Güncel İncelemeler;

Veronika Decides to Die (2009)

Veronika Decides to Die (2009)
Yirmili yaşlarının ortasında, yalnız başına bir hayat süren Veronika, depresyon eğilimi olan genç bir bayandır. En iyi okullarda okuyup, yüksek dereceli diplomalarla mezun olup, iyi paralar kazandıran işlerde çalışmasına rağmen bir türlü iç huzuru sağlayamayan kahramanımız, yaşamı ciddi ciddi sorgulamaya başlar.
 Karşı cinsin bakışlarını üzerine çeken alımlı bir bayan olmasının yanı sıra sahip olabileceği her şeyi hali hazırda elde etmiş olan Veronika, buhranlı günler geçirmektedir. Öncesinde cesaretini toplayıp iradesini yenemediği başarısız intihar eğilimlerine bir yenisini daha eklemek üzere olan Veronika, eline geçen tüm hapları ağzına atmaya başlar. Ancak bu sayede var olmanın dayanılmaz ağırlığını hisseden bünyesinin huzura kavuşacağını öngören kahramanımız, bi çare ölümün kapısını çalacağı anı beklemeye koyulur.
Veronika Decides to Die (2009)

Gözlerini sedyede açan ve ağzından burnundan tüpler sarkmış durumda uyanan Veronika, nerede olduğunu sorgulamaktadır. Hastane olduğunu varsaydığı bu yerde kollarındaki kayışlardan kurtulup doğrulmaya çalışsa da bir türlü  ayaklanamaz. Her şeye rağmen hayatta olmasının şaşkınlığını atlatmaya çalışırken, başucunda ciddi bir yüz ifadesiyle oturan Dr. Blake' i fark eder. Yaklaşık iki haftadır baygın olduğunu öğrenen kahramanımız, Villette olarak bilinen bir akıl hastanesinde olduğunu keşfeder. Sıra dışı teknikler kullanarak hastalarını iyileştirmeye çalışan Dr. Blake, Veronika' ya aldığı haplar sonrasında bir çeşit kalp anevrizması geçirdiğini ve bu nedenden ötürü yaklaşık bir hafta ömrü kaldığını söyler. Zaten intihara meyilli olduğu için ha şimdi olmuş ha bir hafta sonra olarak durumu kabullenmeye çalışan Veronika, kalan azıcık zamanında Villette' nin dinamiklerine uyum sağlamaya çalışır. Çok geçmeden Claire ve Mari isimli iki bayanla yakınlaşmaya başlayan kahramanımız, onların topluma uyum sağlayamadıkları için deli yaftası taşıdıklarına ikna olur. Zaten buraya kapatıldığına göre kendisi de biraz  'deli' değil midir? Öte yandan tedaviden arta kalan zamanını piyano çalarak geçirmeyi tercih eden Veronika, Edward isimli katatonik şizofreni teşhisi konulmuş kendisi gibi genç bir hastayla tanışır. Zaten ölmek isteyen kahramanımız, başka dünyaların insanlarını tanırken kendi kimliğini de keşfetmeye başlar...

İyi; Paulo Coelho imzalı 'Veronika Decides to Die' kitabının uyarlaması olan yapım; oyunculuk ve kurgu olarak oldukça başarılı. Veronika' nın iç dünyasındaki buhranları anlatan, depresif atmosfer ve kitaptan alıntılanan ilgi çekici diyaloglar göz atılmaya değer.
Kötü; Durağan ilerleyen kurgu zaman zaman sıkıcı olabiliyor. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ocak 2018 | Etiketler : | | | |

The Road (2009)

