Güncel İncelemeler;

Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)

Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)
Kızı Mitsuko' nun başını belaya sokması sonrasında, telefon görüşmesiyle markete davet edilen Syamato, eşi Taeko ile beraber apar topar yola koyulur. Markete ulaştığında görevlilerden Mitsuko' nun hırsızlık yaptığını öğrenen ve utancından yerin dibine giren Syamato, Murata' nın yardımları sayesinde olaya polis dahil olmadan kızını kurtarmayı başarır. 
Tsumetai nettaigyo (aka Cold Fish) (2010)
Murata, kasabanın zengin iş adamlarından biri olup, Amazon' dan getirdiği endemik tür balıkların ticareti yapmaktadır. Symato' nun da ufak bir dükkanı olduğunu bilen ve akvaryum balık ticareti yaptığını öğrenen Murata, az önce talihsiz bir şekilde tanışmış olduğu Syamato ve ailesini kasabanın en büyük büyük süs balık akvaryumuna, yani ofisine davet eder. Kızını kurtarmasında yardımcı olan Murata'ya karşı büyük bir minnet duyan Syamato, öncesinde rahatsızlık vermek istemese de nazik teklifi kabul etmek zorunda kalır. Murata gerçekten de kendi ufak işletmesine kıyasla oldukça büyük ölçekte iş yapmakta olup, Amazon'dan getirdiği endemik türlerle beraber epey ilgi çekici bir tesise sahiptir. Öte yandan Syamato ve ailesini, eşi Taeko ile tanıştıran Murata son derece cömert ve yardımsever bir şekilde misafirlerini ağırlamaya gayret etmektedir. Tesisinde genç kızları satış danışmanı ve balıkların bakımından sorumlu olarak çalıştırdığını anlatan Murata, Syamato'nun izin vermesi halinde büyük bir memnuniyetle Mitsuko'yu da yanına alabileceğini söyler. Taeko ile evlendiğinden beri kızının üvey annesiyle sorunlar yaşamasından, ergenliğinde sebep olduğu sorumsuz davranışlardan ve evde huzurun tamamen kaçmasından epey muzdarip olan kahramanımız, Murata'nın samimiyetine ve iyi niyetine güvenerek razı olur. Murata, Mitsuko'nun yanında çalışmasıyla yetinmeyip, Syamato ile yakın ilişkiler kurmak istemekte ve iş ortağı olmayı planlamaktadır. Henüz birkaç gün öncesinde tanıştığı Murata'nın teklifini değerlendiren kahramanımız, çok para kazanacakları hayaliyle Taeko'nun da baskılarıyla ikna olur. Murata çiftinin mükemmel uyumundan ve iş konusundaki başarılarından etkilenen Symato, Murata'nın diğer ortakları ve iş yaptığı kişilerle tanışmaya başladıkça edindiği ilk izlenimden bağımsız olarak onun farklı yönlerini keşfetmeye başlar. Çok geçmeden işler karışır ve kahramanımız Murata' nın sırlarına ortak olur. Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir...


İyi; Durağan ilerlemesine rağmen güçlü kurgusu ve gerilim öğeleriyle ilgi çekici bir uzakdoğu korku-gerilim filmi. Oyunculuk yönünden tatmin edici, atmosfer olarak başarılı bir yapım. Genel görünüm olarak psikolojik gerilim tarzına yakın olsa da rahatsız edici filmler kategorisine de alınabilecek türde kışkırtıcı, bol kanlı ve sinir bozucu sahnelere sahip. 
Kötü; Esasında tipik uzak doğu korku sineması temasında işlese de; herkese hitap etmeyen, sert sahnelere sahip bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | |

Rammbock (2010)

