Güncel İncelemeler;

Rogue (2007)

Pete isimli Amerikalı bir gezi yazarı,Avustralya’nın turistik kuzey bölgeleriyle ilgili incelemesini tamamlamak için yola koyulmuştur.Kıyı boyunca eğlenceli geçeceğini umduğu bir tekne gezisine katılmayı planlayan kahramanımız,bölgenin pek lanse edilmeyen kötü şöhretinden bihaberdir.
Oldukça sıcak bir günün bahtsız kahramanı olan Pete,havaalanında bagajlarını kaybetmesinin ardından uğradığı  barda da eğitim düzeyi düşük insanlarının arasında,amanın ben nerelere düştüm diye düşünürken en sonunda güzel tur rehberi Kate ile tanışarak talihsizliğini yener.Buralara geldiğinden beri belki de başına gelen en iyi şey,bölgenin doğal güzellikleri bir yana dursun Kate ile tanışmaktır.Kate nehirde ufak geziler düzenleyen tur şirketinin rehberidir.Bölge hakkında Pete’in dahil olduğu yaklaşık on kişilik bir gruba hem bilgiler vermekte hem de tura ara vermeden devam etmektedir.Sıcak ve sinekler yüzünden her ne kadar tur cazip olmaktan çıksa da,Kate’in tatlı dili ve çevrede gözlenmeye başlayan timsahlar geziye ilginin azalmasını engellemektedir. 
Entel bir çiftin nehir gezisi sırasında video çekerlerken dikkatlerini çeken göz alıcı ışığın,yeniden herkes tarafından gözlenmesi ve bunun işaret fişeği olduğunun anlaşılması ile merkezi arayan Kate,telsizdeki parazitler nedeniyle derdini anlatamaz.Turdaki bazı kişilerin tepkisini çekse de hayati bir durum olabileceğini düşünen kahramanımız,sadece birkaç mil ileride olduğunu düşündüğü yere giderek çağrıya karşılık vermeleri gerektiğini söyler.En sonunda çoğunluk tarafından anlayışla karşılanan Kate,kayığın dümenini ışığın geldiği yere kırar.Yardım etmek için Kate önderliğinde olay yerine ilerleyen gezi grubumuz,nehrin daha önce pek ziyaret edilmemiş antik bir deltasına girerek en nihayetinde ne yazık ki bataklığın ortasında kaybolurlar.Ortamdaki gerginliğin hat safhasına ulaşması ile birbirlerini en iyi anlayan ikili Kate ve Pete mantık çerçevesi içerisinde buradan kurtuluş yolu aramaya başlarlar.Bir an önce geri dönmelidirler yoksa hava kararacaktır ve gelgitler başlayıp nehir suları hareketlenecektir.Tam bu sırada bir de ne görsünler,alabora olmuş bir kayık...

Çaresizliğe kapılan tur ekibimiz,havanın da kararması ile gelgitler başlayana kadar sadece birkaç saatlik zamana sahiptirler.Bulundukları zor durumdan kurtulmak için Neil’in de sorumluluk alması ile yeni fikirler üretecek olan kader ortağı tur kafilemiz,bakalım dehşet dolu geceyi sağ salim atlatabilecek midir?
İyi;Sonlara doğru tırmanan gerilim,mekan,kurgu.
Kötü;Final farklı olabilirdi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | |

Captivity (2007)

Ünlü model Jennifer gizemli bir şekilde hayranlarından biri tarafından kaçırılmıştır.Ufak bir odaya hapsedilen kahramanımız,kendisiyle iletişim kurmasa da temel ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olan yüzü maskeli bir adam tarafından tutsak edilmiştir.Ne amaçla kaçırıldığına ilişkin en ufak bir fikri bile olmayan Jennifer,çok geçmeden hücre benzeri odasında yalnız olmadığını fark edecektir.
Şans eseri odasının bitişiğindeki yan hücrede bir başka rehin olduğunu anlayan kahramanımız,zamanla tanıma fırsatı bulduğu taksi şoförü olduğunu söyleyen yakışıklı bir adamla(Gary) tanışır.Gary,Jennifer bu odaya tutsak edilmeden çok daha önce,haftalardır burada olduğunu söylemektedir.Benzer şekilde maskeli adam tarafından ihtiyaçları karşılanmakta ancak ne amaçla burada tutulduğuna ilişkin herhangi bir şey bilmemektedir.Günlerdir odada tek başına bırakılan Jennifer ise Gary'nin karşısına çıkması ile onunla duygusal olarak yakınlaşmaya başlar.Ne de olsa her ikisi de an itibariyle kader ortağıdır ve buradan kurtulmak istiyorlarsa beraber hareket etmelidirler.
Gary'nin hikayesinde bazı tuhaflıklar keşfetmeye başlayan Jennifer,bulmacanın boşluklarını doldurmaya başlamıştır.Doğal olarak hayatında ilk kez gördüğü birine güvenmek konusunda bazı tereddütlere sahiptir.Sürükleyici ikinci çeyreğin ardından düğümün kopacağı final bölümünün şaşırtıcı ve  vasatın üstünde olduğunu ekleyeyim.


İyi;Sürükleyici bir yapım.Tek mekan filmlerini severler için alternatif olabilir.
Kötü;Klişeler,mantık hataları.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Nisan 2012 | Etiketler : | | | |

1408 (2007)