The Road (2009)
Dünyayı yok oluşa sürükleyen dehşet verici olayın ardından, ne bir bitki ne de bir hayvan cinsi sağ kurtulabilmiştir. Dahası sık sık depremlerin tetiklendiği, her yeri yakıp kül eden yangınların yaşandığı ve yeryüzünün giderek harap olduğu coğrafyada, açlık temel problem haline dönüşmüştür. Ayakta kalmayı başarabilen bir avuç insan, elleri silahlı çeteler halinde örgütlenerek, günden güne kaynakların tükendiği deyim yerindeyse sıfırı tükettikleri ortamda, kanibal bir yaşam süren canilere dönüşmüştür. 
The Road (2009)
Nefes almanın her geçen gün daha da zorlaştığı bu distopik dünyanın henüz ilk yıllarında bir erkek bebek dünyaya getiren bir anne, eşinin de desteğiyle hayata tutunmaya çalışmaktadır. Ancak yaşamın giderek manasını yitirmesi üzerine intihar eden kahramanımız, çocuk yaştaki oğluyla eşini bir başlarına bırakır. Çaresiz bir şekilde oğluyla yapayalnız kalan baba ise onu ne pahasına olursa olsun gözünden sakınmaya devam etmektedir. Ellerinde kalan son yiyeceklerle daha yaşanabilir şartların olabileceğini düşündükleri güneye ilerleyen ikilimiz, sahibi oldukları tek şeyin umutlarının peşine düşerler.  Oğluna her zaman iyilerin tarafında olduklarını söyleyerek telkin eden ve ateşi (yaşamı) taşımaya devam edeceklerini sık sık vurgulayan kahramanımız, günün birinde kendisine bir şey olması durumunda onu her gün daha da zorlaşan hayata hazırlamaya çalışmaktadır. Araba mezarlığına dönmüş, toz ve kumlarla kaplı yollarda her şeyin daha iyi olacağı ümidiyle gece- gündüz demeden mesefe kat eden kahramanlarımız, eğer bulabilirlerse güvenli olduğunu düşündükleri terk edilmiş ev ve barakalarda, şansları yaver gitmezse de yol kenarlarında kısa molalar vermektedirler. Oğluna yabancılara güvenmemesi ve sahip oldukları şeyleri koruması yönünde nasihatlar veren kahramanımız, ancak bu şekilde hayata tutunabileceklerinin farkındadır. İnsanlıktan çıkmış, kaniballeşen çetelerin korkusuyla izlerini gizlemeli ve sürekli tetikte uyumalıdırlar. Sahip oldukları en önemli şey olan ve yola devam etmelerini sağlayan botlarını kaybetmemesi gereken ikilimiz, gerektiğinde yakalanmamak pahasına intiharı göze alırlar. Ellerinde kalan son iki kurşunla, kaderlerinin sürüklediği haftalarca sürecek tehlikeli bir maceraya yelken açarlar....

İyi; Post-apokaliptik bir dünyada geçen, distopik kurgusuyla göz atmanız gereken, başarılı bir yol- gerilim filmi. Baştan sona grinin tonlarının hakim olduğu bir dünyada, bunaltıcı bir atmosferde geçen film, dram- gerilim sevenler için de iyi bir alternatif. Oyunculuk muazzam.
Kötü; Zaman zaman ağır işleyen kurgu. Gerilim seviyesi daha yüksek olabilirdi. Biraz daha felsefik alt metinler ve ilgi çekici diyaloglar barındırabilirdi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Mayıs 2017 | Etiketler : | | | |

La horde (2009)

La horde (2009)
Markudi çetesinin meslektaşlarını acımadan katletmesi üzerine intikam almaya yemin eden bir grup özel tim üyesi polis Ouessem önderliğinde organize olur. Gangsterlerin şehrin kuzeyinde gözlerden ırak bir lokasyonda olduğu istihbaratına erişen kahramanlarımız baskın için yola koyulurlar. Terk edilmiş çok katlı bir binada saklanan Markudiler ise mesken belledikleri dairede oldukça organize olmuş durumdadır. 
La horde (2009)
Binanın bekçisinden yardım alıp içeri sızan Ouessem ve arkadaşları üst katta olduğunu öğrendikleri Markudiler için operasyonu başlatıp gafil avlama niyetinde olsalar da işler pek de planladıkları gitmez. Markudilere esir düşen kahramanlarımız, eli kanlı katillerle dolu bir odada her an infaz edilme korkusu ile belki de son nefeslerini verecekleri anı beklemektedirler. Öte yandan dışarıdan gelen göz alıcı ışık kümeleri ve  şiddetli patlama sesleri bir şeylerin yolunda olmadığının habercisi gibidir. Çok geçmeden binada yankılanmaya başlayan silah sesleri ise tansiyonu daha da tetikler. Görünüşe göre hem eli kanlı Markudiler hem de intikam almak için tüm gemileri yakan ancak ne yazık ki yanlış yerde yanlış zamanda yakalanan polisler için gece henüz yeni başlamaktadır. Asıl tehdit kapıyı çalmak üzeredir.

