Güncel İncelemeler;

Fear Itself: Community (2008)

Fear Itself: Community (2008)
Evliliklerinin henüz ilk aylarında bazı sıkıntılar yaşamaya başlayan genç çiftimiz Bobby ve Tracy,yakın arkadaşlarından edindikleri bilgiler sonrasında yeni bir semte taşınmayı düşünürler.Bu semt sosyal ve kültürel olarak refah sahibi insanlardan oluşmaktadır.Yakın zamanda çocuk yapmayı planlayan genç çiftimiz için son derece kaliteli bir ilkokulun da bulunması seçimlerini kolaylaştıracaktır.
Kasaba sakinlerinin saygın isimlerinden Candace'in son derece yardım sever tavırları sonrasında evi kiralamayı kabul eden kahramanlarımız,her şeyin mükemmele yakın olduğu bir rüyada gibidir.Zira oldukça saygılı komşuları ve en ufak problemleri dahi umursayan kasabalılar hayatlarını epey kolaylaştırmaktadır.Lakin kısa bir süre sonra işlerin nasıl yürüdüğü anlamaya başlayan Bobby,Candace liderliğinde kasabalıların kendi etik ve hukuk kuralları çerçevesi içerisinde yaşadıklarını anlayacaktır.Öyle ki Candace ve kurul üyeleri her hangi bir kararın altına imza atar atmaz eyaletin polis birimi dahi olayların neden-sonuçlarını sorgulamaksızın uyum sağlamaktadır.
Zamanla evlerinin her odasında kameralar olduğu ve 7/24 izlendiklerini öğrenen Bobby,evi kiralama sırasında imzaladıkları kontrat ile bu tarz şeylerin makul sayıldığını öğrenince çılgına dönecektir.Kişilik haklarının ihlal edildiğini düşünen kahramanımız bir de eşi ile altı ay içerisinde bebek yapmak zorunda olduğunu öğrenince hemen Tracy'i kolundan tuttuğu gibi bu lanet yerden uzaklaşma amacındadır.Ancak tahmin edebileceğiniz üzere kendi kuralları işe yaşayan insanların bulunduğu bir toplulukta bireysel fevri tavırlar başınızı ağrıtabilir.Dahası ne için nelerden vazgeçebileceğinizi iyi düşünmeniz gerekir..

İyi;Hoş zaman geçirebileceğiniz izlemenizi tavsiye edebileceğim psikolojik gerilim filmlerinden biri.Alt metinde anlatılmak istenilen;pek çok yapımda olanın aksine kan dökmeden,kesip biçmeden başarılmış.Düşünsel olarak epey rahatsız edici.
Kötü:Kırk dakikalık süreye sıkışabilecek bir konsept olmadığı ortada.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Mayıs 2012 | Etiketler : | | |

Fear Itself: Skin and Bones (2008)

Elena ve iki çocuğunu geride bırakarak avlanmak için arkadaşlarıyla dağa giden Grady,aradan neredeyse iki hafta geçmesine rağmen halen geri dönmemiştir.Grady'nin kardeşi olan Rowdy ise Elena ve çocukları teselli etmekle uğraşmaktadır.Kış çok sert şekilde geçmektedir ve dondurucu fırtına halen çevreyi esir almaktadır.Abisine olan sorumluluğunu yerine getirmek için hiç ümidi olmasa da yeniden dağın eteklerini turlamaya hazırlanan Rowdy büyük bir sürprizle karşılaşacaktır.
Grady günler sonra geri dönmüştür.Soğuktan ve açlıktan bitap düşen kahramanımız daha ailesi ile hasret gideremeden dinlenmeye çekilmiştir.Doktorun durumunun iyi olduğunu söylemesi ile derin bir nefes alan Elena,Grady'nin soğuk ve mesafeli tavırlarına rağmen yaşadığı ölüm kalım mücadelesi sonrasında zamanla iyileşeceğini düşünmektedir.
Elena'nın pişirdiği sebze yemeklerini yemeyen ve asabi hareketler sergilemeye başlayan Grady,Rowdy de dahil olmak üzere herkesi endişelendirmektedir.Sanki o değil de başka biri dönmüştür.Zamanla çiftlikte bazı hayvanların katledilmesi ile uzun süredir burada çalışan eski bir kızıldereli olan Eddie,Grady'de bir şeylerin yolunda gitmediğinden emindir.Zira yıllar önce benzer  bir olay sonrasında ailesinden birinin de günler sonra dağdan geri dönerek,başka bir şeye dönüştüğüne şahit olmuştur.
"Windigo yüksek dağların fırtınalı soğuk yerlerinde yaşayan nefret dolu şeytani bir ruhtur. Dağda aç kalan ve ölmek üzere olan insanların bedenini ele geçirerek onları kanibal yaratıklara çevirir.İçindeki öfke ve açlık o kadar büyüktür ki asla bu iki arzusunu dindiremez."

