Güncel İncelemeler;

The Objective (2008)

The Objective (2008)
CIA'a bağlı özel bir ajan olan Benjamin Keynes, Afganistan üzerinde uydu aracılığıyla tespit ettikleri bir takım yüksek enerji noktaları sonrasında özel bir göreve davet edilir. CIA, uydu fotoğraflarından yola çıkarak Taliban'ın kendi nükleer silahını geliştirmiş olabileceğinden çekinmektedir. Uzun yıllar sonra yeniden Afganistan'da bir operasyon için görevlendirilen ve keşfedilen koordinatları kontrol etmek için yolan çıkan Keynes, çok gizli 'top-secret' dosyanın baş aktörü olacaktır.
The Objective (2008)
Afganistan'da özel bir Amerikan birliğinin başına getirilen Keynes, ilk amaçlarının saygın bir Afgan din adamı olan Mohammed Aban'ın yerini tespit edip bilgi almak olduğunu söyler. Abdul isimli lokal bir rehberi de yanlarına alarak çorak topraklarda ilerlemeye başlayan kahramanlarımız bir yandan Taliban tehdidiyle yüzleşmek zorundayken öte yandan da yerlilerin lanetli olarak nitelendirdikleri ve yüzyıllardır kimsenin gidip sağ dönemediği tılsımlı toprakları aramaya koyulurlar. Çok geçmeden yolculuğun başlamasıyla bir takım esrarengiz olaylar yaşamaya başlayan Keynes ve arkadaşları, ilk olarak tekinsiz bir vadide tuzağa düşürülüp adamlarından birini kaybederler. Ancak işin enteresan tarafı  çatışma sırasında öldürdükleri saldırganların cesetlerini bir türlü bulamazlar.Aynı gece yarısı kendilerine yaklaşan ve araba sandıkları iki ışık kümesi gizemli bir şekilde ortadan kaybolur. Ertesi sabah ise tüm mekanik teçhizatları kullanılamaz hale gelmiştir. Pusulaları şaşmış, gps çalışmaz olmuş, uydu telefonu ise parazitler sebebiyle kullanılamaz hale gelmiştir. Oldukça donanımlı ve yetenekli askerlerden oluşan bir ekibe sahip olmasına rağmen Keynes, artık tamamen lokal rehberleri Abdul'un becerilerine güvenmek zorunda kalır. Çölün ortasında susuz kalıp bitap düşmeye başlayan kahramanlarımız Keynes'in kendilerinden bir şeyler sakladığını düşünürler. Göremedikleri bir düşmanla savaştıklarını anladıklarında ise canlarının derdine düşerler. Her ne kadar Keynes bunun çok gizli bir görev olduğunu yenilese de saldırganlaşmaya ve korkmaya başlayan ekip arkadaşlarını sakinleştirmekte zorluklar yaşar. Görevi pahasına her şeyi feda etmeye kararlı olan Keynes, aradıkları şeye oldukça yaklaştıklarını hissetmektedir. Öte yandan gariplikler devam etmekte, tedirgin edici olaylar yaşanmaktadır...

İyi; Asya mitolojisinden önemli bir yer tutan Vimana (havada uçuşan UFO benzeri ters piramit şekilli enerji dalgaları) üzerine ilgi çekici ve oldukça sürükleyici bir film olmuş. Oyunculuk ve gizem seviyesi başarılı. Yönetmenin, Blair Cadısı (1999) ve Solstice (2008) yapımlarından hatırlayacağınız
Daniel Myrick olduğunu da ekleyeyim. Bu filmi sevenlerin Devil's Pass (2013) yapımına göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Ses ve efektler daha başarılı olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Aralık 2015 | Etiketler : | | | |

Possession (2008)