İyi; Sürükleyici kurgusu ve aksiyon barındıran sahneleriyle izlemeye değer bir gerilim alternatifi. Mekan seçimleri ve atmosfer de başarılı. Zombi filmleri severlerin göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Klişe tema ve tahmin edilebilir final başlıca eksiler...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Şubat 2016 | Etiketler : | | | |

Laid to Rest (2009)

Laid to Rest (2009)
Genç bir kız kilitli bir tabutun içerisinde uyanır.Zorlukla nefes alıp verebilmektedir.Şiddetli baş ağrısı zaman zaman bilincini kaybetmesine,ismini dahi hatırlayamamasına sebep olmaktadır.Tüm gücüyle tabuttan çıkabilmek için çabalayan kahramanımız en nihayetinde kurtulmayı başarır.Etrafına göz attığında ise kendisini ölülerin bulunduğu büyük bir morgun içerisinde bulur.Dahası çıkardığı gürültüler sonrasında birinin dikkatini çekmeyi başarmıştır.Yüzünde metalik bir maske bulunan,omuzunda sürekli kayıt halinde çekim yapan mini bir kamera bulunan gizemli bir adam peşine düşer.Niyeti açıktır,sadece ve sadece öldürmek...
Kahramanımız morgdan kaçtıktan sonra arkasına bile bakmadan soluk soluğa ormanın içerisine doğru ilerler.Şansı dönmeye başlamıştır,karşısında bir araba belirir.Tucker bu kasabada yaşayan orta yaşlarda bir adamdır.Kızın yardımına koşarak onu evine götürür.Söyledikleri dehşet verici olsa da onun şokta olduğunu ve tek ihtiyacı olan şeyin dinlenmek olduğunu düşünmektedir.Maskeli katil hikayesini ise hayal gücüne vermektedir.Ancak çok geçmeden kızın anlattıklarının doğru olduğu ve başının gerçekten de belada olduğunu anlayacaktır.Gizemli maskeli katil ortaya çıkmış ve terör estirmeye başlamıştır.Ne pahasına olursa olsun kızı koruyacağına söz veren Tucker kamyonetiyle telefonu çalışan birilerini bulmak için yola koyulur.Şerife ulaşmaya çalışan ikilimiz destek için komşulardan birini uyandırır.Steven annesini henüz yeni kaybetmiş onun yasını tutan dostcanlısı bir gençtir.Tucker ve yaralı kıza yardım edebilmek için şerifin yanına kadar birlikte gitmeyi kabul eder.Öte yandan peşlerindeki katilin otuzdan fazla kadını alıkoyma ve öldürme suçlarından arandığını öğrenirler.Gece henüz yeni başlamıştır.Psikopat katilin ise kızı ele geçirmeden durmaya niyeti yoktur...

İyi;Orijinal sahnelere sahip,son derece sürükleyici bulduğum başarılı bir gerilim filmi.Oyunculuk ve kurgu tatmin edici.Bol kanlı film severler için ideal alternatif.
Kötü;Bu tarz yapımlarda ne yazık ki sıklıkla karşımıza çıkan mantık hataları...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Aralık 2013 | Etiketler : | | | |

Red Sands (2009)

Red Sands (2009)
"İslam öncesi mitolojiye göre,Tanrı cinleri tüm diğer yaşamlardan önce yaratmıştır.Dumansız ateşten yaratılan cinler istedikleri şekle girebilirler.Cinlerin büyük çoğunluğunun,insanlara duydukları nefretten dolayı ölümlü dünyayı terk ettikleri düşünülür.Ancak bazıları dünyada kalmıştır."
Red Sands (2009)
Afganistan'da görevli olan bir grup Amerikan askeri konvoylarının pusuya düşmesi sonrasında çölün orta yerinde dağılmak zorunda kalırlar.Çavuş Marcus komutasında ufak bir tim eski bir barakaya sığınarak en son aldıkları emirleri uygulamaya karar verirler.Zira ana üs ile teması yitiren birlik,son olarak gözlem ve yol bulmakla görevlendirilmiştir.Marcus gözetiminde keşfe çıkan askerler çok geçmeden terk edilmiş bir kampa ulaşırlar.İşin garibi kampta tüm eşyalar yerli yerinde durmakta,ancak buna rağmen hiç kimse ortalarla görünmemektedir.Karanlığın bastırması ile yeniden güvenli nokta ilan ettikleri barakaya dönen askerler,kum fırtınasının başlaması ile deyim yerindeyse kapana kısılırlar.Öte yandan karanlığın içerisinden davetsiz bir misafir konuk olacaktır.Üstü başı kirler içerisinde olan genç bir bayan yolunu kaybedip Amerikan askerlerinin konuşlandığı barakaya sığınır.Çavuş Marcus çaresiz kadına yardım etmekte kararlıdır.Ancak onun gelişiyle birlikte bir takım aksilikler yaşanmaya başlar.Askerler masum görünümlü kadının gerçekte ne olduğunu anladıklarında ise hayatta kalma savaşı başlayacaktır...

