Güncel İncelemeler;

Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)

Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)
Kızı Mitsuko' nun başını belaya sokması sonrasında, telefon görüşmesiyle markete davet edilen Syamato, eşi Taeko ile beraber apar topar yola koyulur. Markete ulaştığında görevlilerden Mitsuko' nun hırsızlık yaptığını öğrenen ve utancından yerin dibine giren Syamato, Murata' nın yardımları sayesinde olaya polis dahil olmadan kızını kurtarmayı başarır. 
Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)
Murata, kasabanın zengin iş adamlarından biri olup, Amazon' dan getirdiği endemik tür balıkların ticareti yapmaktadır. Symato' nun da ufak bir dükkanı olduğunu bilen ve akvaryum balık ticareti yaptığını öğrenen Murata, az önce talihsiz bir şekilde tanışmış olduğu Syamato ve ailesini kasabanın en büyük büyük süs balık akvaryumuna, yani ofisine davet eder. Kızını kurtarmasında yardımcı olan Murata'ya karşı büyük bir minnet duyan Syamato, öncesinde rahatsızlık vermek istemese de nazik teklifi kabul etmek zorunda kalır. Murata gerçekten de kendi ufak işletmesine kıyasla oldukça büyük ölçekte iş yapmakta olup, Amazon'dan getirdiği endemik türlerle beraber epey ilgi çekici bir tesise sahiptir. Öte yandan Syamato ve ailesini, eşi Taeko ile tanıştıran Murata son derece cömert ve yardımsever bir şekilde misafirlerini ağırlamaya gayret etmektedir. Tesisinde genç kızları satış danışmanı ve balıkların bakımından sorumlu olarak çalıştırdığını anlatan Murata, Syamato'nun izin vermesi halinde büyük bir memnuniyetle Mitsuko'yu da yanına alabileceğini söyler. Taeko ile evlendiğinden beri kızının üvey annesiyle sorunlar yaşamasından, ergenliğinde sebep olduğu sorumsuz davranışlardan ve evde huzurun tamamen kaçmasından epey muzdarip olan kahramanımız, Murata'nın samimiyetine ve iyi niyetine güvenerek razı olur. Murata, Mitsuko'nun yanında çalışmasıyla yetinmeyip, Syamato ile yakın ilişkiler kurmak istemekte ve iş ortağı olmayı planlamaktadır. Henüz birkaç gün öncesinde tanıştığı Murata'nın teklifini değerlendiren kahramanımız, çok para kazanacakları hayaliyle Taeko'nun da baskılarıyla ikna olur. Murata çiftinin mükemmel uyumundan ve iş konusundaki başarılarından etkilenen Symato, Murata'nın diğer ortakları ve iş yaptığı kişilerle tanışmaya başladıkça edindiği ilk izlenimden bağımsız olarak onun farklı yönlerini keşfetmeye başlar. Çok geçmeden işler karışır ve kahramanımız Murata' nın sırlarına ortak olur. Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir...


İyi; Durağan ilerlemesine rağmen güçlü kurgusu ve gerilim öğeleriyle ilgi çekici bir uzakdoğu korku-gerilim filmi. Oyunculuk yönünden tatmin edici, atmosfer olarak başarılı bir yapım. Genel görünüm olarak psikolojik gerilim tarzına yakın olsa da rahatsız edici filmler kategorisine de alınabilecek türde kışkırtıcı, bol kanlı ve sinir bozucu sahnelere sahip. 
Kötü; Esasında tipik uzak doğu korku sineması temasında işlese de; herkese hitap etmeyen, sert sahnelere sahip bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | |

Mong-ta-joo (2013)

