere çakılmış vaziyette bulunan ve yüzeyi tamamen karlarla kaplı ufak bir uçak enkazını keşfeden kahramanlarımız meraklarına engel olamayıp, içeriye göz atmaya karar verirler. Muhtemelen kaza anında ölmüş bir pilotun dışında kimsenin bulunmadığı uçaktan büyük bir çanta çıkaran Hank, fermuarları araladığında hayatının en büyük piyangosuyla karşılaşır. Çanta ağzına kadar parayla doludur ve Lou ile Jacob daha şimdiden kutlamalara başlamıştır bile. Kimselere görünmeden şu an için sahipsiz olduğunu umdukları parayı yanlarına alan ve saymaya başlayan kahramanlarımız, rüyalarında bile göremeyecekleri tamı tamına 4.4 milyon doları ne yapacaklarını düşünmeye başlarlar. Aralarında en aklı selim kişi olan Hank, bu paranın kendilerine ait olmadığını ve polislere teslim etmeleri gerektiğini söylese de hal böyleyken kimse oralı bile olmaz. Bunun üzerine parayı kendisinin saklayacağını ve aramaya kimse gelmediği takdirde eşit olarak paylaşacaklarını söyleyen Hank, eğer şartlarını kabul etmezlerse polis gidip her şeyi anlatacağı restinde bulunur. Hayatlarının fırsatı ayaklarına kadar gelmişken geri tepmek istemeyen ve Hank' in önerisini kabul etmek zorunda kalan Lou ve Jacob, bu konu hakkında eşleriyle dahi en ufak bir şey konuşmayacaklarının sözünü verip evlerine dağılırlar. En nihayetinde son derece basit olan plana sadık kalıp, en kısa süre içerisinde parayı paylaşmayı arzulayan kahramanlarımız, günler geçtikçe güvensizlik duygusuna kapılır ve paranın sevdasına düşerler. Birbirlerinin niyetlerini sorgular hale gelemeriyle de sözde basit plan giderek karmaşık bir hale bürünür...

İyi; Sürükleyici kurgusu ve usta oyuncu kadrosuyla göz atılması gereken oldukça başarılı bir yapım. Diyaloglar keyifli, karakter seçimleri ve olay düğümü ilgi çekici. Giderek tırmanan gerilim seviyesi tatmin edici. Scott B. Smith'in romanındna uyarlanan ve sinemalaştırılan 'A Simple Plan' Sam Raimi'nin de yönetmen koltuğuna oturmasıyla üst düzey bir dram-gerilim filmi olarak göze çarpıyor. Romanın pdf versiyonu için buraya tıklayabilirsiniz.Bu arada Scott B. Smith'ın başka bir romanından beyaz perdeye aktarılan bir başka eseri de 'The Ruins (2008)' yapımıyla karşımıza çıkıyor.
Kötü; Final daha farklı olabilirmiş...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | | | |

The Game (1997)