Rammbock (2010)
Michael eski kız arkadaşını (Gabi) ziyaret etmek için Berlin'e döner.Eve gittiğinde Gabi'nin orda olmadığını fark eder.Tadilat yapan iki işçiden kız arkadaşının nerde olduğunu öğrenmeye çalışırken,ansızın olanlar olur.Dışarıda büyük bir gürültü kopmuş,insanlar delicesine şiddet eğilimi göstererek etrafa saldırmaktadır.
Rammbock (2010)
Harper isimli genç işçiyle beraber Gabi'nin evinde mahsur kalan Michael,çok geçmeden neler olup bittiğini anlar.Tv yayını bozulsa da radyodan aldıkları bilgiler sonrasında hızla yayılmakta olan bir virüsün insanları zombilere çevirerek saldırganlaştırdığını öğrenir.Öte yandan binanın avlusu onlarca vahşi zombiyle dolmuştur bile.Ne pahasına olursa olsun Gabi'ye ulaşmak isteyen kahramanımız, Harper ve kendisi gibi hayatta kalmayı başarmış birkaç apartman sakiniyle birlikte hareket etmeye karar verir.Salgın vücut sıvılarıyla yayılmaktadır ve dönüşmeden önce kullanılabilecek sakinleştirici maddeler şiddet eğilimi azaltmaktadır.Bunun üzerine madde bağımlısı komşularından birinin evine girerek sakinleştirici madde stoklamak isteyen kahramanlarımız kendilerini tehlikeli bir köşe kapmaca oyununun içerisinde bulurlar.Olay tahmin ettiklerinden çok daha vahimdir.Tüm şehir virüs sonrası istila halindedir ve görünürde bir kurtarma ekibi de yoktur hani...En nihayetinde kazara Gabi ile karşılaşan Michael,kapana kısıldıkları apartmandan kurtuluş için  plan yapmaya başlar.Hayatta kalabilmek için acele etmelidirler...
İyi;Enteresan bir atmosfere sahip,sürükleyici bir salgın-virüs temalı yapım.Oyunculuk ve mekan seçimleri başarılı.Genel olarak daha realistik bir zombi filmi olarak düşünülebilir.
Kötü;Süre olarak çok kısa.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ağustos 2015 | Etiketler : | | | |

Dans ton sommeil (2010)

Dans ton sommeil (2010)
Sarah,eşi ve kolej öğrencisi oğlu Loic şehirdeki evlerini bırakarak kırsala taşınırlar.Arkadaş çevresinden uzak kaldığı için  kendisini yalnız hisseden Loic ailesinin de otoriter tavırları sonrasında büyük bir trajediyi sebep olur.
Dans ton sommeil (2010)
Olaydan yaklaşık bir yıl sonra hala tam olarak kendisini toparlayamayan Sarah,hastalardan birine uyguladığı yüksek doz sebebiyle şefi tarafından dinlenmeye gönderilir.Gecenin ikisinde nöbeti terk ederek evinin yolunu tutan kahramanımız ağaçların arasından fırlayan genci göremeyerek ufak bir kazaya neden olur.Arthur isimli genç bir şeyi olmadığını söyleyerek hemen buradan uzaklaşmak istemektedir.Hemşire olduğu için Arthur'la ilgilenmek isteyen Sarah yakınlardaki evine gitmeyi teklif eder.Bu sırada gecenin karanlığında yalnız olmayan ikilimiz gizemli birinin son sürat arabalarına yaklaşması ve tacizi ile büyük bir panik yaşar.Arthur,adamın evine girmeye çalışan psikopat bir hırsız olduğunu ve yüzünü gördüğü için peşine takıldığını anlatır.Sarah hemen bir telefon bulup polisi aramaları gerektiği hususunda ısrar etsede yorgun olduğunu ve dinlenmek istediğini söyleyen Arthur sabah olan biten her şeyi anlatacağının sözünü vererek uykuya dalar.Gece yarısı tanıştığı genç bir adamı yalnız yaşadığı evine getirdiği için endişeli olsa da Arthur'a ve anlattıklarına güvenen Sarah onu yakın zaman evvel kaybettiği oğlunun yerine koyar.Arthur'un tedavisini yapıp dinlenmeye çekildikten sonra uyku sersemi evinin hemen yanı başında yolda arabasını sıkıştıran ve  Arthur'un hırsız dediği adamın arabasını fark eder.Korkudan deliye dönen ve Arthur'u uyandırmak için koşan kahramanımız evde güvende olmadıklarının farkındadır.Gece daha yeni başlamıştır...
İyi;Sürükleyici senaryo ve atmosfer olarak başarılı,Fransız korku sinemasının olmazsa olmazı bol kanlı sahnelerin de yer aldığı başarılı bir gerilim filmi.Flashback geçişler,tekinsiz ilerleyen kurgu ve oyunculuk söz edilmesi gereken başlıca artılar.
Kötü;Tahmin edilebilir,şaşırtıcılıktan uzak final daha farklı düşünülebilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Ekim 2014 | Etiketler : | | |

Tucker & Dale vs. Evil (2010)

