Güncel İncelemeler;

The Jacket (2005)

The Jacket (2005)
Körfez Savaşı gazisi Jack Starks, dehşet ve gözyaşıyla dolu günlerin ardından ordudan ayrılıp evine döner. Hala yaşadığını travmayı atlatamayan ve gündelik hayata geri dönüp sosyalleşmekte sıkıntılar yaşayan kahramanımız, bir yandan da gözüne uyku girmeyen geceler boyunca giderek depresif bir ruh haline sürüklenmektedir. Sürekli savaşta olan bitenleri düşünen ve bir türlü zihnini rahatlatamayan Jack, soğuk bir kışı günü umarsızca bir yürüyüşe çıkar. 
The Jacket (2005)
Yol üstünde otostop yaparak bir yabancının arabasına binen Jack, her şeyin çok hızlı gelişmesiyle ve şerifin ölmesiyle sona eren bir cinayete karışır. Polisler tarafından tutuklanan ve cinayet zanlısı olarak mahkemeye sevk edilen kahramanımız, olan bitenleri tam olarak hatırlayamadığı ve iyi bir savunma yapamadığı için, mental durumu da göz önüne alınıp akıl hastanesine yollanır. Dr. Becker gözetiminde tedavi alması planlanan Jack, bir dizi deneysel terapiler ve ilaçlarına maruz kalır. Dr. Becker, ilaçlar sayesinde nefret tabakasını soyacağını ve Jack' i yeniden topluma kazandıracağını savunmaktadır. Ancak bilim etiğinden son derece uzak uygulamalar ve kendi doğrularıyla yola çıkması, Dr. Lorenson tarafından sıklıkla eleştirilir. Lorenson, Becker' ın hastaları deney hayvanları gibi kullandığından ve amaçsız ilaç kokteyllerini karıştırarak deneysel çalışmalar yapmasından rahatsızdır. Ailesi- arayıp soranı olmadığı için uygun hasta olarak gördüğü Jack üzerinde farklı uygulamalara ve seanslara devam eden Dr.Becker; tedavinin bir parçası olarak Jack' e deli gömleği giydirip, tabut gibi daracık bir morg çekmecesine kilitlemektedir. Zaman zaman çekmece içerisinde uzun saatler geçirmek zorunda kalan ve flashback sahneler anımsamaya başlayan kahramanımız, bir yandan cinayet gecesi neler olduğunu hatırlamaya çalışırken bir yandan da hastaneden nasıl kaçabileceğinin planlarını yapar. Yine yoğun ilaç tedavisinin ardından kapatıldığı morg çekmecesinde bu sefer gelecekten kesitler gören ve dört gün içerisinde öleceğini öğrenen kahramanımız, ölüm sebebini bulabilirse bir şekilde  kurtulacağını umut eder. Öte yandan rastlantısal olarak Jackie ile tanışan ve düğümü çözebilme konusunda yardım isteyen Jack, her ne kadar ikna etmekte zorlansa da dikkatini çekmeyi başarır. Zamana karşı savaş çoktan başlamıştır bile...

İyi; Jack London' ın 'The Star Rover' isimli romanından uyarlanan yapım, efsane oyuncu kadrosuyla ve sürükleyici kurgunun bileşimiyle beraber son derece başarılı bir psikolojik gerilim filmi. Atmosfer ve gizem seviyesi çok iyi. Korku- gerilim severlerin gözdeleri; zamanda yolculuk ve akıl hastanesi gibi konseptleri de barındırdığını ekleyelim. Bu filmi sevenlerin Jacob's Ladder (1990) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Constantine (2005)

