The Midnight Meat Train (2008)


Son dönemlerde sinema furyasında bir hayli görmeye alışık olduğumuz trende dehşet ya da metro da garip yaratıklar temalı filmlerin,Creep (2004) ile beraber atası sayabileceğimiz son derece başarılı bir yapım.Tabii gerek kapalı alanlar olmasıyla gerekse metro ya da tren de geçen tünelli kovalamacalı yapımlar,korku-gerilim filmleri severler için her daim iddialı alternatifler.
Filme gelecek olursak;Leon başarılı bir fotoğrafçıdır ve bir sanat galerisinin sahibi olan Susan’ı çektiği fotoğraflarla etkileyip,bol para kazanma gayesindedir.Ancak Susan sıra dışı bir bayandır ve isteklerinin yanısıra  fotoğraflardan bekledikleri bir hayli farklıdır.Leon,Susan’ın gözüne girebilmek için çok daha gerçekçi fotoğraflar yakalamak zorundadır.Leon kız arkadaşı Maya ile hayatı dolu dolu yaşayan,birbirlerini çok iyi tamamlayan bir çifttir.Maya’nın fikirleri ile nasıl bir şeyler çekmesi gerektiğini planlayan kahramanımız,kendisini bir metro da bulur.Saat oldukça geçtir ve bir kızı serseriler taciz etmektedir.Bu sırada yaşanan korku dolu anları fotoğraflara alan Leon,serserilerin kendisini fark etmesi ile bir hayli telaşlanacaktır.Ancak neyse ki tam da bulunduğu yerde bulunan bir kamera nedeniyle serseriler hem kızı hem de Leon’u rahat bırakarak çekip giderler.Kız ise gelen trene atlayıp yoluna devam eder.
Ertesi gün çektiği fotoları banyo yaptıran kahramanımız,birazda rastlantısal olarak çekmiş olduğu fotolar sayesinde Susan’ın kendisini fark etmesini sağlayacaktır.Kariyeri için son derece güzel bir gün geçirmiş olan Leon,evine kız arkadaşının yanına dönerken,gazetelerde dün yardım ettiği,serserilerin elinden kurtardığı kızın kaybolduğu haberini görür.Zaman kaybetmeden polise giden kahramanımız,derdini tam olarak anlatamayınca olayı kendi başına çözmeye karar verir.Olay gecesi çektiği fotoları yeniden incelemeye başlar ve tamda kaybolan kızın trene bindiği anda kompartımanın kapısını tutan,son derece ilgi çekici bir yüzüğe sahip gizemli birisini tespit eder.Dahası elindeki yüzükten tespit ettiği bu adamla,ertesi gün olay gecesiyle hemen hemen aynı saatlerde metro çıkışında  yeniden karşılaşır.Tuhaf görünümlü adam(Mahogany) oldukça sert mizaca sahip,sesiz sedasız elindeki bir çanta ile sürekli aynı takım elbiseyi giyen birisidir.Leon onu gözlemlemeye devam ettikçe,kısa bir süre sonra bu adamın adeta bir robot gibi yaşadığını ve her gün sürekli aynı saatlerde metroda yolculuk yaptığını saptar.Ayrıca Mahogany bir mandırada kasap olarak çalışmaktadır. Mahogany’ye ilişkin pek çok detayı öğrendikten sonra tek merak ettiği nokta olarak taşıdığı çantaya odaklanır.Acaba çantanın içinde neler vardır?
Şüphelerini ve bu adamda sezdiği sıra dışı bazı olayları kız arkadaşı Maya ile paylaşan Leon,bir gece Mahogany ile metro yolculuğu yapmaya ve bu şekilde neden sürekli aynı saatlerde bir yerlere gittiğini anlamaya çalışır.Ancak trende görecekleri kanını dolduracaktır. Mahogany kanlı bir cellattır ve insanları öldürüp sanki bir mezrada çalışırmışcasına onları demir askılara asıp bir yerlere servis etmektedir(?) Ama nereye?
 Yaşadığı dehşet dolu anları Maya’ya anlatan Leon,artık kabuslar da görmeye başlamıştır.Kaderin cilvesiyle yeniden bu kez yanında kızarkadaşı ile o meşhur trene binecek olan kahramanımız,belki de asla unutamayacağı hayatının serüvenine çıkmak üzeredir.
“Siz doğmadan önce bütün insanların doğumu bu kadar uzun sürerdi.Belki daha uzun.Şimdi bizi buldun.Eğer yaymazsan kimse sırrını bilemez.Onları koruyup besliyoruz.Denge böyle sağlanıyor.Dünyaları ayrı tutmak için,bunlar yapılmak zorunda.”



İyi;Gerilim düzeyi,son çeyrek,sürükleyici kurgu.Bu filmi sevenler Creep (2004) ve Stag Night (2008) yapımlarını da izleyebilirler.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Mart 2012 | Etiketler : | | |

Yorum Gönder