Tek mekanda geçen korku-gerilim filmleri arasında türünü en iyi temsil eden örneklerden biri olan 1408;aynı zamanda Misery (1990) ve The Mist (2007) filmleri ile beraber en iyi Stephen King uyarlamalarının da başında  geldiğini söylebilirim.
Filme gelecek olursak,Mike Enslin ünlü bir kitap yazarıdır.Birçok kitabı binlerce satmış olan Enslin;hayatta gerçek olanın sadece aldığı nefes ya da dokunduğu bir cisim olduğuna inanır.Ona göre perili evler,cinler,lanetli köşkler vs hepsi birer palavradır.Tüm bu klişeleri şehir efsaneleri olarak yorumlayan kahramanımız,pek çok kitabında da bu gerçek dışı olarak nitelendirdiği kavramlarla alay eder.Okurları da onunla aynı görüştedir ve perili,büyülü olarak lanse edilen yerleri Enslin’e mektup yoluyla göndererek,onun bu gizemli mekanlarda kalarak cesaretini sınamasını isterler. Enslin okurları tarafından kendisine gönderilen düzinelerce mektup arasından beğendikleri ile ilgilenip,yeni kitapları için kendisine ilham olabilecek farklı hikayeler arar.Tabii aynı zamanda da okuyucularına cesaretini ispat edebilecektir.
Günün birinde Enslin,yine okuyucularından gelen postaları kontrol ederken Dolphin Otel’in 1408 nolu odasında kalmasını isteyen bir mektup alır.Odayı merak eden Enslin,oteli arar ve rezervasyon yapmak ister.Ancak telefonda bu işi resepsiyon görevlisinin uzlaşmaz tavrı yüzünden gerçekleştiremez.Görevli Enslin’e bu odanın perili olduğu ve yıllardır oda da kimsenin kalmadığı konusunda bilgi vermiştir.Telefon görüşmesinden istediğini alamayan kahramanımız,otele gitmeye ve otelin müdürü(Gerald) ile yüz yüze konuşup,1408 nolu odayı tutmaya karar verir.Otele ulaşan Enslin,Gerald’ın bu odada kalmasını engellemek adına yaptığı bütün konuşmalara rağmen,ısrarcı davranır ve anahtarları almayı başarır.Gerald  geçmişte 1408 nolu odada gizemli ölümler olduğu konusunda son kez Enslin’i uyarır ve dikkatli olmasını ister.
Odaya  yerleşen Enslin,buranın da diğer abartılan yerlerden herhangi bir farkı olmadığını gözler ve yanında getirdiği ses kayıt cihazına ilk izlenimlerini kaydeder.Her gittiği odada olduğu gibi etrafı kolaçan ederken,bir anda  teyp kendiliğinden çalmaya başlar.Akabinde bir takım gariplere daha şahit olan Enslin,odada kendisini korkutmaya çalışan bir yabancının olduğunu hisseder ve detaylıca odayı tarar.Ancak aramalarının sonucunda başka birinin izine rastlamaz.Çok geçmeden  odada bunaltıcı bir sıcaklık hissedilmeye başlanmıştır.Bunun üzerine odanın termostatını kontrol eden Enslin,ayarının bozulmuş olduğunu fark eder ve resepsiyonu arayarak bir tamirci çağırır.Tamirci odaya geldiğinde kapıdan içeri girmek istemez.Çünkü 1408 nolu bu odanın kötü şöhretinden haberdardır.Kapıdan yardım etmek koşuluyla,Enslin'e nasıl tamir edeceğini anlatır akabinde sorun çözülünce odadan ayrılır.
Kısa bir süre sonra yine garipler yaşamaya devam eden korkusuz yazarımız,elini yaralar ve bunun ardından da talihsiz bir kaza daha geçirince,daha fazla  perili denilen oda da kalmaya tahammül edemez.Çıkmak için kapıya yönelir ancak kapı nasıl olduysa açılmaz,bunun üzerine resepsiyonisti arar ve odadan ayrılmak istediğini söyler.Fakat derdini anlatamadan hat kesilir.Tam bu sırada teyp yeniden kafasına göre çalmaya başlar,üstelik çalan parça da pek bir manidardır.
Enslin,pencereden bağırmak,yan oda komşularına seslenmek gibi pek çok metodu sıkıştığı odadan  kurtulmak amacıyla dener.Ancak sanki  bulunduğu 1408 nolu oda dış dünyadan izole edilmiştir,sesini kimseye duyuramaz.Akıl sağlığı giderek bozulan Enslin,odada garip halüsinasyonlar da görmeye başlayınca sinirleri iyice bozulur.




İyi;En iyi tek mekan yapımlardan biri.Kurgu gayet sürükleyici.Final başarılı.
Kötü;
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

[Rec] (2007)

Pek çok kişinin favori korku filmlerinden biri olarak gösterdiği [Rec],her ne kadar belki de bu tarz virüs temalı yapımlar içerisinde en sıkıcı giriş bölümüyle başlasa da,ilerledikçe arka fonda tırmanmaya başlayan gerilim,finale doğru koltuğunuza yapışmanıza neden olabilir.Filmin popülaritesindeki en önemli etkenlerden birinin de el kamerası ile yapılan çekimler olduğunun altını çizelim.
Genç Tv muhabiri Angela,kameraman arkadaşı ile birlikte itfaiyecilerin günlük yaşamı hakkında bir program hazırlığındadır.Oldukça sıkıcı geçen çekimlerin arasında,programın nasıl bir kitleye hitap edeceğini tam olarak anlayamasam da (Trt 3 belgeselleri gibi :D) acil bir telefon gelmesi ve yardım istenmesi ile ortam hareketlenir.Tabii bu koşuşturmacadan hat safhada yararlanmak isteyen Angela ve kameraman arkadaşı da itfayicilerin peşine takılmayı ihmal etmez.Olay yerine ulaşan itfaiciler ve kahramanlarımız,dışarıdaki polis kordonunu ve çevredeki bina sakinlerini görünce bir hayli telaşlanır.Polisin verdiği bilgiler doğrultusunda,yaşlı bir bayanın (Mari) çığlıklar attığı ve kapısını çalarak ona ulaşamadıkları yönündeki bilgiler,panikleyen bina sakinlerinde olaya eklenmesi ile giderek sevimsizleşen bir durum haline dönüşmüştür.Üstündeki baskıyı atarak olaydan rant elde etmeye çalışan Angela ise hazır buralara kadar gelişken,çekimlere devam etmek niyetindedir.
İtfaiye ekiplerinin de gelmesiyle kapıyı kırarak içeri giren polis ekipleri gördükleri şey karşısında bir hayli şaşırırlar.Yüzü gözü ve elbiseleri kan içerisinde bulunan Mari isimli bu yaşlı bayan,bir anda saldırganlaşarak polis şefine atak yapar.Zavallı polisi boynundan yaralayan,garip tavırlar sergileyen bu kadına acaba ne olmuştur?Olup bitenleri an ve an takip eden Angela,herkes gibi panikleyerek binanın çıkış kapısına doğru koşmaya başlamıştır.Bir şeyler yolunda gitmemektedir ama ne?Binanın çıkışını tutan polisler,güvenlik amaçlı olarak buradan hiç kimsenin çıkmasına izin vermeyeceklerini söylerler.Bina sakinleri dahil herkes tehlike altındadır ve dahası emirler kesindir;kimsenin dışarı çıkmasına izin verilmeyecektir.Angela’nın neşeli başlayan günü kelimenin tam anlamıyla bir kabusa dönüşmüştür.Artık binanın girişinde toplanan itfaiyeciler,polisler,bina sakinleri ve Angela ile kameramanı;aynı kaderi paylaşacak olan birer figürandır.
Ortalığın bir an olsun durulması ile üst kattaki saldırgan yaşlı bayanı kontrol etmek üzere yukarı çıkan polislerin Mari’yi vurmak zorunda kalması ile tırmanacak olan gerilim;adeta korkudan çılgına dönen bina sakinlerinin duyduğu silah sesleri ile tam bir kaosa neden olacaktır.Düşünsenize binanın dört tarafı polislerle çevrili ve kesinlikle dışarı çıkmanıza izin verilmiyor.Bu arada olayların gidişatı sonrasında elindeki mikrofon ile cesur yürek kesilen Angela,halen durumdan pay çıkarma çabasındadır.Giriş katında mahsur tutulan ailelerle ve itfaiyecilerle röportaj yaparak,belki de eğer buradan sağ salim çıkabilirse alabileceği olası bir gazetecilik ödülünün peşindedir.
Çok geçmeden dışarıdan bina içerisine tam teçhizatlı bir sağlık memuru gönderilir ve içeride hazırlanan karantina odasını andıran bir bölmede yaralılarla ilgilenmeye başlar.Kapalı kapılar arasında gerçekleşen bu olayı görüntülemekte ısrarcı olan Angela,içerden gelen çığlıkların ardından,yaralılardan birinin aynen üst kattaki yaşlı bayan gibi saldırganlaştığına şahit olur.Güç bela odadan çıkan ve canını zor kurtaran sağlık memuru şimdi de meraklı bina sakinlerinin soru bombardıman altındadır.Bir virüsün buna neden olduğunu söyleyen görevli,enfeksiyonun kan grubu çeşidine göre etkileşim zamanının değiştiğinden bahseder.Artık herkes olup bitenin farkındadır ve salgının yayılmaya başlaması ile kimsenin hayatı güvende değildir...
Bina sakinlerinin teker teker zombi benzeri saldırgan bir forma dönüşmesi ile hayatta kalan Angela ve kameramanı,kanın su gibi akmaya başladığı,dehşet dolu bu binada kendilerine sığınacak bir oda bulurlar.Odanın tamamı garip gazete güpürleri ile kaplıdır ve içerisinde yasa dışı bir şeyler yapıldığı muhakkaktır.Neyse ki en sonunda bir kaset çalar bulan Angela,burada neler olup bittiğinin farkına varacaktır...



