Güncel İncelemeler;

Our House (2018)

Our House (2018)
 Elektromanyetik dalgalar üzerine çalışan, genç bir dahi olan Ethan, neredeyse tüm zamanını yeni projesine adamaktadır. Yoğun çalışma saatlerinden ötürü ailesini ve kardeşlerini ihmal etmeye başlayan kahramanımız, çok yakın zamanda işe yaracağını ispatlamayı umduğu icadını tescillemek için var gücüyle uğraşmaktadır.
Our House (2018)
Günün birinde trajik bir kaza sonrasında anne ve babasını kaybeden Ethan, daha yasını bile tutamadan iki küçük kardeşi ve yeni sorumluluklarıyla baş başa kalır. Yaşananlar herkes için çok güç olsa da matemini gizleyen tavırları ve işkolik doğasıyla, kardeşleri tarafından olan bitenin sorumlusu olarak atfedilen kahramanımız, her şeye rağmen tepkili kardeşlerine ebeveynlik yapabilmek gayesiyle elinden geleni yapmaya kararlıdır. Kimseye muhtaç olmadan bu süreci yönetebilmek zor olsa da lokal bir nalburda çalışmaya başlayan Ethan, ev masrafları ve kardeşlerinin eğitimi finanse edebilmek için gecesini gündüzüne katar. En kötüsü de yıllarını verdiği projesine dahi ara vermek zorunda kalır. Kız arkadaşının koşulsuz desteğine rağmen onunla da arasına mesafe koyarak, bir nevi yaşadığı vicdan azabını yükümlülüklerini tek başına halletmeye çalışarak giderir. Neyse ki aradan geçen zaman kardeşlerinin öfkesini törpüleyip, Ethan' in kafasını toplaması ve yeniden yıllarını verdiği projesine dönebilmesine olanak tanır. Ancak bu sefer üniversitenin teknik imkanlarından yoksun olarak evinin garajında bir başına uğraşmak zorunda kalan Ethan, geliştirdiği cihazını mükemmelleştirmek için çabalamaktadır. Kablosuz bir şekilde enerjiyi aktarabilmenin yollarını arayan kahramanımız, defalarca denemenin ardından amacına ulaşamayıp, yeniden hayal kırıklığı yaşar. Öte yandan evde bir takım paranormal olaylar vuku bulmaya başlar. Bazı eşyaların yeri değişmekte, kimisi ise tamamen ortadan kaybolmaktadır. Kardeşleri bir şeylerin yolunda gitmediğinden emindir zira ne zaman Ethan o uğursuz cihazı çalıştırsa bir fenalık olduğundan şikâyet etmektedirler. Çok geçmeden kardeşlerine kulak vermek zorunda kalan Ethan, en nihayetinde cihazın yayımladığı tuhaf bir sinyali kazara keşfeder. Dahası cihazının daha ilk günden beri çalıştığını ancak farklı bir amaca hizmet ettiğini fark eder. Sinyal ise giderek kontrolden çıkmakta, etrafa sirayet etmektedir... 

İyi; Düşük bütçeli bir yapım olmasına rağmen, sürükleyici kurgusu ve gizem seviyesiyle göz atmaya değer bir alternatif. Oyunculuk ve atmosfer olarak da başarılı bulduğumu söyleyebilirim.
Kötü; Düşük tempo yer yer sıkıcı gelebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Eylül 2021 | Etiketler : | | | | | |

Schwarze Insel (aka Black Island) (2021)

Schwarze Insel (aka Black Island) (2021)
 Trajik bir kazada ailesini kaybeden Jonas, depresif günler geçirmekte olan kafası karışık bir lise öğrencisidir. Dedesinin yoğun ısrarları sonrasında, bir başına şehirde kalmaktansa onun yanına yerleşmeyi planlayan kahramanımız, Kuzey Denizi' nde bulunan izole adaya seyahat etmek üzere hazırlıklara başlar.
Schwarze Insel (aka Black Island) (2021)
Dedesinin yanı sıra kuzenlerinin de adada yaşaması sayesinde, yeni çevresine ve okuluna adapte olmakta zorluk geçmeyeceğini düşünen Jonas, bir yandan da hüzünlü yakın geçmişi unutturacak, yeni bir başlangıç yapabilme şansı edindiği için bir hayli memnundur. Kuzenlerinin yardımsever ve ilgili tavırları sonrasında okuldan ve derslerinden geri kalmayacağını düşünen kahramanımız, eksiklerini kısa sürede telafi edebileceğini ummaktadır. Öte yandan Almanca dersine giren öğretmeni Helena' nın da özel olarak ilgilenmesi, Jonas' ın motivasyonunu arttırmada çarpan etkisi yaratır. Orta yaşlı, alımlı bir bayan olan Helena, gerek zekası gerekse de samimi tavırlarıyla Jonas' ın kısa zamanda hayranlığını kazanmayı başarır. Zira ortak ilgi alanları olan edebiyat ve şiir, bir araya gelip bol bol zaman geçirmelerine vesile olurken, çok geçmeden duygusal olarak da yakınlaşmalarını tetikler. Jonas' ın ilerde önemli bir yazar olabileceğini düşünen Helena, öğrencisini sürekli desteklemekte, kim ne derse desin asla vazgeçmemesini tembihlemektedir. Yazdıklarını Helena ile paylaşmaya ve tavsiyelerini dinlemeye oldukça istekli olan Jonas, dedesinin eleştirel tavırlarına rağmen ısrarla ideallerinin peşinden koşacağından söz etmektedir. Öte yandan bir süredir ihmal ettiği kuzenleri, Jonas' ın son zamanlarda sürekli olarak Helena ile takılmasından ve içine kapanık tavırlarından şikayetçidir. Gizemli bir kadın imajı çizen Helena ise, kendi ajandasına göre hareket etmekte, ölümcül bir oyun planlamaktadır...


İyi; Düşük bütçeli bir tv yapımı olmasına rağmen, yüksek beklentiye kapılmadan izlenilebilecek ortalama bir gerilim filmi. Oyunculuk, atmosfer ve gizem seviyesi olarak da fena değil. Yine başka bir Alman yapımı olan popüler Dark (2017) dizisine de çağrışımlar yapan sahnelere sahip.
Kötü; Klişe, lineer kurgu ve sürpriz faktörünün zayıflığı başlıca eksiler...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Eylül 2021 | Etiketler : | | |

Blood Red Sky (2021)

Blood Red Sky (2021)
Gizemli bir hastalıktan mustarip olan Nadja, kabul gören bir tedavi yöntemi izlenemediği için belirli aralıklarla deneysel ilaçlar kullanmak zorunda kalan orta yaşlarda bir annedir. Oğlu Elias ile, derdine çare olması umuduyla, transatlantik bir uçuşla Amerika'da bulunan bir kliniğe gitmek üzere program yapan kahramanımız, en nihayetinde sağlığına kavuşabileceği günün hayallerini kurmaktadır...
Blood Red Sky (2021)
Uçağın teker kesip pistten havalanmasının ardından pek çok şeyi artık geride bırakacaklarından dem vurup, yeni bir başlangıçtan söz eden Nadja, Elias' ı karamsar olmaması hususunda uyarır. Elias' da annesini hem fiziksel hem de duygusal olarak harap eden hastalığın son bulma ihtimali üzerine epey heyecanlıdır. Annesinin hemen bitişiğindeki koltukta oturan Elias, yolcu bilgi ekranını takip ederek, geçen birkaç saatin ardından Atlantik okyanusu üzerinde seyir irtifasında yolculuklarına devam ettiklerini gözlemler. Tam bu sırada kabinde cereyan eden gürültülü konuşmalar ve koşuşturmalar, bir takım tekinsiz adamların ortaya çıkıp, zorbalıkla uçağı ele geçirdikleri terörist bir saldırıya evrilir. Bir grup silahlı terörist, uçağı ele geçirdiklerini deklere ederek, mukavemet gösterenlerin en şiddetli şekilde cezalandırılacaklarını dillendirir. İstediklerini elde edene dek kimsenin yerinden kıpırdamaması kati şekilde hatırlatılır. Ortam deyim yerindeyse buz keser ve tüm yolcular büyük panik içerisinde neler olup bittiğini anlamaya çalışır. Öte yandan Elias, uçağın manevralarından yola çıkarak geri dönüş hazırlığında olduğundan kuşkulanmaya başlar. Uçaktaki arbede sırasında ilaçlarından bazılarının tahrip olmasıyla, stres seviyesi daha da artan Nadja, bir yandan psikopat katillerle dolu uçakta oğluna sahip çıkmaya çalışırken bir yandan da kliniğe asla ulaşamayacakları korkusuyla, derin bir iç hesaplaşmaya sürüklenir. Teröristlerin zorbalıklarından ve sadistçe keyif aldıkları oyunlarından yorulmaya başlayan kahramanımız, Elias' la da ayrı düşmesinden sebep giderek hırçınlaşır. Ne pahasına olursa olsun oğlunun güvenliği için elinden geleni yapmaya hazır olan Nadja, teröristlere kimin patron olduğunu ispatlamaya karar verir...