Mong-ta-joo (2013)
15 yıl önce bir fidye davasında çocuğu kaçırılan Ha-kyeong,Dedektif Kang'ın uzun süre sonra ziyareti ile yeniden umutlanır.Ancak dedektif sanılanın aksine yeni ip uçları bulmaktan öte yasal olarak davanın bir haftadan kısa bir süre içerisinde zaman aşımına uğrayıp kapanacağını bildirmek için uğramıştır.
Mong-ta-joo (2013)
Acısı ilk günkü gibi taze olan Ha-kyeong ise tam anlamıyla büyük bir hayal kırıklığı yaşar.Davanın kapanmasına saatler kala olay yerini bir kez daha gezmek ve deyim yerindeyse günah çıkartmak isteyen Dedektif Kang,gizemli bir şekilde birisinin tam da oraya çiçek bıraktığını fark eder.Öncesinde çiçeği Ha-kyeong'un kızının anısı için bırakmış olabileceğini düşünse de otoyoldaki kamera kayıtlarından yola çıkarak yıllar önce kusursuz suç işleyen ve zekasıyla polisleri alt eden fidyeciden başkası olmadığını anlar.Kang elinden geldiğince araştırmalara devam etse de davanın düşmesi üzerine işin peşini bırakmak zorunda kalır.Öte yandan şehrin bir başka ucunda benzer bir kaçırılma davası kayıtlara geçer.Kang'ın soruşturmasında olduğu gibi yine kurban olarak küçük bir çocuk seçilmiş ve benzer yöntemlerle ailesiyle temas kurulup yüklü miktarda fidye istenmiştir.Fidyenin götürüleceği yer bile on beş yıl önceki mekan seçilmiştir.Yeniden davaya taraf olan ve yıllar önce elinden kaçırdığı fidyeciyi bulmak için her şeyi göze alan Kang,bu sefer çok daha dikkatli davranmalıdır.Zira başka bir acılı anneyi görmek ve kızını bulup getirememe düşüncesi en büyük kabusuna dönüşmüştür.Takas için beklenen telefonun gelmesi üzerine hemen yola çıkan Kang'ın bir yenilgiye daha asla tahammülü yoktur...
İyi;Güney Kore sinemasından yeni bir baş yapıt.Sürekleyici senaryo,oyunculuk,zekice kurgulanmış final...Kesinlikle izlenmesi gereken bir polisiye gerilim.Bu filmi sevenlerin benzer tarzdaki yine Güney Kore menşei Memories of Murder (2003) yapımına göz atabilirler.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Eylül 2014 | Etiketler : | | |

7500 (2014)

7500 (2014)

7500 numaralı Los Angeles-Tokyo tarifeli uçuşu her zaman olduğu gibi son derece rutin bir şekilde başlar.Boeing 747 marka jumbo jet,üst katı birinci sınıf yolculara ayrılmış,alt kat ise ekonomi sınıfı olarak neredeyse tamamı dolu şekilde uçuşa hazırdır.Pasifik okyanusu kat edilene dek yaklaşık on saat sürecek olan uçuş 7500,kuleden alınan izinle havalanır.
7500 (2014)
Kalkışın ardından uçağın türbülansa girmesi ile büyük bir panik atlatan yolcular hosteslerin kendilerini yatıştırması ve kaptanın hava akımını geçtikleri anonsu ile rahatlarlar.Kabin basındaki değişime bağlı olarak oksijen maskelerin açılması büyük bir tehlikenin atlatıldığının kanıtıdır.Öte yandan yolculardan birinin aşırı heyecana bağlı olarak nöbet geçirmesi hosteslerin ve bir acil tıp teknikerinin hemen müdahale etmesini gerektirir.Ne yazık ki nöbet geçiren yolcu tüm uğraşlara rağmen kurtarılamaz.Onlarca yolcunun bakışları arasında hayatını kaybeden eden adam yukarı taşınır.An itibariyle uçaktaki gerilim yeniden tetiklenir,dahası bir takım garip olaylar sıradan başlayan yolculuğun farklı bir boyuta taşınmasına sebep olur.Yanlarında bir ölüyle beraber yaklaşık altı saat aynı kapalı ortamda kalmak zorunda kalan kahramanlarımız bir şeylerin yolunda gitmediğinden emindir.Hosteslerin telaşlı hareketleri,ortadan kaybolan yolcular kaotik bir ortamın habercisi olmaya başlar.Bu sırada kaptan pilotun bir türlü Tokyo hava sahası ile telsiz teması kuramaması,hosteslerden birinin yakınlardan geçen bir jet gördüğünü iddia etmesi uçaktaki tansiyonu daha da arttırır.Bir grup yolcu ise yaşanan tuhaflıkların,nöbet geçirip ölen adamla ilişkisi olduğunu düşünmektedir.Yerlerinden kalkmaları güvenlik sebebiyle yasaklansa da meraklarına yenik düşüp etrafı kolaçan etmeye koyulurlar.Çok geçmeden 7500 numaralı uçuş metafizik,doğaüstü olayların odağı haline gelir...
İyi;Gizem seviyesi ve atmosfer olarak olarak başarılı bir tek mekan filmi.Uçakta geçiyor olması mekan olarak da yadsınamaz bir egzotizm kazanmasını sağlıyor.Bu filmi sevenlerin Altitude (2010) yapımı göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Kurgu son derece dağınık şekilde ilerliyor.Senaryo tanıdık,oyunculuk vasat.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Eylül 2014 | Etiketler : | | | | |