Serinin ikinci filmi [Rec] ² (2009) için tıklayınız!
İyi;Sonlara doğru tırmanan gerilim,binadaki amansız kovalamaca.El kamerası çekim teknikleri ile oluşan kaotik atmosfer.
Kötü;İlk çeyrek gerçekten de sıkıcı.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Şubat 2012 | Etiketler : | | | | |

Vacancy (2007)


Vacancy,tek mekanda geçen sağlam gerilim filmlerinden biri olarak göze çarpıyor.Bu tarzdan hoşlananlar için 1408 filmi tavsiye olunur.Filme gelecek olursak;araları limoni olan evli(Amy ve David)çiftimiz,gecenin geç saatlerinde karanlık bir tali yol üzerinde ilerlemektedirler.Yolda ansızın karşılarına çıkan rakunu ezmemek adına ufak bir kaza atlatırlar.Bu aralarındaki sürtüşmeyi daha da arttırır.Zaten boşanmanın arifesindedirler.Tartışmaya dalan çiftimiz,kısa bir süre sonra kaybolduklarının farkına varacaktır.
Gecenin bir yarısında saatlerdir ilerlemektedirler ancak ne bir trafik levhasına ne de bir yol göstergesine rastlamışlardır.Amy paniklemiştir ve kaybolduklarını düşünmektedir.David ise otoyoldan ayrılmasının bir hata olduğunu kabul eder ancak kendisinden emindir ve durumu düzelteceğine Amy'yi ikna eder.Bu arada arabaları da kazadan hasar görmüştür ve kısa süre içerisinde tamir ettirmelidirler.Amy ve David bu yol kavgasının ardından bir benzin istasyonuna ulaşmıştır.İstasyonda gizemli bir pompacı ile tanışırlar.David,bir kaza yaptıklarını ve arabalarının tamir edilmesi gerektiğini söyler.Pompacı ise onlara yardımcı olur ve gidecekleri Downey kasabasına kadar arabalarını idare edecek şekilde onarır.Kaybolan çiftimiz Downey'e nasıl gidileceği konusunda pompacıya danışır ve ondan bir yol haritası alır.
Yollarına gitmek üzere istasyondan ayrılan çiftimiz,pompacının tavsiyelerine uyarak Downey'e kısa yoldan ulaşmak adına,bozuk bir taşra yoluna girerler.Ancak aksilikler peşlerini bırakmayacaktır.Araba yeniden arızalanır ve ücra bir yerde çaresiz kalırlar.David ve Amy bunun üzerine yürüyerek sığınacak  yer aramaya karar verirler.Çok geçmeden kıytı bir köşede,bakımsız döküntü bir motel olduğunu görürler.Motele ulaşan kahramanlarımız,ilk olarak telefonu kullanıp yardım istemeyi düşünürler.Ancak telefonun çalışmadığını görünce,geceyi motelde geçirip,işleri sabah yoluna koymaya karar verirler.Motelde tanıştıkları görevliden (ki bu adam görünüş olarak hiç de tekin birisi değildir)bir oda kiralarlar.İşte yaşayacakları dehşet dolu saatler bu odayı kiralamalarıyla başlayacaktır.
Genç çiftimiz kiraladıkları döküntü odayı başlarda yadırgasalar da burada kalmaya mecburdurlar.Zaten odadan konfor bekleme gibi bir lüksleri de yoktur.Amaçları yorgun düştükleri bu talihsiz geceyi bir an önce sonlandırmak ve ertesi gün arabaları tamir ettirerek Downey kasabasına yol almaktır.Başlarda her şey normal görünse de bir süre sonra David ve Amy'nin kaldığı oda,çeşitli kişiler tarafından taciz edilmeye başlanmıştır.Sanki kapı ve duvarlar tekmelenmektedir.David önce neler olup bittiğini anlamaya çalışır ancak sesler kesilmeyince yan oda da bir ayyaşın kaldığını düşünür ve motel görevlisine şikayette bulunur.Görevliden sesin kesileceğine dair teminat aldıktan sonra Amy'nin yanına odaya döner.Bu gece yaşayacakları son aksiliğin bu olay olduğunu düşünüp dinlenmeye çalışırlar.Bu sırada David,Amy duştayken bir video kaseti çalıştırarak vakit geçirmeyi düşünür.Ancak kasetteki görüntüler insanın kanını donduracak cinstendir.Birkaç yüzleri maskeli adam bir odayı basıp,içeridekilere sadistçe işkenceler yapıp onları öldürmeye çalışmaktadırlar.Kahramanımız dehşete düşmüştür dahası kısa süre sonra kasetteki odanın şu an kendilerinin kaldığı oda olduğunu anlayacaktır.
David ve Amy karşı karşıya oldukları tehlikenin farkındadırlar.Başlarda motel görevlisinden yardım istemeyi düşünürler.Ancak motel görevlisinin de şüpheli davranışlarından ötürü,onun da kasetteki adamlarla birlik olabileceğine kanaat getirirler.Yardım isteyecek kimse yoktur.Bu sırada yine o can sıkıcı sesler,kapıdan ve duvarlardan gelmeye başlamıştır.Dahası odalarının elektriği de gidip gelmektedir.Amy çok korkmuştur ve bir an önce dışarı çıkıp buradan kaçmayı istemektedir.Fakat David asıl dışarı çıkarlarsa daha büyük tehdit altında kalacaklarını düşünür.Tekrardan kasetteki görüntüleri izlerler.Görüntülerde de seslerle taciz edilen onlara benzer durumda bir çift vardır.Ancak maskeli adamlar beklenilenin aksine kapıdan ya da camı kırarak odaya girmemişlerdir.Etrafı inceleyen David,bulunduklarının odanın gizli kameralar tarafından gözlendiğini ve banyolarının altında gizli bir tünel bulunduğunu fark eder.David ve Amy bu beladan kurtulmak istiyorlarsa akılcı düşünmelidirler.



İyi;Akıcı kurgu,gerilim düzeyi.Serinin ikinci filmi Vacancy 2: The First Cut incelemesi için tıklayınız !
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Şubat 2012 | Etiketler : | | |

The Mist (2007)