Tucker & Dale vs. Evil (2010)
Tucker ve Dale uzun uğraşlar sonunda satın aldıkları dağ evlerini onarabilmek için gece-gündüz çabalayan iki yakın arkadaştır.Tek eğlenceleri geceleri balık tutmak olan kahramanlarımız günün birinde ormanda kamp yapan bir grup kolejli gence denk gelirler.Her ne kadar sevecen görünmeye çalışsalar da pek dost canlısı karşılanmazlar...
Tucker & Dale vs. Evil (2010)
Öğrenciler tarafından makaraya alınan ve köylü oldukları için aşağılanan Tucker ve Dale yeniden işlerinin başına dönmek için evlerinin yolunu tutarlar.Öte yandan kolejli gençler havanın kararması ile beraber birbirlerine korkutucu hikayeler anlatarak ormanın ıssızlığında kendilerince eğlenirler.Tam da bu sırada yeniden Tucker ve Dale ile yolları kesişen gençler,göle düşen  arkadaşları Allison'ın onlar tarafından kaçırıldığını düşünürler.Allison tarafından reddedilen bıçkın Chad ve maceraperest arkadaşları,Tucker ve Dale'in izini sürerek Allison'ı kurtarmak için planlar yapmaya başlar.Talihsiz bir kazayla başlayan gece,art arda yanlış anlaşılmalar ve ön yargılar sonrasında ormanda kanlı bir kovalamacaya dönüşür...
İyi;Tipik teen slasher filmlere özeleştiriler yapan,oldukça sürükleyici başarılı bir korku-gerilim filmi.Zaman zaman klişe sahneler ve çağrışımlar olsa da orijinal fikirler barındıran,özellikle oyunculuğun gerçekten başarılı olduğu izlemenizi tavsiye edebileceğim bir alternatif.Bu filmi sevenlerin 
The Cottage (2008),Zombieland (2009) ve Attack the Block (2011) yapımlarına da göz atmalarını öneriyorum.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Mayıs 2014 | Etiketler : | | | |

The Ward (2010)

The Ward (2010)
Yıl 1966.Kristen avcunun içinde adresi olan eski bir çiftlik evini ateşe verir.Polisler tarafından yakalanan genç kız sadece kadın hastaların bulunduğu North Bend Akılhastanesi'ne kapatılır.Neden çiftlik evini yaktığını hatırlamayan kahramanımız deli olmadığını haykırarak bir an evvel buradan çıkmak istemektedir.
The Ward (2010)
Hastanenin baş sorumlusu olan Dr. Gerald Stringer deneysel terapi yöntemleri uygulayan orta yaşlarda bir bilim adamıdır.Kristen hakkında teşhisi ise o gün yaktığı evle birlikte kendi geçmişini de hafızasından söküp attığıdır.Iris, Emily, Sarah ve Zoey isimlerinde kendisi gibi tedavi için burada tutulan dört bayanla tanışan Kristen,Tammy isimli gizemli bir şekilde ortadan kaybolan kızın odasına yerleştirilir.Tammy'nin ölümünün ardındaki sır perdesini araştırmaya koyulan kahramanımız çok geçmeden hastanede bir takım şeylerin yolunda gitmediğini anlar.Loş koridorlardaki karartılar,sürekli enselerinde hissettikleri düşmanca bir nefes gerilimi tetikleyecektir.Öte yandan tedavisi tamamlanan ve eve dönüş vizesi alan Iris'in ansızın ortadan kaybolması dikkatleri Alice ismi üzerine çekecektir.Ancak hastanenin eskilerinden Alice hakkında kızların konuşmaya yanaşmaması Kristen'in işini epey zorlaştıracaktır.

İyi;Atmosfer bakımından başarılı bir gerilim filmi.Yönetmen koltuğunda Carpenter,başrolde korku sinemasına çok yakıştırdığım Amber Heard'in olmasına da diğer artıları.
Kötü;Yönetmen John Carperter olunca tabii ki filmden daha fazlası bekleniyor.Korkunun ustasının yıllar sonraki geri dönüşü ne yazık ki daha önceki eserlerinde damakta bıraktığı o alışılagelmiş tadı aratıyor.Senaryo vasat,sürprizden uzak final de buna eklenince büyük bir hayalkırıklığına dönüştüğü aşikar.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 4 Nisan 2014 | Etiketler : | | |

Kokuhaku (aka Confessions) (2010)