İyi; Sürükleyici kurgusu ve gerilimin giderek tırmandığı atmosfere ek olarak aksiyon seviyesinin de kararında olduğu, özellikle tek mekân filmlerini sevenlerin göz atmalarını tavsiye edebileceğim bir alternatif. Bu yapımı beğenenler, Into the Night (2020) dizisine de göz atabilirler.
Kötü; Grup dinamikleri, karakter gelişimlerinin yansıtılması ve diyaloglar daha efektif kurgulanabilirmiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Ağustos 2021 | Etiketler : | | | | |

Wrong Turn (2021)

Wrong Turn (2021)
Şehrin gürültüsünden ve stresinden uzaklaşmak isteyen altı yakın arkadaş, Appalachian dağlık bölgesinde birkaç gün kamp yaparak, temiz havada bol bol yürüyüş yapıp, kafa dağıtma niyetindedir. Arabalarına atlayıp uzun bir yolculuğa çıkan gençler hem Amerikan iç savaşı günlerinden kalma hikayelerin geyiğini yapmakta hem de cahil gördükleri taşralıları ilgiyle gözlemlemektedir.
Wrong Turn (2021)
Yorucu geçen yolculuğun ardından en nihayetinde rezervasyon yaptıkları otele yerleşen kahramanlarımız, ertesi günün ilk ışıklarıyla beraber kamp çantalarını ve eşyalarını yüklenerek dağlık bölgeye yürüyüşe çıkarlar. Bölgenin enfes doğası ve manzarasıyla tam da hayalini kurdukları gezinin tadını çıkarıp, deyim yerindeyse mest olurlar. Ancak çok geçmeden daha fazla heyecan arayışlarına girişen gençler, rutin turistik rotadan sıkılma belirtileri gösterirler. Darius' un tavsiyesiyle takip ettikleri patikadan sapıp, iç savaş günlerinden kalma eski bir harabeyi keşfetme hevesiyle ormanın derinliklerine doğru ilerlemeye karar verirler. Hiçliğin orta yerinde talihsiz bir kaza sonrasında kaybolduklarına iyiden iyiye ikna olan gençler, telefonlarına sarılsalar da şebeke çekim alanı dışında olduklarını fark ederler. Darius, her ne kadar dönüş yolunu bulabileceğini iddia etse de saatlerdir aynı bölgede daireler çizmekten başka bir şey yapmadıklarını anlamaları pek de uzun sürmez. Üstelik herkes bitap düşmüş, hava da kararmaya başlamıştır. Geceyi geçirmek için çadır kurup, kamp yapmaya karar veren gençler, günün ilk ışıklarıyla birlikte, sakin kafayla patikayı bulabilecekleri hususunda hem fikir olurlar. Zor geçen bir gecenin ardından ertesi sabah uyandıklarında kamp malzemelerinin bir kısmının çalındığını fark eden kahramanlarımız, en başından beri ormanda yalnız olmadıklarını düşünmeye başlarlar. Dahası gençler arasında fikir ayrılıkları ve suçlamalar, ormanda ayrı düşmelerine ve gerilimin de giderek tırmanmasına sebep olur. Çok geçmeden 'The Foundation' isimli bir komünite ve ormanda gizlenen üyelerinden haberdar olan kahramanlarımız, iç savaş yıllarından beri dağlık araziyi mesken tutmuş, kendi hiyerarşi ve ritüelleri olan sapkın bir grubun pençesine düşerler...

İyi; Öncelikle hatırlatmakta fayda var, görünüşte Wrong Turn (2003) serisinin son yapımı gibi bir isim hakkı ve pazarlama stratejisine sahip olsa da seriyle ya da Hiliker ailesiyle, yapımın herhangi bir alakası yok. Bunun dışında, tipik bir grup genç ve başlarından geçenler temalı, slasher türü sevenler için göz atılabilecek ortalama bir alternatif. 
Kötü; Bahsettiğim isim hakkı ve franchising mevzusu can sıkıcı. Son çeyrek dışında lineer ve klişe ilerliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Şubat 2021 | Etiketler : | | | | |

Abgeschnitten (2018)

Abgeschnitten (2018)
Paul Herzfeld, meslektaşları ve camia tarafından büyük saygı duyulan başarılı bir adli patoloji uzmanıdır. Çoğu zaman yaşayanlardan ziyade ölülerle daha fazla vakit geçiren kahramanımız, polis teşkilatı ile eş zamanlı olarak çalışarak, komplike cinayetlerin aydınlatılmasında önemli bir rol üstlenmektedir.
Abgeschnitten (2018)
Günün birinde uzmanlığından faydalanmak üzere davet edildiği bir vakada, otopsi masasında uzuvları ve kafatası tahrip edilmiş bir cesedi incelemeye koyulan Paul, kafatası içerine yerleştirilmiş ufak bir kapsülle karşılaşır. Dahası mikroskobik bir inceleme yaparak kapsülü açmayı başaran kahramanımız, kızının sapık bir seri katil tarafından hedef alındığını öğrenir. Büyük bir panik yaşayan Paul, bir süredir ilişkilerinin limoni olduğu kızına bir an evvel ulaşmak ve onu koruyup kollamak istese de artık çok geç olduğunu fark eder. Kızının son gördüğü zamanı ve nasıl ortadan kaybolmuş olabileceğini tekrar tekrar gözden geçiren Paul, bir yandan da onu tekrar görmek istiyorsa polislerle kesinlikle konuşmaması gerektiği hususunda sert bir şekilde uyarılır. Kendi imkanlarıyla seri katilin izini sürmeye karar veren kahramanımız, rastlantısal bir şekilde Linda isimli genç bir kızla yollarının kesiştiğine şahit olur. Linda' nın sahil kenarında bulduğu ve üstünde 'Eric' yazılı olan ceset, pek çok sırrı barındırıyor gibi görünmektedir. Öte yandan seri katilin adımlarını izlemeye devam eden Paul, kızını bulabilmek için Linda' nın yardımına muhtaçtır. Ancak aksilik ya Linda, şiddetli bir fırtınadan musdarip tüm ulaşım yollarının kapalı olduğu ufak bir kasabada mahsur kalır. Üstelik kendi kişisel problemleri de olan Linda, sadece cep telefonu yoluyla sesini duyabildiği Paul' un, ardı arkası kesilmeyen direktifleri ve yönlendirmeleriyle uğraşmaktadır. Paul ise polislerden yardım alamadığı ve bir başına kaldığı için epey sıkıntılıdır. Katilin gerisinde bıraktığı bir dizi cinayetin izini sürmek ve özenle yerleştirilmiş işaretleri takip etmek zorunda kalan kahramanımız, yanına staj yapmak için gelen Ingolf isimli, adli tıp konularında pek de becerikli olmayan bir gençten faydalanmaya karar verir. Zaman hızla ilerlemektedir ve kızını kurtarabilmek için bir an evvel Linda' ya ulaşmalıdır...