 
Paranoyalarla dolu süper bir gerilim filmine hazır mısınız?Korkunun insan doğasını nasıl etkilediği ve bilinçaltını nasıl yönlendirdiğini anlamak için müthiş bir seçim olan bu filmde;paralel evren ve boyut kavramlarının da işin içine girmesiyle,insan aklının anlamakta zorlandığı,bir takım olayları nelere yoracağı filmin konusunu oluşturuyor.Ufak gözlerden uzakta bir kasabadayız.Başlarda her şey normal ve kasabalılar gündelik yaşamlarını sürdürmekteler.Kasabanın en büyük alış-veriş merkezinde bulunan onlarca müşteri,birazdan yaşayacakları dehşet dolu anlardan habersiz,rutin hayatlarına kaldıkları yerden devam ediyorlar.Aralarında esas oğlan David ve oğlu Billy de yer alıyor.Bir anda o da nesi marketin dışında bir hareketlilik,bağırış çağırış,siren sesleri ve kasabaya inen bir sis bulutu…Marketin camekanından olan biteni anlamaya çalışan kahramanlarımız,markete sığınan yaralı bir polis memuru ve onun arkadaşının gizemli bir şekilde öldürülmesi olayı üzerine,dışarıdaki bu sis bulutunun kimyasal bir sızıntı olduğunu düşünerek dışarı çıkmanın güvensiz olduğuna karar verirler.Neler olup bittiği konusunda fikri olmayan kasabalı,ortak hareket ederek bu beladan kurtulmanın yolunu aramalıdır.Ancak insan doğası gereği bu denli bir kalabalığın beraber hareket etmesi mümkün müdür?
Zamanla dışarıdan garip sesler duymaya başlayan ve sıra dışı olaylara şahit olan kasabalılar, Carmody’nin baskılarıyla,kendilerini sis bulutunun içerisinde ölümün beklediği  bu yerden sadece inançları ile kurtulabileceklerini düşüncesine sahip olurlar.David liderliğinde oluşan bir diğer grup ise aklı selim tarafı temsil etmektedir ve dışarıda neler olup bittiğini anlamak için birilerini oraya göndermekten yanadırlar.Bu sırada marketin arka kapısının bulunduğu  depo bölüme giden David ve bir grup kasabalı,arka kapıyı açmaya karar verirler.Kapıyı açmalarıyla içeriye dolmaya başlayan sis perdesinin ardından garip bir yaratık kasabalılardan birisine saldırır.Gördükleri bu akıl almaz olaya bir anlam veremeyen David,dışarıda bu dünya dışından gelen garip mahlukatlar olduğunu anlayacaktır.David, gördükleri kanlarını donduran olay sonrasında,yanındaki arkadaşlarından içerdeki kasabalıları paniğe sevk etmemek için hiçbir şey söylememelerini ister.
Sislerin ardına saklanan gerçekleri öğrenmek isteyen kasabalılar,David’in ikazlarına rağmen,bir gönüllüyü halatla bağlayarak dışarı gönderir.Çünkü dışarıdaki sis yüzünden göz gözü görmemektedir ve bir aksilik durumunda halatı çekerek yolladıkları gönüllüyü kurtarmayı planlarlar.Çok geçmeden bir problem olduğunu anlayan kasabalılar halatı çekerler ve gönderdikleri kişinin katledilmiş ve sadece belden altının halatta kalmış olduğunu görürler.Herkes dehşete kapılmıştır.Dışarıda  neler olduğu ve marketin içerisinde kendilerini nasıl koruyacakları soruları,eğer bu bataktan çıkmak istiyorlarsa beraber hareket  etmelerine neden olacaktır.Ortak fikir olarak marketdeki istif kutularıyla camekanın önünü kapatarak kendilerini güvence altına almayı planlarlar.Camekanı olabildiğince kapatan kasabalılar,cam vitrine yapışan;dünyevi olmayan,ilginç,devasa böceklere rastlarlar.
Bütün bu olanlar ve kasabalının yaşadığı derin korku,Carmody’nin dini söylemlerine inananların sayısını arttırmıştır.Carmody artık kasabalıları doğrudan yönlendiren ve onlara vaazlar veren güçlü bir kişilik konumundadır.David ve bir grup kasabalı ise bu olaydan son derece rahatsızdır ve hayatta kalmalarının Carmody’nin söylemleriyle değil,akılcı fikirlerle gerçekleşebileceğine inanmaktadır.
 Zamanla camekana yapışan böceklerin saldırgan tavırları ve devasa garip uçan yaratıkların da saldırıları sonrası,artık kasabalıyı dışarıdaki hengameden uzak tutan cam zırhları yıkılmıştır.Marketin içerisi,bu yaratıkların saldırılarıyla kan gölüne dönmüştür ve hayatta kalmayı başarabilen kişi sayısı azalmıştır.David burada daha fazla saklanamayacaklarını düşünür ve kendisi ile aynı fikirleri paylaşan bir grupla beraber,hayatlarını riske atarak,bir araba bulup buradan uzaklaşmayı düşünür.Kahramanımız işlerin ters gitmesi durumunda yanına bir de silah almıştır ve yaratıklara yem olmadan,yanındaki  arkadaşları ile beraber şerefli bir ölümü planlar.


 İyi;Kurgu,oyunculuk,atmosfer.Paralel evren ve boyut kavramlarının arka planda işlendiği,insan doğası üzerine son derece başarılı bir yapım.
Kötü;Finalde mantık hatası var.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Şubat 2012 | Etiketler : | | | |

Timber Falls (2007)

Mike,Sheryl çifti kısa bir kaçamak yapmak amacıyla Batı Virginia'nın dağlık bir milli parkına kamp kurmaya karar verirler.Buraya daha önce hiç gelmemiş olan kahramanlarımız,park görevlilerinin önerisi sonrasında yüksek bir tepeyi çadır kurmak için uygun görürler.Eğlenceli bir gecenin akabinde çadırda tek başına uyanan Mike,kız arkadaşı Sheryl'nin hemen konakladıkları yerin yakınında bulunan göle yüzmeye gitmiş olabileceğini düşünür.Lakin Sheryl orada değildir ve Mike tüm gün boyunca ormanı alt üst etse de ona ulaşamamıştır.Ufak bir kaza atlatan kahramanımız,kendisine yardım etmek maksadıyla evine konuk edildiği garip bir kadın tarafından ağırlanacaktır...
Mike'ın Sheryl'i aramak amacıyla telsizle park görevlisinden yardım istemesi üzerine,onu oyalamaya başlayan ev sahibi tuhaf kadın en sonunda niyetini belli edecektir.Ufak bir kovalamacanın sonrasında Mike kendisini gizemli bir yer altı odasında bulacaktır.Odada kız arkadaşı Sheryl'nin bağlanarak tutsak edildiğini gören kahramanımız,onu buradan çıkararak bir an önce kaçıp kurtulmanın peşindedir.Tüneller sayesinde bir şekilde ormana ulaşan çiftimiz,ne yazık ki peşlerine takılan garip bir ucube nedeniyle kapana kısılacaktır.Birden beliren garabet ucube de kimin nesidir?Aa durun! işte aradığımız adam,park görevlisi imdada yetişti.
Yeniden tutsak edilerek yer altı odasına götürülen çiftimiz,kendilerini sapkın bir ailenin ellerinde bulacaktır.Radikal bir dini görüşü benimseyen bu insanlar,zavallı çiftimizden kendileri için bir bebek yapmalarını istemektedir.Tabii öyle beş dakika da yapılacak bir iş değil bu :D Sapkın aile gerekli ortamı hazırlayacaktır ve bebeğin doğması için aylarca beklemeyi göze almıştır.Zaten bu aşamadan sonra da yapımın olmayan kalitesi tamamen yok oldu.Talep edilen tuhaf istek sonrasında afallayan çiftimiz,bakalım kendileri için en doğru kararı verebilecek mi?


