Güncel İncelemeler;

Nine Miles Down (2009)

Nine Miles Down (2009)
Sahra çölünün en ıssız yerlerinden birinde bir grup bilim adamı son teknoloji sondaj aletlerinin yardımıyla büyük bir izin peşini sürmektedirler.Zira yerin yaklaşık 15 mil kadar altında sonu olmayan bir boşluk olduğu saptanmıştır.Bilim dünyasının epey ilgisini çeken bu durum yaklaşık 25 bilim adamından oluşan uzman bir kafilenin bölgeye akın etmesine sebep olmuştur.Ancak sondajdan birkaç gün sonra çalışma grubuyla telsiz temasının yitirilmesi üzerine Jack Jackman isimli bir güvenlik görevlisi göz atması için bölgeye gönderilir.
Jack yoğun kum fırtınasının ardından ulaştığı istasyonun terk edilmiş olduğunu anlar.Geceyi orada geçiren kahramanımız ertesi sabah oldukça alımlı bir bayanın kuyulara yaklaştığını fark eder.Adının Jennie Christianson olduğunu söyleyen bayan çalışma ekibinden olduğunu belirterek burada korkunç şeyler yaşandığını ve sadece kendisinin hayatta kaldığını anlatır.Bir an önce arkasına bakmadan uzaklaşmak istemektedir.Telsizle merkeze durumu ileten Jack çalışma grubunda hiç bayan bilim insanı olmadığını bilgisini edinir.Jennie ise zamanın daraldığı söyleyerek ikna edici olabilmek için her şeyi anlatmaya karar verir.Sondajın ardından buldukları sonsuz boşluktan ve kaydedilen ses kasetlerinden bahseden kahramanımız,orada acı çeken birileri olduğunu o günün ardından kampta hiç bir şeyin eskisi gibi olmadığını ekler.Bazı metafizik güçlerin ve huzursuz ruhların etrafta belirdiği fikri Jack tarafından komik karşılansa da sondaj istasyonuna geldiği günden beri anlık yanılsamalar ve uykusunda kabuslar görmeye başlayan kahramanımız,yerin 15 mil kadar altında cehennem olabileceği fikrini dillendirir.Zaten Jennie'nin dolaylı yoldan ima ettiği şey ve istasyondaki ölümlerin sebebi de budur.Giderek ruh sağlığı bozulan Jack,bakalım ölen karısının yer aldığı halüsinasyonlarla dolu saatlerin ardından bu gizemli mekandan kurtulabilecek mi?


İyi;Enteresan bir fikirle başarılı bir kurgunun birleşimi olan beyin jimnastiği yapmanıza olanak sağlayan başarılı bir psikolojik gerilim filmi.
Kötü;Biraz daha para harcanıp görsel efektler ve atmosfer iyileştirilebilse çok daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Død snø (aka Dead Snow) (2009)

Død snø (aka Dead Snow) (2009)
Yedi tıp öğrencisi Paskalya tatilinde kayak yapmak için gözlerden uzakta,büyük bir dağın eteğinde bulunan döküntü bir barakaya giderler.Tam gaz eğlenceye başlayan kahramanlarımız akşam saatlerinde kapılarında beliren yaşlı bir adamın anlattıkları sonrasında epey irkilirler.Zira 2.Dünya Savaşı sırasında bulundukları kulübe ve çevresi Almanlar tarafından işgal edilmiş olup,epey stratejik bir plana hizmet etmiştir.Albay Herzog komutasındaki Alman askerleri bu bölgede konuşlanıp,İngiliz-Rus ittifakını engellemeye çalışmıştır.Acı ve şiddet dolu üç yılın ardından kasaba ahalisinin ayaklanması ile tüm Alman askerleri öldürülmüş sadece Albay Herzog ve bir grup asker dağlara sığınarak kurtulabilmiştir.O günden sonra kaçak Alman askerlerinin izine rastlanamamıştır.Ancak kötülüğün bir yerlerde açığa çıkmaya hazırda beklediği dilden dile konuşulmaktadır.
Yaşlı adamın anlattıkları hayal ürünü saçma sapan hikayeler olarak gören gençler,yeniden bildiklerini okumaya başlarlar.Çevrede kendilerinden başka kimsenin olmadığına ikna olduklarında ise eğlence tam gaz devam eder.Öte yandan ertesi sabah uyandıklarında evin sahibi Sara'nın ortalarda olmaması gerilimi tetikleyecektir.İçlerinden biri kar motorunu alarak onu aramaya dağın zirvesine çıkmışken,diğerleri ise kulübede bir kutu dolusu altın bulurlar.Yaşlı adamın hikayesinde değindiği Nazilerin zorbalıkla topladıkları altınlar bunlar olabilir mi?Bu aşamadan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır...