İyi; Baştan sona sürükleyici kurgusu, atmosferik sahneleri, giderek tırmanan gerilim seviyesiyle beraber göz atılması gereken başarılı bir aksiyon-gerilim filmi. Oyunculuk ve hikâye olarak da tatmin edici.
Kötü; Bir dizi mantık hatası ve ısrarlı ürün yerleştirme :D 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Eylül 2020 | Etiketler : | | | |

The House That Jack Built (2018)

The House That Jack Built (2018)
Jack; yalnız yaşayan, çocukluğundan beri mimar olma hayalleri kurmuş yetenekli bir mühendistir. Aynı zamanda oldukça zeki ve sıra dışı bir seri katil olan kahramanımız, polislere yakalanmadan, övgüyle bahsettiği düzinelerce cinayet işlemiştir. Eylemlerinin bir estetik barındırdığını düşünen ve kurbanlarının fotoğraflarını çekmeyi de ihmal etmeyen Jack, her kurbanı çıtayı daha da üstte taşıdığı üstün bir sanat eseri olarak görmektedir.
The House That Jack Built (2018)
Kimsenin adını bile umursamadığı bir ara sokakta, eskiden bir pizzacıya ait olan soğuk hava deposunu kiralayan Jack, ilham verici eserler olarak tanımladığı hunharca cinayetlerinden arta kalan bedenleri burada saklamaktadır. Sıradan görüntüsüyle dışarıdan bakanların şüphe duymayacağı, kendi halinde içine kapanık bir mizaç sergilemesi işlerini kolaylaştırmaktadır. Öte yandan tek başına yaşayan, vahşi doğasından kaynaklı dürtülerini zaman zaman kontrol edebilmekte sorunlar yaşayan kahramanımız, obsesif kompulsif bozukluğu olan takıntılı bir karaktere sahiptir. Tarihe ve teknik bilimlere ilgi duyan entelektüel kişiliğinin ötesinde empati yoksunu tipik bir psikopat olmasına rağmen kalabalık içerisinde saklanmanın kendince yollarını da geliştirmiştir. Anılarının neredeyse tamamında sapık ruhlu, sosyopat bir profil sergileyen Jack, yegane amaç olarak uygun malzemeyi bulup, kendi çizip tasarladığı bir ev yapma arzusundadır. Çoğu zaman spontane cinayetler işleyen ve aldığı risklerin hazzı arttırdığını düşünen Jack, günün birinde Verge ile tanışır. İyi bir dinleyici olan Verge, Jack' in anılarını ve birbirinden tuhaf cinayetlerini kendi değer yargısı ile sorgulamaya başlar. Umulmadık bir anda karşısına çıkan Verge, kahramanımız için yeni bir yolculuktur...


İyi; Lars Von Trier imzalı yönetmenin özgün tarzını yansıtan; deneysel, düşündürücü, kışkırtıcı ve bir o kadar da rahatsız edici bir yapım. Oyunculuk, diyaloglar ve çarpıcı sahnelerle kesinlikle göz atılması gereken bir Lars Von Trier klasiği daha. Baştan sona ilgi çekici, metaforlar ve  alt metinlerle dolu bir yapım. Yönetmenin bir diğer filmi için Antichrist (2009)' ı inceleyebilirsiniz. 
Kötü; Genel izleyici kitlesine hitap etmiyor. Sanatsal filmlerden, metaforlardan ve düşündürücü diyaloglardan hoşlanmayan kişiler, ağır tempoda ilerleyen sıkıcı ve rahatsız edici bir  film olarak düşünüp pas geçebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 4 Ocak 2019 | Etiketler : | | | | | |

The Thirteenth Floor (1999)

The Thirteenth Floor (1999)
''Düşünüyorum; o halde varım...''
R.Descartes
Yarı iletkenler ve mikroçipler üzerine yaptığı çalışmalar sonrasında büyük ün kazanan ve kendi teknoloji şirketini kuran Hannon Fuller, pek çokları tarafından çağının Einstein' ı olarak adlandırılan bir dahidir. Ömrünün tamamını gelmiş geçmiş en iyi sanal gerçeklik simülatörünü yapmaya adayan Fuller, son altı yıldır birlikte çalıştığı asistanları Hall ve Whitney' ile beraber şirketinin 13. katında araştırmalarını sürdürmektedir. Tamamen gözlerden uzakta yapılan çalışmalar, basından da sır gibi saklanmaktadır...
The Thirteenth Floor (1999)
Genç bir bilgisayar yazılım uzmanı olan Douglas Hall, bir sabah uyandığında işvereni Fuller' in öldürüldüğü haberiyle büyük bir şok yaşar. Dahası polisler tarafından baş şüpheli olarak görülmektedir. Geçen gece neler olup bittiğinden bir haber Fuller' in başına gelenleri sorgulamaya başlar. Hemen şirkete gidip Whitney ile görüşen kahramanımız, simülatör henüz tamamlanmadığı halde Fuller' in risk alarak simülasyona dahil olduğunu öğrenir. Bilinç nakli gibi son derece tehlikeli bir işlemi barındırsa da kendi gençlik dönemini yeniden yarattığı 1937 yılı Los Angeles' ına sık sık ziyaretler yapan ve zamanının çoğunu sanal dünyada geçiren Fuller, görünen o ki bir şekilde Hall' a hissettirmeden bir takım denemeler de yapmıştır. Öte yandan Fuller' in herkesten sakladığı Paris' de yaşayan kızı Jane' in miras davası için ortaya çıkması, Hall cephesinde işleri daha da karmaşık hale getirir. Zira Jane babasının kendisine ulaşıp, simülatörü kapatmak için yardım istediğini söylemektedir. Telefon kayıtlarına göre ölümünden saniyeler önce Fuller' in Hall' u aradığının ortaya çıkması ise polisin elini epeyce güçlendirir. Olay gecesi neler olup bittiğini bir türlü hatırlayamayan ve geceye dair hafızasında derin boşluklar bulunan kahramanımız, bir yandan da deyim yerindeyse dejavular yaşayarak, oldukça hoş ve alımlı bir bayan olan Jane' e ilgi duymaya başlar. Masumiyetini ispat edebilmek için Whitney' nin yardımıyla simülatöre dahil olan ve Fuller' in izini süren Hall, bir şekilde kendi adına bırakılmış bir not ya da mesajın peşine düşer. Bu sayede gerçeği ortaya çıkarabileceğini düşünen kahramanımız, çok geçmeden Fuller' in bilinçaltında yaşattığı saklı dünyasında gezinmeye başlar. Uzun yıllardır üstünde çalıştıkları simülatörün en az kendisi kadar gerçek olduğu fark eden Hall, Fuller' in dehasını karşısında bir kez daha mahcup olur. Fuller' in son zamanlarında yaptığı gibi sık sık simülatöre giriş yapan ve patronunun başına gelenlerle ilgili ipuçları arayan kahramanımız, zamanının giderek daraldığının farkındadır...

İyi: Baştan sona ilgi çekici felsefik konusu ve sürükleyici atmosferiyle, türünde öncü bilim-kurgu, gerilim filmlerinden biri. Oyunculuk ve gizem seviyesi de oldukça başarılı. Yapım yılı itibariyle eXistenZ (1999) ve The Matrix (1999)' in gölgesinde kalsa da bilim- kurgu sevenleri fazlasıyla tatmin edeceği ortada. Öte yandan C. Nolan imzalı gişe rekortmeni Inception (2010) daki 'rüya içinde rüya' konseptinin de fikir babası olduğu söylenebilir. Filmi anlamakta zorlananlar şu çizime göz atabilirler...