İyi;Pek çok şey bir arada (ucube,şerif,orman,sapkın tarikat...)
Kötü;Her şeyden parça parça olsa da genel olarak hiç birinin tam olmadığını,kısaca vasatı aşamadığını ekleyelim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Şubat 2012 | Etiketler : | |

Inside (aka À l'intérieur) (2007)

Bol kanlı,şiddet öğeleri içeren Fransız sineması filmlerinden biri olan Inside;her ne kadar bu tarzın öncüsü olmasa da Haute Tension ve Frontier(s) filmleriyle yeni bir oluşum yaratan Fransız sinemasının başarılı örneklerinden.Filmin konusuna gelecek olursak;Sarah hamileliği sırasında ağır bir trafik kazası geçirmiştir ve bu kazada eşini kaybetmiştir.Hayatta kalmayı başaran ve dahası çocuğunun durumununsa iyi olduğunu öğrenen Sarah,eşinin matemini tutarak,hayata yeniden bağlanmaya çalışmaktadır.Ta ki doğumuna bir gün kala kapısına dayanan ve kendisini çok iyi tanıdığını iddia eden gizemli bir bayan(La femme) gelene dek.İşte bu kadının ortaya çıkmasından sonra Sarah dehşet dolu saatler geçirecektir.

Sarah kendisini tedirgin eden ve kapısından ayrılmayan tuhaf görünümlü kadına defolup gitmesini söyler ve polisi arayarak yardım çağırır.Polisler eve ulaştıklarında Sarah'ın bahsettiği şüpheli bir bayana rastlamaz ve onun evsiz bir serseri olabileceği ve polisleri görünce oradan kaçıp uzaklaşmış olma ihtimali üzerinde dururlar.Sarah polislerin de telkinleri ile yaşadığı gerilim dolu anların artık sona erdiğini düşünür ve günün stresini atmak için yatağına uzanıp,uyumaya karar verir.Aradan kısa bir süre geçtikten sonra kahramanımız,elinde makas olan La femme onu öldürmek üzereyken son anda uyanır ve onunla mücadeleye girişir.Sarah yaralanmasına rağmen,kendisini banyoya kilitleyip La femme'den şimdilik kurtulmayı  başarır.

Kısa süreli bir sessizliğin ardından evin kapısı çalar.Kapıdaki Sarah'ın patronudur ve daha önce sözleştikleri gibi kahramanımızı yemeğe çıkarmaya gelmiştir.Kapıyı La femme açar ve kendisini Sarah'ın annesi olarak tanıtır.Kızının uyuduğunu söyleyerek ne yazık ki onunla gelemeyeceğini,sağlığı için evde kalması gerektiğini anlatır.La femme kaba gözükmemek için kızının patronunu eve davet eder ve kısa bir muhabbet edip onu evden göndermeyi umar.Bu sırada Sarah'ın gerçek annesi eve gelir ve kendisini tanıtarak sizlerde kimlersiniz diye salonda sohbet etmekte olan ikiliye sorar.İşte bu andan itibaren evde kıyamet kopacaktır...
Kan gölüne dönen evin içerisinde La femme terörü devam etmektedir.Sarah bir fırsatını bulup banyodan çıkıp evden kaçmayı planlamaktadır.Ancak bunu yapacak cesareti yoktur.Dahası yaşadıkları onun gibi hamile bir bayan için çok fazladır.
Akşam saatlerinde Sarah'ın şikayeti üzerine eve uğrayan polisler bu sefer de rutin devriyeleri sırasında hamile bayanın nasıl olduğunu kontrol etmek isterler.Bu sırada polis arabasının içinde bir de suç zanlısı vardır.Polislerden biri onu  kontrol altında tutmak adına arabada kalır. Kapıyı yine La femme açar ve polisleri ekmeye çalışır.Ancak hesaba katmadığı iki kişi daha vardır.Silah seslerinden bir şeylerin ters gittiğini anlayan polis memuru,yanındaki zanlıyı kendi eline kelepçeler ve eve girer.Karşılaştığı tüyler ürperten manzara karşısında şoktadır.Üst kattan gelen sesler sonrasında Sarah'a ulaşır ve olup biteni anlamaya çalışır.Bakalım kahramanımız en nihayetinde bu dehşet dolu geceden sağ çıkabilecek midir?

İyi;Bol kanlı yapımlar içerisinde kendisine yer edinmiş sağlam mide ile izlenmesi gereken filmlerden biri.Gerilim düzeyi yüksek. Kötü;Bazı mantık hataları yok değil. Gereksiz;Polisler yine salak yerine konulmuş :D
Editör'ün Puanı
Not;La femme Fransızca kadın anlamındadır ve yaptığım bu incelemede,anlatımı zenginleştirmek adına bunu daha çok bir isimmiş gibi kullandım.
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Ocak 2012 | Etiketler : | | | |

Dead Silence (2007)

^M.Ö 6.yy da ölülerin ruhlarının,yaşayan insanların karınlarından konuştuklarına inanılırdı.Latince “karın” demek olan “venter” ve “konuşmak” anlamına gelen “loquı” kelimelerini birleştirerek “ventrilok” kelimesini oluşturmuşlardır.^
Film gizemli giriş bölümü ve ilgi çekici kukla sanatını anlatan geçiş sahneleriyle ne kadar kaliteli bir yapım olduğunun sinyallerini veriyor.Evet! tahmin edeceğiniz üzere yine mükemmel bir gerilim filmi.Mutlaka izleyiniz!
Özetle;evli bir çiftin(Jamie ve Lisa) kapılarının önüne bırakılan, göndereni belli olmayan büyük bir kutu içerisinde;hemen hemen bir metreyi aşkın bir yüksekliği olan gizemli bir kuklanın çıkması ve ardından çiftimizin gizemli olaylar yaşamaya başlamasını konu ediliyor.
 
