Güncel İncelemeler;

Gone (2006)

Gone (2006)
Sophie,Alex çifti tatil yapmak amacıyla Avustralyayı seçip güneşin ve kumsalların tadını çıkarmaktadır.Günün birinde Alex,Taylor isimli gizemli bir Amerikalı ile tanışır.Yakışıklı ve sempatik görünümlü Taylor,Alex'i kendisiyle yolculuk yapmaya ikna eder.Ne de olsa otobüsle dolaşmak yerine kafa dengi Taylor'ın arabasıyla gezmek daha caziptir.
Gone (2006)
Sophie'yi almak üzere kumsalları ve denizi bırakıp onun yanına gidecek olan ikilimiz barda tanıştıkları kızlarla ufak bir kaçamak yapmayı da ihmal etmezler.Sophie ile buluştuklarında ise onun da ilgisini çekmeyi başaran Taylor,genç çifti gidecekleri yere kadar götürmeyi teklif eder.Beraber son derece iyi zaman geçiren kahramanlarımız ülke çapında ufak bir tura çıkarlar.İstedikleri yerde kamp yapıp,nerede gece oradan sabah eğlenirler.Ancak çok geçmeden ağızlarının tadı kaçacaktır.Alex,Taylor'ın kaçamak yaptıkları geceye ait çektiği bir fotoğrafı sakladığını öğrendiğinde artık onunla yolculuk yapmanın pek de iyi bir fikir olmadığı düşünmeye başlar.Öte yandan Taylor'ın Sophie'ye yakın ilgisinden sıkılmaya başlayan Alex,kız arkadaşını alarak kendi yollarına gitmeyi dillendirir.Taylor'ı kırmadan yollarını ayırmayı planlamaktadır. Halihazırda Alex'le tanışmadan önce otobüs biletleri edinmiş ve eve dönüş yolu için alternatifini hazırlamıştır.Ancak ne yazık ki yolda geçirdikleri kazanın ardından son otobüs seferini kaçırırlar ve bir süre daha birlikte kalmak zorundadırlar.Taylor hakkında Sophie'i uyaran Alex,ondan uzak durmasını ister.Sophie ise Alex'in giderek paranoyaklaşmaya başladığı hissetmektedir.



İyi:Sürükleyici kurguya sahip,oyunculuk ve mekan seçimlerinin tatminkar olduğu göz atmanızı tavsiye edebileceğim başarılı bir gerilim filmi.Bu yapımı sevenler
A Perfect Getaway (2009) ve And Soon the Darkness (2010) filmlerine de göz atabilirler.
Kötü;Klişe senaryo,tahmin edilmesi kolay final.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Aralık 2013 | Etiketler : | | | |

Devil's Pass (2013)