Kötü; Ufak mantık hataları yok değil, ancak görmezden gelinebilir seviyede :)
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |

The Colony (2015)

The Colony (2015)
'Santiago, Şili. Yıl 1973. Politik ayaklanmalar tüm ülkeyi istikrarsızlaştırdı. Birleşik Devletler' in genç demokrasiye sırtını dönmesiyle Şili, Soğuk Savaş'ın yeni muharebe alanı haline geldi. Bu sırada, Sovyetler Birliği desteğini esirgemiyor. ABD hükümeti, Salvador Allende'nin kovulması gereken bir komünist olduğunu bildirdi. Yüzlerce, binlerce insan Başkan Salvadore Allende'yi desteklemek için Santiago, Şili sokaklarına döküldü. Uzmanlar Şili'yi iç savaşın eşiğinde görüyor. Biz, Şili' deki son gelişmeleri beklerken.dünya da nefesini tutmuş durumda...'
The Colony (2015)
Yaşam dolu, genç bir hostes olan Lena, haftada bir Almanya' dan Santiago' ya düzenlenen uçak seferi sayesinde erkek arkadaşı Daniel ile görüşebilmektedir. Konforuna düşkün, güzel bir bayan olan Lena, yolculuğun yorgunluğunu unutup, erkek arkadaşıyla buluşma anının heyecanını kapılır. Lena' nın aksine toplumsal olaylara daha duyarlı olan ve Allande yanlısı sosyalist bir grupla takılan Daniel, posterler hazırlayarak ideolojisine katkı sağlamayı ummaktadır. Kız arkadaşının gelmesiyle sürekli ayaklanmalar ve protesto gösterilerinin eşiğindeki Santiago' da keyifli birkaç gün geçirme fırsatı bulan Daniel, sabah saatlerinde gelen bir telefon sonrasında büyük bir şok yaşar. Zira General Pinochet kanlı bir darbe sonrası yönetimi devralmış ve sosyalistleri yok etmek için deyim yerindeyse her fare deliğine dahi asker sevk etmiştir. Alman vatandaşı olmalarına rağmen, askerlere yakalanan çiftimiz, bir itirafçının verdiği ifade sonrasında epeyce zor duruma düşerler. Daniel' in, gözlerinin önünde haç işaretli bir minibüsle alıkoyulmasına şahit olan Lena, pes edip ülkeyi terk etmek yerine erkek arkadaşının izini sürmeye karar verir. Daniel' in şehir dışında bulunan 'Colonia Dignidad' adı verilen bir kampa götürüldüğünü öğrenen kahramanımız, araştırmalar yapmaya başlar. Devlet kaynaklarında saygın bir yardım kuruluşu olarak adledilen Colonia Dignidad, kağıt üstünde tamamen yasal evraklara sahip bir kuruluştur. Pius isimli eski bir Alman rahibin 2.Dünya Savaşı sonrasında müritleriyle beraber deyim yerindeyse hiçliğin ortasında bulunan bu araziye, radikal bir tarikat inşa ettiğini öğrenen Lena, tüm riskleri göz ardı ederek Daniel' i bulmak pahasına oraya gitmeye karar verir. Bir şekilde onlardan biri olup, içeriye sızmayı planlayarak, henüz sağ bile olduğundan şüphe duyduğu Daniel' in peşine düşer. Tarikata katılabilmesi için Pius' u etkilemek zorunda olan kahramanımız, çok geçmeden kendisini kuralları Pius' un belirlediği ve geri kalan herkesin kayıtsız şartsız itaat ettiği, kaçışın mümkün olmadığı bir ortamda bulur. Modern dünyadan oldukça farklı ve radikal bir şekilde organize olan Pius ve tarikatı tuhaf rituellere sahiptir. En nihayetinde Daniel' in izini bulan Lena, bir yolunu bulup buradan kaçmayı planlamaktadır. Ancak Colonia Dignidad, Dante' nin İnferno' sunda cehennem kapısındaki yazı misali, 'buradan içeri giren, ümidi geride bıraksın' vari bir yerdir. Dahası tüm gözlerin üstünde olduğunu bilen Lena, akıllıca davranmak zorundadır...

İyi; Gerçek olaylardan uyarlama, oldukça sürükleyici, macera düzeyi yüksek  bir dram- gerilim filmi. Kurgu, oyunculuk, görseller, kamera açıları ve soundtrackler de gayet iyi. Bu filmi sevenler tarz olan yakın olan The Sacrament (2013) yapımına da göz atabilirler.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |

A Cure for Wellness (2016)

A Cure for Wellness (2016)
Borsadaki sert düşüşün ardından, hisselerin giderek değer kaybetmesi ve küresel finans şirketinin büyük bir dar boğaza sürüklenmesi üzerine şirketi kurtarabilmek için icra kurulu toplanır. Son birkaç yıldır başarılarıyla merdivenleri hızlı tırmanan Lockhart' da davetliler arasındadır. Yönetim kurulu, şirket CEO' su Pembroke' un bir an evvel ortaya çıkmasını istemektedir. Zira Pembroke' un sağlığı üzerinden piyasa da manipülasyonlar yapılmakta, şirket zaman ilerledikçe daha da iflasa yaklaşmaktadır. 
A Cure for Wellness (2016)
Pembroke ise hali hazırda her şeyden vazgeçmiş, İsviçre Alpleri' nde tarihi bir tesiste tedavi olmaktadır. Şirket çalışanlarını gerçekleri görememe ve çıkarcılıkla suçlamakta, bir daha ofise geri dönmeyeceğini dillendirmektedir. Şirket yönetim kurulu ise Pembroke' u ikna etmesi için şantaj vari bir yöntemle Lockhart' ı görevlendirir. Teklife başlarda sıcak bakmasa da bir şekilde patronu New York ' a geri getirebileceğini düşünen kahramanımız, vakit kaybetmeden yola koyulur. Uzun bir yolculuğun ardından, sarp ormanlık bir arazinin tepesinde bulunan tedavi merkezine ulaşmak için taksi kiralayan Lockhart, daha kasabayı bile kolaçan edemeden Pembroke' un peşine düşer. Heybetli bir kaleyi andıran ve buram buram tarih kokan mimarisiyle tedavi merkezi, oldukça ihtişamlı bir yapı olarak karşısında belirir. Zaman kaybetmeden Pembroke' un tedavisinden sorumlu olan doktor Volmer ile tanışır. Volmer son derece kendinden emin, işinde oldukça başarılı, meslektaşları tarafından saygıyla anılan bir hekimdir. Uzun yoldan gelen kahramanımıza bol bol su içmesi ve kaplıcaların keyfini çıkarması tavsiyesinde bulunan Volmer, bir yandan da Pembroke' un şu an görüş için uygun olmadığını hatırlatmaktadır. Yönetim kurulunun yoğun ısrarlarından ötürü hızla Pembroke' u görmesi gereken Lockhart, zaman baskısından ve yorgunluktan ötürü bitap düşmeye başlar. Bu sırada yaşadığı bir talihsizlik sonrasında ufak bir kaza atlatan kahramanımız, gözlerini açtığında bacağının alçıya alındığını fark eder.  Acele ettikçe bir şekilde işlerinin ters gittiğine şahit olur. Artık mecburen tedavisi tamamlanıncaya kadar buralarda oyalanmak zorundadır. Daha hızlı iyileşebilmek için Volmer' ın ısrarı üzerine meşhur su tedavisini denemeye karar verir. Öte yandan Hannah isimli gizemli bir kızla tanışan Lockhart, çok geçmeden onun Volmer' ın özel hastası olduğunu keşfeder. Diğer tüm hastaların aksine Hannah' ın sudan içmesi ya da suya girmesi yasaktır. Hannah sayesinde tedavi merkezinin geçmişini araştırmaya koyulan Lockhart, Volmer' in kirli sırları olduğunu düşünmeye başlar...