İyi;Fear Itself serinin açık ara en korkunç ve kanlı bölümü olduğu söylenebilir.
Kötü;Bazı sahneler olmasa daha kaliteli bir şeyler ortaya çıkabilirmiş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Mayıs 2012 | Etiketler : | | |

Fear Itself: Eater (2008)

Acemi polis Bannerman rutin geçen mesai sonrasında Mellor isimli azılı bir suçlunun birimlerine getirilmesi ile heyecanlanır.Zira çavuş Williams'ın bahsettiği üzerine tipik bir seri katilden epey farklıdır.Kurbanlarını özenle seçerek onlara günlerce işkenceler yapan Mellor,en nihayetinde diri diri yiyerek midesine indirir.Cajun misali katlettiği insanların derisinden-dişlerine her şeyleri sökerek kullanan Mellor,son derece dikkat edilmesi gereken eli kanlı bir canidir...
Daha ilk görüşten fiziği ile de dikkatleri çekmeyi başaran dev katil,Bannerman gibi çaylak bir polis için epey korku vericidir.Çavuşun evine gitmesi ile Mattingley ve Steinwitz ile gece nöbetine kalan kahramanımız saatler ilerledikçe bi şeylerin ters gitmeye başladığına şahit olacaktır.Mellor üzerini ceketiyle örterek ölü misali yatmaktadır,Steinwitz ise Bannerman'ın çok meraklı ve korkak olduğunu düşünerek onunla dalga geçmeye başlamıştır.Bir süredir ortalarda görünmeyen Mattingley, Mellor'ı gözetlemesi gerekirken aniden ortadan kaybolmuştur.Telsizle çavuşa son durum hakkında bilgi vermek isteyen Bannerman ne yazık ki elektronik aletlerin sebepsiz yere bozulması sonrasında epey panikler.İşin geyiğinde olan Steinwitz ise anlattığı ürpertici hikayeler ile kahramanımızın psikolojisini bozmaya başlamıştır.
Mahkumu kontrol etmek için üst kata çıkan Bannerman,Mellor'ın hücresinin kilitli olmadığını fark eder.Dahası karakolun dışarı açılan tüm kapıları ad kilitlenmiştir.Steinwitz ve Mattingley ise ortalarda yoktur.Anlaşılan iş başa düşmüştür.
"Bir adamın kalbini çıkarıp atması durmadan yersen;sadece onun gücüne değil,ruhuna da sahip olursun" (Eski bir voodoo sözü)

İyi;Serinin en dikkat çeken yapımlarından biri olduğunu söyleyebilirim.Stuart Gordon imzalı,hikayesi olan başarılı bir yapım.Kurgu akıcı,oyunculuk başarılı.
Kötü;Final çok daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | |

Fear Itself: The Sacrifice (2008)

Kardeşi Lemmon ile beraber belalı bir işe bulaşan Point,arkadaşlarından birinin vurulması sonrasında şehirden uzaklaşmaya çalışır.Polisler nedeniyle otoyoldan ve tanıdık yollardan uzak duran kahramanlarımız,ufak bir taşra yolu üzerinden ilerlerler.Arabalarının bir şeye çarpması sonrasında,dondurucu soğuğun altında sığınacak bir yerler aramaya başlayan gençler,en nihayetinde epey uzaklarda olsa da tüten bir baca görürler.
Yaralı arkadaşları Navarro'nun durumunun kritikleşmesi sonrasında hızlanarak tuhaf bir mekana ulaşan gençler,çevrede kimseye rastlamazlar.Etrafı tahtalarla çevrilmiş dev bir kaleyi andıran yerde,iç içe geçmiş onlarca küçük ev bulunmaktadır.Yolun karşısında ise bu tarz bir yere oranla oldukça büyük olan mezarlık ilgilerini çekmeyi başarmıştır.Evlerden birine sığınan Point ve arkadaşları,çok geçmeden Chelsea isimli bir kızın karşılarına çıkması ile paniklerler.İzinsizce girdikleri evin sahibi odur.Dahası pek de misafirperver görünmemektedir.Kısa tanışma faslının ardından mağdur olduklarına inandığı Point ve çetesini ağırlamayı kabul eden Chelsea,kendisine çok benzeyen diğer iki kız kardeşini de (Tara ve Virginia) tanıştırmakta gecikmez.
Evde biraz zaman geçirdikten sonra arkadaşlarının birer birer ortadan kaybolması ile bir şeylerin ters gittiğini anlayan Point,kardeşinin de sırra kadem basması ile olaya el atar.Ancak karşılaşacağı şey pek de alışılagelmiş değildir.Dahası Chelsea ve kardeşleri ondan bir şeyler saklamaktadır...