Devil's Pass (2013)
2 Şubat 1959 gecesi dokuz dağcının ölümüyle sonuçlanan esrarengiz olay tarihte "Dyatlov geçidi vakası" olarak adlandırılır.Olayın geçtiği yer olan "Kholat Syakhl" Mansi dilinde ölüm dağı olarak çevrilmektedir.Olaya "Dyatlov" adının verilmesi ise dağcı grubun lideri olan Igor Dyatlov'e atfedilmesinden kaynaklanmaktadır.Esasında on kişiden oluşan ve 2 haftalık bir kamp için Ural dağının yolunu tutan gruptan bir kişi hasta olduğu için geri dönmüştür.Özetle ikisi kadın yedi erkek dağcı halen bilim insanlarının net bir açıklama getiremediği karanlık bir olay sonrasında yaşamlarını yitirmiştir.İşin garibi sıfırın altında yaklaşık 25 derece sıcaklığa rağmen bazıları çıplak şekilde bulunmuş,birisinin dilinin kesik olduğu bazı cesetlerin ise dışarıdan herhangi bir şiddet belirtisi olmamasına rağmen kaburga kemiklerinin kırık olduğunu saptanmıştır.Dahası üstlerinde yoğun miktarda radyasyon izine de rastlanmıştır.Bütün bunlara ek olarak olay yerine ilk ulaşan arama kurtarma ekibinden bir bayan sanılanın aksine dokuz değil onbir ceset saydığını söylemiştir.Dyatlov geçidi vakası halen sırrını korumaktadır...
Devil's Pass (2013)
Beş kişiden oluşan bir grup maceraperest Amerikalı genç,Ural dağlarına giderek "Dyatlov vakası" ile ilgili bir belgesel çekmeyi planlamaktadır.Jensen ve Denise liderliğinde organize olan kahramanlarımız yıllardır açıklanamayan gizemi çözmek için ellerinden geleni yapmaya niyetlidir.Yolculuklarını Kuzey'deki en son yerleşim birimi olan Vizhai'den Otorten Dağı'na kadar şekillendiren kahramanlarımız yıllar önce dokuz dağcının uğrayıp son biralarını yudumladıkları bara uğrayarak kendilerince totem yapmayı da ihmal etmezler.Birbuçuk günlük uzun bir tırmanışın ardından "Ölüm dağı"na ulaşan gençler havanın kararması sebebiyle kamp kurmak zorunda kalırlar.Sabah uyandıklarında ise kamp çadırlarının arasında sıradışı bir takım ayak izlerine rastlayan kahramanlarımız gerilmeye başlayacaktır.Ayak izleri insana ait olmadığı gibi bilinen herhangi bir hayvana da ait değildir.Bununla da kalmayıp aksilikler peş peşe gelmekte,üstlerinde bulunan tüm elektronik cihazlar bozulmaya başlammaktadır.Ne gps ne cep telefonu ne de pusula çalışmaktadır.Öte yandan kampın hemen yakınlarında sadece dışarıdan açılabilen eski bir Sovyet sığınağı kapısı keşfeden Denise ve Jensen grubun geri kalanını daha fazla panikletmemek için sessiz kalmayı seçer.Zira çekimler devam etmeli belgesel ne pahasına olursa olsun bitirilmelidir.Ancak çok geçmeden olayların daha da karmaşık hale gelmesi kapının ardında neler olduğunu sorgulamalarına neden olacaktır...

İyi;El kamarası teknikleriyle çekilmiş özellikle son bölümü ve finaliyle gerilim severlerin ilgisini çekebilecek başarılı bir alternatif.Gizem seviyesi tatmin edici,İlk yarısı itibariyle kurguda akışkanlık sorunları olsa da son çeyrek gerçekten sürükleyici ve iddialı.Hafızalara kazınabilecek kaliteli sahnelere sahip.Mekan seçimleri muazzam.
Bazı yararlı linkler;Dyatlov geçidi veya En Büyük Sır,Philadelphia Deneyi
Kötü;Oyunculuk vasat,büyük bir bölümü durağan tempoda ilerliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Storm Warning (2007)

Storm Warning (2007)
Urban Legend (1998),Valentine (2001) filmlerinden tanıdığımız başarılı yönetmen Jamie Blanks'in bir diğer korku eksenli gerilim yapımı olan "Storm Warning" izlemenizi tavsiye edebileceğim başarılı bir alternatif.Yönetmenin tarzını oluşturan maceraperest kurgunun gerilim dolu senaryo ile birleşimi keyifli bir seyir vaadediyor.
Genç,evli bir çift olan Pia ve Rob hafta sonu farklı bir şeyler denemek için tekneyle açılmaya karar verirler.Ancak akşam saatlerinde kara bulutların çökmesi ve fırtınanın giderek yaklaşması sonrasında günleri zehir olan kahramanlarımız,bir an evvel karaya çıkmak isterlerken yollarını kaybedip sığ bir bataklığın çevresine hapsolurlar.Dahası gel-git sebebiyle suların iyice çekilmesi tekneyi terk edip yollarına yürüyerek devam etmelerine neden olur.Şiddetli yağmurun bastırması sonrasında Rob'un önerisi üzerine ormandaki terk edilmiş görüntüsü veren izbe bir eve sığınan kahramanlarımız telefon bularak yardım istemeyi umarlar.Öte yandan evin hemen yanı başında bulunan büyük bir marihuana tarlasını keşfeden Rob,başları belaya girmeden hemen oracıktan uzaklaşmayı planlar.Anlaşılan normalde asla bulunmak istemeyecekleri bir yere kendi rızalarıyla girmişlerdir.Tam da bu sırada ev sahipleri çıka gelir.Jimmy ve Brett,babaları ile yaşayan asosyal,şiddet eğilimli kardeşlerdir.Gecenin bir yarısı evlerine izinsiz giren yabancılara karşı ise haliyle misafirperver olmaları beklenilemez.Bakalım genç çiftimiz şiddet ve taciz dolu geceden sağ salim çıkabilecek mi?