İyi;Fikir olarak fena olmayan,mekan olarak benim her daim egzotik olarak değerlendirdiğim orta doğu topraklarını seçen yapım,zaman zaman sıksa da izlemeye değer bir alternatif.
Kötü;Korku öğelerinin yetersiz kaldığı vasat bir gerilim filmi.Esasında işin içinde askerlerin olması daha fazla aksiyon sahnesi vaad ediyor gibi görünse de maalesef durağan bir senaryoya sahip.Görsel efektler zayıf...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Eylül 2013 | Etiketler : | | | | |

The House of the Devil (2009)

The House of the Devil (2009)
Korku-gerilim eksenli yapımlardan tanıdığımız Amerikalı genç yönetmen Ti West'in en çok beğeni kazanan filmi "The House of the Devil" şeytan-şeytani güç temalı başarılı bir alternatif.2009 yılında vizyona girmesine rağmen 80'li yıllarda geçen bir hikayeyi anlatan yapım,atmosfer olarak oldukça iddialı.
The House of the Devil (2009)
Üniversite öğrencisi Samantha Hughes,öğrenci yurdundaki oda arkadaşının dağınıklığından muzdarip tek başına yeni bir eve taşınmaya niyetlenir.Şansının yaver gitmesi sonrasında tam da aradığı gibi bir ev bulan kahramanımız,kirayı karşılayabilmek için iş bakınmaya başlar.Okulun panosunda bebek bakıcısı ilanını gören Samantha üstesinden gelebileceğini düşünüp aramaya karar verir.Telefon görüşmesinin ardından kasabadan epey uzaklarda yaşayan Ulman ailesinin malikanesine davet edilen kahramanımız,arkadaşı Megan'ın arabayla bırakması sonrasında ev sahibi ile tanışır.Mr.Ulman Samantha'ya aslında bakması gereken kişinin bir bebek olmadığı yaşlı annesi olduğunu söyler.Vazgeçmesini engellemek adınada sadece birkaç saatliğine evde kalması için teklif ettiği fiyatı dört katına çıkarır.Zira gece gerçekleşecek ay tutulması Mr:Ulman'ın fazlasıyla ilgisini çekmektedir.Kirasını ödeyebilmek için öneriyi kabul eden Samantha,Ulman'ların yola çıkması sonrasında tek başına kalır.Evin ürpertici sessizliğinden ötürü etrafı kolaçan etmeyi düşünen  kahramanımız bir dolabın içinde eski aile fotoğrafları bulur.Ancak beklentisinin aksine fotoğraflar Ulmanlara ait değildir.Bir şeylerin yolunda gitmediğini hisseden Samantha üst kattaki Mr.Ulman'ın annesinin bulunduğu odaya göz atmaya karar verir...

İyi;Atmosfer,gizem seviyesi ve oyunculuk oldukça başarılı.Bu filmi sevenlerin tema ve kurgu olarak benzer olan Darkness (2002) yapımına göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Filmin neredeyse dörtte üçü gerilim yönünden tatmin edici olsa da son derece hareketsiz ve sıkıcı ilerliyor.Senaryonun klişe olması da buna ekleyince yönetmenden biraz zeka parıltısı görebilsek iyi olacaktı.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Ağustos 2013 | Etiketler : | | | |

Dread (2009)