The Game (1997)
'Eskiden kördüm, artık görüyorum.'
Nicholas Van Orton, San Francisco'nun en varlıklı bankerlerinden biri olup, istediği hemen her şeye sahip olsa da büyük bir yalnızlığın pençesindedir. Yıllar evvel babasının gözlerinin önünde intihar etmesiyle büyük bir sarsıntı yaşayan ve o günden beri kardeşi Conrad'la dahi oldukça seyrek görüşen kahramanımız, uzun yıllar boyunca hayatını tek başına idame ettirmeye alışmıştır.
The Game (1997)
Kırk sekizinci doğum gününün yaklaşması ile babasının öldüğü yaşa girmeye hazırlanan ve buruk günler günler geçiren Nicholas, Conrad'ın sürprizi sonrasında bir akşam yemeği daveti alır. Abisine yani kendi deyimiyle her şeye sahip olan Nicholas'a farklı bir doğum günü hediyesi hazırlayan Conrad, 'CRS' isimli Tüketici Eğlence Hizmetleri olarak bilinen bir şirketin davetiye kartını takdim eder. Kendisinin de daha önce bu hizmeti satın aldığı söyler ve mutlaka denemesini tembihler. Dahası bunun hayatı boyunca unutamayacağı bir tecrübe olacağı hususunda da iddialıdır. Kardeşinin ısrarcı tavrı ve karşı koyamadığı gizem yüzünden bunu bir meydan okuma olarak algılayan ve dahil olmaya karar veren Nicholas, davetiye kartını aldığı gibi CRS in binasına gider. Yoğun bir iş adamı olduğunu ve kaybedecek en ufak zamanı olmadığını dile getiren Nicholas, bir an önce programın kendisine ne vaad ettiğini öğrenmeye odaklanır. Zira ajandası tamamen doludur ve Conrad'ı dediği gibi sadece buna değecekse zaman ayırabileceğini düşünür. Şirket temsilcilerinden biri ile görüşen kahramanımız, en basit haliyle bunun unutamayacağı bir tatil olacağını ancak tek farkının onun gitmeyip, tatilin kendisine geleceği gizemli bir oyun olarak bilgilendirilir. Bunu bir oyun olarak kabul etmesi istenen Nicholas; merakına yenik düşüp, kaotik ve gizemli atmosferin de etkisiyle katılacağını bildirir. Gün boyu sürecek uzun sağlık testleri ve psikolojik muayenelere tabii tutulur, en nihayetinde yorucu günün ardından evine ulaşır. Kahramanımız dinlenme planları yaparken, çok geçmeden tuhaf olaylar başlar ve kendisini büyük bir puzzle ın içinde bulur...

İyi; Usta oyuncuların yer aldığı (Michael Douglas, Sean Penn, Deborah Kara Unger, Armin Mueller-Stahl...) David Fincher'ın yönetmen koltuğunda oturduğu, bir sinemasever için baştan sona ziyafet olarak adlandırabileceğimiz kusursuz bir yapım. Gizem seviyesinin hat safhada olduğu gerilimin sürekli tırmandığı mutlaka izlenilmesi gereken bir film. Benzer filmler izlemek isteyenler Dark City (1998) ve Jacob's Ladder (1990) alternatiflerine de göz atabilirler.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Temmuz 2016 | Etiketler : | | | |

The Young Poisoner's Handbook (1995)

The Young Poisoner's Handbook (1995)
Kimyaya karşı özel bir yeteneğim olduğunu farkettiğimde henüz çok gençtim.İlk zamanlarım evdeki sükûnet içinde yeni bilimsel keşiflere göz gezdirerek geçen sessiz öğleden sonralarıydı.Gençlik yıllarımda,hayatı gerçekte olduğu gibi görmeye başlıyordum.Sadece bilim adamlarının sıyrılabileceği seri ilizyonlar...Bu gizli dünyayı görmek istiyordum.Sır perdesini kaldırıp,hayatın sırrını avucum içinde tutmak için...
The Young Poisoner's Handbook (1995)
Graham Young henüz küçük yaşlardan itibaren kimya bilimine gönül vermiş akranlarına nazaran her daim zekasıyla eğitmelerinin dikkatini çekmiş başarılı bir gençtir.Bilime ve deneylere her şeyden daha fazla değer veren Young,bir gün rüyalarını kurduğu büyük fırsatın kapısına geleceğine ve saygı duyulan ünlü bir biliminsanı olarak anılacağına inanmaktadır.Çeşitli ölümcül zehirler ve kimyalarına ilgi duyan kahramanımız çok geçmeden teorik bilgi birikimini pratiğe dökmeye karar verir.Öncelikle odasında rahat deneyler yapabilmek için sürekli kendisine maydanoz olan ailesini hedef alan Young,zamanla yakın arkadaşları ve iş çevresindekileri de zehirleyerek gözlemler yapmaya başlar.Öte yandan gecesini gündüze katarak literatürü tarayan kahramanımız talyum elementi ile karşılaşınca yıllardır hayallerini kurduğu fırsatın artık avucunun içerisine kadar geldiğini düşünür.Renksiz,tatsız,kokusuz ve tanımlanamaz olan bu element sayesinde büyük projesine yön vermeye başlayan Young çevresindeki herkesten akıllı olduğunu düşünse de enselenmekten kurtulamaz.Rehabilitasyon için hapishaneye gönderilir.Orada çalışan ünlü bir psikiyatrisin kendisiyle ilgilenmesi ile çevresindekilere zarar veren katil doğasının tedavi edilebileceğine ikna olur.Ancak talyumla yapabilecekleri hala aklına çelmektedir...