Kokuhaku (aka Confessions) (2010)

Kokuhaku (aka Confessions)  (2010)
Yuko Moriguchi yakın zaman önce minik kızı Manami'nin ölümüyle sarsılmış genç bir sınıf öğretmendir.Dönem sonu emekliliğe hazırlanan kahramanımız öğrencilerine artık okulu ve mesleği bırakacağını söyleyerek veda mahiyetinde bir konuşmaya yapmaya karar verir.Oldukça sakin bir ses tonunda lakin giderek gerilimi arttıran bir şekilde öğrencilerine son bir ders vermeyi misyon edinen Moriguchi,hayatta her şeyden çok değer verdiği kızı Manami'nin polis raporlarının aksine bir kaza sonrasında ölmediğini anlatır.Kızının ölümünden şu an sınıfta bulunan iki öğrencinin sorumlu olduğunu söyleyerek,onları A ve B öğrencisi şeklinde adlandırır.
Kokuhaku (aka Confessions)  (2010)
A,dersleri baştan sona pekiyi olan bir öğrenci.Şöyle bir baktığınızda,bir sorunu olduğu hiç aklınıza gelmeyecek biri.Ancak zaman zaman hakkında bazı tedirgin edici dedikodular kulağınıza gelir.Sokaktan kedi ve köpekleri toplayıp kendi yaptığı "İnfaz makinası"nda onları öldürüyormuş.B,okula nakil olup spor kulübüne katıldı.Ancak ona sadece sürekli temel antrenmanlar yaptırıldı ve raket tutmasına dahi izin verilmedi.Patlama noktasına kadar gelmişti,ne yazık ki öğretmeniyle konuşacak cesareti yoktu.O yüzden de annesine arattırıp kulüpten çıktı.Daha sonra bir dershaneye yazıldı ancak notlarında her hangi bir değişim olmadı.Durumunda endişe etse de düzeltebilmek için çok tembeldi.
Öğrencilerini deşifre eden Yuko Moriguchi,kızının ölümünün kaza olmadığının bilincindedir.Manami'nin yaşama hakkına saygı göstermeyen bu ikiliye karşı büyük öfke duyan kahramanımız,yasal yollardan çocuk hukuku sebebiyle bir netice alamayacağını öğrenir.Bunun üzerine intikam almaya karar verir.Onların da kendisi gibi en sevdikleri kişiden ayrı düşürülerek en büyük acıyı tatmalarını isteyen Moriguchi,planını hayata geçirir.Öte yandan öğrenci A ve B ise kendi doğruları ve çelişkileri içerisinde derin bir boşluğa sürüklenirler.Dikkat çekmek,farklı olmak isterlerken;gençlikleri ve henüz kontrol etmesini bilmedikleri öfkeleri hedefinden sapmaya yön değiştirmeye başlar.Kendi iç dünyalarında taraf olmak istemeyecekleri bir savaşa girişen A ve B,giderek yalnızlığa mahkum olurlar.İntikamın adaleti olabilir mi?
Bu dünyada kimi insanlar vardır ki her türlü habis suçu....bana göre belli bir seviyenin üstünde işlenen suçlar yeni dünyalar yaratır.Suç ve Ceza'da tefeciyi öldüren Raskolnikov kendisini böyle savunmuştu.Ancak ben inanıyorum ki her bir yaşam kıymetlidir,değerlidir.

İyi;Baştan sona etkileyici bir kurgu üzerine kurulmuş muazzam bir yapım.Konu,giderek tırmanan gerilim,görsel sunumlar,slow motion sahneler,soundtrackler hepsi son derece başarılı.Oldboy sonrası yine bir uzakdoğu dehası güzide bir intikam filmi.Uzun süredir rastlamadığım kadar etkileyici şiirsel bir anlatıma sahip.Ayrıca alt metin ve içerdiği mesajlar bakımından da es geçmemek gerek.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Mart 2014 | Etiketler : | | | | |

13 game sayawng (2006)

Pusit ekonomik açıdan zor günler yaşayan genç bir satış temsilcisidir.Hem ailesine maddi anlamda gerekli desteği verememesinden  hem de çevresindeki insanların yaptığı işe saygı duymamasından ötürü sıkıntılı günler yaşayan kahramanımız işten de kovulunca çaresizliğin esareti altına girer.Tam da intiharı düşünmeye başladığı anda gizemli birisinin cep telefonuyla araması ve sonrasında vaad ettiği büyük ödül Pusit'in ilgisini çekmeyi başaracaktır.
Öncesinde bunun iş arkadaşlarından birinin hain bir şakası olabileceğini düşünen kahramanımız telefondaki sesi dinledikçe ikna olmaya başlar.13 tane görevi yerine getirmesi gerekmektedir.Bu sayede her görevin ardından sürekli iki katı kazanç şeklinde büyük para ödülünü kazanacaktır.Kurallar ise basittir;oyundan çevresindeki kimseye bahsetmeyecek,kendisinden istenenleri sorgulamayacak,görevlerden birinde pes ederse o ana kadar kazandığı bütün parayı kaybetmeyi göze alacaktır.Pek fazla seçim şansı bulunmayan Pusit derinlemesine düşünmeden,neler yapması isteneceğini hesap etmeden oyuna dahil olmayı kabul eder.Zira ancak bu şekilde ekonomik darboğazdan kurtulabilecek ve kendi deyimiyle yeni bir başlangıç şansı yakalayacaktır.Görevleri yerine getirdikçe gerçekten de garanti edildiği gibi hesabına paraların yattığını gören kahramanımız,büyük ödüle ulaşmak için giderek hırslanır ve  elinden gelenin fazlasını yapmaya gayret eder.Ancak her bölüm bir öncekinden daha zorlu ve tehlikelidir.Pusit çok geçmeden hiçbir şeyin umduğu gibi gitmediğini anlayacaktır...


İyi;Sürekli merakınızı tetikleyecek dinamik bir kurguya sahip.Akıcı senaryo ve özgün fikirler tatmin edici.Bu filmi sevenler benzer tarza olan Would You Rather (2012) ve Chain Letter (2010) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Oyunculuk ve atmosfer bakımından sınıfta kaldığını ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Haziran 2013 | Etiketler : | | |

Modus Anomali (2012)

Sık çalılarla örtülü ıssız bir ormanda genç bir adam üstündeki topraklardan sıyrılarak doğrulur.Dehşete kapılmış haldedir,zira birileri onu buraya gömüp ölüme terk etmiştir.İşin daha acıklı olan yanı ise kahramanımız kendi adını dahi hatırlayamamaktadır.Çevresine bakındığında  tanıdık gelmeyen,hani belgesellerde görürüz ya balta girmemiş orman hesabı sık bir bitki örtüsünün içerisine hapsolduğunu anlar...

Güneş ışınları bile yüksek ağaçlar arasından güçlükle yere inebilmektedir.Cebinde bir cüzdan olduğunu fark eden kahramanımız,resminin yer aldığı bir kimlikten isminin John olduğunu öğrenir.Yine cüzdanın içerisin bulunan bir başka fotoğraftan ise evli ve iki çocuk babası olduğunu anlar.Zaten parmağındaki yüzükte bunu doğrulamaktadır.Derin bir nefes alarak,bir kaza atlattıklarını ve eşi ile çocuklarına ulaşması gerektiğini düşünen John,ormanda telaşla koşuşturmaya başlar.En nihayetinde karşısına çıkan terk edilmiş bir kulübeye girdiğinde ise kendisini büyük bir tuzağın içerisinde bulur.Merakına yenik düşerek odada bulunan bir kamerayı çalıştıran kahramanımız,hemen yanı başında üstü kanlar içerisinde olan kameradaki görüntülerde izlediği kadının cesedi ile karşılaşır.Yaşadıklarına anlam veremeyen John,çok geçmeden ormanda yalnız olmadığını anlayacaktır.Çevreden garip sesler gelmekte,alarmları öten çalar saatler bulmaktadır.Giderek paranoyaklaşan kahramanımız büyük bir bilinmezin merkezinde olduğunu hissetmektedir..Daha acıklısı ise ne kadar yol kat ederse etsin sanki sürekli aynı noktada dönüp durmaktadır...
John çok geçmeden cesedin bulunduğu barakaya dönerek kameradaki görüntülerin devamını izlemeye karar verir.Ne de olsa saatlerdir amaçsızca dolaştığı ormanda aradığı soruların cevabını bulamayacağı aşikardır.Öte yandan elinde satırla dolaşan maskeli bir adam bulunduğunu fark eder.Gecenin karanlığında eline geçirdiği bir lamba ile kulübenin yolunu tutan kahramanımız giderek çaresizleşmektedir.Hayatta kalma savaşına girişen John,bakalım ailesi ve kendisini kurtarabilecek mi?

İyi;Endonezya yapımı;tavsiye üzerine izlediğim beklentilerimi karşılayan bir yapım.Kurgu son derece başarılı,oyunculuk ve mekan seçimi de tatmin edici.Filmin son bölümü pek çok sürprize gebe :) Farklı bir paranoya-kaçış temalı yapım izlemek isteyenlerin göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Bazı gereksiz sahneler ve tuhaf efektler olmasa gerilim dalında bir üst seviyede yer alabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Mart 2013 | Etiketler : | | | |

Henjel gwa Geuretel (aka Hansel & Gretel) (2007)

Hansel & Gretel hikayesini eminim çocukluğunuzda çoğunuz okumuştur ya da bir büyüğünden dinlemiştir.Gerçekten de "Alis Harikalar Diyarında" ile beraber bir çocuk için en ideal fantastik kitap alternatiflerden biri olduğu konusunda şüphem yok.Şimdiye dek defalarca sinemaya uyarlanan kült hikaye için Güney Kore yapımı "Henjel gwa Geuretel" filmini,kurguda alışılagelmişin dışında bazı ufak eklemelerle beraber atmosferin başarıyla yansıtılmasından ötürü kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum.
Eun-Soo hamile sevgilisi ile son zamanlarda işi gereği yaptığı uzun ziyaretler sebebiyle sürekli tartışır olmuştur.Bebeğin doğumunu kısa süre kala yine bir iş gezisi sebebiyle arabasıyla yolculuğa çıkan kahramanımız,yolda ansızın önüne çıkan bir cisim sonrasında kaza atlatır.Arabasının şarampole devrilmesi ile yaralanarak ormanda baygınlık geçiren Eun-Soo,saatler sonra havanın da kararması ile ormanın ürkütücü sessizliğinde gözlerini açar.Küçük bir kız çocuğu elindeki fenerle,evinin yakınlarda olduğunu söyleyerek Eun-Soo'nun kendisi ile gelmesini ister.Uzun bir yürüyüşün ardından ormanın derinlerinde masalsı bir eve ulaşan ikilimiz soluklanma fırsatı bulurlar.Eun-Soo ilk bakışta evin kendisine yardımcı olan bu küçük kıza ait olduğuna pek inanmasa da anne-babası ve kardeşleri ile tanışınca rahatlar.Ev ahalisinin yardımsever tavırları dolayısıyla fazlasıyla memnun olan kahramanımız sabah erken kalkıp yola düşebilmek için dinlenmeye çekilir.Evin tamamına hakim olan oyuncaklar ve bir çocuğun ihtiyacı olabilecek her türlü ışıltılı-pırıl pırıl eşyanın arasında sabahı eden Eun-Soo,etrafını daha rahat gözlemlemeye başlar.Gerçekten de her şey masallardaki gibidir,masaların üstünde çeşit çeşit şekerlemeler,pastalar göz alıcı renklerde oyuncaklar,takılar bulunmaktadır.
Ev halkı ile beraber keyifli bir kahvaltının ardından evine dönmek için izin isteyen kahramanımız bir türlü yolu bulamaz.Ormanın derinliklerinde saatlerce gezinmesine rağmen sürekli aynı yerde daireler çizdiğini düşünmeye başlayan Eun-Soo,yorucu günün ardından yine aynı eve sığınmak zorunda kalır.Çocuklar da bu işe epey sevinmiştir hani.Ertesi gün yeniden bu sefer yanında ev ahalisinden birinin de yardımı ile otoyola ulaşmaya planlayan kahramanımız,kaldığı odada bir takım tuhaflıklar olduğunu hisseder.Cep telefonu ile sinyal alamayan Eun-Soo,saatinin de sebepsiz yere bozulması akabinde bir de gelen sesler sonrasında tanışmadığı başka birilerinin de olabileceğini düşünmeye başlar.Günün ilk ışıklarıyla beraber hazırlığını yapıp yola koyulmak için çocuklarla vedalaşmaya gelen Eun-Soo şaşırtıcı bir sürprizle karşılaşacaktır.Zira anne-babaları çocukları kendisine emanet ederek birkaç gün sonra döneceklerini not bırakmışlardır...