İyi;Sürükleyici kurgu,oyunculuk.
Kötü;Klişe senaryo,mantık hataları,sürprizden çok uzak final...Maalesef vasat bir gerilim filmi olmaktan öteye gidemiyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Temmuz 2013 | Etiketler : | | | |

Dark City (1998)

Dark City (1998)
1994 yapımı The Crow filmiyle ünlenen sıra dışı yönetmen Alex Proyas'ın yine akluofobi ağırlıklı gizem,bilim-kurgu karışımı eseri "Dark City" övgüyü hak eden son derece başarılı bir yapım.Güçlü oyuncu kadrosunun yanı sıra eşsiz atmosferi ve çağın ilerisindeki vizyonu ile bilim kurguda çığır açan The Matrix'in de akıl hocalığını yapan Dark City,her sinemaseverin mutlaka izlemesi gereken yapımların başında geliyor.
John Murdock karanlık bir banyoda,kirli bir küvetin içerisinde uyanır.Sandalyenin üstüne bırakılan kıyafetlerini giydikten sonra nerede olduğunu keşfe çıkan kahramanımız vahşice işlenen cinayetlerin zanlısı olarak arandığını fark eder.Dedektif Burmstead ensesindedir.Üstelik peşindekiler sadece polisler de değildir...Aniden çalan telefon sonrasında kendisini doktor olarak tanıtan esrarengiz bir adamın bir deney sonrasında işlerin yolunda gitmediğini ve hafızasının silindiğini söylemesi üzerine,tüm bu kargaşanın içerisinde esas sorununa yoğunlaşmak zorunda kalan kahramanımız bir an önce o evi terk etmesi yönünde telkin edilir.Gerçekte nasıl biri olduğunu ya da cinayeti işlemiş olabileceği ihtimalini düşünmek için zamanı dahi kalmayan Murdock peşindeki gizemli yabancıları atlatabilmek için şehrin karanlığında dehşet verici bir yolculuğa zorlanır.Şehirde oradan oraya savruldukça,her gece yarısı saat 12 de zamanın durduğunu,siyahlar içerisinde etrafta dolaşan gizemli yaratıklar olduğunu fark eder.Kendisini büyük bir bulmacanın içerisinde kaybolmuş vaziyette hisseden Murdock,yeraltında yaşayan zamanı durdurabilen,insan beynine hakim olabilen tuhaf yaratıklarla tanışır.Dahası insanların geçmişlerini ve anılarını istedikleri şekilde manipüle edebilmektedirler.Öte yandan zaman durdurulmasından diğer insanlara kıyasla etkilenmediğini keşfeden Murdock,en başından beri tekin görünmeyen Dr. Schreber'ın yardımlarıyla karısıyla ilgili (Emma) bazı anılarını hatırlamaya başlar.Kahramanımız kendisini büyük bir savaşın içerisinde bulacaktır.Şimdi yapması gereken bir an önce neler olduğunu hatırlamak ve geleceğinin belirleyicisi olabilmektir...