Jamie ve Lisa bu çirkin görünüşlü kuklayı evin bir köşesine bırakıp(tabii kimden geldiğini düşüne dursunlar...) gündelik hayatlarına devam ederler.Jamie yiyecek bir şeyler almak üzere dışarı çıkar.Evde yalnız kalan Lisa ise çay suyu koymuştur.Bir yandan da gizemli ve bir o kadar da tuhaf görünümlü kukla ile dalga geçerek kendini eğlendirir.Ancak kuklanın yüz ifadesi sanki canlanacakmış gibidir.Haliyle sevimsiz kukla,evde yalnız kalan Lisa'yı tedirgin eder.Kahramanımız kendisini ürpertmeye başlayan kuklayı yatağın üzerine atıp, üzerine birde çarşaf geçirir.Kısa bir süre sonra Lisa,kuklanın bulunduğu odadan kendisine hitap eden sesler duymaya başlar.(Şimdi de belki kukla onunla kendini eğlendirmeye başlamıştır :D)Gerilim yüksek dozdadır.Lisa odanın kapısını açar.(Bommmm)Aradan biraz zaman geçtikten sonra Jamie eve ulaşmıştır ancak ocaktaki demliğin gürültüsünden Lisa’ya sesini duyuramaz.Evi turlayıp belki de kendisini korkutmak için bir yerlere saklanmış olan Lisa’yı bulmaya çalışır.Usulca kuklanın  olduğu odaya yönelir ve yatağın üzerindeki çarşafı kaldırır.Gördüğü manzara hayatını alt üst edecektir.Karısı hunharca katledilmiştir.
Olay yerine ulaşan polisler dahil bu tarifi zor katliamı anlamakta güçlük çekmektedir.Lisa'nın ağzı parçalanmış ve sanki bir vantrilok şekli verilmiştir.Polisin elindeki bir numaralı şüpheli doğal olarak Jamie’dir.Bakalım Jamie kendisini bu suçlamalardan kurtarabilecek midir?Dedektif tarafından sorguya çekilen Jamie,evlerine gönderini belli olmayan bir kuklanın geldiğini ve cinayetle her nasıl bir bağlantı kurulacaksa,evlerine bu kuklayı gönderenin karısını öldürmüş olabileceğini söyler.Dedektif içinse bu hikaye tam bir palavradır.Jamie daha da ileri giderek, evlerine ulaşan bu vantrilok kuklanın kendi yetiştiği kasabada kötüye alamet olduğunu ve birisinin bu kuklayı evlerine göndererek cinayeti tasarlamış olabileceğini anlatır.Bu uzun tartışmaların sonrasında Jamie şimdilik serbesttir. Ancak  dedektifin gözleri onun üzerinde olacaktır.Kahramanımız polis istasyonundan çıktıktan sonra ilk olarak olay yerine döner.Aklında bu kuklayı kimin göndermiş olabileceğine ilişkin sorular vardır.Kuklanın geldiği kutuyu detaylıca inceler.Kutunun astarında “Mary Shaw ve Billy,Ravens Fair de” yazısını bulur.Ravens Fair,Jamie’nin doğup büyüdüğü kasabadır ve karısının gizemli ölümünü çözmek istiyorsa,yıllar boyu uğramak bile istemediği memleketine gitmek zorundadır.
Jamie karısının başına gelenleri anlamak ve gerçek suçluyu ortaya çıkarmak üzere Ravens Fair’e gider.Ravens Fair kasabası kötü bir geçmişe sahiptir.Mary Shaw ismindeki bir kukla sanatçısı,kasaba ahali tarafından katledilmiştir ve efsaneye göre Mary Shaw kasabalıdan intikamını almak için geri gelmiştir.Mary Shaw’ın kendisine göründüğü biri ise,asla çığlık atmamalıdır.Aksi takdirde olacaklar o kişi için tam bir felakettir.
Jamie,kasabanın en varlıklı şahıslarından olan babasının evine gitmeyi planlar ve kuklayı gönderin kim olduğu hakkında onunla görüşmeyi düşünür.Babası ile Jamie'nin arası bozuktur.Dahası yıllarca birbirleri ile görüşmemişlerdir.Jamie eve ulaştığında,onu bir sürpriz beklemektedir.Babası Ella isimli bir bayanla evlenmiştir.Dahası felç geçirmiş ve tekerlekli sandalyeye muhtaç kalmıştır.Lisa'nın ölümünü ve başına gelenleri babası ile sorgular ancak istediği cevapları alamaz.Ella’nın ısrarlarına karşı,Jamie babasının evinde kalmayı reddeder ve bir otele yerleşip,başına gelen olayların üzerindeki sis perdesini aralamaya yarayacak; vantrilok ile kasabada iz aramaya başlar.
Zamanla kendisine gönderilen kuklanın,yıllar önce Mary Shaw‘ın Billy isimli,oğlu yerine koyduğu vantrilok olduğunu anlar.Hikayeye göre;Mary Shaw,Billy’yi oğlu kabul etmektedir ve beraber sahnede yaptıkları gösterilerde sık sık bunu dile getirir.Ona göre Billy cansız basit bir kukla değildir ve her normal çocuk gibi yaşamaktadır.Kasabalı zamanında onun sahneden dillendirdiği bu söylemlerini gösterinin bir parçası olarak düşünüp ciddiye almamıştır.Jamie'nin  karısını öldüren olayların belki de baş mimarı olan Billy isimli bu kukla gerçekten de Mary Shaw'ın geçmişte dediği gibi canlı olabilir mi?
İyi;Gerçekten süper bir gerilim filmi.Atmosfer,oyunculuk,mistik hava çok iyi.İzlemeyen üzülür...
Kötü;-
Gereksiz;Hikayeye dahil olan dedektif,yapımın mistik havasını biraz gölgeliyor.

Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ocak 2012 | Etiketler : | | | |

30 Days of Night (2007)

Alaska’nın en soğuk ve ücra köşelerinden biri olan Barrow kasabası,nüfus ve yerleşim olarak dünyadan kopuk bir yerleşim birimidir.Öyle ki her kış 30 gün süreyle gün ışığı alamaz ve zifiri karanlığa gömülür.Bu zaman diliminden önce kasabalının çoğu güneye göç ederek can sıkıcı,buhranlı dönemden kaçar.Öte yandan Şerif Eben ve sorunlar yaşadığı kız arkadaşı Stella yol ayrımındadır.Stella Eben’a haber vermeden kasabadan ayrılmayı planlar.Ancak son uçak seferini talihsiz bir kaza geçirerek kaçırır.Artık o da 30 gün boyunca burada kalmak zorundadır.İşte bu noktada karanlığın kasabaya çökmesi ile bir aylık gizemli ve kasabalıyı dehşete düşüren olaylar gelişecektir.Bir grup garip kılıklı,yüzü gözü kanlar içerindeki kalabalık,güneşin batması ve karanlığın çökmesi ile avlanmayı beklemektedirler.Bu sırada Şerif Eben,kasabanın barında tuhaf görünümlü ve saldırgan tavırlı bir adamı göz altına alır.Bu adam ortaya tehditler savurmaktadır ve karanlık çöktüğünde,hiç kimsenin hayatını kurtaramayacağını söylemektedir.
Kısa sürede kasabada gariplikler ve kanlı ölümler gerçekleşmeye başlar.Şerif kasabalıyı uyarır ve bu katliam benzeri cinayetlerin faalini bulana dek kimsenin evinden dışarı çıkmamasını ister.Şerif uyarılarında haklıdır ve artık vampir grubumuzda kıytı köşelerde değil kasabanın ortasında,kendileri göstere göstere avlanmaktadır.Kasabalı panik halindedir ve hayatta kalan sayısı da giderek azalmaktadır.
 Şerif Eben,Stella ve hayatta kalan bir grup kasabalı bir evin çatı katına saklanırlar.Günler geçtikçe açlık ve barınma imkanları giderek zorlaşmaya başlar.Ayrıca grup içerisindeki iki başlılıklar ve hepimiz öleceğiz saplantısı,barındıkları yeri ifşa etmelerine neden olacaktır.Şerif Eben önderliğinde sığınacak yeni bir yer aramak zorundadırlar.Ama dışarı çıkmanın iyi bir fikir olmadığı da şüphe götürmez bir gerçektir.Zira vampirler acıkmaya başlamış,saklandıklarını bildikleri Eben ve kafilesinin izini sürmektedirler.
 Günler  geçtikçe hayatta kalan sayısı azalmaktadır.Bunun üzerine Eben planını hayata geçirir.İlk olarak bir markete sığınıp yiyecek içecek tatbik edecekler oradan kasabanın yapı olarak en sağlam binasına sığınıp güneşin doğmasını bekleyeceklerdir.Ancak  kaçabilecek zamanı bulmak için birisinin yem olması gerekmektedir.Bu kişi de tahmin edeceğiniz üzere Eben’dan başkası değildir.Vampirler Eben’i arayıp bulmaya çalışa dursunlar,planda değişikler olmaya başlar.Stella küçük bir çocuğun hayatını kurtarmak için kendisini tehlikeye atar.

Eben,zor da olsa peşindeki vampirleri atlatmayı başarır ve diğer hayatta kalanların olduğu binaya sığınmayı başarır.Tam rahat bir nefes alan kahramanımız,Stella’nın dışarıda kaldığını görüp onu kurtarmak adına yeniden riske girer.Eben’ın  vampirlerle mücadele edebilecek gücü yoktur.Güneşin doğmasına ise sadece saatler kalmıştır.Vampirler Stella’yı bulmadan,ona erişmelidir.Zamanı daraltan ve Eben’ı sıkıntıya sokan bir diğer faktör ise Stella’nın saklandığı arabanın altında durumunun hiçte iyi görünmemesi  ve donmak üzere olduğu gerçeğidir.