İyi;Hikayeyi zaten pek çoğumuz ezbere biliyoruz.Ancak kurgunun genişletilmesi ve zekice yapılan eklemeler ile baştan sona sürükleyici,mistik atmosfere sahip bir yapım ortaya çıkmış.
Kötü;Gerilim ve fantastik öğeler bakımından başarı olsa da biraz daha korku ağırlı sahneler yer alsa daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Ekim 2012 | Etiketler : | | |

Batoru rowaiaru (aka Battle Royale) (2000)

Japonya'da gençler arasında şiddetin tırmanması sonrasında hükümet yeni bir strateji uygulamaya karar verir.Deneysel bir çalışma için pilot lise seçilerek 42 öğrenci toplatılıp,zorla ıssız bir adaya gönderilirler.Her birine değişik yaralayıcı-kesici aletlerin bulunduğu çantalar verilerek adada hayatta kalmak istiyorlarsa birbirlerini öldürmeleri telkin edilir.Ancak bu şekilde sona kalan kişinin adadan kurtularak,özgürlüğüne kavuşacağı vaad edilmiştir...
Battle Royale olarak adlandırılan ibretlik projede öğrencilerden hayatta kalma güdüsü en yüksek olanının,üç günlük süreç sonrasında özgürlüğünü kazanmak için diğerleri elemine etmesi amaçlanmaktadır.Rastgele dağıtılan ve her birine farklı nesneler olan çantalarla yola koyulan kahramanlarımızdan kimisi yakın arkadaşlarını bularak birlik olma,kimisi ise bireysel takılarak sonuca ulaşmayı planlamaktadır.Öte yandan üç günlük süreci saklanarak geçirmeyi umanları ise kötü bir sürpriz beklemektedir.Zira 72 saat sonunda adada birden fazla hayatta kalan olursa boyunlarındaki bomba türevi zincir patlayacak,yine ölüme mahkum olacaklardır.Her yerde kameralar bulunması ve ölenlerin ardından sinir bozucu anonsların yapılması ile giderek panikleyen kahramanlarımız,öte yandan rastgele dağıtılan çantalarından orantısız silahların çıkması ile iş birliği yapma eğilimi gösterirler.Halihazırda bazılarında gps,pusula vs gibi yön-konum bulmaya yarayan cihazlar olduğu halde bazılarında da kesici aletler,hatta tüfekler,silahlar bulunmaktadır.Birbirlerini okuldan az çok tanıyan gençler için şimdi önemli olan kimlerin güvenilir olduğudur.En yakın arkadaşını sırtından vurabilir misin?


İyi;Zamanının en özgün yapımlarından biri.İnsan doğası üzerine felsefik bir bakışla yaklaşılan filmde atmosfer ve kurgu son derece başarılı.Hafızalara kazınan bazı enteresan sahnelerin de varlığından söz etmemek olmaz tabii.Bu filmi sevenlerin The Tournament (2009) yapımına da göz atmalarını öneriyorum.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Eylül 2012 | Etiketler : | | |