İyi;Mekan,atmosfer.
Kötü;Zayıf kurgu,aceleye getirilen son çeyrek.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | | |

Pathology (2008)

Pathology (2008)
"Apollo, Asclepius, Hygieia ve Panaccea üzerine yemin ederim, tüm Tanrı ve Tanrıça'ları da şahidim gösteririm ki yeteneğim ve kararlarımın en iyisini gösterecek şekilde hastalarıma ilaç yazacağım ve kimseye zarar vermeyeceğim.'''
(Hipokrat Yemini temsili kısım)
Hipokrat yeminini gözümüze sokarak başlayan yapım,Harvard tıp mezunu Ted Grey'ın üç ay sürmesi planlanan adli tıp stajı için çok yetenekli bir patoloji uzmanı olan Jake Gallo'nun departmanında görevlendirilmesi ile başlıyor.Gallo ve ekibi oldukça zeki doktorlardan oluşsa da yaptıkları işe yeni heyecanlar katmak için tıp etiğini hiçe sayan problemli tiplerdir.Oldukça disiplinli bir yaşantısı olan Ted ise son derece çalışkan ve yaptığı işe sonuna kadar saygı gösteren biridir.Daha ilk andan itibaren yıldızı barışmayan ikilimiz,kimin daha zeki ve becerikli olduğu hususunda ispat arayışındadır.
Gallo ve arkadaşları zaman zaman hastane koridorlarında kaybolarak gizemli şeyler planlamakta ve boş zamanlarında ölüleri maymun ederek çeşitli oyunlar oynamaktadırlar.Olaya Ted'i de katarak bahsi arttırmayı düşünen Gallo,aynı zamanda sevgilisi olan Juliette'in de Ted'i cezb etmesi ile amacına ulaşır.Başlarda zekaya dayalı kimin daha becerikli olduğunu ortaya çıkaracak basit bir oyun olarak düşündüğü gece toplantılarının,işin içine içki ve esrarın da girmesi ile yeni bir yaşam tarzı haline gelmesi,Ted'in psikolojisini alt üst ederek bambaşka bir insana dönüşmesine neden olacaktır.
Zararsız görünen ufak oyunların iç yüzünü öğrenmeye başlayan kahramanımız,tıp etiğinin hiçe sayıldığı bu ortamda daha fazla yer edinmek istemez.Ancak tahmin edebileceğiniz üzere her şeyin bir bedeli vardır ve bazen işler çığından çıkmaya başlayabilir.Bakalım Gallo,Ted çekişmesi kimin lehine sonlanacak...
İyi;Hastane atmosferi oldukça başarılı şekilde yansıtılmış,kurgu akıcı,son bölüme doğru tırmanan gerilim tatminkar.Milo Ventimiglia'nın benzer tarz filmleri; The Divide (2011),Stay Alive (2006).
Kötü;Bazı sahneler olmasa sanki daha iyi bir şeyler ortaya çıkabilirmiş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Mayıs 2012 | Etiketler : | | |

Amusement (2008)