İyi;Klişelerle dolu tipik bir zombi filmi olmasına rağmen,teen slasher tarzından da yoğun olarak yararlanan yönetmen iyi iş çıkarmış diyebiliriz.Komedi-korku dengesinin tam kararında olduğunu da eklemek lazım.Soundtrackler de başarılı.
Kötü;Yaratıcı olacağız derken fazlaca mantık hatası yapılmış.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Mart 2013 | Etiketler : | | | |

The Skeptic (2009)

The Skeptic (2009)
Genç bir avukat olan Bryan Becket,uzun süredir görüşmediği halasının ölümünün ardından miras işleriyle uğraşmaktadır.Halasının en büyük serveti,aile yadigari olan tarihi malikanenin kendisine kaldığını düşünerek,ev satılana kadar orada zaman geçirmek isteyen kahramanımız,eşiyle (Cassie) de arasının limoni olması sonrasında yanına ufak tefek eşyalar alarak malikanenin yolunu tutar.Cassie ve diğer iş arkadaşları tarafından duygusuz olması ve sadece rasyonel olarak hareket ettiği yönünde eleştiriler alan Bryan,böylelikle kısa süreliğine de olsa kafasını dineleyebilecektir.
Eve taşındığı hemen ilk günde odalardan birinin kilitli olduğunu fark eden kahramanımız yeni evini keşfede dursun,aynı avukatlık bürosundan yakın arkadaşı Sully'nin ziyareti ile biraz olsun neşelenmeyi umar.Ancak ne yazık ki Sully kötü haberler getirmiştir.Halasının mirasının tamamını lokal bir teknoloji enstitüsüne bağışladığını ve bu malikanenin yasal olarak Bryan'a ait olmadığını anlatan kahramanımız,evi boşaltması gerektiğini söylemektedir.Halasının tek yasal vasisi olduğunu ve mirasın kendisine ait olduğunu üstüne basarak tekrarlayan Bryan,halasının bu kurumla nasıl bir ilişkisi olduğunu anlamak için teknoloji enstitüsünü ziyaret etmeye karar verir.Enstitüye gittiğinde ise sorumlu Dr. Shepard'la tanışıp yetersiz imkanlarla boğuşan,uykusuzluk çeken hastalara alternatif tedaviler üreten ufak bir uyku kliniğe ile karşılaşır.Halasının klinikle ilişkisini sorduğunda ise uyku problemlerinden ziyade evinde yaşadığı  bazı paranormal olaylardan şikayetçi olduğu bilgisini alır.Bu yaşına kadar hep mantığıyla hareket eden kahramanımız için Dr. Shepard'ın söylemleri uydurma bir hikayeden farksızdır.Şimdi yapması gereken halasının mirasının kendisine ait olduğunu mahkemede ispatlamaktır.Öte yandan malikanede zaman geçirmeye devam ettikçe gerçekten de bir şeylerin yolunda gitmediğini anlamasını uzun sürmeyecektir.Evin mazisine uzanan bir takım karanlık sırlar bulunmaktadır...


İyi;Özellikle ilk yarısı itibariyle gizem seviyesi tatmin edici başarılı bir psikolojik-gerilim yapımı olduğunu söyleyebilirim.Akıcı kurgu ve oyunculuk izlemeye değer.
Kötü;Beklentilerin altında kalan final bölümü filmin bir üst seviyeye çıkmasına başlıca engeli teşkil ediyor.Klasik perili ev klişesiyle başlayıp,yer yer sıkıcı sahnelerin de bulunduğunu ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Şubat 2013 | Etiketler : | | | | |

5150 Rue des Ormes (2009)

5150 Rue des Ormes (2009)
Genç bir sinema öğrencisi olan Yannick,yeni mahallesinde mini bir belgesel çekmek için bisikletiyle dolaşmaktadır.Aniden önüne bir kedinin çıkması ile çarpmamak için ufak bir kaza atlatan kahramanımız,yara alarak elleri kan içinde kalmıştır.Kasabanın sessiz sokaklarından birinde olan Yannick,hemen yakınlarında bahçesinde taksi olan bir eve doğru yönelir.Zira bisikleti kullanılamaz hale gelmiştir.Taksinin sahibi olan Jacques,orta yaşlarda kır saçlı bir adamdır.Bugün çalışmadığını söyleyerek kahramanımızın taksiyi kullanma talebini geri çevirir.Yannick ise en azından ellerini yıkayabilmek için müsaade istediğini Jacques'ın evine izinsiz bir şekilde giriş yapar.Üst kattan gelen yardım çığlıkları ise bir andan hayatını değiştirmeye yetecektir...
Jacques dışarıdan normal bir aile babası gibi görünen,eşi ve iki kızı olan geçimini taksicilikle sağlayan biridir.Boş zamanlarını satranç oynayarak geçiren Jacques,eski bir şampiyon olup henüz onu yenebilen çıkmamıştır.Yannick'i gördükleri sonrasında esir alarak,odalardan birine hapsedip alıkoymaya başlar.Ona ne yapacağına karar veremeyen kahramanımız bir süre misafir ederek iyi bir insan olup-olmadığını anlamaya çalışır.Öte yandan Jacques'ın büyük kızı Michelle'de babasının öğretileri ile yetişmiş,zaman zaman öfke nöbetleri geçirerek saldırganlaşan genç bir bayandır.Michelle,Yannick evlerine girdiği andan itibaren onu da diğerleri gibi babasının öldürmesi gerektiğini düşünmektedir.Birkaç kez kaçma teşebbüsünde bulunan Yannick ise buradan tek kurtuluşun Jacques'in yaptığı teklif olduğunu düşünmeye başlar.Eğer onu bir kez satrançta yenebilirse serbest kalacaktır.Ancak hayatı boyunca satrançta hiç kaybetmemiş birisini mağlup edebilmek hiç de kolay olmasa gerek?


İyi;Psikolojik gerilim yönünden seyircileri tatmin edebilecek,çoğunlukla tek mekan ağırlıklı olarak ilerleyen bir kurguya sahip.Oyunculuk,atmosfer başarılı.İşin içinde satranç oyunun olması da filme ayrı bir egzotizm katıyor.Yanlış yolda yanlış eve giren meraklı bir gencin,kendi doğrularıyla yaşayan bir adamın enteresan ailesine zorunlu misafir olması...Bu filmi sevenlerin Chained (2012) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Biraz daha aksiyon vaad edebilirdi.Zira sıkıcı olmasa da uzun süre durağan işleyen bir senaryoya sahip.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Ocak 2013 | Etiketler : | | | |

The Canyon (2009)

The Canyon (2009)
Yeni evli Lori-Nick Conway çifti balaylarını daha eğlenceli geçirmek için Büyük Kanyon'da birkaç gün sürecek katır üstünde bir tura çıkmaya niyetlenirler.Ancak vilayet yasalarından ötürü gezinin aylar öncesinde bildirilmesi gerektiğini öğrendikten sonra tüm planlar alt üst olur.Kahramanlarımızın hayal kırıklığına kulak misafiri olan Henry isimli gizemli bir adam,kendisini tur rehberi olarak tanıtarak arzu etmeleri takdirinde gerekli izinleri alabileceğini söylemektedir...
Lori her ne kadar motelde kalmayı teklif etse de Nick'in yoğun ısrarları üzerine Henry'nin teklifini kabul edecektir.Henry uzun yıllar bu tarz gezilerde görev almış,oldukça deneyimli bir rehberdir.Ancak kemerinde büyük bir av bıçağı taşıması ve tuhaf hareketler sergilemesi genç çiftimizin akıllarında bir takım soru işaretleri bırakacaktır.Gezinin başlaması ile Henry'nin beklentilerinin ötesinde yardımsever,iyi kalpli bir insan olduğunu anlayan kahramanlarımız katır sırtında oldukları için biraz söylenseler de Büyük Kanyon'un eşsiz tabiatı ile büyülenirler.Ancak tam da güneşin batması ile kamp kurma hazırlıkları yapan üçlümüz,zehirli bir yılanın Henry'ye saldırmasının ardından yol-iz bilmez halde ortada kalırlar.Halihazırda telefonları da çekmemektedir.Öte yandan zehirli yılanların varlığı  ve kurt sürülerinin sesleri epey tedirgin olmalarına sebep olacaktır.Şimdi yapılması gereken sabah olmasını beklemek,Henry'yi de hayatta tutabilmek için bir an önce motele dönebilmektir.

İyi;Sürükleyici bir yapım.Gerilimin giderek tırmanması ve hayatta kalabilme mücadelesi,o anki çaresizlik gerçekten başarılı şekilde yansıtılmış.Kurgu olarak 127 Hours (2010) filmine de benziyor.Zaten hikayenin içerisinde ufak bir atıf da söz konusu.
Kötü;Film genelinde seyirciyi rahatsız edebilecek pek bir şey yok,ancak kurgunun tanıdık olması,sürprizden uzak görüntü yerine daha orijinal bir şeyler olabilirmiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Aralık 2012 | Etiketler : | | |

Dom zly (aka The Dark House) (2009)

Polonya yapımı "Dom zly" enterasan hikayesi ve iki koldan ilerleyen kurgusu ile ilgiyi hak eden bir gerilim filmi.Filmde olay örgüsü iki bölümden oluşuyor:Srodon'un 1978 yılında Dziabas ailesinin evine misafir olması ve bu olayın dört yıl sonrasında Teğmen Mroz komutasında bir grup askerin aynı evde cinayet tatbikatı yapması şeklinde...
Edward Srodon eşinin ansızın beyin kanamasından ötürü ölmesi ile kendisini alkole vermiş,kısa zamanda da her şeyini kaybetmiş bedbaht bir adamdır.Meslek lisesi çıkışlı olan kahramanımız öncesinde başarıyla yürüttüğü zooteknikerlik işini de kaybetmiştir.Evini ve eşyalarını satarak bütün birikimini yanına alıp,arkasını dönmemek üzere yeni bir hayata adım atan Srodon,taşrada bir devlet çiftliğini tercih ederek bir bakıma sürgün hayatını seçmiştir.Uzun bir otobüs yolculuğu sonrasında taşıtın arıza yapması ile yürümeye karar veren kahramanımız,yağmurun da şiddetini arttırmasının ardından Bieszczady dağının eteğindeki Dziabas ailesine ait bir çiftlik evine sığınır.Yaşlı Zdzislaw ve kendisinden yaşça genç karısı Bozena'nın misafirperver davranması ile çiftliğe geçmeden önce bir süreliğine burada kalmaya karar veren Srodon,öte yandan kulağına çalınan yeni işyeri devlet çiftliği ile ilgili söylentilerden epey rahatsız olmuştur.Zdzislaw oğlunun da orada çalıştığını söyleyerek,bir süre evvel yerine tayin olduğu eski zooteknikerin gizemli bir şekilde ortadan kaybolduğunu söylemektedir...
Zdzislaw'ın tavuk kümesinde kaçak alkol ürettiğini öğrenen Srodon,birlikte bu işi genişleterek yakın zamanda çok para kazanmayı planlarlar.Çok kısa bir zaman önce tanışmalarına rağmen aralarındaki dostluk bağının güçlenmesi ile ikilimiz birikimlerini birleştirerek ortak olmaya karar verirler.Ancak işin içine para ve şehvetin girmesi ile kaçınılmaz trajedik bir son yaklaşmaktadır.
Teğmen Mroz emrindeki askerler,bir savcı ve cinayet zanlısıyla beraber dondurucu bir kış soğuğunda aradan dört yıl geçmesine rağmen halen aydınlanamamış bir davayı çözebilmek için yola çıkarlar.İşin içine diplomatik ve askeri çıkarlarında girmesiyle tatbikatı bir an önce sonlandırmak zorunda kalan Teğmen Mroz,birtakım farklı problemlerle de yüzleşmek zorundadır...


İyi;Atmosfer,oyunculuk ve gizem seviyesi tatmin edici.Sıkı yönetim altındaki Polonya,son derece başarılı şekilde ekrana yansıtılmış.Çarpık diplomatik ilişkiler,taraf olma,bir torba sigara ve bir şişe votka için her şeylerini vermeyi göze alan insanlar...
Kötü;Daha kompleks,gizem seviyesi yüksek bir final beklemiştim.O yönden biraz umduğumu bulamadım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Aralık 2012 | Etiketler : | | |

The Shortcut (2009)