Kokuhaku (aka Confessions)  (2010)
Yuko Moriguchi yakın zaman önce minik kızı Manami'nin ölümüyle sarsılmış genç bir sınıf öğretmendir.Dönem sonu emekliliğe hazırlanan kahramanımız öğrencilerine artık okulu ve mesleği bırakacağını söyleyerek veda mahiyetinde bir konuşmaya yapmaya karar verir.Oldukça sakin bir ses tonunda lakin giderek gerilimi arttıran bir şekilde öğrencilerine son bir ders vermeyi misyon edinen Moriguchi,hayatta her şeyden çok değer verdiği kızı Manami'nin polis raporlarının aksine bir kaza sonrasında ölmediğini anlatır.Kızının ölümünden şu an sınıfta bulunan iki öğrencinin sorumlu olduğunu söyleyerek,onları A ve B öğrencisi şeklinde adlandırır.
Kokuhaku (aka Confessions)  (2010)
A,dersleri baştan sona pekiyi olan bir öğrenci.Şöyle bir baktığınızda,bir sorunu olduğu hiç aklınıza gelmeyecek biri.Ancak zaman zaman hakkında bazı tedirgin edici dedikodular kulağınıza gelir.Sokaktan kedi ve köpekleri toplayıp kendi yaptığı "İnfaz makinası"nda onları öldürüyormuş.B,okula nakil olup spor kulübüne katıldı.Ancak ona sadece sürekli temel antrenmanlar yaptırıldı ve raket tutmasına dahi izin verilmedi.Patlama noktasına kadar gelmişti,ne yazık ki öğretmeniyle konuşacak cesareti yoktu.O yüzden de annesine arattırıp kulüpten çıktı.Daha sonra bir dershaneye yazıldı ancak notlarında her hangi bir değişim olmadı.Durumunda endişe etse de düzeltebilmek için çok tembeldi.
Öğrencilerini deşifre eden Yuko Moriguchi,kızının ölümünün kaza olmadığının bilincindedir.Manami'nin yaşama hakkına saygı göstermeyen bu ikiliye karşı büyük öfke duyan kahramanımız,yasal yollardan çocuk hukuku sebebiyle bir netice alamayacağını öğrenir.Bunun üzerine intikam almaya karar verir.Onların da kendisi gibi en sevdikleri kişiden ayrı düşürülerek en büyük acıyı tatmalarını isteyen Moriguchi,planını hayata geçirir.Öte yandan öğrenci A ve B ise kendi doğruları ve çelişkileri içerisinde derin bir boşluğa sürüklenirler.Dikkat çekmek,farklı olmak isterlerken;gençlikleri ve henüz kontrol etmesini bilmedikleri öfkeleri hedefinden sapmaya yön değiştirmeye başlar.Kendi iç dünyalarında taraf olmak istemeyecekleri bir savaşa girişen A ve B,giderek yalnızlığa mahkum olurlar.İntikamın adaleti olabilir mi?
Bu dünyada kimi insanlar vardır ki her türlü habis suçu....bana göre belli bir seviyenin üstünde işlenen suçlar yeni dünyalar yaratır.Suç ve Ceza'da tefeciyi öldüren Raskolnikov kendisini böyle savunmuştu.Ancak ben inanıyorum ki her bir yaşam kıymetlidir,değerlidir.

İyi;Baştan sona etkileyici bir kurgu üzerine kurulmuş muazzam bir yapım.Konu,giderek tırmanan gerilim,görsel sunumlar,slow motion sahneler,soundtrackler hepsi son derece başarılı.Oldboy sonrası yine bir uzakdoğu dehası güzide bir intikam filmi.Uzun süredir rastlamadığım kadar etkileyici şiirsel bir anlatıma sahip.Ayrıca alt metin ve içerdiği mesajlar bakımından da es geçmemek gerek.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 8 Mart 2014 | Etiketler : | | | | |

Victim (2010)

Genç bir adam akşam bar çıkışında tanımadığı kişilerce kaçırılır.Büyük bir malikanenin bodrum katında zincirli bir odaya hapsedilir.Saygın yaşlı bir doktor ve onun ayak işlerini gören iri kıyım bir adam tarafından alıkoyulduğunu öğrenen kahramanımız kendisinden ne istenildiğini bilmediği gibi neden hedef alındığına dair en ufak bir fikri de yoktur.Günlerce şiddete maruz kalıp,aç-susuz bir başına bırakılır...
Victim (2010)
Doktor Volk çok geçmeden genç adamdan bir takım isteklerde bulunur.Şiddet gördüğü yetmezmiş gibi içinde ne olduğunu bilmediği bir takım karışımlar enjekte edilen kahramanımız karşı koyamadığı için çaresiz kalır.Kurtuluş ümidi olmadığını hisseden genç adam sessizce boyun eğmeye denileni yapmaya başlar.Ne de olsa kaçmanın imkansız olduğu zindan misali bir hücrede tutulmaktadır.Öte yandan zamanla doktorun istekleri giderek artmaya dahası sapıkça bir boyut kazanmaya başlayacaktır.Adını bile hatırlamaktan mahrum bırakılan kahramanımız benliğinden uzaklaşır.Ardı arkası kesilmeyen cerrahi operasyonlar ve bunaltıcı şartlar bir yana dursun,genç adam kendisini eşi benzeri görülmemiş bir intikam oyunun içerisinde bulur.Geçmişte işlediği affedilemez bir günah yakasına yapışmıştır...
İyi;The Skin I Live In (2011) yapımıyla hemen hemen aynı kurguya sahip,gerilimin giderek tırmandığı rahatsız edici bir intikam filmi.Bu benzerlik noktasında hangi filmin diğerine ilham kaynağı olduğundan emin değilim.Ancak The Skin I Live In'in "Tarantula" adlı kitaptan uyarlanması bu noktada daha özgün olabileceğini gösteriyor.Yeniden "Victim" a dönersek,sıradışı kurgu için izlemeye değer.
Kötü;Oyunculuk ve atmosfer vasat seviyede.Giriş bölümünün sıkıcı olması,filmin süresinin kısa olmasıyla birleşince;daha derin işlenmesi gereken bazı sahnelerin geçiştirilmesi senaryonun doygunluğu hususunda sıkıntılar yaratıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Ocak 2014 | Etiketler : | | | |

