Creep (2004)

Son zamanlarda sık sık karşımıza çıkmaya başlayan,belki de kendine ait bir tarz oluşturan;metro ya da tren istasyonlarındaki tünellerde karanlıkta yaşayan yaratıkları konu alan filmlerin atası olan “Creep” filmi pek çok kıstas bakımından öncül durumda.Her daim karanlık tünellerin korkutuculuğu ve orada yaşayabileceği düşünülen bazı dünyevi olmayan yaratıklar gibi (belki de şehir efsanesi olarak nitelendirebileceğimiz) fikri bile insanı ürpertmeye yeterli olan bir konsept içeresindeki bu filmi farklı yapımlar seyretmek isteyenlere önerebilirim.
Kate alımlı ve bir o kadar da seksi bir bayandır.Yakın arkadaşlarından birinin düzenlediği partiye katılan kahramanımız,hızlı davranabilirse George Cooney ile tanışma fırsatı yakalayacaktır.Ancak Kate ne yazık ki çıkışta arkadaşının  ekmesi ile taksi de çeviremeyince metroya binmek zorunda kalır.Bu esnada partide kendisine sarkıntılık eden Guy,Kate’in adımlarını izleyerek geceye dair farklı beklentiler içerisindedir.Metroya ulaşan Kate,evsiz bir kadından(Mandy) metro kartı alarak son trene yetişmeye çalışır.İstasyona gelen kahramanımız,koşuşturmacanın verdiği yorgunluk ile uykuya yenik düşer.Gözlerini açtığında peronda tek başınadır ve artık geceye dair planlarını tekrardan gözden geçirmek zorunda kalacaktır.
Metrodan çıkıp evinin yolunu tutmaya karar veren genç bayan,metro alt geçidinin kilitlendiği görür.Dahası etrafta ne bir görevli ne de kendisi ile aynı durumda olan bir yolcu vardır.Peronlar arasında geçiş yapan Kate,en sonunda gelen trene atlar.Kendisinden başka kimsenin olmadığını düşündüğü trene binen kahramanımız,çok geçmeden karanlık bir tünelin içerisinde trenin ansızın stop etmesi ile telaşlanır.Seslenip neler olduğunu anlamaya çalışsa da kimselere ulaşamayan Kate,kendisine sulu bir şaka yapan Guy ile karşı karşıyaya kalır.Bu yalnızlığın ortasında belki de en son karşılaşmak istediği insan ile karşılaşan kahramanımız,Guy’ın niyetini öğrenince iyiden iyiye gerilecektir.
Guy'ın kanlar içerisinde ortadan kaybolması ile bu dehşet verici olaylara anlam veremeyen Kate,trenden atlayarak ışığa doğru koşmaya başlar.En sonunda bir durağa ulaşmıştır.Ancak yine çıkış kapıları kilitlidir ve de yardım alacak hiç kimse yoktur.Koridorlarda çaresizce koşuşturmaya başlayan kahramanımız en sonunda gecenin başlarında kendisine yardımcı olan evsiz kadının köpeğine rastlar.Çok geçmeden köpeği takip ederek,koridordan açılan özel bir bölmede,Mandy ve erkek arkadaşına ait bir oda bulan Kate,sığınacak bir liman bulduğunu düşünmektedir.Kahramanımız başından geçen korku dolu anları ve Guy’a olanları teker teker Mandy ve Jimmy’e anlatır.Jimmy de aynen Mandy gibi gamsız,esrarkeş birisidir ve yalnızca para karşılığında ona yardım edebileceğini söyler.Plan basittir;her durakta gece nöbetçisi görevli vardır ve Jimmy Kate’i oraya götürerek buradan çıkmasını sağlayacaktır.Tabii her şey yolunda giderse...

İyi;Baştan sona oldukça sürükleyici,gerilim yüklü sıkılmadan izleyebileceğiniz bir yapım.
Bu filmi sevenler The Midnight Meat Train (2008) ve Staf Night (2008) yapımlarını da izleyebilirler.
Kötü;Bir noktadan sonra tipik ucube filmine dönüşmesi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Haziran 2012 | Etiketler : | | | | |

Yorum Gönder