The Shortcut (2009)
Derek babasının ölümünün ardından küçük kardeşi Tobey ile birlikte annesinin yanına yerleşmiştir.Uzun yıllardır sürekli taşınmak zorunda kalan kahramanlarımız sonunda düzenli bir hayata adapte olmaya başlamıştır.Derek okulun popüler kızın Christy ile yakınlaşırken,Tobey ise okulun hemen dışındaki ormanlık alana giden,yaşıtlarının cesaret ederek giremediği bir kestirme yolu keşfe koyulmuştur...
Kestirme yol hakkında 1950'li yıllara dayanan karanlık bir hikaye anlatılmaktadır.Patika yola girenlerin bir daha geri dönemediği ve arazinin sahibi olan Hartley ailesinin gözlerden ırakta bir şeyler çevirdikleri kasabalılar tarafından kulaktan kulağa konuşulmaktadır.Tobey kestirme yola girdiğinde ise büyük bir köpeği parçalara ayrılmış şekilde bulur.Dahası elinde kürek olan yaşlı bir adam etrafında belirerek eğer buraya bir kez daha adım atarsa yerdeki kanın bu kez ona ait olacağını söylemektedir.Bu korkuyla hemen eve koşuşturarak olan biteni Derek'e anlatan kahramanımız abisinin dikkatini çekmeyi başarır.Öte yandan Taylor kaybolan köpeğinin izini sürmektedir.Derek'in kardeşinin başına gelenleri öğrendiğinde ise onunla iş birliği yaparak yaşlı adamın ağaçlarla çevrili evini kolaçan etmeye karar verir.Okuldan birkaç arkadaşının da katılımıyla gizem dolu bir keşfe yelken açan kahramanlarımız bakalım Hartley ailesinin korku dolu sırrına erişebilecek mi?

İyi;Gizem seviyesi tatmin edici,sürükleyici bir yapım.Esasında 12-16 yaş grubu için ideal bir macera filmi olarak nitelendirebiliriz.
Kötü;Senaryo sıradan,maalesef herhangi bir zeka parıltısına rastlayamıyoruz.Final daha başarılı olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Kasım 2012 | Etiketler : | | |

Antichrist (2009)

Antichrist (2009)
Lars von Trier imzalı "Antichrist" filmin giriş bölümünde de bahsi geçtiği gibi Tarkovski sinemasına atıflar içeriyor.Tanıdık olmayanlar için Andrey Tarkovski'nin sinemasını kısaca özetlersek;genel izleyici kitlesini tatmin etmek güdüsü içermeyen,çoğunlukla anlamsız bulabileceğiniz diyaloglarla süslü,final bölümünde iyi-kötü,doğru-yanlış önermeleri içermeyen,genelde buhranlı atmosfere sahip tanıdık kurgu kalıplarından farklılaşan yapımlar barındırır.
Genç bir çift minik oğullarını ihmal ederek diğer odada seks yaparlarken,çocuklarının camdan düşerek ölmesi üzerine büyük bir depresyonun içerisine sürüklenirler.Annenin daha büyük bir yıkım yaşaması üzerine aynı zamanda psikiyatrist olan baba hastane dışında gözlerden uzakta baş başa kalabilecekleri bir yerde terapiyi sürdürmeyi planlar.Daha önce birlikte hoş vakit geçirdikleri sık bir orman ağıyla çevrili kulübenin yolunu tutan kahramanlarımız,ilişkilerine yeni bir şans verme arayışındadır.Ancak sanılanın aksine yalnızlığın kendilerine iyi geleceğini düşünseler de annenin saldırgan doğası işlerin daha da çığrından çıkmasına sebep olacaktır.Dört bölümden oluşan (“Keder“, “Acı“, “Umutsuzluk” ve “Üç Dilenci”) yapım sığ çevreler tarafından erotizmin ağır bastığı belirgin bir finalle sonlanmayan,herhangi bir amaç barındırmayan manasız bir yapım olarak lanse edilse de,yönetmen koltuğunda oturan Lars von Trier her zaman olduğu gibi yine hafızalarda yer edinecek üst düzey bir yapımı sinema tarihine kazandırmış.Genel hatları itibariyle kadın doğası ve yaratılışı üzerine tüm çıplaklığıyla yalın önermeler sunan "Antichrist" muazzam görsel anlatımla birleşerek salt korkunun iliklerde hissedilmesini sağlıyor.Buhranlı atmosfere ek olarak hayvanlar aracılığıyla simgeleştirilen metaforlar ve acı-keder kavramlarının en iyi şekilde hissettirilebileceği arketipler başarıyla yansıtılmış.Tarkovski'nin daha çok yağmurlu atmosferden de destek alarak hüzünlendiren seyirciyi bunaltan,tematik olmayan daha kaotik işleyişi Trier tarafından şiddet ve cinselliğin ön planda tutulması ile sağlanmış.

Özetle;ormanda ıssız bir kulübede teorikte birbirlerine en yakın olan ama doğası gereği yıldızları barışmayan çiftimizin yaşadıkları trajediyi oraya gömerek yeniden eski hayatlarına dönme ümitleri...
İyi;Atmosfer,oyunculuk,lirik anlatım...
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Kasım 2012 | Etiketler : | | | |