İyi;Atmosfer,soundtrackler,oyunculuk,kurgu her şeyiyle mükemmel bir bilim-kurgu,gerilim örneği.Sinemaseverlerin hafızalarına kazınan sahneleri ve insanı derinden etkileyen karanlık,gotik atmosferi ile tam bir baş yapıt.Zekice hazırlanmış diyaloglar ve nokta atışı verilen özenle hazırlanmış mesajlar da unutulmamalı...
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Nisan 2013 | Etiketler : | | | | |

Black Water (2007)

Black Water (2007)
Grace,eşi Adam ve kız kardeşi Lee farklı bir şeyler yapmak için Kuzey Avustralya'ya tuzlu su timsahlarının yaşadığı bir östarine giderler.Planladıkları tatil gereği bot turuyla mangrove ağaçlarıyla çevrili göleti gezinecek olan kahramanlarımız,yanlarına aldıkları bir tur rehberi ile keşfe çıkarlar.Gel-git zonunda bulunan bölgede sular son birkaç gündür yükselmeye başlamıştır.Bundan ötürü türlü balıkların da uğrak yeri olması beklenen gölette hobileri olan avcılıkla da ilgilenebileceklerdir.
Jim isimli rehberleri önderliğinde küçük bir botla yola çıkan kahramanlarımız,suda fazla akıntının olmadığı bir noktayı seçerek balık avlamaya koyulurlar.Jim,eskiden tam da şu an bulundukları yerde yaşayan timsahların avlanarak bölge yakınlarındaki çiftliğe götürüldüklerini anlatır.Bu sırada ansızın botlarına şiddetli bir şekilde çarpan cisim alabora olmalarına neden olacaktır.Çok geçmeden büyük bir timsahın saldırına uğradıklarını anlayan kafilemizden ne yazık ki Jim diğerleri kadar şanslı değildir.Sudan hemen uzaklaşarak mangrove ağaçlarına tırmanan kahramanlarımız birkaç saat bekledikten sonra kendileri için yardıma gelebilecek kimsenin olmadığını düşünerek risk almaya karar verirler.Şimdi yapmaları gereken olabildiğince sessiz olmak koşuluyla tek kurtuluş yolu olarak gördükleri alabora olan botlarını çevirmektir.Ancak halen timsahın yakınlarda olabileceği gerçeği de tehdit olarak zihinlerinin bir kısmını meşgul etmeyi sürdürmektedir.


İyi;Tipik bir durum filmi.Kurgu ya da senaryo üzerine konuşulabilecek bir şey yok.Oyunculuk fena değil.Bu tarz köpek balıklı,timsahlı,anakondalı film sevenler Bait (2012),Rogue (2007) yapımlarını da izleyebilirler.
Kötü;Zaman zaman gerilim tırmansa da genel itibariyle sıkıcı bir yapım.Karakterlerin içinin doldurulmaması ve herhangi bir zeka parıltısına rastlanmaması  en büyük dezavantajlarını oluşturuyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Ekim 2012 | Etiketler : | | |

The Loved Ones (2009)