Constantine (2005)
John Constantine; günahlarından arınmak ve bağışlanıp cennetin yolunu tutmak için iblisler ve şeytanlarla savaşan, tanrı vergisi yetenekleri olan orta yaşlarda bir adamdır. On beş yaşından beri günde otuz sigara içtiği için akciğer kanserine yakalanan ve günleri sayılı olan kahramanımız, doğuştan gelen yetenekleri sayesinde normal insanların göremediği metafizik canlıları görebilmekte ve dahası kendi cennetini kazanabilmek için onlarla savaşmaktadır.
Constantine (2005)
 Son zamanlarda çevresinde daha öncesinde hiç olmadığı kadar büyük bir ruh geçişi olduğunu gören ve durumdan kaygılanan Constantine, şeytanın yeni bir oyun kurguladığını düşünmektedir. Öte yandan yakın arkadaşı ve aynı zamanda şoförü olan Chas ise Constantine her ne kadar onu bu işlerden uzak tutmaya çalışsa da en büyük yardımcısı olmayı sürdürmektedir. Günün birinde ikiz kardeşi Isabel' in intihar etmesi üzerine detaylı bir araştırma yapmaya koyulan Dedektif Dodson ise güçlükle bulduğu ip uçlarının peşinden gitmektedir. Isabel intihar ettiğinden ötürü Katolik kilisesinin defin işlemleri için onu kabul etmemesine sinirlenen ve durumu onur meselesi haline getiren Dodson, ikizinin intihar etmediğini bir şekilde metafizik güçler tarafından ele geçirilip ölüme sürüklendiğini savunmaktadır. İkizinin intihar ettiği hastanenin görüntü kayıtlarını inceleyen kahramanımız, araştırma yapmak için gittiği kilisede Constantine ile yolları kesişir. Isabel' e ne olduğunu öğrenmek için Constantine' den yardım uman Dodson, karşısında kendisine dahi faydası olmayan bir adamla karşılaşır. Çok geçmeden aralarındaki buzları eriten ikilimiz, Constantine' in hikayesinden kendi hayatından parçalar gören Dodson' ın da ona dürüst davranmasıyla birlikte en nihayetinde beraber hareket etmeye başlarlar. Çocukluğundan beri Dodson' da metafizik şeyleri görebilmekte ve aynı ikizi Isabel' de olduğu gibi tanrı vergisi bu yeteneği yüzünden zaman zaman korkunç, ürpertici anlara şahit olmaktadır. İblislerin hiç olmadığı kadar yer yüzünde rahatça hareket ettiklerini gözlemleyen ikilimiz, şeytanın planları olduğunu düşünürler. Öte yandan karanlık ve kötülük dünyayı esir almaya başlamıştır bile...

İyi; Tipik şeytan- şeytani güç temalı, güçlü oyuncu kadrosu ve sürükleyici kurgusuyla göz atılması gereken bir yapım. Atmosfer ve mekan seçimleri de başarılı. Son olarak müzikler ve dönemine göre fantastik animasyonlar da diğer artılar...
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 22 Kasım 2016 | Etiketler : | | | |

An American Haunting (2005)

Kasım 1848.Umarım ki, kimsenin başına bu mektubu açmasını gerektirecek bir şey gelmez.Eğer mektubu okuyorsanız,açıklanamayan ve hatta doğaüstü olaylar meydana gelmeye başlamış demektir.Bell cadısının öyküsü, her zaman bir efsaneden ibaret sayıldı.Ama öyle değil.Lütfen bu mektubu özenle okuyunuz.Burada yazanlar hayatınızı kurtarabilir.
An American Haunting (2005)
Soylu ve varlıklı Bell ailesi bir arazi davasının ardından kilise tarafından suçlu bulunur.John Bell,Kathe Batts'in hakkına göz dikmiş,dolasıyla kilisenin verdiği cezayı yerine getirmekle hükümlüdür.Ancak daha da kötüsü yörede cadı olarak bilinen ve ölümcül büyüler yapan Batts tatmin olmayıp,John ve kızı Betsy'i lanetleyeceğini söyleyerek kiliseden uzaklaşır.Bell ailesi ise tehditleri umursamayarak evlerinin yolunu tutar.Lakin çok geçmeden hayalet benzeri dünyevi olmayan bir varlık Bell ailesini huzursuz etmeye başlar.Özellikle John ve kızı Betsy günler geçtikçe bitkin düşmekte gecelerini kabusa çeviren olaylar yaşamaktadır.Kiliseden umduğu desteği göremeyen John,Betsy'nin öğretmeni profesör Richard'dan yardım ister.Bell ailesini kıramayan profesör yaşadıkları şeylerin mantıklı açıklamaları olduğuna inanmakta,hayalet söylentilerini ise zırva olarak görmektedir.Eşyalarını alarak Bell ailesinin evine taşınan Richard,geceyi Betsy'nin odasının önünde geçirerek olan biteni yakından görmeyi planlar.Hava kararıp,saatler gece yarısını gösterdiğinde ise artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır...