Possession (2008)
Mutlu bir birliktelikleri olan Jess-Ryan çifti bazı finansal problemler nedeniyle Ryan'ın babasına ait kardeşiyle (Roman) ortak kullandıkları eve taşınmak zorunda kalırlar.Roman gibi işi yaramaz asalak bir adamla aynı evi paylaşmaktan hoşnut olmayan huzursuzluk yaşayan Jess,her seferinde en kısa zamanda ya onun ya da kendilerinin ayrılmasını istemektedir.Öncesinde bir davada Roman'ın avukatlığını yapan ve beraat etmesini sağlayan Jess onun nasıl belalı bir tip olduğunu bilip,tüm kredisini tükettiğini düşünmektedir.
Possession (2008)
Bu münakaşalara şahit olan Roman eşyalarını toplayarak hışımla evden ayrılır.Jess'in araması üzerine Roman'la  konuşmak için işi-gücü bırakıp peşine düşen Ryan yoğun sis sebebiyle ölümcül bir trafik kazası geçirir.Kader ağlarını örer,iki kardeş aynı anda yoğun bakıma yatırılır.Eşinin durumunun son derece kritik olduğunu ve belki asla uyanamayacağını öğrenen Jess büyük bir travma yaşamaktadır.Öte yandan kazadan birkaç gün sonra uyanmayı başaran Roman ise değiştiğini ve abisinin ruhunu yaşattığını söyleyerek eve geri döner.Roman'ın kendisine hain bir oyun oynadığını düşünen Jess,sadece Ryan'ın bilebileceği eski ortak anıların Roman tarafından dillendirilmesi sonrasında tam bir kaos yaşamaya başlar.Dahası Roman abisinin hobileriyle uğraşmakta eski belalı halinden bi haber giderek Ryan'a benzemektedir...
İyi;Özgün senaryo ve başarılı oyunculuk performansları bakımından kayda değer bir gizem-gerilim filmi.Final enteresan.
Kötü;Kolay tahmin edilebilir kurgu.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Şubat 2014 | Etiketler : | | |

Sauna (2008)

Yıl 1595.Rusya ile Finlandiya arasında 25 yıl süren savaş sona ermişti.Yeni sınır iki ayrı komisyon tarafından belirlenecekti.Birinci komisyon kuzeye gitti.Görevi diğer komisyon üyeleriyle birlikte Kiertämä nehrinin yanında buluşmaktı.Oraya gitmeyi asla başaramadılar.
Sauna (2008)
Ruslar ve İsveçlilerden oluşan komisyon sınırları çizebilmek için kuzeye ilerlemektedir.İsveç'i temsil eden Knut ve Eeric uzun yıllar yaşanan savaşın ardından ölenlerin ruhlarının onurlandırılması için bulundukları yer yüzyıllar önce terk edilmiş izbe bir bataklık dahi olsa,daha fazla toprak elde edebilmenin uğraşındadır.Yolculuk devam ederken komisyon ne haritalarda ne de resmi kayıtlarda yer alan,bataklığın tam ortasına konumlanmış eski bir köy keşfeder.Dahası köyün hemen yanı başında hakkında çok az şey bilinen gizemli bir sauna da bulunmaktadır.Köyde konaklamaya karar veren komisyon buranın Ruslara mı yoksa İsveç'e mi ait olduğunu belirleyebilmek için köyün yaşlılarıyla konuşmaya karar verir.Köyün sınırın hangi tarafında kalacağını netleştirmek için Ruslardan habersiz etrafı kolaçan etmeye başlayan Eeric ve Knut kardeşler eski evrakların bulunduğu bir oda keşfederler.Öte yandan eline geçirdiği Rusça yazılmış bir kitabı incelemeye başlayan Knut,çok geçmeden saunada bazı tuhaflıklar olduğunu hissetmeye başlar.Bu konuda köylülerin sessiz kalması,Eeric'in ise ilgisizliği kahramanımızın tek başına kalmaya mahkum eder.Yolculuk boyunca gördüğü yanılsamalar ve kabuslar giderek şiddetini arttırmaya başlamıştır.Abisine göre çok daha medeni olup,savaş bittiğinde hemen evine dönüp asıl bildiği işi bilim adamlığını sürdürmeyi düşünen Knut,işlediği günahların pençesinde,manevi olarak yok oluşa sürüklenmektedir.Çareyi saunaya girmekte bulan kahramanımız kendisini vicdanı ile bilinçaltı arasında karanlık bir yolculuğun ortasında bulur...