İyi; Baştan sona gizemli kurgusu ve sürükleyici senaryosuyla başarılı bir gizem-gerilim filmi. Mekan seçimleri, oyunculuk ve soundtrackler oldukça başarılı. Riget (1994) dizisine benzer, kendine has bir atmosfer barındırdığını söyleyebilirim.
Kötü; Filmin süresi daha kısa olabilirdi. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Mayıs 2017 | Etiketler : | | | | |

The Jacket (2005)

The Jacket (2005)
Körfez Savaşı gazisi Jack Starks, dehşet ve gözyaşıyla dolu günlerin ardından ordudan ayrılıp evine döner. Hala yaşadığını travmayı atlatamayan ve gündelik hayata geri dönüp sosyalleşmekte sıkıntılar yaşayan kahramanımız, bir yandan da gözüne uyku girmeyen geceler boyunca giderek depresif bir ruh haline sürüklenmektedir. Sürekli savaşta olan bitenleri düşünen ve bir türlü zihnini rahatlatamayan Jack, soğuk bir kışı günü umarsızca bir yürüyüşe çıkar. 
The Jacket (2005)
Yol üstünde otostop yaparak bir yabancının arabasına binen Jack, her şeyin çok hızlı gelişmesiyle ve şerifin ölmesiyle sona eren bir cinayete karışır. Polisler tarafından tutuklanan ve cinayet zanlısı olarak mahkemeye sevk edilen kahramanımız, olan bitenleri tam olarak hatırlayamadığı ve iyi bir savunma yapamadığı için, mental durumu da göz önüne alınıp akıl hastanesine yollanır. Dr. Becker gözetiminde tedavi alması planlanan Jack, bir dizi deneysel terapiler ve ilaçlarına maruz kalır. Dr. Becker, ilaçlar sayesinde nefret tabakasını soyacağını ve Jack' i yeniden topluma kazandıracağını savunmaktadır. Ancak bilim etiğinden son derece uzak uygulamalar ve kendi doğrularıyla yola çıkması, Dr. Lorenson tarafından sıklıkla eleştirilir. Lorenson, Becker' ın hastaları deney hayvanları gibi kullandığından ve amaçsız ilaç kokteyllerini karıştırarak deneysel çalışmalar yapmasından rahatsızdır. Ailesi- arayıp soranı olmadığı için uygun hasta olarak gördüğü Jack üzerinde farklı uygulamalara ve seanslara devam eden Dr.Becker; tedavinin bir parçası olarak Jack' e deli gömleği giydirip, tabut gibi daracık bir morg çekmecesine kilitlemektedir. Zaman zaman çekmece içerisinde uzun saatler geçirmek zorunda kalan ve flashback sahneler anımsamaya başlayan kahramanımız, bir yandan cinayet gecesi neler olduğunu hatırlamaya çalışırken bir yandan da hastaneden nasıl kaçabileceğinin planlarını yapar. Yine yoğun ilaç tedavisinin ardından kapatıldığı morg çekmecesinde bu sefer gelecekten kesitler gören ve dört gün içerisinde öleceğini öğrenen kahramanımız, ölüm sebebini bulabilirse bir şekilde  kurtulacağını umut eder. Öte yandan rastlantısal olarak Jackie ile tanışan ve düğümü çözebilme konusunda yardım isteyen Jack, her ne kadar ikna etmekte zorlansa da dikkatini çekmeyi başarır. Zamana karşı savaş çoktan başlamıştır bile...

İyi; Jack London' ın 'The Star Rover' isimli romanından uyarlanan yapım, efsane oyuncu kadrosuyla ve sürükleyici kurgunun bileşimiyle beraber son derece başarılı bir psikolojik gerilim filmi. Atmosfer ve gizem seviyesi çok iyi. Korku- gerilim severlerin gözdeleri; zamanda yolculuk ve akıl hastanesi gibi konseptleri de barındırdığını ekleyelim. Bu filmi sevenlerin Jacob's Ladder (1990) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Friend Request (2016)

Friend Request (2016)
Üniversite öğrencisi Laura, gerek güzelliği gerekse sempatik tavırlarıyla arkadaş çevresinde son derece popüler bir bayandır. Sosyal medyayı sıklıkla kullanan ve deyim yerindeyse internet bağımlısı bir yaşam süren kahramanımız, günün hemen her saati çevrimiçi olup, yüzlerce takipçisine her geçen gün yenilerini eklemektedir. 
Friend Request (2016)
Günün birinde Marina isimli bazı derslerinden aşina olduğunu tuhaf bir kızın arkadaşlık daveti göndermesi üzerine profilini incelemeye koyulan Laura, nezaketen daveti kabul eder. Her ne kadar Marina' nın profilinde hiç kimse ekli olmayıp, arkadaş sayısı sıfır olmasını garip bulsa da bu durumu pek önemsemez. Öte yandan Laura'nın  ev arkadaşı olan Olivia ise son derece tuhaf görünen ve insanlar kaçarcasına yaşayan Marina' nın tam bir ucube olduğunu dahası olabildiğince  uzak durmaları gerektiğini düşünmektedir. Profil sayfasında korkunç resimler ve çizimlerden başka hiç bir şeyi bulunmaması da gerçektende epey ürpertici görünmektedir.
Marina' yı arkadaş olarak ekledikten sonra sürekli sohbet pencereleri açmasından ve bunaltıcı derecede samimi davranışlarından sıkılmaya başlayan Laura, doğum günü organizasyonu davetli listesinde onu es geçmeye karar verir. Geceye dair fotoğrafların facebook üzerinden paylaşılması üzerine çağrılmadığı için büyük bir hayal kırıklığı yaşayan Marina soluğu Laura'nın yanında alıp, öfkesini kusar. Laura ise onu arkadaş listesinden çıkarıp bir daha karşılaşmak istemediğini söyler. Bu olayın akabinde bir süre derslerde dahi karşılaşmadığı Marina' ın intihar girişiminde bulunduğu haberini alan ve büyük bir şok yaşayan kahramanımız psikolojik olarak sarsılır. Öte yandan engellemesine rağmen Marina' nın halen facebook üzerinden dehşet verici mesajlar ve videolar yollaması üzerine giderek büyük bir buhrana sürüklenen ve kabus dolu geceler geçiren Laura, çevresinde özellikle yakın arkadaşlarının da benzer yanılsamalar yaşayıp, stresli günler geçirdiklerine şahit olur. Hesabını silmekten, bilgisayarını kapatmaya değin türlü şeyler denese de Marina' nın profilini incelemekten kendisini alı koyamayan kahramanımız şeytani bir gücün varlığını keşfeder...


İyi; Tipik bir grup genç ve başlarından geçen olaylar temalı gerilim filmlerinden biri. Kurgu olarak sürükleyici, türü sevenler için eğlenceli bir film. Gerilim seviyesi tatmin edici. Soundtrack' ler ve görseller başarılı.
Kötü; Klişelerle dolu, başından sonunu tahmin edebileceğiniz, sıradan senaryosu içerisinde zeka parıltıları ya da alt metin barındırmayan vasat bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

A Simple Plan (1998)

A Simple Plan (1998) 
Hank, deli dolu abisi Jacob ve onun kaba, bir o kadar da serseri olan arkadaşı Lou ile beraber yılbaşı arifesinde kasabaya gitmek üzere yola çıkarlar. Kışın en soğuk günlerinden birinde, zemini halı gibi kaplamış kar örtüsünün içinden ansızın beliren tilki kahramanlarımızın kaza yapmasına sebep olur. 
A Simple Plan (1998)
Kamyonetinin epey hasar almasınında etkisiyle, doğal koruma alınında olmalarını hiçe sayıp tilkinin peşine düşen, avlamadan geri dönmeyeceğini söyleyen Lou, ateş püskürtmektedir. Onu ikna edemeyeceğini anlayan Hank ve Jacob da mecburen arkasına takılmak zorunda kalır. Şans eseri ormanın hemen girişinde yere çakılmış vaziyette bulunan ve yüzeyi tamamen karlarla kaplı ufak bir uçak enkazını keşfeden kahramanlarımız meraklarına engel olamayıp, içeriye göz atmaya karar verirler. Muhtemelen kaza anında ölmüş bir pilotun dışında kimsenin bulunmadığı uçaktan büyük bir çanta çıkaran Hank, fermuarları araladığında hayatının en büyük piyangosuyla karşılaşır. Çanta ağzına kadar parayla doludur ve Lou ile Jacob daha şimdiden kutlamalara başlamıştır bile. Kimselere görünmeden şu an için sahipsiz olduğunu umdukları parayı yanlarına alan ve saymaya başlayan kahramanlarımız, rüyalarında bile göremeyecekleri tamı tamına 4.4 milyon doları ne yapacaklarını düşünmeye başlarlar. Aralarında en aklı selim kişi olan Hank, bu paranın kendilerine ait olmadığını ve polislere teslim etmeleri gerektiğini söylese de hal böyleyken kimse oralı bile olmaz. Bunun üzerine parayı kendisinin saklayacağını ve aramaya kimse gelmediği takdirde eşit olarak paylaşacaklarını söyleyen Hank, eğer şartlarını kabul etmezlerse polis gidip her şeyi anlatacağı restinde bulunur. Hayatlarının fırsatı ayaklarına kadar gelmişken geri tepmek istemeyen ve Hank' in önerisini kabul etmek zorunda kalan Lou ve Jacob, bu konu hakkında eşleriyle dahi en ufak bir şey konuşmayacaklarının sözünü verip evlerine dağılırlar. En nihayetinde son derece basit olan plana sadık kalıp, en kısa süre içerisinde parayı paylaşmayı arzulayan kahramanlarımız, günler geçtikçe güvensizlik duygusuna kapılır ve paranın sevdasına düşerler. Birbirlerinin niyetlerini sorgular hale gelemeriyle de sözde basit plan giderek karmaşık bir hale bürünür...

İyi; Sürükleyici kurgusu ve usta oyuncu kadrosuyla göz atılması gereken oldukça başarılı bir yapım. Diyaloglar keyifli, karakter seçimleri ve olay düğümü ilgi çekici. Giderek tırmanan gerilim seviyesi tatmin edici. Scott B. Smith'in romanındna uyarlanan ve sinemalaştırılan 'A Simple Plan' Sam Raimi'nin de yönetmen koltuğuna oturmasıyla üst düzey bir dram-gerilim filmi olarak göze çarpıyor. Romanın pdf versiyonu için buraya tıklayabilirsiniz.Bu arada Scott B. Smith'ın başka bir romanından beyaz perdeye aktarılan bir başka eseri de 'The Ruins (2008)' yapımıyla karşımıza çıkıyor.
Kötü; Final daha farklı olabilirmiş...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | | | |

Masks (2011)

Masks (2011)
1970' li yıllarda kendi adını verdiği bir aktörlük metodu geliştiren Matteusz Gdula, bu yöntem sayesinde oyuncu adaylarını geleceğin yıldızları yapabileceği iddiasındadır. Ancak eğitimler sırasında şiddet ve korku içerikli seanslar düzenlediği basına yansıyan ve öğrencilerinden bazılarının gizemli bir şekilde ortadan kaybolması haberleriyle köşeye sıkışmaya başlayan Gdula, olan bitenlere daha fazla dayanamayıp intihar eder. O günlerden geriye kalansa kendi adını verdiği bir sahne sanatları okuludur.
Masks (2011)
Genç bir bayan olan Stella, oyunculuk eğitimine devam edebilmek ve daha iddialı roller alabilmek için seçmelere katılmaktadır. Bir türlü hakkettiğini düşündüğü ilgiyi göremeyen ve kendi yeteneklerini sorgular hale gelen kahramanımız, başarısız sonuçlanan bir başka mülakatın sonrasında Gdula'nın okulu hakkında bilgi alır. Erkek arkadaşının da desteği ile Gdula'nın okuluna kayıt yaptıran ve bu sayede tekniğini geliştirip, yıldızını parlatmayı uman Stella, kendisi gibi ders alan Cecile ile arkadaşlık kurmaya başlar. Cecile' den okul ve Gdula yöntemi hakkında bilgiler almak isteyen Stella bir türlü istediği cevapları bulamaz. Dahası donuk bakışlı bir bayan olan  ve gözlerinde bir şeyler sakladığı her halinden belli olan Cecile, Gdula yöntemini öğrenmeye çalıştığını ve daha fazla soruya muhattap olmak istemediğini söyler. Okulun halihazırda bir bölümünün halen kapalı olduğunu ve Gdula'ya ait kişisel eşyaların da bulunduğu odalara girişin yasak olduğunu öğrenen Stella, herkesin büyük bir gizemle bahsettiği Gdula yöntemini öğrenmeye karar verir. Öte yandan sahne ışıklarının sürekli üzerinde olduğu bir yıldız olabilmek için tüm hırsıyla hareket eden kahramanımız, Gdula' ya yaklaştıkça arkadaş çevresinden ve sevgilisinden giderek uzaklaşmaya başlar. Okulun karanlık geçmişiyle yüzleşme vakti gelmiştir...

İyi; Mekan ve atmosfer olarak oldukça başarılı bulduğum, gizem seviyesi tatminkar olan korku-gerilim severlerin mutlaka göz atmaları gereken bir yapım. Özgün bir hikaye barındırması ve ilgi çekici kurgu diğer artılar. Bu filmi sevenlerin Starry Eyes (2014) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Daha iyi oyuncu seçimleriyle daha başarılı olması muhtemel olan, ne yazık ki potansiyelin altında kalmış bir film.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 19 Şubat 2016 | Etiketler : | | |

Rammbock (2010)

Rammbock (2010)
Michael eski kız arkadaşını (Gabi) ziyaret etmek için Berlin'e döner.Eve gittiğinde Gabi'nin orda olmadığını fark eder.Tadilat yapan iki işçiden kız arkadaşının nerde olduğunu öğrenmeye çalışırken,ansızın olanlar olur.Dışarıda büyük bir gürültü kopmuş,insanlar delicesine şiddet eğilimi göstererek etrafa saldırmaktadır.
Rammbock (2010)
Harper isimli genç işçiyle beraber Gabi'nin evinde mahsur kalan Michael,çok geçmeden neler olup bittiğini anlar.Tv yayını bozulsa da radyodan aldıkları bilgiler sonrasında hızla yayılmakta olan bir virüsün insanları zombilere çevirerek saldırganlaştırdığını öğrenir.Öte yandan binanın avlusu onlarca vahşi zombiyle dolmuştur bile.Ne pahasına olursa olsun Gabi'ye ulaşmak isteyen kahramanımız, Harper ve kendisi gibi hayatta kalmayı başarmış birkaç apartman sakiniyle birlikte hareket etmeye karar verir.Salgın vücut sıvılarıyla yayılmaktadır ve dönüşmeden önce kullanılabilecek sakinleştirici maddeler şiddet eğilimi azaltmaktadır.Bunun üzerine madde bağımlısı komşularından birinin evine girerek sakinleştirici madde stoklamak isteyen kahramanlarımız kendilerini tehlikeli bir köşe kapmaca oyununun içerisinde bulurlar.Olay tahmin ettiklerinden çok daha vahimdir.Tüm şehir virüs sonrası istila halindedir ve görünürde bir kurtarma ekibi de yoktur hani...En nihayetinde kazara Gabi ile karşılaşan Michael,kapana kısıldıkları apartmandan kurtuluş için  plan yapmaya başlar.Hayatta kalabilmek için acele etmelidirler...
İyi;Enteresan bir atmosfere sahip,sürükleyici bir salgın-virüs temalı yapım.Oyunculuk ve mekan seçimleri başarılı.Genel olarak daha realistik bir zombi filmi olarak düşünülebilir.
Kötü;Süre olarak çok kısa.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ağustos 2015 | Etiketler : | | | |

Who Am I (aka Kein System ist sicher) (2014)