İyi;Biyografi tadında eğlenceli bir yapım.İngiliz kara mizahı örneği...Kurgu sürükleyici.Soundtrackler başarılı.Özellikle kimyaya ilgisi olanlar boş geçmemeli.
Kötü;Biraz daha bulmaca ve zeka parıltısı filme daha fazla tat katabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Mart 2014 | Etiketler : | | | |

Fargo (1996)


Jerry Lundegaard borçlarını kapatmak için yeni bir iş kurmayı planlayan daha önce giriştiği her işi batırmış kaypak bir adamdır.Gerekli sermayeyi kısa sürede bulması gereken kahramanımız eşinin zengin babasından yardım almayı umar.Ancak daha önce aralarında geçen bazı diyaloglar ve girdiği her işte başarısız olması bunun pek de mümkün olmadığını gösterir.Kendi başına kalan Jerry gerekli meblağı bulabilmek için şeytanın aklına gelmeyecek bir planı uygulamaya başlar.
Fargo (1996)
Para karşılığı tuttuğu iki seri katilden karısını kaçırmasını ve fidye talep etmesini isteyen kahramanımız her şeyin yolunda gideceğini düşünerek tereyağından kıl çeker gibi ihyacı olan paranın kendisi zahmet etmeden avucuna geleceğini ummaktadır.Bir aracı vasıtasıyla işi biri ufak tefek komik görünümlü diğeriyse buz gibi olan iri kıyım bir adama veren Jerry artık sadece zamanın işlemesini beklemektedir.Karısının kaçırılmasının ardındansa planlar alt üst olmaya başlar.Brainerd kasabasında biri polis üç kişinin cesedinin bulunması şerifin de devreye girmesi ile amansız bir kovalamacayı başlatır.Öte yandan fidyeci katillerin kendilerine vaad edilenle yetinmemesi işleri çok daha komplike bir hale getirir.Paraya zamanında ulaşabilmek için her şeyi göze alan Jerry ise hiç beklemediği bir takım gelişmeler sonrasında planında yeni rötuşlar yapmakla meşguldür.Lakin hiç bir şeyin plana bağlı gitmemesi kaotik ortamın habercisi olacaktır...

İyi;Coen kardeşlerin büyük ün kazandığı son derece başarılı bir karamizah örneği,gerilim filmi.Gerçek bir olaydan hikayeleştirilen özgül senaryo ve karakter seçimlerindeki ustalık muazzam.Tipik Coen kardeşler kurgusuna sahip (kimseye yar olmayan yüklü miktar para,absurd karakterler vs) kesinlikle izlemeniz gereken baştacı filmlerden.Sonuçta yedi kategoride Oscar'a aday gösterilip iki ödül kazanmış bir yapımdan söz ediyoruz.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Şubat 2014 | Etiketler : | | | | |

End of Days (1999)

