Cube (1997)

Hak ettiği ilginin epey altında kalmış,halen o tadı verebilecek başarılı bir yapımın yerini dolduramadığı;şahsi fikrim olarak tarzının en iyi filmi...Cube serisi deyince akla gelen,paranoyalarla dolu bir kapandan,ölesiye bir mücadele ile çıkmaya çalışan;birbirlerini tanımayan insanların zekici hazırlanmış tuzakları alt etmek adına yaşayacağı soluksuz bir gerilim...Bunlar ve hatta çok daha fazlası bu filmde seyirciyi bekliyor.Gerek Saw serisi,gerek Fermat’s Room (2007) ve son olaraktan bu tarz filmlerden vizyona girmiş olan The Collector (2009) gibi yapımlarını beğenenler,kesinlikle bu fimlerin atası olarak kabul etmemiz gereken Cube serisine hayran kalacaklardır.
 Filme gelecek olursak;iç içe geçmiş küp odalardan oluşan devasa bir yapı düşünün.Her odanın dört duvarında birer kapı ve kapıların açıldığı bir başka oda...Tabii anlattığım kadar basit değil odadan odaya atlayarak gezinmek.Belirli odalar farklı renklere sahip ve odanın içinde sizi ne beklediğini asla bilemezsiniz.Birbirinden farklı ve ölümcül tuzaklarla çevrili odalar,adeta kendilerine kurban arıyor.Peki bu devasa sistem kim tarafından kontrol ediliyor ve olayın perde arkasında kimler var?Bütün bu paranoyalarla dolu hayatta kalma savaşının ortasında kalan rastgele seçilmiş 6 kişi...Aralarında ne bir yaşanmışlık ne de bir ortak geçmiş var.Peki bu altı insan ne amaçla dehşet dolu küpün içerisinde yaşam yaşamı vermek üzere seçilmiştir?
Pek çoğu farklı odaların içerisinde uyanan kahramanlarımız,çok geçmeden birbirlerini bulurlar.Zaten burada tutsak olmalarını sağlayan sistem de onların bir araya gelmesini istemektedir.Tabii ki böyle büyük bir eğlence kaçırılamaz..Kendilerine gelmeye başlayan kahramanlarımız her ne kadar buraya nasıl geldikleri konusunda her hangi bir fikre sahip olmasalar da,herkesde benzer kıyafetler olmasından yola çıkarak,burasının kapalı bir üs olduğunu ve olayın arkasında ordunun olabileceğini düşünürler.Farklı mesleklere ve tamamen farklı hayat görüşlerine sahip olan bu altı kişi,kurtulmak istiyorlarsa iş birliği yapmalı ve beraber hareket etmelidirler.
Leaven matematik öğrencisi genç bir bayandır.Quentin ise otoriter  bir polistir.Holloway ise orta yaşlarda eğitimci bir bayandır.Hakkında en az bilgiye sahip oldukları Worth ise içine kapanık,pısırık görünüşlü bir gençtir.Kısa süre sonra aralarına Rennes katılır.Özellikle grubun diğer bireylerinden daha yaşlı olan ve kendisini defalarca hapishaneden firar etmiş bir mahkum olarak tanıtan Rennes,şimdiden odalar arasında hareket etmek adına bir teoriye sahiptir..Rennes botları kullanarak,girmek istediği odalara önce onları fırlatıp,olası bir tehlikeyi önceden fark etmeye çalışmaktadır.Başlarda bu yöntem her ne kadar başarılı gibi görünse de çok geçmeden kahramanlarımız,odalarda tuzakların sadece mekanoreseptörler tarafından tetiklenmediğini,çok farklı almaçların odalarda bulunduklarını anlayacaklardır.Sırayla botlarını odalarda salan ve önden giden kahramanlarımızdan Rennes,bot teorisinin öncüsü olmasına rağmen feci şekilde can verir.Şimdi daha da dikkatli olmak zorunda olan kahramanlarımız yeni bir teori üretmek zorundadır.İlk göze çarpan ise farklı oda renkleridir.
Çok geçmeden oda geçişlerindeki kapılarda sayılar olduğunu fark eden Leaven,sayıların asal olup olmaması ile odaların güvenli olup olmadığı arasında bir ilişki olduğunu fark eder.Zaten garip bir şekilde bütün kahramanlarımızda tek tip kıyafet ve hiç bir aksesuar olmamasına rağmen,Leaven’ın yanında bir gözlük olması,onu hem bir potansiyel şüpheli hem de buradan kurtuluşları sağlayacak tek kişi olarak görmelerine neden olacaktır.Geçen saatlerin ardından yorgun düşen ve açlık nedeniyle iyice halsizleşen kahramanlarımız,olabildiğince ilerleyerek son odaya ulaşıp oradan da çıkışa yaklaşmayı ummaktadırlar.Ancak Leaven’ın asal sayı hipotezi,karşılarına çıkan bir odada başlarına büyük bir bela gelmesine neden olacaktır.Neyse ki bu tehlikeyi edindikleri  tecrübe ile atlatmayı başaran kader ortaklarının,buradan çıkmak için yeni bir fikre ihtiyaçları olduğu aşikardır.
 Quentin ucuz atlattıkları tehlikenin ardından,kaba kuvvete başvurarak ipleri eline almaya ve böylece diğerlerini kaba tabirle yem olarak kullanarak daha fazla yaşamayı planlamaktadır.Quentin’in ilk karşılaştığı andan itibaren,burada olmalarının sorumlusu olarak gördüğü Worth’u oda geçişlerinde bir bot misali kullanarak sürüklemesi,her ne kadar Leaven’ı rahatsız etse de ona dur diyecek cesareti kendisinde bulamaz.Bu sırada karşılarına çıkan 
 yeşil bir odada Kazan isimli garip biriyle tanışmaları işleri iyice karıştıracaktır.Kazan sürekli kafasını duvarlara vurarak mavi odaya dönmek istediği söyleyen garip birisidir.Buraya kadar nasıl gelmiştir ya da sadece şansı ile mi hayatta kalmıştır bilinmez,Quentin tarafından bir zeka özürlü olarak görülür ve onu yanlarına almanın başlarını belaya sokacağını düşünür.Ancak şu an için muhtaç olduğu Leaven’ın onu burada yalnız bırakamayız sözleri ile onu da gruba almak zorunda kalacaktır.


İyi;Tek mekanda geçen en iyi paranoyalarla dolu gerilim filmlerinden biri olduğunu belirteyim.Baştan sonu süper bir yapım.Kurgu bu tarz filmler içerisinde kusursuza yakın olarak düşünülmüş.Atmosfer etkileyici,oyunculuk ve karakter betimlemeleri başarılı.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Şubat 2012 | Etiketler : | | | |

Yorum Gönder