'Hack yapmak büyü gibidir.Her ikisi de başkalarını aldatma üzerinedir.14 yaşımdan beri tüm zamanımı bilgisayar önünde geçiriyorum.Programlama dillerini öğrendim.İlk sistemimi hackledim.Sonsuz olasılıklı bir evren...İlk kez bir şeyde iyi olduğumu hissettim.Gerçek hayatta ben birler arasında bir sıfırdım.Bir zavallı,bir ezik,bir ucube...Fakat internette bir aidiyet duygusu hissettim.'
Genç bir hacker olan Benjamin,artık yeteneklerini ispatlayabilmek için büyük oynamaya karar vermiştir.Okulda hoşlandığı kız arkadaşı Marie'nin gözüne girebilmek için ilk büyük hack denemesini planlayan kahramanımız,okulun veri tabanına sızarak sınav sorularını ele geçirme niyetindedir.Ancak her şeyi eksiksiz planladığını düşünse de son anda güvenliğe yakalanmaktan paçayı kurtaramaz.Cezasını toplumsal hizmet adı altında 'temizcilik' yaparak çekmek zorunda kalan Benjamin,kendisiyle benzer kaderi paylaşan Max ile tanışma fırsatı bulur.Max,Benjamin'in bilgisayardan anladığını söylemesi üzerine onu test etmeye karar verir.Yeteneklerini ispatlamakta zorlanmayan kahramanımız Max'in gözüne girmeyi başarır.Yazılım ustası Stephan ve donanım manyağı Paul ile birlikte ufak bir hack timi olan Max,Benjamin'i de aralarına katılması hususunda ikna eder.Çok geçmeden kahramanlarımız beraber çalışmaya ve ses getirir eylemler yapmaya başlamıştır.Öte yandan kendilerine bir isim bulmayı  da ihmal etmezler.Sanal dünyada ve yer altında CLAY adıyla anılan Max ve çetesi kendilerine hedef olarak Fr13nds isimli dünyaca ünlü bir hack topluluğunu seçmiştir.Onların dikkatini çekmek ve becerini ispatlamak isteyen kahramanlarımız işledikleri siber suçlar sonrasında polisin takibine takılırlar.Artık işler çok daha karmaşık bir hale gelmiştir.Zira siber suçlar bürosu yetmezmiş gibi bir de  Fr13nds'in  soluğunu enselerinden hissetmeye başlarlar.Artık CLAY'in varlığı tamamen Benjamin'in omuzlarındadır...
İyi;İnternet ve hack üzerine yapılmış son yılların en iyi gerilim filmlerinden biri.Alman menşeli sıradışı bir yapım.Başarılı oyunculuk ve sürükleyici kurgu başlıca artılar.Ayrıca finalin de filmin kalitesini yakışır şekilde olduğunu ekleyeyim.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Haziran 2015 | Etiketler : | | | |

Fracture (2007)

Ted Crawford kendisine ait bir havacılık şirketinde mühendis olarak çalışan son derece zeki bir adamdır.Karısının genç bir sevgilisi olduğunu öğrendiğinde ise aldatılmayı kabullenemeyip her ikisini de cezalandırmaya karar verir.Öte yandan eşinin aşığının dedektif olması işleri daha da karıştıracaktır.İhanetin bedelini ödetmek isteyen Crawford,saat gibi işleyeceğini umduğu zekice bir plan yapar.
Willy Beachum kariyerinde giderek zirveye tırmanan başarılı bir kamu avukatıdır.Baronun yaptığı teklif sonrasında çok daha iyi imkanlar ve yüksek paralara çalışmaya hazırlanırken,arkadaşlarının basit dava olarak adlandırdığı Crawford cinayeti için görevlendirilir.Ted Crawford,karısını ağır yaralamakla suçlanmaktadır.Zira polisler eve baskın yaptığında ona ait suçun işlendiği silahla yakalanmıştır.Ayrıca Ted'in karısına ateş ettiğini itiraf etmesi davanın kolay lokma olacağını göstermektedir.Beachum ön hazırlık dahi yapmaya gerek duymadan davaya dahil olur.Mahkeme huzuruna çıkan Ted,avukata ihtiyacı olmadığını söyleyerek herkesi şaşırmayı başarır.Beachum ise yeni ofisine taşınma arifesinde son mahkemesinden de galip ayrılacağından emindir.Ne de olsa Ted kendisine ait bir silahle karısını yaralamış ve üstelik olan biteni de itiraf etmiştir.Tek celse de davayı kapatacağını düşünen kahramanımız,balistikten gelen raporlar sonrasında köşeye sıkışır.Ted'e ait olan silah asla ateşlenmemiştir.Peki cinayet silahı şu an nerededir?Dava başka bir seyir kazanmıştır.Kariyerinde mağlubiyet olmayan Beachum ise bu denli kolay alt edilmeye razı olmayacaktır...
İyi;Oyunculuk ve sürükleyici kurgu başlıca artılar.Gizem seviyesi de tatmin edici.
Kötü;Kadroda Anthony Hopkins ve Ryan Gosling gibi iki değerli oyuncu olmasa senaryo olarak vasat kalabilecek,genel olarak sıkıcı bir yapım.Şahsen polisiye-gerilim,suç-gerilim filmlerinde daha fazla zeka parıltısı görebilmek yapımın kalitesinde belirleyici oluyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Ocak 2015 | Etiketler : | | | | |

Lost Place (2013)

Lost Place (2013)
HAARP: Yüksek Frekanslı Etkin Güneşsel Araştırma Programı.Soğuk Savaş'ın zirve yaptığı 1982 yılında Güneybatı Almanya'da konuşlanan Birleşik Devlet Ordusu yüksek yoğunluktaki elektromanyetik dalgalarla deneyler yapmaya başladı.İddialara göre amaç havayı kontrol altına almaktı.Bölgede art arda yaşanan 28 ölümcül vakadan sonra program iptal edildi ve tüm tesis kapatıldı.Ta ki günümüze dek...
Lost Place (2013)
Gps sayesinde koordinatlarını edindikleri bir noktada hazine avı düzenlemek için internet üzerinden bir araya gelen bir grup genç, Palatinate ormanın derinlerine yolculuk ederler.Eğlenceli başlayan gezi koordinatların peşinden sürüklenen gençleri eski bir askeri üsse götürür.Çevrelerindeki yüksek radyasyon,ölüm tehlikesi vs gibi uyarılara aldırmayarak her halinden terk edilmiş olduğu anlaşılan tesise giren kahramanlarımız etrafı keşfe koyulurlar.Çok geçmeden değerli hazinelerinin civardaki küçük bir gölün içerisinde olduğunu anlayan gençler buldukları kutudan çıkanlar sonrasında epey hayal kırıklığı yaşarlar.Olanları boş verip tesise dönüp eğlence yolları arayan kahramanlarımız Jessica'nın fenalaşması ile bir şeylerin yolunda gitmediğini hissederler.Öncesinde kullandıkları uyuşturucunun yan etkisi olarak düşünseler de bir şeylerin yolunda gitmediği aşikardır.Dahası sanılanın aksine ormanda yalnız olmadıklarını anlarlar.Özel radyasyon koruma kıyafetleri olan bir adam çıkagelmiştir...
İyi;Gizem seviyesi fena olmayan,orta karar bir grup genç temalı gerilim filmi.Aslında filmin ilk çeyreği itibariyle daha fazla şey vaad ettiğini ancak giderek kısırlaştığını eklemeliyim.Bu filmi sevenlerin Chernobyl Diaries (2012) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Kurgu kademeli olarak sürükleyiciliğini yitiriyor,klişeler de eklenince vasatın üstüne çıkamıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Temmuz 2014 | Etiketler : | | | |

The Woods (2006)