Amusement (2008)
Birbiriyle bağlantısız gibi görünen üç olayın kesiştiği “Amusement” geçmişte ruhu incinen manyak katilimizin öç almak üzere geri dönmesini,gerilimle harmanlayarak izleyicilere sunuyor.Filmin ilk çeyreğinde Hush(2009),ortalarında When a Stranger Calls (2006),son çeyreğinde ise Hostel (2005) filmine yakın tatlar alabilirsiniz.
Otobanda uzun yolculuklarına devam eden Rob ve kız arkadaşı Shelby,ayıla bayıla ilerlemektedirler.Shelby’nin uykuya dalması ile hız sınırlarının üzerine çıkmaya başlayan Rob,yolda kendisi gibi ileri sürüş tekniklerine sahip jip kullanan bir eleman ve tır şofürü ile uzaktan ahbaplık kurar.Uyandığında Rob’un hayli hızlı gitmesinden yakınan Shelby,erkek arkadaşının iyi bir konvoy bulduğunu söylemesi ve böylelikle hızla eve dönebilecekleri belirtmesi ile biraz olsun sakinleşir.Aynı benzin istasyonunda duraksayan tır ve jipin ardından yakıt ikmali yapmak için durmaya karar veren Rob,arabadan çıkarak jipin sürücüsü ile ufak bir muhabbete dalar.Bu sırada konuya dahil olan tır şoförümüz telsizinden elde ettiği bilgi ile yolun geri kalan kısmının oldukça yoğun olduğunu ve isterlerse onun peşine takılarak kestirme bir yoldan sıkışan trafiği atlatabileceklerini söyler.Bir an önce eve dönmek isteyen kahramanlarımız bu fikre sıcak bakarak yeniden yola koyulurlar.Gecenin bir yarısında giderek ıssızlaşan yolda ilerlemeye devam eden Rob ve Shelby bir anda öndeki tırdan atlayarak arabalarına çarpan gizemli bir kız sonrasında aniden durmak zorunda kalırlar.Arkalarındaki jipin de durmasıyla zifiri karanlıkta başlarına bela alan kahramanlarımız,bakalım geceyi sağ salim atlatabilecek midir?
Tabitha teyzesinin oğullarına göz kulak olmak üzere görevlendirilmiştir.Daha doğrusu evde bir çocuk bakıcısının olacağını ve bu sayede rahatça kafa dinleyeceğini düşünen kahramanımız,ne yazık ki bakıcının sebepsiz yere evden ayrılması ile çocuklarla ilgilenmek zorunda kalacaktır.Neyse ki yeğenlerinin uslu durması ile odasına çekilmeyi başarabilen Tabitha,odasında bulunan insan büyüklüğündeki palyaçonun ürkütücü görüntüsü sonrasında bir hayli tedirginleşir.Dışarıda havanın da karışık olması ve sürekli yıldırım düşmesi sonrasında uyumakta zorlanan Tabitha,gece yarısı çalan telefon sonrasında irkilir.Telefondaki teyzesinden başka birisi değildir.Çocukların durumu hakkında ufak bir muhabbetin akabinde teyzesine odasındaki can sıkıcı palyaçoyu soran Tabitha,bir de ne duysun! Odasındaki palyaço hakkında teyzesi bilgi sahibi değildir…
Lisa ve kız arkadaşı bir barda eğlenirlerken geceyi nasıl geçireceklerine dair ilginç fikirlere sahiptirler.Kız arkadaşının daha yeni tanıştığı bir erkekle kalmaya niyetli olduğunu anlayan kahramanımız,bu durumdan faydalanarak eve erkek arkadaşını(Dan) davet eder.Keyifli geçen gecenin sabahında ise kız arkadaşının halen eve dönmediğini anlayan Lisa,geceyi geçirmesi mümkün olan eskimiş,kıytı pansiyona doğru yola çıkar.Kendisini pansiyondan içeri almayan garip görünüşlü görevliye bozuk atan Lisa,içerde bir şeyler döndüğüne emindir.Daha kötüsü ise kız arkadaşının başına kötü bir şeyler gelebileceği fikridir.Dan’ı önden göndererek kız arkadaşının halen orada olup olmadığını anlamaya çalışan Lisa,bakalım iyi haber alabilecek midir?Bir şekilde içeri girmeyi başaran meraklı kahramanımızı bekleyen sevimsiz sürpriz ise ayrı bir hikaye olsa gerek :D


İyi;Üç farklı hikaye başarılı şekilde birleştirilmiş.Kurgu sürükleyici.
Kötü;En başta belirttiğim gibi hikayeler ayrı ayrı yapımlardan ayıklanarak birleştirilmiş gibi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

The Strangers (2008)