Avustralya menşeli son yılların en sıra dışı gerilim filmlerinden biri olan "The Loved Ones" özgün hikayesi ile epey ilgi çekici.Filmin başlangıcı ve son bölümü arasındaki tempo farkı başarılı şekilde planlanmış,final de sürprizlere gebe. 
Lise öğrencisi olan Brent yakın zaman önce stajyer ehliyetini almış,babasıyla beraber sık sık trafiğe çıkarak pratik yapan bir gençtir.Yine Brent'in direksiyonda olduğu günlerden birinde trafiğe çıkan ikilimiz,ansızın yolun ortasında beliren kanlar içindeki bir adam sebebiyle tehlikeli bir kaza atlatırlar.Babasının kendisi kadar şanslı olamamasından ötürü can vermesi Brent üzerinde büyük bir yıkım yaratmıştır.Aradan epey zaman geçmesine rağmen halen babasının ölümünden kendisini sorumlu tutan kahramanımız,annesinin de bunu ima yoluyla hissettirmesi ile giderek bunalıma sürüklenmektedir.Çareyi uyuşturucu kullanarak ve metal müzik dinleyerek yaşananları geçici olsa da unutmakta bulan Brent,çocukluk döneminde de başı derde girdiğinde sığınak bellediği tepeye zaman zaman uğrayarak deyim yerindeyse nefes almaktadır.
Vahim olayın ardından yaklaşık altı ay geçmiştir ve lisede mezuniyet töreni yaklaşmaktadır.Törene kız arkadaşı Holly ile katılmayı planlayan Brent,Lola isimli gizemli bir kızın beraber gidelim önerisini reddeder.Lola okulun en tuhaf öğrencilerinden biridir.Görünüş olarak saplantılı,itici bir karakter profili çizerek herkesin uzak durduğu istenmeyen kişi pozisyonundadır.İşte bu nedenlerle Lola'nın teklifini kibarca geri çeviren kahramanımız,yine deşarj olmak için gittiği tepede gizemli bir adam tarafından kaçırılacaktır.Ayıldığında kendisini elleri kollu bağlı şekilde bir sandalyede oturtulmuş halde bulan Brent,asla tanışmak istemeyeceği Lola'nın ailesi ile aynı masadadır...


İyi;Özgün konusu ve başarılı kurgusu ile izlemenizi önerdiğim yapımlardan biri.Çekim teknikleri ve atmosfer olarak da diğer muadillerinden ayrılıyor.Bu filmi sevenlerin The Woman (2011)'e de göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Bazı ufak mantık hataları var ancak görmezden gelinebilir :D Filmin süresi de biraz daha uzun olabilirdi.Son bölüm sıkıştırılmış izlenimi veriyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Eylül 2012 | Etiketler : | | |

Bait (2012)

Tsunami felaketi sonrasında sular altında kalan Avustralya sahillerinde bir grup insan büyük bir süper markette kapana kısılmıştır.Aniden yükselen sular nedeniyle göz açıp kapayana dek korkunç bir faciaya şahit olan kahramanlarımız,yüzlerce ölünün arasında şans eseri hayata tutunmayı başarmışlardır.Okyanusun kabarması ile sahilin on mil kadar içerisine dolan sularda büyük bir tehdit kol gezmektedir.Büyük beyaz köpek balıkları...
Yakın geçmişte sevgilisinin (Tina) abisinin kendi hatasından ötürü köpek balıklarına yem olmasına engel olamayan Rory,nefes aldığı her dakika bu pişmanlığın diyetini ödemektedir.Evlilik hazırlığı yaptığı Tina'nın dehşet verici olay sonrasında kendisini terk etmesi ile üzüntüsü ikiye katlanan kahramanımız,aylar sonra yeniden Tina ile büyük bir süpermarkette karşılaşma fırsatı yakalamıştır.Bu sırada soygun hazırlığında olan iki azılı hırsız da markette doğru anı bekleyerek kasayı açmayı planlamaktadır.Kızının karıştığı bir olaydan ötürü burada bulunan dedektif ise bir şeylerin yolunda gitmediğini hissetmektedir.Çok geçmeden silahlı soyguncuların harekete geçmesi ile markette büyük bir kargaşa yaşanacaktır.Ancak asıl sürpriz ise artçı şokların yaşandığı kasabada ansızın gerçekleşen tsunami felaketi olacaktır.Saniyeler sonrasında her yerin sular altında kalması ile Rory,Tina ve soyguncuların da içlerinde bulunduğu bir grup insan hayatta kalmayı başarır.Yüksek rafların üstüne tırmanan kahramanlarımız bir yandan suların halen yükselmesi ile tedirginlik yaşarlarken diğer yandan da  bir büyük beyaz köpek balığının kapana kısıldıkları markette girmesi ile tarifsiz bir gerilime esir olacaklardır.Grup dinamikleri gereği sorumluluk alarak buradan kurtulmak için plan yapmaya başlayan Rory'nin işi hiç de kolay değildir.Öte yandan alt kattaki otoparkta da üç kişilik bir grup mahsur kalmıştır...