İyi;"The Bell Witch of Tennessee" adlı öyküden uyarlanan başarılı bir gizem-gerilim filmi.Atmosfer ve oyunculuk tatmin edici.Kurguda bir takım eksiklikler olsa da gizem yönünden de geçer not almayı başarıyor.
Kötü;Genel itibariyle durağan ilerleyen yer yer sıkıcı sahnelere sahip orta karar bir gizem-gerilim alternatifi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 4 Ocak 2014 | Etiketler : | | | | | |

Feast (2005)

Feast (2005)
Gözlerden uzakta izbe bir barda bulunan bir grup insan,gece saatlerinde üstü başı kanlar içerisinde olan  bir yabancının içeri adım atmasıyla irkilirler.Peşinde yaratıklar olduğunu ve onlardan birini hakladığını söyleyen bu adam yanında getirdiği canavarlardan birinin kopmuş kellesini de göstermeyi ihmal etmez.Bardakilerin dikkatini çekmeyi başaran kahramanımız bir an önce tüm giriş-çıkışları ve havalandırmaları kapatmaları gerektiğini söylemektedir.Zira bir insana göre oldukça güçlü ve vahşi olan yaratıklar fırsatını buldukları takdirde barda bulunan herkesi yiyebilecek oburluktadırlar.
Feast (2005)
Tehlikenin giderek yaklaşması sonrasında işi ciddiye almaya başlayan kahramanlarımız nasıl bir savunma yapacaklarına dair beyin jimnastiği yapmaya başlarlar.Zira barın üst bölümü halihazırda barmen kızlardan birinin çocuğu ile yaşadığı evi konumundadır.Bodrum katı ise yıllardır kullanılmamış kir pas içinde döküntü haldedir.Kimsenin yardıma gelmeyeceği kesinleştiğinde ise ellerine geçirdikleri tüm silahlar ve kesici aletlerle korunmaya çalışan kahramanlarımız dışarıda kendilerini neyin beklediğinden habersiz stratejiler geliştirmektedir.Sonuç itibariyle insanla hayvan arasındaki temel fark beyin kullanma yeteneği olsa da bu fikir daha önce en korkunç kabuslarında bile görmedikleri ölümcül yaratıklar için de geçerli olabilir mi?Öte yandan bara yaklaşan yaratıklar ise kana susamış ve öldürülen arkadaşlarının intikamı ile giderek saldırganlaşmaktadırlar.Sıcak temas kaçınılmaz olduğunda ise bakalım kimler gün ışığında hayatta kalmayı başarabilecek?

İyi;Tipik İngiliz korku-komedi yapımlarını anımsatan;benzer tarzda işlenmiş,eğlenceli bir mizah anlayışına sahip  başarılı bir film.Tek mekan konseptine ek olarak "Tremors" serisine de göndermeler yapan kazandığı beğeni sonrasında iki devam filmi ile taçlandırılmış göz atmanızı tavsiye edebileceğim bir alternatif.Oyunculuk ve bu tarz yapımlarda olmazsa olmaz grup dinamiklerinin son derece iyi planlandığını,klişelerin tiye alınması ve sürekli ters köşelerin seyir zevkini arttırdığını söyleyeyim.Son olarak yaratık modellemelerinin de başarılı olduğunu ekleyelim. 
Kötü;Arka planı olmayan vasat kurgu ve direkt olarak aksiyona başlama sevdası başlıca eksi yönleri.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Ağustos 2013 | Etiketler : | | | |

The Quiet (2005)


The Quiet (2005)
Dot,babasının kaybetmesinin ardından vaftiz ailesi olan Olivia ve Paul Deer çiftinin evine yerleşmiştir.Yedi yaşındayken annesinin ölümüne şahit olan kahramanımız,üzüntüsünden işitme yeteneğini de kaybetmiştir.Deer çiftinin genç kızları Nina,henüz ilk andan itibaren uzaktan akrabası olsa da Dot'dan negatif enerji almış ve ona olan nefretini açıktan belli etmeye başlamıştır.
Nina ile yaşıt olan Dot,Paul'ün isteği sonrasında onunla aynı okula yazılır.İşitme yeteneği olmadığı ve aynı zamanda görünüşüne de özen göstermediği için Nina'nın arkadaşları tarafından ucube gözüyle bakılan Dot giderek yalnızlaşmaya başlamıştır.Sadece okulun basketbol takımının oyuncusu yarım akıllı Connor ona ilgi duymaktadır.Öte yandan herkesin gıptayla baktığı okulun popüler kızı Nina ise sanılanın aksine hiç de mutlu değildir.Evde çeşitli problemlerle uğraşan kahramanımız annesinin ilgisiz,işkolik,alkol bağımlısı olması ve babasıyla da arasındaki tuhaf ilişki sebebiyle epey sıkıntılı bir dönemdedir.Sakin görümlü babasının zaman zaman sert tepkiler vermesi evde gerilimi tırmandıracaktır.Olan biteni dikkatle gözleyen Dot ise başlarda kendisine düşmanca yaklaşan Nina ile sırlarını paylaşmaya başlar.Evde yalnızca birbirlerine güvenen kahramanlarımız fırtına öncesi sessizliği yaşamaktadır...


İyi;Kasvetli atmosfer ve oyunculuk tatmin edici.Soundtrackler oldukça başarılı.Genel hatlarıyla drama ağırlıklı sıradışı bir psikolojik gerilim filmi olduğunu söyleyebilirim.
Kötü;Kurgunun sadece iki oyuncunun üstünden ilerlemesi yer yer sıkıcı olabiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Mart 2013 | Etiketler : | | | |

The Call of Cthulhu (2005)

The Call of Cthulhu (2005)
HP Lovecraft'ın en gözde yapıtlarından biri olan "The Call of Cthulhu" Lovercraft'ın diğer kitaplarında da sık sık adı geçen Cthulhu yani "eskiler" olarak adlandırılan dünyada hayat var olmadan önce yıldızlardan yeryüzüne inerek yaşam süren yaratıklara inanan bir mezhebin (bir çeşit yaratılış hikayesi) derinlemesine işlendiği,korku-gerilim severlerin boş geçmemesi gereken bir başucu eseri.2005 yılında sinemalaştırılarak,1920'li hatta öncesi yılları işleyen yapım kesinlikle göz atmanız gereken bir alternatif.Bu arada filmin tamamının siyah-beyaz ve sessiz olarak çekildiğini de ekleyelim.
Profesör olan amcasının ölümünün ardından son nefesinde kendisine emanet ettiği bir anahtar sayesinde eski bir kutuyu açan kahramanımız,amcasına ait daha önce gün yüzüne çıkmamış bir takım çalışmalar olduğunu keşfeder.Kutunun üstünde "Cthulhu kültürü" etiketi bulunmaktadır.Bu aşamadan sonra sevgili amcasından geri kalan çalışmaları kişiselleştirerek büyük bir merakla incelemeye koyulan yeğen,1870 yılına kadar uzanan farklı bilgileri derlemeye koyulur.İlk olarak amcasının sık sık seans yaptığı bir ressamın anlam veremediği ancak her defasında dehşete kapılarak uyandığı korkunç rüyaları sonrasında aklında kalanları not ettiği günlüğü okuyan kahramanımız,ardından1908 yılında arkeologlar toplantısında bir polis dedektifinin bulduğu gizemli bir nesnenin orijini bulma çabalarına şahit olur.Zamanla arta kalan çalışmalara yoğunlaşmaya ve bütün benliğiyle odaklanmaya çalışan kahramanımız olayın sır perdesini aralayabilmek için var gücüyle uğraşır.Öte yandan asıl ipuçlarının yer aldığı bir grup denizcinin macerasına tanıklık ettikten sonra o serüvenden hayatta kalmayı başarmış tek kişi olan Johansen'in izini sürmeye koyulur.Amcasının notları içinden çıkan 1925 yılına ait bir takvim üstünde işaretlemeler yaparak,olaylar arasındaki bağlantıları bulmaya iyiden iyiye yaklaşan kahramanımız,kaçınılmaz sona bir adım mesafededir...

İyi;Kurgu son derece başarılı.Üç kısa hikayenin bileşimi şeklinde ilerleyen yapım pek çok yönden In the Mouth of Madness (1994) yapımını anımsatıyor.
"Dünyadaki en bağışlayıcı şey, sanırım, insan zihninin dünya üzerindeki şeyler arasında 
ilişki kurabilmekteki noksanlığıdır.Günün birinde, bu parçalanmış bilgi biraraya getirildiği zaman, gerçekliğin öyle ürkütücü görüntüleri açığa çıkacak ki, bu gerçeklikteki korkutucu derecede önemsiz konumumuzu fark ettiğimizde, ya bu algılamadan deliye döneceğiz, ya da bu öldürücü ışıktan kaçıp yeni bir karanlık çağın barış ve güvenliğine sığınacağız."
Kötü;Tabii günümüz teknolojisi düşünüldüğünde siyah-beyaz,sessiz bir film izlemek abes gibi görünebilir.Ancak hikayenin merkezine gidebilmemiz ve o şartları algılayabilmemiz açısından oldukça önemli.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Aralık 2012 | Etiketler : | | |

Antikörper (aka Antibodies) (2005)

Antikörper (aka Antibodies) (2005)
Uzun süredir Alman polis departmanını peşinden sürükleyen seri katil Gabriel Engel,en sonunda sansasyonel bir baskınla adalete teslim edilmiştir.Kurbanlarını erkek çocuklar arasından seçen sapık katil,yakalanmadan hemen önce Laura isimli küçük bir kızın da günahına girmiştir.Laura'nın katledilmesiyle olaya dahil olan küçük bir kasabanın şerifi Michael şehre davet edilerek araştırmanın odağı haline gelmiştir.Zira Engel diğer polislerle konuşmayı reddederek sadece Michael'ın sorularına cevap vereceğini söylemektedir...
Engel'in diğer cinayetleri itiraf etmesine rağmen minik Laura'ya dokunmadığını ancak onun kim tarafından öldürüldüğünü bildiğini söylemesi soruşturmayı bir başka boyuta taşımıştır.Michael ile ilk karşılaşmasından itibaren sürekli onun üstüne oynayan Engel,masum bir insan olmadığını onun da kendisi kadar günahkar olduğunu düşünmektedir.Michael'la sohbetlerinden arta kalan zamanlarda sürekli bir not defterine boya kalemleri ile bir şeyler karalayan Engel,kırk tilkinin dolaştığı kafasında yeni planlara yoğunlaşmaktadır.Öte yandan Laura'nın iç çamaşırlarında Engel dışında bir başkasının da sperm örneklerinin bulunması kasabadan birilerinin azılı katilin iş birlikçisi olabileceğine işaret etmektedir.Geçmişten beri enset ilişkilerin yaygın olduğu kasabada erkeklerin tamamının dna saptaması için örnek vermesini isteyen Michael bir yandan kariyer olarak zirveye tırmandığını hissetse de öte yandan Engel'ın kafasına soktuğu bazı fikirler adeta bedenini zehirlemektedir.Eşi ve çocuklarına karşı kaba davranışlar sergilemeye başlayan kahramanımız,13 yaşındaki oğlu Christan'ın sorunlu ergenlik döneminde şiddete eğilimli olduğu gerçeğini yeterince önemsememektedir.
Uzun uğraşlara rağmen halen Engel'i konuşturmayı başaramayan Michael,psikolojik avantajını da tamamen kaybetmiştir.En başından beri onun sapkın bir günahkar olduğunu,kendisininse sıradan bir hayat yaşayan ahlaklı,masum bir insan olduğunu düşünen Michael giderek çirkinleşmeye başlayan diyaloglar sonrasında neyin doğru neyin yanlış olduğunu cevabını vermekte zorlanmaya başlar.Dinine bağlı koyu bir katolik olan kahramanımız duygusal gel-gitler içerinde bir an evvel Laura'nın nasıl öldürüldüğünü Engel'in itiraf etmesini sağlamaya odaklanmıştır.


"Kötülük bir virüstür.Bulaşıcı ve yok edici.Sana bulaştı bile."
İyi;Kurgu son derece sürükleyici.Oyunculuk üst düzeyde.Hani bazı filmler damakta ayrı bir tat bırakırya işte onlardan biri.Polisiye-gerilimin yanı sıra dram yönü de ağır basan izlemenizi tavsiye edebileceğim bir gizem filmi.Atmosfer baştan sona etkileyici.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Ekim 2012 | Etiketler : | | | | |

Flightplan (2005)

Flightplan (2005)
Kısa süre evvel eşinin kaybıyla sarsılan Kyle,kızı Julia ile beraber Birleşik Devletlerin yolunu tutmuştur.Eşinin naaşını da uçağın kargo bölümüne yerleştiren kahramanımız yeni bir hayata başlangıç yapabilmek umuduyla uzaklara gitmektedir.Berlin'den havalanan uçak New York'a iniş yapacaktır.Ancak uykuya daldığı uçuşun bir noktasında Julia'nın ortadan kaybolduğunu fark eden Kyle,bütün çabalarına rağmen kızını bulamaz...
Uçuşun güvenliğinden sorumlu Carson vasıtasıyla Kaptan Rich'u ulaşmak isteyen Kyle,uçakta detaylı bir aramanın yapılmasını istemektedir.Zira henüz altı yaşında olan minik kızı bir dolaba ya da kapalı bir alana girerek yaralanmış hatta düşüp bayılmış bile olabilir.Kaptan Rich'in Kyle'in isteklerini makul karşılaması ile bütün mürettebat Julia'yı aramak için uçağın çeşitli noktalarına dağılır.Bu sırada uçak motorlarının tasarlanmasında görev alan aynı zamanda mühendis olan Kyle,gövde kısmında henüz araştırmadıkları yerler olduğunu düşünmektedir.Öte yandan Julia'nın oturduğu koltuğun yakınlarındaki hiç bir yolcunun onu görmemesi ve hatta uçuş kayıtlarında da Kyle'in uçağa tek başına giriş yaptığının yazılı olması işleri epey karıştıracaktır.Çok geçmeden eşinin öldüğü hastanenin morg bölümünden bir yetkilinin gönderdiği bilgilendirme yazısı Kyle'ın kapana kısılmasına neden olacaktır.Rapora göre Kyle aynı gün içinde hem eşini hem de kızı Julia'ı kaybetmiştir...


İyi;Kurgu zekici planlanmış.Oyunculuk üst düzeyde.Yine Jodie Foster her zaman olduğu gibi tek başına sürüklemeyi başarıyor.Bu filmi sevenlerin benzer tarzda olan Panic Room (2002) yapımını izlemelerini tavsiye ediyorum.
Kötü;İlk bölüm fazlasıyla sıkıcı.Sonrası zaten klasik tek mekan filmi havasında geçiyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ekim 2012 | Etiketler : | | | |