“FBI’ a göre her yıl Amerika’da yaklaşık 1.4 milyon şiddet vakası yaşanıyor. 11 Şubat 2005 gecesi Kristin McKay ve James Hoyt yakın bir arkadaşlarının düğünlerinin ertesinde oturdukları yazlık eve döndüler. Orada gerçekleşen acımasız olay halen tam olarak aydınlatılabilmiş değil.”
Bir dostlarının düğününden gecenin geç saatlerinde dönen Kristin ve James, ufak bir kaçamak yapmak amacıyla James’ in ailesine ait gözlerden uzak müstakil bir eve gitmeye karar verirler. Eve ulaşan genç çiftimiz, James’in günler öncesinden planladığı romantik bir gece için hazırdır.
Güller, şampanya ve en önemlisi aşk... James, Kristin’in kalbinin kapılarını açacak olan tüm anahtarlara sahiptir. Ancak gece iyi başlasa da pek de umdukları gibi ilerlemez. Saat gecenin 4’ ü gösterdiği sıralarda çiftimizin kapısı çalar. James kapıyı açar ve karanlıktan ötürü suratı net seçilemeyen bir bayan Tamara burada mı diye sorar. James bayana bir yanlışlık olduğunu anlatır ve yardımcı olamayacağını söyleyerek kapıyı kapatır. Tamara da kimdir? Bu gelen bayan gerçekten de bir tesadüf eseri mi bu eve gelmiştir ya da gecenin dördünde dışarıda tek başına ne yapmaktadır?Bütün bu soruların cevabını arayan Kristin ve James bir hayli tedirgin olurlar. Ne de olsa bir günlük kaçamak için geldikleri bu ıssız yerde, gecenin bir yarısında gizemli bir ziyaretçinin kapılarına dayanması sevimsiz bir durumdur. James’ in romantik bir gece hayalleri de tabii bu olumsuz gelişme ile sekteye uğrar. Asıl can sıkıcı dakikalar ise tam da gizemli ziyaretçinin gitmesi ile başlar.
 Gecenin dördünde ayaklanan çiftimizi bir daha uyku tutmaz. Sigara almak için dışarı çıkan James, güzel partnerini tek başına bırakır. Kristin ise yaşadığı tedirgin edici olayın ardından bir hayli ürpermiştir, hızlıca bütün kapı ve pencereleri kapatır. James gittikten kısa bir süre sonra yeniden o gizemli ziyaretçi döner ve yeniden Tamara’yı sorar. Kristin’in kapıyı açmaya cesareti yoktur ayrıca bu koskoca evde sanki duvarlar üzerine gelmeye başlamıştır. İyice kontrolü kaybeden Kristin, James’i arar ve hemen dönmesini ister. Gece henüz yeni başlamıştır...
İyi;Gizemli atmosferi ve sıkmayan kurgusu ile başarılı tek mekan filmlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.
Kötü;Finale doğru artan beklenti ne yazık ki çok ucu açık bir şekilde sonlanıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Mart 2012 | Etiketler : | | |

Shuttle (2008)

Eğlenceli bir Meksika tatilinin ardından LA ye dönen iki samimi kız arkadaş;Mel ve Jules havaalanında beş parasız halde kalmıştır.Tanıştıkları iki genç ile (Seth ve Matt) muhabbetlerini ilerleten kahramanlarımız,bir yandan da şiddetli yağmurun devam ettiği gecede evlerine dönmek için taşıt arayışındadırlar.Yağmur nedeniyle epey ıslanan gençler pek de alternatifleri olmadığından havaalanı servisine binerler.İşte herşey kahramanlarımızın bu servise binmesi ile başlayacaktır.
Servis aracında gençler dışında sadece bir yolcu daha bulunmaktadır.Takım elbiseli,ciddi bir görüntüye sahip bu adam yolculuk boyunca sakinliğini korumaktadır.Servisin şoförü ise oldukça yardımsever kibar birisidir.Gecenin karanlığında yolculuklarına devam eden kafilemiz,gençlerin fark ettiği üzere tali yola sapmıştır.Şoförle bu durumu tartışmaya başlayan gençler bir an önce evlerinin gitme arzusundadır.Lakin anayolda çalışma olduğunu söyleyerek bildiğini okumaya eden şoförün davranışları giderek gizemli,asabi bir hal almaya başlamıştır.Oldukça tenha sokaklarda ilerlemeye devam eden servis aracı bir de ufak kaza atlatmaz mı?işte bu olay daha fazla sinirlerine hakim olamayan Seth ve şoför arasında gerginliğe yol açacaktır. 
Servisin tekerinin patlaması ile yolculuklarına kısa bir ara vermek zorunda kalan gençler,giderek işlerin tuhaflaşmaya başladığının farkına varacaktır.Dahası garip bir kaza sonrasında aralarında en iri yarı olan Matt'in yaralanması olayların başka bir boyuta taşınmasına neden olacaktır.Peki ama bütün bunlar ne içindir?Şoför gençlerden ne istemektedir?Bu bir soygun olabilir mi?

İyi;Uzun araba yolculukları içeren hoş bir gerilim filmi olduğunu söyleyebilirim.Kurgu sıkmadan ilerliyor.Finalde ne olacağını tahmin etmek oldukça zor.
Kötü;Filmin geneline bakıldığında son çeyrek fazlasıyla durağan geçiyor.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Mart 2012 | Etiketler : | | | |