The Woods (2006)
Ailesiyle yaşadığı problemler sonrasında evinden ayrılmak zorunda kalan Heather,ormanlık bir arazi içerisinde bulunan eski bir yatılı okula gönderilir.Yaklaşık yüz yıllık bir tarihe ve büyük bir geleneğe sahip olan okulda yeni kız olmanın zorluklarını yaşayan kahramanımız adapte olabilmek için yoğun çaba harcamaktadır.Zira annesiyle arasını düzeltip eve dönebilmesinin yolu başarılı bir öğrenci olmaktan geçmektedir.
The Woods (2006)
Sadece özel (seçilmiş) öğrencilere burs sağlayan okulun yöneticisi Ms.Traverse,Heather'in şanslı bir kız olduğunu söyleyerek kurallara uymasını konusunda tembihler.Öte yandan Marcy isminde bir arkadaş edinen kahramanımız zamanının çoğunu onunla geçirmektedir.Akşamları ışıklar kapatıldığında ise yatakhaneye ormandan gelen ürpertici sesler ve fısıltılar en büyük düşmanı olmuştur.Hocalarla anlaşmakta zorluklar yaşayan Heather,okulun popüler kızı Samantha'nın da kendisine tavır yapması sonrasında giderek içine kapanmaya başlar.Geceleri ise gördüğü korku dolu kabuslar,gözüne uyku girmesini engellemektedir.Artık daha fazla dayanamayacağını anlayan kahramanımız çok geçmeden diğer kızların da orman konusunda çeşitli çekinceleri olduğunu anlar.Dahası sınıf arkadaşları birer birer kaybolmaya başlamıştır.Ms.Traverse ise bu durumu hafife almakta,ormanda bir şeylerin yolunda gitmediğini göz ardı etmektedir.Bir an önce ailesine ulaşıp okuldan ayrılmak isteyen Heather,okulun geçmişine ait bir takım karanlık sırlarla yüzleşmek zorunda kalacaktır.Orman nefes almaktadır...


İyi;Gizem yönü tatmin edici.İnsanı geren kasvetli bir atmosfere sahip.Oyunculuk ve mekan seçimleri başarılı. 
Kötü;Büyük bir bölümü durağan ilerleyen yer yer epey sıkıcı bir hale bürünen orta karar bir gizem-gerilim yapımı.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Ekim 2013 | Etiketler : | | | | |

Antichrist (2009)

Antichrist (2009)
Lars von Trier imzalı "Antichrist" filmin giriş bölümünde de bahsi geçtiği gibi Tarkovski sinemasına atıflar içeriyor.Tanıdık olmayanlar için Andrey Tarkovski'nin sinemasını kısaca özetlersek;genel izleyici kitlesini tatmin etmek güdüsü içermeyen,çoğunlukla anlamsız bulabileceğiniz diyaloglarla süslü,final bölümünde iyi-kötü,doğru-yanlış önermeleri içermeyen,genelde buhranlı atmosfere sahip tanıdık kurgu kalıplarından farklılaşan yapımlar barındırır.
Genç bir çift minik oğullarını ihmal ederek diğer odada seks yaparlarken,çocuklarının camdan düşerek ölmesi üzerine büyük bir depresyonun içerisine sürüklenirler.Annenin daha büyük bir yıkım yaşaması üzerine aynı zamanda psikiyatrist olan baba hastane dışında gözlerden uzakta baş başa kalabilecekleri bir yerde terapiyi sürdürmeyi planlar.Daha önce birlikte hoş vakit geçirdikleri sık bir orman ağıyla çevrili kulübenin yolunu tutan kahramanlarımız,ilişkilerine yeni bir şans verme arayışındadır.Ancak sanılanın aksine yalnızlığın kendilerine iyi geleceğini düşünseler de annenin saldırgan doğası işlerin daha da çığrından çıkmasına sebep olacaktır.Dört bölümden oluşan (“Keder“, “Acı“, “Umutsuzluk” ve “Üç Dilenci”) yapım sığ çevreler tarafından erotizmin ağır bastığı belirgin bir finalle sonlanmayan,herhangi bir amaç barındırmayan manasız bir yapım olarak lanse edilse de,yönetmen koltuğunda oturan Lars von Trier her zaman olduğu gibi yine hafızalarda yer edinecek üst düzey bir yapımı sinema tarihine kazandırmış.Genel hatları itibariyle kadın doğası ve yaratılışı üzerine tüm çıplaklığıyla yalın önermeler sunan "Antichrist" muazzam görsel anlatımla birleşerek salt korkunun iliklerde hissedilmesini sağlıyor.Buhranlı atmosfere ek olarak hayvanlar aracılığıyla simgeleştirilen metaforlar ve acı-keder kavramlarının en iyi şekilde hissettirilebileceği arketipler başarıyla yansıtılmış.Tarkovski'nin daha çok yağmurlu atmosferden de destek alarak hüzünlendiren seyirciyi bunaltan,tematik olmayan daha kaotik işleyişi Trier tarafından şiddet ve cinselliğin ön planda tutulması ile sağlanmış.

Özetle;ormanda ıssız bir kulübede teorikte birbirlerine en yakın olan ama doğası gereği yıldızları barışmayan çiftimizin yaşadıkları trajediyi oraya gömerek yeniden eski hayatlarına dönme ümitleri...
İyi;Atmosfer,oyunculuk,lirik anlatım...
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Kasım 2012 | Etiketler : | | | |

Antikörper (aka Antibodies) (2005)

Antikörper (aka Antibodies) (2005)
Uzun süredir Alman polis departmanını peşinden sürükleyen seri katil Gabriel Engel,en sonunda sansasyonel bir baskınla adalete teslim edilmiştir.Kurbanlarını erkek çocuklar arasından seçen sapık katil,yakalanmadan hemen önce Laura isimli küçük bir kızın da günahına girmiştir.Laura'nın katledilmesiyle olaya dahil olan küçük bir kasabanın şerifi Michael şehre davet edilerek araştırmanın odağı haline gelmiştir.Zira Engel diğer polislerle konuşmayı reddederek sadece Michael'ın sorularına cevap vereceğini söylemektedir...
Engel'in diğer cinayetleri itiraf etmesine rağmen minik Laura'ya dokunmadığını ancak onun kim tarafından öldürüldüğünü bildiğini söylemesi soruşturmayı bir başka boyuta taşımıştır.Michael ile ilk karşılaşmasından itibaren sürekli onun üstüne oynayan Engel,masum bir insan olmadığını onun da kendisi kadar günahkar olduğunu düşünmektedir.Michael'la sohbetlerinden arta kalan zamanlarda sürekli bir not defterine boya kalemleri ile bir şeyler karalayan Engel,kırk tilkinin dolaştığı kafasında yeni planlara yoğunlaşmaktadır.Öte yandan Laura'nın iç çamaşırlarında Engel dışında bir başkasının da sperm örneklerinin bulunması kasabadan birilerinin azılı katilin iş birlikçisi olabileceğine işaret etmektedir.Geçmişten beri enset ilişkilerin yaygın olduğu kasabada erkeklerin tamamının dna saptaması için örnek vermesini isteyen Michael bir yandan kariyer olarak zirveye tırmandığını hissetse de öte yandan Engel'ın kafasına soktuğu bazı fikirler adeta bedenini zehirlemektedir.Eşi ve çocuklarına karşı kaba davranışlar sergilemeye başlayan kahramanımız,13 yaşındaki oğlu Christan'ın sorunlu ergenlik döneminde şiddete eğilimli olduğu gerçeğini yeterince önemsememektedir.
Uzun uğraşlara rağmen halen Engel'i konuşturmayı başaramayan Michael,psikolojik avantajını da tamamen kaybetmiştir.En başından beri onun sapkın bir günahkar olduğunu,kendisininse sıradan bir hayat yaşayan ahlaklı,masum bir insan olduğunu düşünen Michael giderek çirkinleşmeye başlayan diyaloglar sonrasında neyin doğru neyin yanlış olduğunu cevabını vermekte zorlanmaya başlar.Dinine bağlı koyu bir katolik olan kahramanımız duygusal gel-gitler içerinde bir an evvel Laura'nın nasıl öldürüldüğünü Engel'in itiraf etmesini sağlamaya odaklanmıştır.


"Kötülük bir virüstür.Bulaşıcı ve yok edici.Sana bulaştı bile."
İyi;Kurgu son derece sürükleyici.Oyunculuk üst düzeyde.Hani bazı filmler damakta ayrı bir tat bırakırya işte onlardan biri.Polisiye-gerilimin yanı sıra dram yönü de ağır basan izlemenizi tavsiye edebileceğim bir gizem filmi.Atmosfer baştan sona etkileyici.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Ekim 2012 | Etiketler : | | | | |