The Call of Cthulhu (2005)

The Call of Cthulhu (2005)
HP Lovecraft'ın en gözde yapıtlarından biri olan "The Call of Cthulhu" Lovercraft'ın diğer kitaplarında da sık sık adı geçen Cthulhu yani "eskiler" olarak adlandırılan dünyada hayat var olmadan önce yıldızlardan yeryüzüne inerek yaşam süren yaratıklara inanan bir mezhebin (bir çeşit yaratılış hikayesi) derinlemesine işlendiği,korku-gerilim severlerin boş geçmemesi gereken bir başucu eseri.2005 yılında sinemalaştırılarak,1920'li hatta öncesi yılları işleyen yapım kesinlikle göz atmanız gereken bir alternatif.Bu arada filmin tamamının siyah-beyaz ve sessiz olarak çekildiğini de ekleyelim.
Profesör olan amcasının ölümünün ardından son nefesinde kendisine emanet ettiği bir anahtar sayesinde eski bir kutuyu açan kahramanımız,amcasına ait daha önce gün yüzüne çıkmamış bir takım çalışmalar olduğunu keşfeder.Kutunun üstünde "Cthulhu kültürü" etiketi bulunmaktadır.Bu aşamadan sonra sevgili amcasından geri kalan çalışmaları kişiselleştirerek büyük bir merakla incelemeye koyulan yeğen,1870 yılına kadar uzanan farklı bilgileri derlemeye koyulur.İlk olarak amcasının sık sık seans yaptığı bir ressamın anlam veremediği ancak her defasında dehşete kapılarak uyandığı korkunç rüyaları sonrasında aklında kalanları not ettiği günlüğü okuyan kahramanımız,ardından1908 yılında arkeologlar toplantısında bir polis dedektifinin bulduğu gizemli bir nesnenin orijini bulma çabalarına şahit olur.Zamanla arta kalan çalışmalara yoğunlaşmaya ve bütün benliğiyle odaklanmaya çalışan kahramanımız olayın sır perdesini aralayabilmek için var gücüyle uğraşır.Öte yandan asıl ipuçlarının yer aldığı bir grup denizcinin macerasına tanıklık ettikten sonra o serüvenden hayatta kalmayı başarmış tek kişi olan Johansen'in izini sürmeye koyulur.Amcasının notları içinden çıkan 1925 yılına ait bir takvim üstünde işaretlemeler yaparak,olaylar arasındaki bağlantıları bulmaya iyiden iyiye yaklaşan kahramanımız,kaçınılmaz sona bir adım mesafededir...

İyi;Kurgu son derece başarılı.Üç kısa hikayenin bileşimi şeklinde ilerleyen yapım pek çok yönden In the Mouth of Madness (1994) yapımını anımsatıyor.
"Dünyadaki en bağışlayıcı şey, sanırım, insan zihninin dünya üzerindeki şeyler arasında 
ilişki kurabilmekteki noksanlığıdır.Günün birinde, bu parçalanmış bilgi biraraya getirildiği zaman, gerçekliğin öyle ürkütücü görüntüleri açığa çıkacak ki, bu gerçeklikteki korkutucu derecede önemsiz konumumuzu fark ettiğimizde, ya bu algılamadan deliye döneceğiz, ya da bu öldürücü ışıktan kaçıp yeni bir karanlık çağın barış ve güvenliğine sığınacağız."
Kötü;Tabii günümüz teknolojisi düşünüldüğünde siyah-beyaz,sessiz bir film izlemek abes gibi görünebilir.Ancak hikayenin merkezine gidebilmemiz ve o şartları algılayabilmemiz açısından oldukça önemli.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Aralık 2012 | Etiketler : | | |

Yorum Gönder