İyi;Son dönemlerde izlediğim aksiyon ve korku-gerilimin en iyi şekilde harmanlandığı yapımlardan biri.Felaket sonrası hayata tutunan bir grup talihli insan ve sonrasında alışageldiğimiz tek mekan filmi izlenimi verse de işin içine köpek balığının da girmesi ile heyecan verici sürükleyici bir yapıma dönüşüyor.Genelde köpek balıkları,dev timsahlar,anakondalar gibi tipik boss yaratık ve bir grup insanın mücadelesi şeklindeki filmlere karşı ön yargıyla yaklaşsam da bu yapımı beğendiğimi ekleyeyim.Bu arada bu filmi sevenlerin Rogue (2007) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Sonuç itibariyle tanıdık bir senaryo.Kurguda izleyicinin sürpriz olarak karşılayacağı pek bir şey yok. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Eylül 2012 | Etiketler : | | | |

The Tunnel (2011)

2000'li yıllarla beraber Avustralya yapımı korku-gerilim ağırlıklı yapımların epey ses getirdiğini,şahsi fikrim olarak da Hollywood korku sinemasıyla sırasıyla Uzakdoğu,İspanya,Fransa derken şimdi de onların rekabete başladığını söyleyebilirim."The Tunnel" her ne kadar aynı dönemde vizyona giren Grave Encounters filmine yakın kurgusuyla ilgi çekmeyi başarsa da (tabii bu arada el kamerası çekim teknikleri ve uzun karanlık koridorlarda geçen kovalamacalar ortak nokta) her iki yapımda da hikayenin gerçekte yaşanmış olaylardan esinlenerek oluşturduğu iddiası (?) seyirciyi yakalamak için tasarlanmış klişe bir hile görüntüsünde.
2007 yılında Sydney hükümeti büyük bir proje olarak duyurdukları terk edilmiş tünellerin metro için kullanımı fikrinden ansızın,sebep göstermeksizin vazgeçmiştir.Geçmişten günümüze yer altındaki bu saklı tünellerle ilgili epey şehir efsanesinin kol gezdiği ülkede,hükümetin de sessiz kalarak işin içinden çıkması çeşitli basın yayın organlarının dikkatlerinden kaçmamıştır.Olayı kamuoyunun bilgisine sunmak ve gerçekte neler olup bittiğini ortaya çıkarmak için yola koyulan Warner ve üç gazeteci arkadaşı ise kötü şöhrete sahip dipsiz,karanlık tünellere girmeye karar verir.Yanlarına aldıkları kameralar ve karanlıkta işlerini kolaylaştıracak el fenerleri ile yasadışı yollardan tünele giren kahramanlarımız,başlarına geleceklerden habersiz umarsızca bir yolculuğa çıkarlar...
Ellerindeki harita ile kaybolmadan etrafa göz atmaya çalışan Warner ve ekibi labirenti andıran tüneller içerisinde korku dolu anlar yaşamaya başlarlar.Dahası görüntü almak için mola verdikleri dar bir odada tuhaf olaylar cereyan eder.Aralarından biri gizemli şekilde sırra kadem basmıştır...


İyi;Düşük bütçeli bir yapım olmasına rağmen,gerek el kamerası çekim teknikleri gerek metro (karanlık konsepti) başarıyla yansıtılmış.Oyunculuk fena değil,kurgu akıcı şekilde ilerliyor.
Kötü;Gerçek olaylardan uyarlama teranesi,bazı sahnelerde etkileyicilikten uzak efektler.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Ağustos 2012 | Etiketler : | | | | |