Dread (2009)
Sinema öğrencisi Stephen pek arkadaş canlısı olmayan gotik takılan,çocukluğunda abisini bir trafik kazasında kaybettiği için arabalardan nefret eden bir gençtir.Günün birinde felsefe dersinde Quaid isimli sosyopat,gizemli birisiyle tanışır.Artık rutin hayatını tümüyle alt-üst edecek farklı bir başlangıç zamanı gelmiştir.
Quaid henüz altı yaşındayken eli baltalı bir saldırganın evlerine girip ailesini katlettiğine şahit olmuştur.O andan itibaren hiçbir zaman normal biri olmayan kahramanımız Stephen'ı kendisine yakın bularak korku üzerine bir çalışma yapmaya teşvik eder.Başlarda bu fikre sıcak bakmayan Stephen sonrasında tezi için yararlı olabileceğini düşünerek yakın arkadaşı Cheryl'yi de projeye dahil edip daha birkaç gün önce tanıştığı Quaid'in önerisini kabul eder.Gözlerden uzakta köhne bir evde tek başına yaşayan Quaid,evini açıp çalışmalar karşılığında herhangi bir beklentisi olmadığı yenileyerek yardımcı olur.Kafa kafaya veren üçlümüz yaşamlarının belli evrelerde travmalar yaşamış,halen korkularıyla yüzleşemeyen gönüllülerle röportajlar yapmaya başlar.Özenle hazırladıkları sorular sayesinde korkunun derinlerine inmeye,mantıklı sebepler bulmaya çalışan kahramanlarımız,Quaid'in bir türlü tatmin olmamasından ötürü şiddetli tartışmalara girişirler.Öte yandan kütüphanede çalışan ve dış görünüşüyle ilgili kompleksleri olan Abby hikayesini anlatmak için röportaj vermeye ikna olur.Çember giderek daralmaya başlamıştır.Sıra üçlüye geldiğinde ise birtakım karanlık sırlar ortaya çıkacaktır...


İyi;Clive Barker'ın kısa hikayesinden uyarlanmış olup sıradışı bir psikolojik gerilim filmi izlenimi veriyor.Buhranlı atmosfer ve karakter betimlemeleri başarılı.Oyunculuk tatminkar.Senaryo ilgi çekici...
Kötü;Ciddi anlamda rahatsız edici sahnelere sahip.Bütün itibariyle sürükleyici bir yapım olsa da yer yer sıkıcı bölümler yok değil.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Haziran 2013 | Etiketler : | | | |

Book of Blood (2009)

Book of Blood (2009)
Uzun yıllar paranormal olaylar üzerine çalışan Prof.Mary bilim dünyasının sarsacak olan teorisini kanıtlamak için büyük bir fırsat yakalar.Tollington'da doğaüstü güçlerin rol oynadığı sıra dışı cinayetlerin gerçekleştiği ürpertici bir eve taşınmaya karar veren Mary;çok güvendiği yakın dostu,iş arkadaşı Reg ile yaşanan paranormal olaylara ilişkin kanıtlar bulmayı umar.
Evin mazisine bakacak olursak;1900'lü yılların başında inşa edilmiş olup,Tollington isimli yılan yağı satıcısı bir adam tarafından ekonomik kriz yıllarında satın alınmıştır.Tollington'ın ölülerle konuşabildiği ve bu yeteneği sayesinde de Avrupa'nın hemen her yerinden insanların kendisini ziyarete geldikleri bilinmektedir.Hatta öyleki zamanın pek çok ünlüsü ve zengini bu eve gelmiş olup,üst katta ağırlanmıştır.Yapılan seansların birinde ürkütücü şeyler yaşanmış ve görünmez bir el Tollington'ın ağzını kapatmıştır.Aynı gece evin duvarına "Bizimle alay etmeyin!" yazısı kanla yazılmış ve mahalli halk tarafından ev lanetlenmiştir.
Prof.Mary eve taşınmasının ardından yardımcısı Reg ile birlikte geçmişte korkutucu olayların yaşandığı üst kata ses ve görüntü sistemleri kurarak ölülerle,lanetli ruhlarla iletişime geçme çabasındadır.Ancak bir türlü istedikleri teması kuramayan kahramanlarımız Mary'nin okuldan öğrencisi olan Simon isimli gizemli bir gençten faydalanmayı düşünürler.Simon sıra dışı güçlere sahip,altıncı hissi yüksek yakışıklı bir gençtir.Profesörün teklifi sonrasında eve taşınmaya ve üst kattaki lanetli odaya yerleşmeye ikna olan kahramanımız kararlılığı ile Mary'nin daha da yüreklenmesine yardımcı olacaktır.Öte yandan Mary ve Simon arasında başlayan duygusal yakınlaşma bir takım ürpertici güçlerin filizlenmesini tetikleyecektir.Ölülerin Simon aracılığı ile kurduğu iletişim ise son derece acı verici ve bol kanlı olacaktır...


İyi;Atmosfer,kurgu ve gizem seviyesi tatmin edici.Oyunculuk başarılı.
Kötü;Zaman zaman sıkıcı hale bürünen,vasat bir önerme ile sona eren gizem-gerilim dalında bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Haziran 2013 | Etiketler : | | |