28 Aralık 1999,milenyuma sayılı günler kala Vatikan şeytanın gününün yaklaşması sebebiyle büyük bir panik içerisindedir.Bin yılın sona ermesi ile incilde bahsedilen şeytanın dönüşüne ve evreni esir almasına ramak kalmıştır.Şeytan son görevini yerine getirmek ve hükmedebilmek için New York'da canlı bir bedene bürünür.Yeni çağın başlamasına saatler kala artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır...
End of Days (1999)
Jericho Cane eski bir dedektif olup,görevden ayrılmasının ardından ortağıyla beraber özel bir güvenlik şirketi için çalışmaktadır.Eşi ve kızının gözlerinin önünde öldürülmesine şahit olan kahramanımız yaşadığı zor günlerin ardından inancını kaybetmiştir.Hayattan tat alamayan ve intihar eğilimi gösteren Cane,son işinde tetikçinin bir kilise mensubu çıkması üzerine soruşturmayı genişletmeye karar verir.Ne de olsa konuşmamak için kendi dilini kesen ve Cane'in müşterisini öldürebilmek için tetiği çeken kişinin bir peder olması epey sıradışı görünmektedir.Dahası kahramanımıza karanlığın yaklaştığını dünyanın birkaç gün içerisinde sona ereceğini söylemesi yıllar önce inancını yitirmiş dahi olsa ilgisini çekmeye yetecektir.Ortağıyla konuyu araştırmaya devam eden Cane çok geçmeden Christin isimli genç bir kızın olayla bağlantısı olduğunu keşfeder.Christin'e ulaşmak için evine gittiğinde,kızı bir grup Vatikan görevlisi canice öldürmek üzereyken ellerinden kurtarır.Kiliseye gidip bazı sorulara cevaplar arayan kahramanımız kızın dünyanın kaderini belirleyecek seçilmiş kişi olduğunu öğrendiğinde ise koruyucusu olmaya karar verir.Öte yandan karanlık yaklaşmakta şeytan Christin'in izini sürmektedir...
"Her bin yılda Karanlık Melek dünyaya gelir ve bir vücuda girerek yürür.Kendi çocuğunu doğuracak olan kadını arar.Onunla yeni yıl akşamının gece yarısındaki kutsal saati bekler.İşini tamamladığında senin etin vücudundan ayrılır ve o cehennemin kapılarını açar.Bildiğin her şey tersine dönmeye başlar..."

İyi;Yayınlandığı dönem göz önüne alınırsa son derece başarılı bir şeytan temalı yapım olduğundan söz edebiliriz.Kurgu son derece sürükleyici,gizem seviyesi ve oyunculuk tatminkar.
Kötü;Başrolde Arnold Schwarzenegger olduğu için aksiyon sahnelerin fazlalığı doğal görünse de filmin bütünlüğü açısından mistik havayı zaman zaman kaçırıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Dark City (1998)

Dark City (1998)
1994 yapımı The Crow filmiyle ünlenen sıra dışı yönetmen Alex Proyas'ın yine akluofobi ağırlıklı gizem,bilim-kurgu karışımı eseri "Dark City" övgüyü hak eden son derece başarılı bir yapım.Güçlü oyuncu kadrosunun yanı sıra eşsiz atmosferi ve çağın ilerisindeki vizyonu ile bilim kurguda çığır açan The Matrix'in de akıl hocalığını yapan Dark City,her sinemaseverin mutlaka izlemesi gereken yapımların başında geliyor.
John Murdock karanlık bir banyoda,kirli bir küvetin içerisinde uyanır.Sandalyenin üstüne bırakılan kıyafetlerini giydikten sonra nerede olduğunu keşfe çıkan kahramanımız vahşice işlenen cinayetlerin zanlısı olarak arandığını fark eder.Dedektif Burmstead ensesindedir.Üstelik peşindekiler sadece polisler de değildir...Aniden çalan telefon sonrasında kendisini doktor olarak tanıtan esrarengiz bir adamın bir deney sonrasında işlerin yolunda gitmediğini ve hafızasının silindiğini söylemesi üzerine,tüm bu kargaşanın içerisinde esas sorununa yoğunlaşmak zorunda kalan kahramanımız bir an önce o evi terk etmesi yönünde telkin edilir.Gerçekte nasıl biri olduğunu ya da cinayeti işlemiş olabileceği ihtimalini düşünmek için zamanı dahi kalmayan Murdock peşindeki gizemli yabancıları atlatabilmek için şehrin karanlığında dehşet verici bir yolculuğa zorlanır.Şehirde oradan oraya savruldukça,her gece yarısı saat 12 de zamanın durduğunu,siyahlar içerisinde etrafta dolaşan gizemli yaratıklar olduğunu fark eder.Kendisini büyük bir bulmacanın içerisinde kaybolmuş vaziyette hisseden Murdock,yeraltında yaşayan zamanı durdurabilen,insan beynine hakim olabilen tuhaf yaratıklarla tanışır.Dahası insanların geçmişlerini ve anılarını istedikleri şekilde manipüle edebilmektedirler.Öte yandan zaman durdurulmasından diğer insanlara kıyasla etkilenmediğini keşfeden Murdock,en başından beri tekin görünmeyen Dr. Schreber'ın yardımlarıyla karısıyla ilgili (Emma) bazı anılarını hatırlamaya başlar.Kahramanımız kendisini büyük bir savaşın içerisinde bulacaktır.Şimdi yapması gereken bir an önce neler olduğunu hatırlamak ve geleceğinin belirleyicisi olabilmektir...