30 Days of Night: Dark Days (2010)

30 Days of Night: Dark Days (2010)
2007 yapımı "30 Days of Night" filminin devamı olan "30 Days of Night: Dark Days" senaryo olarak kaldığı yerden devam ediyor görünse de,kurgu ve mekanın farklılaşması ne yazık ki olumlu etki yaratamıyor.Yetmezmiş gibi birde başrol oyuncusunun değişimi de eklenince tamamen hayal kırıklığına dönüşüyor.
30 Days of Night: Dark Days (2010)
İlk yapımı izleyenlerin hatırlayacağı üzere Alaska'nın Barrow kasabasına 30 günlüğüne karanlığın çökmesi sonrasında büyük bir vahşet yaşanmıştı.Kadın,erkek ve çocuklardan oluşan yüzlerce ölü ve yaralıya rağmen kasabada yaşananların sır perdesi olarak kalması ve kamuoyu tarafından önemsenmemesi,saldırıda hayatta kalmayı başaran Stella'yı son derece rahatsız etmektedir.Öyle ki olayın üzerinden bir yıl geçmesi ve eşi Eben'in anısına saygısından ötürü daha fazla sessiz kalmak istemeyen Stella,Amerika'da toplumu vampirler hakkında bilgilendirmek için bir dizi açık oturum yapmayı planlar.Basında yer aldığı gibi Barrow'da yaşanan şey gaz kaçağı patlaması değildir,kasabanın kana bulandığı gece olanlar insanoğlunun kabul etmek istemediği vampir gerçeğinin ta kendisidir.Elde ettiği tüm kanıtlara ve ilgi çekici sunumlarına rağmen bir türlü ciddiye alınmayan kahramanımız gizemli bir şekilde FBİ tarafından sorguya alınır.Öte yandan Paul,Amber ve Todd'dan oluşan bir grup vampir avcısı,Stella'nın hikayesinden epey etkilenmiş ve onun da ekibin bir parçası olmak isteyebileceğini düşünmektedir.Kısa zaman içerisinde yolları kesişen kahramanlarımız ortak bir amaç -vampirleri öldürmek- için hep birlikte hareket etmeye karar verirler.Paul,Dane isimli bir vampir melezinden yardım almaktadır.Dane'e göre vampirlerin hiyerarşisinde en üstte bulunan Lilith yok edilirse savaş kazanılacaktır.Dahası izlerini sürmeyi başaran Dane onların dev bir gemiyle yakın zaman içerisinde karanlığın çökeceği Kuzey Kutbuna hareket edecekleri bilgisine sahiptir.Barrow'da yaşananların tekerrür etmemesi için elinden geleni yapmayı kararlı olan Stella bakalım Lilith'i durdurabilecek mi?

İyi;İlk yapım kadar olmasa da sürükleyici bir film.Oyunculuk fena değil,mekan seçimleri tatmin edici.Serinin ilk filmi 30 Days of Night (2007)'ın incelemesi için tıklayınız.
Kötü;Maalesef  başarısız bir devam filmi.İlk yapımdaki kurgudan,oyunculuk kalitesinden söz edebilmek mümkün değil.Normalde kaçan kovalanırken,kovalayan yem olmaya başlamış.Blade tarzı daha çok aksiyon vaad eden bir şeyler yapmak istemişler ama olmamış.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Ağustos 2013 | Etiketler : | | |