İyi;Gayet sürükleyici olan filmi başarılı buldum.Özellikle artık son dönem filmlerinden alışık olmaya başladığımız;aklımızdaki soyut vampir anlayışını daha çok duygusallaştıran sevimli bir hale sokan yapımlara,tokat gibi bir cevap olmuş.
Kötü;Final son çeyrekten itibaren tahmin edilebiliyor.Sürprize yer yok.Tipik vampir filmlerinde yer alan klişeler...
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Ocak 2012 | Etiketler : | | | |

Fermat's Room (2007)


Alanlarında birbirlerinden ünlü dört matematikçi,Fermat isimli birinin organize ettiği bir toplantıya davet edilir.Kendileri dışındaki diğer davetliler hakkında hiç bir bilgi sahibi olmayan kahramanlarımız,Fermat'ın posta yoluyla bilgilendirmesi üzerine;daha önceden belirlenmiş takma isimler kullanmakla hükümlüdürler.Toplantıya katılabilmenin esas şartlarından birisi budur.Yine Fermat'ın yolladığı davetiyede yazanlar üzerine kahramanlarımız,buluşma saati belirlenmiş bir adrese çağrılırlar.Ancak gidilecek yere ilişkin açık adres net değildir,toplantının yapılacağı mekana ulaşabilmek için nasıl bir yol izleneceği ise soru işaretidir.
 
Davetiyelerindeki adrese ulaşan ve birbirlerine Fermat'ın isteği üzerine takma isimlerle hitap eden,üçü bay birisi bayan olan matematikçilerimiz tam saatinde planlanılan yerde toplanmışlardır.Her ne kadar birbirlerini tanımadıkları varsayılarak davete çağrılmış olsalar da işin aslı öyle değildir.Kısa bir tanışma faslının ardından nereye gidecekleri konusunda bilgisi olmayan kahramanlarımız,üzerinde pisagor yazan bir kayık bulurlar.Zekalarıyla nam salmış bu dört matematikçi bunun bir işaret olduğunu anlayarak kayığı kullanıp nehri geçerler.Artık karşı kıyaya ulaşmışlardır ve akabinde kendileri için bırakılmış bir arabayı keşfederler.Arabanın içindeki bir gps cihazında ise gitmeleri gereken yer işaretlenmiştir.Kısa bir yolculuğun ardından,en nihayetinde toplantının yapılacağı mekana ulaşan kahramanlarımız,kendilerini davet eden Fermat'ın henüz buraya ulaşamamış olduğunu fark ederler.Oldukça şık dizayn edilmiş bu güzel odada kahvelerini yudumlayarak neşeli bir toplantı yapmaya uman matematikçilerimizin başına olmadık işler gelecektir.
 
Çok geçmeden kapıda bir adam belirir.Herkes Fermat'ın da aralarına teşrif ettiğini düşünerek,özenle hazırlanmış yemek sofrasına otururlar.Tam her şey yolunda derken Fermat takma isimli kahramanımızın telefonu çalar.Bu bir acil durumdur ve bir an önce gidip olaya müdahale etmesi gerekmektedir.Bir saate gidip döneceğini söyleyen Fermat,ceketini o an yaşadığı telaşe ile odada unutup,arabasıyla mekandan ayrılıp gecenin karanlığına karışır.Bu odayı geldiği gibi terk edebilen tek kişi o olacaktır.Fermat'ın ceketinin cebinden cüzdanına ulaşan kahramanlarımız onun asıl kimliğini deşifre ederler.Bu sırada  özel olarak tasarlanmış odanın,duvarlarının birbirlerine yaklaşmaya başladığını fark eden zeki matematikçilerimiz paniklerler.Bu lanet yer artık tamamen kilitlidir ve dışarı çıkmak için yapılması gereken tek şey,Fermat'ın giderken bıraktığı telefona yolladığı mantık sorularına en hızlı cevapları verebilmektir.Kapana kısılan dört matematikçi,hayatta kalabilmek adına gönderilen sorularına belirtilen sürelerde cevaplar yollamalıdır.
 
Giderek daralmaya başlayan odada hayatta kalma uğraşı veren kahramanlarımız,aralarındaki bir takım sırların ortaya çıkması ile birbirlerine sırtlarını döneceklerdir.Fermat takma isimli şahsın ise garip tavırlarından ve sadece onun telefon getirmesine izin verilmesinden yola çıkılarak,aslında onun da ev sahibi değil,kendileri gibi bir konuk olduğunu anlaşılacaktır.Peki ama kendilerini öldürmeye çalışan ve Fermat ismi arkasına saklanan esas ev sahibi kimdir ve onlardan ne istemektedir?
"Goldbach hipotezi matematikteki çözülememiş bir sürü problemden birisidir.Bu problemlerden bazılarını çözmek sizi zengin edebilir.Bazılarının ifadesi çok basittir...Fermat'ın son teoremi olarak adlandırılan bu problem Andrew Wiles tarafından 1955 yılında çözülmüştür."


İyi;Film gerek finaliyle,gerekse bu kapana dönüşen odadan çıkabilme yolunda tırmanan gerilimi ile tarzının öncü filmlerinden biri olmayı hak ediyor.Özellikle Cube serisinden esintiler taşıyan,sırlar ve paranoyalarla dolu; sıkılmadan izlenilebilecek,sürükleyici bir film.Gerilim türü sevenler için başarılı bir alternatif. Gereksiz; Kötü;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Ocak 2012 | Etiketler : | | | |

The Messengers (2007)