İyi;Atmosfer olarak son derece başarılı,oyunculuk ve gizem seviyesinin yükseklerde olduğu başarılı bir yapım.Bu filmi sevenler;imgesel anlatım olarak benzer Antichrist (2009),kurgu ve gizem olarak anımsatan Ravenous (1999),yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Filmin süresi daha uzun olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Ocak 2014 | Etiketler : | | |

The Cottage (2008)

The Cottage (2008)
İngiliz korku-komedi filmlerini beğenerek izleyenlerdenseniz tam size göre olan "The Cottage" absürd komediyi,biraz geri planda kalsa da korkuyla birleştirmeyi başarıyor.Eğlenceli oyuncu kadrosu ve mizahın tavan yaptığı diyaloglarıyla göz ardı edilmemesi gereken bir alternatif.
Birbirlerine hiç benzeyen tezat kardeşler David ve Peter günün birinde başlarından büyük bir işe kalkışırlar.Ufak tefek taşeron işleri yöneten bıçkın David,gangster patronun kızını (Tracey) kaçırmaya ve karşılığında fidye istemeye niyetlenir.Abisine göre daha sıradan bir hayat benimseyen ve karıncayı dahi incitmemiş olan Peter da plana dahil edilir.Öte yandan patronun embesil oğlu Andrew de David'in işbirlikçilerindendir.Tracey'i kaçırdıkları gibi gözlerden uzakta izbe bir dağ evine getiren üçlümüz her şeyin yolunda gittiğini düşünmektedir.Ancak burnu bir kilometre öteden koku alan patron kızının izini bulmayı başarır.En güvendiği iki adamını görevlendirerek kızının sağ salim getirilmesini ister.Bu arada fidyecileri bezdirmeye başlayan Tracey,maskesine rağmen :) Andrew'i tanır ve bir yolunu bularak kahramanlarımızın elinden kurtulur.Gecenin karanlığında ormanın derinliklerinde fidyeciler,seri katiller ve patronun ağzı bozuk asabi kızı Tracey'in dahil olduğu kovalamaca terk edilmiş yıkıntı bir barakayı keşfetmelerine sebep olur.Barakada psikopat bir çiftçi yaşamaktadır...

İyi;Komedinin korkunun çok önünde olduğu absürd bir yapım.Ancak son derece akıcı ve sağlam bir mizah anlayışına sahip.Bu filmi severlerin yine benzer tarzda olan Severance (2006),Dog Soldiers (2002),Doghouse (2009) yapımlarına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Klişelerle yoğrulmuş fazla beklentiyle izlenilmemesi gereken bir yapım.En ufak bir yaratıcılıktan-farklılıktan söz edebilmek dahi güç.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Temmuz 2013 | Etiketler : | | | |

Freakdog (aka Red Mist) (2008)

Freakdog (aka Red Mist) (2008)
Catherine genç bir doktor adayı olup,kendisiyle benzer durumda olan meslektaşlarıyla birlikte zaman zaman stres atmak için ufak kaçamaklar ve eğlencelere dahil olmaktadır.Yine benzer amaçla bir araya geldikleri bir partide ise ummadıkları olaylar cereyan edecektir.
Hastane sınırları dışında kuralların kendilerini bağlamadığı,alkol ve uyuşturucunun baş rollerde olduğu partilerden birinde,okulun spastik çocuğu Kenneth'in peşlerine takılması ile onu ekmeye çalışan kahramanlarımız,her ne kadar bu durumu Catherine onaylamasa da alay edip aşağılamaya başlarlar.Öte yandan Sean'ın hastanenin eczane deposundan uyuşturucu ilaçlar aşırdığını kameraya kaydeden Kenneth,herkesi ziyadesiyle tedirgin etmeyi başarmıştır.Zira görüntülerin ortaya çıkması ile bu tarz bir spekülasyona sıfır tolerans gösterecek hastane yönetimi tarafından kapının önüne konulacak olan kahramanlarımız,Kenneth'in Catherine'e olan zaafından yararlanarak onu da aralarına alırlar.Alkol ve aşırı dozda uyuşturucu ile Kenneth'in bayılmasına neden olan gençler,ilk yardım yapmak yerine durumun kötüleşmesi sonrasında olayı ört bas etmeye karar verirler.Kendi çıkarlarını ve kariyerlerini düşünerek Sean'ın fikirlerine sadık kalıp,güçlükle nefes alan ve ölmek üzere olan Kenneth'ı  hastane yakınlarında bir noktaya bırakıp kaçmayı planlarlar.Sonrasında ise ağız birliği yaparak o gece yaşanan her şeyi unutmak için sözleşirler.

Olaydan birkaç saat sonra Kenneth'in durumunu öğrenmek için hastaneyi arayan Catherine,yoğun bakımda olduğu bilgisini edinir.Yaşananlardan kendisini sorumlu tutarak,Sean ve diğerlerinin umursamaz tavırları sonrasında onu kurtarabilmek için bir şeyler yapmaya karar verir.Zira Dr.Harris eğer bir gün daha gözetim altında tutacağı Kenneth'in beyin aktivitesi göstermemesi durumunda,hayat sigortası da olmadığı için makinenin fişini çekeceğini söylemektedir.Tek çare olarak;daha önce etkisi denenmemiş,teorik olarak işi yarama olasılığı çok düşük olan astral seyahat tetikleyici yeni bir ilacı Kenneth üzerinde deneyen kahramanımız,hemen o gece yakın arkadaşlarından birinin gözlerinin önünde öldürülmesine şahit olur.Dahası parti gecesinde birlikte olduğu ve Kenneth'in yoğun bakıma girmesinde payı olan tüm doktor arkadaşları gizemli şekilde birer birer öldürülmektedir...

  
İyi;Pathology (2008) yapımına benzer kurguda,bir grup genç doktorun tıp etiğini hiçe sayması ve sonrasında gelişen olaylar şeklinde ilerliyor.Atmosfer ve oyunculuk başarılı.İkinci yarısı itibariyle daha farklı bir konsepte yönelse de ortalamanın üzerinde,izlemenizi tavsiye edebileceğim sürükleyici bir film.
Kötü;Senaryonun tanıdık olması en büyük eksisi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Ocak 2013 | Etiketler : | | |

Boot Camp (2008)

Boot Camp (2008)
Aileleri ile ayrı düşen,uyuşturucu bağımlısı sorumsuz gençleri askeri bir disiplinle eğitime alan Fiji adasındaki sükunet kampı,yeni konuklarını beklemektedir.Hap bağımlısı Sophie,babasının daha fazla kendisine tahammül edememesi üzerine yaka paça bahsi geçen kampa gönderilir.Bu sırada hayatta bağlandığı tek kişi olan Ben'den de ayrılmak zorunda kalmıştır...
Uzun bir bot yolculuğunun ardından Dr.Norman gözetimindeki sükunet kampına getirilen Sophie ve bir grup kendisi gibi ailesiyle sorunlar yaşayan genç,özgürlüklerini tamamen hiçe sayan kurallar çerçevesinde yaşamak zorundadır.Eğer hiç bir kaçış yolu bulunmayan adadan evlerine sağ salim geri dönebilmek istiyorlarsa, Norman'ın direktiflerini kayıtsız yerine getirmekle yükümlüdürler.Zaten halihazırda ayak bileklerine bağlanan sensörlerle sürekli gözetim altında olup deyim yerindeyse attıkları her adım izlenmektedir.Kampa katıldıkları ilk andan itibaren zorlu bir psikolojik savaşa girişecek olan gençler,daha önce sahip olmadıkları özellikle aile yaşantılarını düzene sokacak bazı duygu ve erdemleri keşfetmeye çalışırlar.Adada üç farklı kıyafet tipi bulunmaktadır.Kıyafetlerin renkleri esaretten kurtuluşun bir çeşit anahtarıdır.Siyah giyinenler içlerinde bulundukları karasız durumu simgeliyor olup,en çok çaba sarfetmesi gereken gruptur.Sarı giyinenler ise adaya adapte olup,Norman'ın öğretilerine alışmaya başlamışlardır.Beyaz giyenler ise kampın amacını idrak etmiş ve kendilerine çeki düzen vererek evlerine dönüş vizesi kazanmaya yaklaşmış olanlardır...
Sofie adada yaşamın zorluklarıyla boğuşa dursun,öte yandan Ben bir yolunu bularak sevgilisinin yanına gitmek için çabalamaktadır...


İyi;Tanıdık bir kurgu.Battle Royale (2000) yapımının ardından bu tarz filmlerin sayısı artmaya başlamıştı.Ne de olsa ıssız adada bir grup genç konsepti düşünsel olarak sürekleyici bir tarz.Psikolojik gerilim yönü başarılı.
Kötü;Yer yer sıkıcı,biraz aksiyon olmalıydı.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Aralık 2012 | Etiketler : | | |

Loft (2008)


Loft (2008)
Kim derdi ki Belçika yapımı bir gerilim filmi seyredipte bu kadar beğeneceğim.Evet kulağa enteresan geldiğinin farkındayım ama "Loft" gerçekten de övgü ile bahsedilmesi gereken yapımlardan biri.Filmin başarısını özetlemek için halihazırda biri Hollanda yapımı olmak üzere bir diğeri de 2013 yılında vizyona girecek olan kurgusal olarak tamamen aynı fakat oyuncu kadrosu bakımından farklı versiyonlara sahip olduğunu da ekleyeyim.
Beş yakın arkadaş ki hepsi de evli,kaçamak zaman geçirebilecekleri,aralarında sır olarak kalacak bir mekanı paylaşırlar.Her biri birer anahtar alarak,zamanı geldiğinde çatı katını kullanmayı planlamaktadır.Amaç gayet basittir;hem gönüllerini eğlendirecekler hem de eşlerinin bundan kesinlikle haberi olmayacaktır.Zira paylaştıkları bu çatı katı sayesinde eşlerinin takip edebileceği ne bir otel faturası ne de kart ekstresi olacaktır.Başarılı bir mimar olan Vincent'ın kendilerine ait özel bir alan oluşturma fikrini açıklaması ile psikiyatrist Chris dışında;Filip,Marnix ve Luc çoktan ikna olmuştur bile.Karısını aldatmayı aklından bile geçirmediği ve böyle bir anahtara ihtiyacı olmadığını söyleyerek,başlarda bu duruma ön yargı ile yaklaşan Chris ise Ann ile tanıştıktan sonra fikrini değiştirecektir.Filip'in düğünün ardından Vincent'ın anahtarı çoğaltarak arkadaşlarına dağıtması ile gözlerden uzakta çatı katı serüvenleri başlayacaktır...
Bir sabah çatı katına giden Luc,yatakta kanlar içerisinde yüzüstü uzanmış bir kadın ceseti ile karşılaşır.Hemen arkadaşlarına haber veren kahramanımız,Filip aralarına biraz geç katılsa da olay patlak vermeden önce buluşmayı başarırlar.İçlerinden birinin cinayetle ilişkisi olduğunu düşünen Chris,odanın alarm sistemi olduğunu ve kapıda herhangi bir zorlama olmamasından ötürü birinin anahtarla içeri girmiş olabileceğini ihtimali üzerinde durur.Esasında şu an için önemli olan katilin kim olduğundan ziyade polis kanalıyla yaşananların ortaya çıkmamasıdır.Çünkü hepsi de zamanında çatı katını kullanmış ve eşlerini aldatmıştır.Yaşanabilecek bir skandal beşinin de sonu olabilir.
Grup dinamikleri içerisinde daha sakin ve lider özellikleri taşıyan Vincent,birinin kendilerine tuzak kurmuş olabileceğini düşünür.Öte yandan Chris'in aynı zamanda üvey kardeşi olan Filip,saldırgan bir tutum sergilemeye başlamıştır.Bakalım sırlar daha ne kadar saklı kalabilecek ?

İyi;Öncelikle Belçika tarihinin en çok izlenen filmi olduğu bilgisini sizlerle paylaşayım.Baştan sona inanılmaz sürükleyici,gerilimin zaman zaman tavan yaptığı mutlaka izlemenizi tavsiye ettiğim yapımlardan biri.Başlarda her şey kaotik gibi görünse de biraz zaman tanıyarak parçalarını yerine oturtabilirsiniz.Kurgu çok iyi,oyunculuk da çok üst düzeyde olmasa da yeterli seviyede.Özetle entrikalarla dolu,filmde gözlediğiniz herkesten suçlu kim olabilir diye şüphe duymanıza sebep olacak başarılı bir gizem-gerilim filmi.
Kötü:-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Kasım 2012 | Etiketler : | | | |

Let The Right One In (2008)

2008 yılının en başarılı korku-gerilim yapımlarından biri olarak gösterilen "Let The Right One In",farklı kurgusu ve alışılagelmişin dışındaki vampir hikayesi ile beğenileri karşılıyor.Esasında ilk çeyrek itibariyle yalın ve bir o kadar da sıkıcı şekilde ilerleyen anlatım neyse ki çok geçmeden seyirciyi yakalamayı başarıyor.Tabii bu geçişte soğuk iklimlerin soğuk insanlarının da payı yok değil hani :D
Her şey Stockholm'da yolları kesişen oniki yaşlarındaki iki çocuğun (Oscar ve Eli) enteresan karşılaşması ile başlıyor.Oscar annesiyle yaşayan çeşitli ailevi problemleri olan belki de bundan ötürü oldukça ürkek bir çocuktur.Okuldaki başa bela akranları ile geçinemeyen kahramanımız,sürekli aşağılanmakta ve gün geçtikçe içene kapanmaktadır.Giderek yalnızlığın içinde kaybolmaya başlayan Oscar,günün birinde evlerinin yakınındaki bir parkta Eli isimli kendisi ile hemen hemen aynı yaşlarda bir kızla tanışır.Eli;solgun görünümlü,dondurucu soğukta üşümediğini söyleyerek ayakları çıplak şekilde dolaşan tuhaf bir kızdır.Hemen ilk bakışta okuldaki serseri yaşıtlarından epey farklılıklar gösteren Eli'nin görüntüsünün aksine çevresindekileri umursayan,sevecenlikle yaklaşan biri olduğunu anlayan Oscar onunla daha fazla vakit geçirmeye başlayacaktır.Kısa sürede arkadaşlıklarını ilerleten ikilimiz,öncesinde tanımadıkları duygular (sevgi) keşfetmeye başlarlar.Tüm bunlar yaşanırken kahramanlarımız yaşadığı çevrede ardı arkası kesilmeyen cinayet vakaları rapor edilmektedir.Hunharca gerçekleşen katliamlar kasabalıların tedirginleşmesine sebep olacaktır.

İyi;Bahsettiğim gibi farklı bir vampir hikayesi barındıran göz atmanızı tavsiye edebileceğim başarılı bir yapım.Gizem seviyesi,baştan sona tırmanan gerilim ve atmosfer gayet iyi.Alt metinlerde pek çok sosyal mesaj da yer edinmekte.Kısacası önceden aşina olduğumuz vampir filmlerinden oldukça farklı,hatta bir bakıma korku-gerilimden ziyade hüzünlü,dramaya kayan bir işleyişi var.
Kötü;Filmin giriş bölümü daha farklı olabilirmiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Eylül 2012 | Etiketler : | | | |