İyi;Atmosfer,soundtrackler,oyunculuk,kurgu her şeyiyle mükemmel bir bilim-kurgu,gerilim örneği.Sinemaseverlerin hafızalarına kazınan sahneleri ve insanı derinden etkileyen karanlık,gotik atmosferi ile tam bir baş yapıt.Zekice hazırlanmış diyaloglar ve nokta atışı verilen özenle hazırlanmış mesajlar da unutulmamalı...
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Nisan 2013 | Etiketler : | | | | |

The Silence of the Lambs (1991)

The Silence of the Lambs (1991)
Thomas Harris'in kaleminden ustalık eseri olarak dökülen "Kuzuların Sessizliği" Jonathan Demme tarafından 1991 yılında beyazperdeye aktarılmıştır.Yayınlandığı dönemde epey sükse yapan başarılı psikolojik gerilim filmi,kazandığı oscar ödülleriyle de korku-gerilim dalında zirvedeki yerini taçlandıran,sinemaseverlerin mutlaka izlemesi gereken zamana meydan okuyan yapımlar arasında gösterilmektedir.Dahası usta oyuncu kadrosu,anlatılmaz yaşanır senaryosu ve hafızalara kazınan sahneleri ile gerçek bir başyapıt... 
Yeni mezun olmuş FBI Ajanı Clarice Starling, (Jodie Foster) Buffalo Bill adında orta batıdaki genç kadınları
kaçırıp öldüren bir psikopatın katilin davranışları ardında yatan psikolojik nedenlere ait ipucu bulması için 
görevlendirilir. Bunun için aklını yitirmiş bir mahkumla görüşmesi gerekmektedir. 
Mahkum psikiyatr Dr. Hannibal Lecter'dan (Anthony Hopkins) başkası değildir.Çevresindekiler ona akıl hastası gözüyle baksa da aslında gerçek bir dahi olan Lecter,yardımcı olması karşılığında Starling'in kendi karışık yaşamından detayları öğrenmek ister. Bu çarpık ilişki Starling'i yalnızca kötü etkilemekle kalmaz, aynı zamanda deli bir katille yüz yüze gelmesine sebep olur.
Starling, Lecter'ın katili tanıdığından şüphelenmektedir ancak Lecter katilin kim olduğu sorularına kelime oyunları ile karşılık vermektedir. Buffalo Bill'in son ele geçirdiği kurbanı Tennessee Senatörü'nün kızı olunca olay büyür.Senatör Lecter'a bildiklerini anlatması karşılığında aracı vasıtasıyla anlaşma sunar.Lecter bu anlaşmaya uyacağını ancak Senatör'e cevabı kendisinin vermesi gerektiğini söyler. Bunun üzerine görüşme ayarlanır. Lecter ayrıntılı bir tarih ve adres verir ancak katilin adında gene bir kelime oyunu yaparak yalan söylediğini düşünmelerini sağlar. Bununla yetinmeyip tutulduğu hücreden zekice bir planla kaçmayı başarır.Öte yandan Starling, Lecter'ı çözdüğünü düşünmektedir ve sonunda katilin bulunduğu yeri öğrenir ancak ekip arkadaşları kendisinden 400 mil uzaktadır, kahramanımız tek başına kalmıştır...


İyi:Anthony Hopkins'in 16 dakika gibi kısa bir sürede sergilediği muhteşem performansı. Filmin 1991'de çekilmiş olmasına rağmen zaman kavramını aşarak hala izleyicilerin aklına aynı düşünceleri, aynı soruları getirmesi.Serinin ilk filmi olma özelliğini de taşıyor.Devam filmleri;The Silence of The Lambs(1991), Hannibal(2001), Red Dragon(2002), Hannibal Rising(2007)
Kötü;-
Editör'ün Puanı

(Bu inceleme Can Sarpkaya tarafından After Dark Horror Movies için hazırlanmıştır.)
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ocak 2013 | Etiketler : | | |