Chicago’da sıfırı tüketen Roy ve ailesi,yeni bir başlangıç için gözlerden ırak bir çiftlik evini seçerler.Ellerinde kalan bütün birikimlerini buraya yatıran ailemiz,ayçiçeği ekerek elde edecekleri hasatla yeniden maddi olarak düze çıkmanın peşindedir.Roy’un eşi olan Denise,Roy tarla ile ilgilenirken daha çok minik bebekleri Ben ve sorunlu ergen kızları Jess ile uğraşmaktadır.Chicago gibi bir yerden böyle bir taşraya gelmelerini bir hayli yadırgayan Jess,yine de babasına verdiği sözden ötürü hasada kadar dişini sıkmaya kararlıdır.Tahmin edeceğiniz üzere başlarda her şey normaldir.Tek can sıkıcı şey ise evin çevresinden bir an olsun ayrılmayan karga sürüsüdür...
Hem ailesini bir arada tutmak hem de tatmin edici bir hasat yapmanın peşinde olan Roy,ne yazık ki zamanla evde ortaya çıkmaya başlayan,ancak görmemezlikten gelinen bazı problemlerle uğraşmak durumunda kalacaktır.Minik Ben sürekli olarak tavanları izlemektedir ve sanki sıra dışı bir şeyler sadece ona gözüküp ortadan kaybolmaktadır.Denise ise daimi olarak kirlenen ve rutubet tutan duvarı gün aşırı temizlemekten bir hayli bitkindir.Jess’i sorarsanız, o da en başından beri bu evde negatif bir enerji olduğundan ve özellikle bodrum katta dünyevi olmayan bir şeyler yaşadığından emindir.Geçmişte başını belaya sokan Jess,babasının güvenini kaybettiğinden ötürü söylemlerinde inandırıcı değildir.
Yine bir gün tarlayla uğraşan Roy,bir anda karga sürüsünün saldırısına uğrar.Ciddi bir yaralanma riski ile karşı karşıyaya olan kahramanımız,Burwell isimli buralarda yaşadığını söyleyen,ailesi olmayan bir adam tarafından kurtarılır.Burwell oldukça soğukkanlı,çalışkan biridir.Bu özellikleri ile Roy’un dikkatini çekmeyi başaran Burwell,artık Roy için çalışacaktır.Kendilerine bir yoldaş bulmayı başaran ailemiz artık tarlanın sessizliğini de biraz olsun hareketlendirmiştir.
Birkaç gün sonra Roy’un tarlada yaralanması sonrasında Denise ile hastaneye giden kahramanımız,minik Ben’i ise ablasına emanet etmişlerdir.Ayrıca dışarıda çalışmakta olan Burwell da onlara göz kulak olacaktır.İlk defa bu evde kardeşi ile beraber yalnız kalan Jess ise hayal bile edemeyeceği dehşet verici bir olayla karşılaşacaktır.Evin bodrumundaki bir grup hayalat Ben’in bakışları arasında kendisine saldırmıştır.Ufak birkaç çizikle onlardan kurtulmayı başaran kahramanımız,bu evde artık kimsenin güvende olmadığının bilincindedir.Yaşadığı korku dolu olayları ailesine anlatan Jess,kaldırıldığı hastanede doktorun da verdiği rapor sonrasında dikkat çekmek için kendisini yaralamış olduğu görüşü ile iyice kabuğuna çekilmek durumda kalacaktır.
Beklenen hasata yalnızca birkaç gün kalmıştır ve Jess’in problemleri ile uğraşmaktan bıkan Roy,hasadı yaptıktan sonra buralardan çekip gitmeyi planlamaktadır.Ancak babasının yine evde olmadığı günlerden birinde,bu evin eski sahibi olan bir ailenin izini süren ve bu konuda arkadaşı Bobby’den yardım alan Jess,en sonunda bir takım gerçekleri ortaya çıkarmanın arifesindedir.Eskiden bu evde yaşamış olan aile gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve hiç kimsenin aileye olanlarla ilgili en ufak bir bilgisi yoktur.Bodrumda gördüğü hayaletler ve yine bodrumda bulduğu bir kolyedeki resimden,burada yaşayan ailenin Burwell ailesi olduğunu anlayan kahramanımız,başlarınının nasıl bir belada olduğunun farkındadır.


İyi;Mekan,oyunculuk.
Kötü;Klişe lanetli,hayaletli ev yapımlarından biri.
Gereksiz;-
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

Mother Of Tears: The Third Mother (2007)

Roma yakınlarında bir mezarlığın çevresinde yapılan kazı çalışması sırasında ilginç bir anıt bulunur.Anıtın alt tarafında bir tabut,üstünde ise ona sım sıkı zincirlenmiş metal bir kap vardır.Tabutun üzerinde ise Oscar de la Valle ismi yer almaktadır.Ne yapacağını bilemeyen işçiler bir peder rehberliğinde tabutu açarlar.Ancak asıl sürpriz tabutun üzerindeki metal kapta yer alanlardır.Metal küllüğün odasına götürülmesini isteyen peder yaptığı incelemeler sonrasında bu kabın eski bir tılsımı barındırdığını keşfeder.Roma’da bir müzenin müdürü olan Micheal isimli arkadaşına bir mektupla beraber tılsımlı küllüğü gönderen peder,Micheal’ın çok dikkatli olması gerektiği konusunda da ısrarcıdır.
Roma da müzede çalışmakta olan Sarah,Micheal’ın yokluğunda işlerin üstesinden gelmeye çalışmaktadır.Pederin gönderdiği küllüğü incelemeye başlayan kahramanımız Giselle’nin baskıları sonrasında kabı açmaya karar verir.
Metal küllüğü açan iklimiz,kabın içerisinde 13.yy dan kalması mümkün olan üç heykelcik ve onların hemen altında yer alan üstünde tuhaf sembollerin yer aldığı kırmızı bir elbiseyi keşfederler.Giselle yazıları çözebilmek için Sarah’ın alt kattan sözlükleri alarak gelmesini ister.İşte tam da bu sırada tılsım tekerrür eder ve Giselle bir çeşit kara büyü ile karşı karşıyaya kalır.Oda da beliren bir maymun ve yanındaki üç zebani Giselle’yi katleder.Gelen seslerden bir şeylerin kötü gittiğini anlayan Sarah ise üst kaya çıktığında şoka uğrar.Sevgili arkadaşı Giselle dünyevi olamayan yaratıklar tarafından paramparça edilmektedir.Hemen müzeden kaçmaya çalışan kahramanımız kafasında bir takım sesler duyarak,bir an olsun kapana kısıldığı,kapıların üzerine kapandığı müzeden çıkmayı başaracaktır.
Yaşadıklarına anlam veremeyen Sarah,Giselle’nin ölümünün akabinde  de polislerin gözünde bir numaralı şüphelidir.Başından geçenleri Micheal ile paylaşan kahramanımız,bir yandan da şehirdeki yozlaşmaya tanıklık etmektedir.Her şeyin düne kadar normal olduğu şehirde,birden bire suç oranları artmaya,dünyanın yer yerinden garip kılıklı kadınların ise şehri istila etmeye başladığını görmektedir.Peki ama bu nasıl bir tılsımdır ve her şey bir anda ters gitmeye başlamıştır.Bir yandan da Micheal’ın oğlunun kaçırılması sonrasında iyice yalnız kalan Sarah,kafasındaki seslerin annesine ait olduğunu anlayacaktır.Sarah’ın annesi yaşadığı dönemlerde iyiliksever bir cadıdır.Hatta baş düşmanı olan kötülüklerin timsali üç cadı ile ölesiye savaşmıştır.Artık her şey daha fazla anlam kazanmaya başlamıştır.Metal küllüğün açılması ile Roma’da evi olan gözyaşlarının annesi olarak tanınan Mater Lachrymarum isimli bir cadı tekrar üstün güçler kazanmaya başlamıştır.Dünyanın her tarafından Roma’ya gelmeye başlayan cadılar ise onun ikinci cadılar çağını başlatması için üç bin yıllık geçmişi olan bu antik şehre akın etmektedir.Bütün bunları durdurabilecek tek kişi ise tahminleriniz üzerine Sarah’dan başkası değildir.Peder Johannes ve Marta Colussi isimli bir medyumdan yardım alacak olan kahramanımız,annesinden kendisine geçen bazı özel güçlerini kullanmayı öğrenecektir.
Klişe olmayan farklı bir yapım olan bu filmde,Roma’nın antik yapısına ve buram buram tarih kokan sokaklarına konuk oluyoruz.Bazı sahnelerin güncel hayatta çok iç içe geçirilmesi biraz rahatsız edici olsa da filmin değişik bir seyir zevki sunduğunu söyleyebilirim.


İyi;Roma'nın tarihi atmosferi ve filmin çekildiği mekanlar gerçekten etkileyici.
Kötü;Filmin son çeyreği hızlı ve amatörce çekilmiş izlenimi yaratıyor.
Gereksiz;Kostüm uyarlamaları vs bazı sahnelerde çok göze batıyor.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |