Güncel İncelemeler;

The House That Jack Built (2018)

The House That Jack Built (2018)
Jack; yalnız yaşayan, çocukluğundan beri mimar olma hayalleri kurmuş yetenekli bir mühendistir. Aynı zamanda oldukça zeki ve sıra dışı bir seri katil olan kahramanımız, polislere yakalanmadan, övgüyle bahsettiği düzinelerce cinayet işlemiştir. Eylemlerinin bir estetik barındırdığını düşünen ve kurbanlarının fotoğraflarını çekmeyi de ihmal etmeyen Jack, her kurbanı çıtayı daha da üstte taşıdığı üstün bir sanat eseri olarak görmektedir.
The House That Jack Built (2018)
Kimsenin adını bile umursamadığı bir ara sokakta, eskiden bir pizzacıya ait olan soğuk hava deposunu kiralayan Jack, ilham verici eserler olarak tanımladığı hunharca cinayetlerinden arta kalan bedenleri burada saklamaktadır. Sıradan görüntüsüyle dışarıdan bakanların şüphe duymayacağı, kendi halinde içine kapanık bir mizaç sergilemesi işlerini kolaylaştırmaktadır. Öte yandan tek başına yaşayan, vahşi doğasından kaynaklı dürtülerini zaman zaman kontrol edebilmekte sorunlar yaşayan kahramanımız, obsesif kompulsif bozukluğu olan takıntılı bir karaktere sahiptir. Tarihe ve teknik bilimlere ilgi duyan entelektüel kişiliğinin ötesinde empati yoksunu tipik bir psikopat olmasına rağmen kalabalık içerisinde saklanmanın kendince yollarını da geliştirmiştir. Anılarının neredeyse tamamında sapık ruhlu, sosyopat bir profil sergileyen Jack, yegane amaç olarak uygun malzemeyi bulup, kendi çizip tasarladığı bir ev yapma arzusundadır. Çoğu zaman spontane cinayetler işleyen ve aldığı risklerin hazzı arttırdığını düşünen Jack, günün birinde Verge ile tanışır. İyi bir dinleyici olan Verge, Jack' in anılarını ve birbirinden tuhaf cinayetlerini kendi değer yargısı ile sorgulamaya başlar. Umulmadık bir anda karşısına çıkan Verge, kahramanımız için yeni bir yolculuktur...


İyi; Lars Von Trier imzalı yönetmenin özgün tarzını yansıtan; deneysel, düşündürücü, kışkırtıcı ve bir o kadar da rahatsız edici bir yapım. Oyunculuk, diyaloglar ve çarpıcı sahnelerle kesinlikle göz atılması gereken bir Lars Von Trier klasiği daha. Baştan sona ilgi çekici, metaforlar ve  alt metinlerle dolu bir yapım. Yönetmenin bir diğer filmi için Antichrist (2009)' ı inceleyebilirsiniz. 
Kötü; Genel izleyici kitlesine hitap etmiyor. Sanatsal filmlerden, metaforlardan ve düşündürücü diyaloglardan hoşlanmayan kişiler, ağır tempoda ilerleyen sıkıcı ve rahatsız edici bir  film olarak düşünüp pas geçebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 4 Ocak 2019 | Etiketler : | | | | | |

The Thirteenth Floor (1999)

The Thirteenth Floor (1999)
''Düşünüyorum; o halde varım...''
R.Descartes
Yarı iletkenler ve mikroçipler üzerine yaptığı çalışmalar sonrasında büyük ün kazanan ve kendi teknoloji şirketini kuran Hannon Fuller, pek çokları tarafından çağının Einstein' ı olarak adlandırılan bir dahidir. Ömrünün tamamını gelmiş geçmiş en iyi sanal gerçeklik simülatörünü yapmaya adayan Fuller, son altı yıldır birlikte çalıştığı asistanları Hall ve Whitney' ile beraber şirketinin 13. katında araştırmalarını sürdürmektedir. Tamamen gözlerden uzakta yapılan çalışmalar, basından da sır gibi saklanmaktadır...
The Thirteenth Floor (1999)
Genç bir bilgisayar yazılım uzmanı olan Douglas Hall, bir sabah uyandığında işvereni Fuller' in öldürüldüğü haberiyle büyük bir şok yaşar. Dahası polisler tarafından baş şüpheli olarak görülmektedir. Geçen gece neler olup bittiğinden bir haber Fuller' in başına gelenleri sorgulamaya başlar. Hemen şirkete gidip Whitney ile görüşen kahramanımız, simülatör henüz tamamlanmadığı halde Fuller' in risk alarak simülasyona dahil olduğunu öğrenir. Bilinç nakli gibi son derece tehlikeli bir işlemi barındırsa da kendi gençlik dönemini yeniden yarattığı 1937 yılı Los Angeles' ına sık sık ziyaretler yapan ve zamanının çoğunu sanal dünyada geçiren Fuller, görünen o ki bir şekilde Hall' a hissettirmeden bir takım denemeler de yapmıştır. Öte yandan Fuller' in herkesten sakladığı Paris' de yaşayan kızı Jane' in miras davası için ortaya çıkması, Hall cephesinde işleri daha da karmaşık hale getirir. Zira Jane babasının kendisine ulaşıp, simülatörü kapatmak için yardım istediğini söylemektedir. Telefon kayıtlarına göre ölümünden saniyeler önce Fuller' in Hall' u aradığının ortaya çıkması ise polisin elini epeyce güçlendirir. Olay gecesi neler olup bittiğini bir türlü hatırlayamayan ve geceye dair hafızasında derin boşluklar bulunan kahramanımız, bir yandan da deyim yerindeyse dejavular yaşayarak, oldukça hoş ve alımlı bir bayan olan Jane' e ilgi duymaya başlar. Masumiyetini ispat edebilmek için Whitney' nin yardımıyla simülatöre dahil olan ve Fuller' in izini süren Hall, bir şekilde kendi adına bırakılmış bir not ya da mesajın peşine düşer. Bu sayede gerçeği ortaya çıkarabileceğini düşünen kahramanımız, çok geçmeden Fuller' in bilinçaltında yaşattığı saklı dünyasında gezinmeye başlar. Uzun yıllardır üstünde çalıştıkları simülatörün en az kendisi kadar gerçek olduğu fark eden Hall, Fuller' in dehasını karşısında bir kez daha mahcup olur. Fuller' in son zamanlarında yaptığı gibi sık sık simülatöre giriş yapan ve patronunun başına gelenlerle ilgili ipuçları arayan kahramanımız, zamanının giderek daraldığının farkındadır...

İyi: Baştan sona ilgi çekici felsefik konusu ve sürükleyici atmosferiyle, türünde öncü bilim-kurgu, gerilim filmlerinden biri. Oyunculuk ve gizem seviyesi de oldukça başarılı. Yapım yılı itibariyle eXistenZ (1999) ve The Matrix (1999)' in gölgesinde kalsa da bilim- kurgu sevenleri fazlasıyla tatmin edeceği ortada. Öte yandan C. Nolan imzalı gişe rekortmeni Inception (2010) daki 'rüya içinde rüya' konseptinin de fikir babası olduğu söylenebilir. Filmi anlamakta zorlananlar şu çizime göz atabilirler...

Kötü; Ufak mantık hataları yok değil, ancak görmezden gelinebilir seviyede :)
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |

The Colony (2015)

The Colony (2015)
'Santiago, Şili. Yıl 1973. Politik ayaklanmalar tüm ülkeyi istikrarsızlaştırdı. Birleşik Devletler' in genç demokrasiye sırtını dönmesiyle Şili, Soğuk Savaş'ın yeni muharebe alanı haline geldi. Bu sırada, Sovyetler Birliği desteğini esirgemiyor. ABD hükümeti, Salvador Allende'nin kovulması gereken bir komünist olduğunu bildirdi. Yüzlerce, binlerce insan Başkan Salvadore Allende'yi desteklemek için Santiago, Şili sokaklarına döküldü. Uzmanlar Şili'yi iç savaşın eşiğinde görüyor. Biz, Şili' deki son gelişmeleri beklerken.dünya da nefesini tutmuş durumda...'
The Colony (2015)
Yaşam dolu, genç bir hostes olan Lena, haftada bir Almanya' dan Santiago' ya düzenlenen uçak seferi sayesinde erkek arkadaşı Daniel ile görüşebilmektedir. Konforuna düşkün, güzel bir bayan olan Lena, yolculuğun yorgunluğunu unutup, erkek arkadaşıyla buluşma anının heyecanını kapılır. Lena' nın aksine toplumsal olaylara daha duyarlı olan ve Allande yanlısı sosyalist bir grupla takılan Daniel, posterler hazırlayarak ideolojisine katkı sağlamayı ummaktadır. Kız arkadaşının gelmesiyle sürekli ayaklanmalar ve protesto gösterilerinin eşiğindeki Santiago' da keyifli birkaç gün geçirme fırsatı bulan Daniel, sabah saatlerinde gelen bir telefon sonrasında büyük bir şok yaşar. Zira General Pinochet kanlı bir darbe sonrası yönetimi devralmış ve sosyalistleri yok etmek için deyim yerindeyse her fare deliğine dahi asker sevk etmiştir. Alman vatandaşı olmalarına rağmen, askerlere yakalanan çiftimiz, bir itirafçının verdiği ifade sonrasında epeyce zor duruma düşerler. Daniel' in, gözlerinin önünde haç işaretli bir minibüsle alıkoyulmasına şahit olan Lena, pes edip ülkeyi terk etmek yerine erkek arkadaşının izini sürmeye karar verir. Daniel' in şehir dışında bulunan 'Colonia Dignidad' adı verilen bir kampa götürüldüğünü öğrenen kahramanımız, araştırmalar yapmaya başlar. Devlet kaynaklarında saygın bir yardım kuruluşu olarak adledilen Colonia Dignidad, kağıt üstünde tamamen yasal evraklara sahip bir kuruluştur. Pius isimli eski bir Alman rahibin 2.Dünya Savaşı sonrasında müritleriyle beraber deyim yerindeyse hiçliğin ortasında bulunan bu araziye, radikal bir tarikat inşa ettiğini öğrenen Lena, tüm riskleri göz ardı ederek Daniel' i bulmak pahasına oraya gitmeye karar verir. Bir şekilde onlardan biri olup, içeriye sızmayı planlayarak, henüz sağ bile olduğundan şüphe duyduğu Daniel' in peşine düşer. Tarikata katılabilmesi için Pius' u etkilemek zorunda olan kahramanımız, çok geçmeden kendisini kuralları Pius' un belirlediği ve geri kalan herkesin kayıtsız şartsız itaat ettiği, kaçışın mümkün olmadığı bir ortamda bulur. Modern dünyadan oldukça farklı ve radikal bir şekilde organize olan Pius ve tarikatı tuhaf rituellere sahiptir. En nihayetinde Daniel' in izini bulan Lena, bir yolunu bulup buradan kaçmayı planlamaktadır. Ancak Colonia Dignidad, Dante' nin İnferno' sunda cehennem kapısındaki yazı misali, 'buradan içeri giren, ümidi geride bıraksın' vari bir yerdir. Dahası tüm gözlerin üstünde olduğunu bilen Lena, akıllıca davranmak zorundadır...

İyi; Gerçek olaylardan uyarlama, oldukça sürükleyici, macera düzeyi yüksek  bir dram- gerilim filmi. Kurgu, oyunculuk, görseller, kamera açıları ve soundtrackler de gayet iyi. Bu filmi sevenler tarz olan yakın olan The Sacrament (2013) yapımına da göz atabilirler.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |

A Cure for Wellness (2016)

A Cure for Wellness (2016)
Borsadaki sert düşüşün ardından, hisselerin giderek değer kaybetmesi ve küresel finans şirketinin büyük bir dar boğaza sürüklenmesi üzerine şirketi kurtarabilmek için icra kurulu toplanır. Son birkaç yıldır başarılarıyla merdivenleri hızlı tırmanan Lockhart' da davetliler arasındadır. Yönetim kurulu, şirket CEO' su Pembroke' un bir an evvel ortaya çıkmasını istemektedir. Zira Pembroke' un sağlığı üzerinden piyasa da manipülasyonlar yapılmakta, şirket zaman ilerledikçe daha da iflasa yaklaşmaktadır. 
A Cure for Wellness (2016)
Pembroke ise hali hazırda her şeyden vazgeçmiş, İsviçre Alpleri' nde tarihi bir tesiste tedavi olmaktadır. Şirket çalışanlarını gerçekleri görememe ve çıkarcılıkla suçlamakta, bir daha ofise geri dönmeyeceğini dillendirmektedir. Şirket yönetim kurulu ise Pembroke' u ikna etmesi için şantaj vari bir yöntemle Lockhart' ı görevlendirir. Teklife başlarda sıcak bakmasa da bir şekilde patronu New York ' a geri getirebileceğini düşünen kahramanımız, vakit kaybetmeden yola koyulur. Uzun bir yolculuğun ardından, sarp ormanlık bir arazinin tepesinde bulunan tedavi merkezine ulaşmak için taksi kiralayan Lockhart, daha kasabayı bile kolaçan edemeden Pembroke' un peşine düşer. Heybetli bir kaleyi andıran ve buram buram tarih kokan mimarisiyle tedavi merkezi, oldukça ihtişamlı bir yapı olarak karşısında belirir. Zaman kaybetmeden Pembroke' un tedavisinden sorumlu olan doktor Volmer ile tanışır. Volmer son derece kendinden emin, işinde oldukça başarılı, meslektaşları tarafından saygıyla anılan bir hekimdir. Uzun yoldan gelen kahramanımıza bol bol su içmesi ve kaplıcaların keyfini çıkarması tavsiyesinde bulunan Volmer, bir yandan da Pembroke' un şu an görüş için uygun olmadığını hatırlatmaktadır. Yönetim kurulunun yoğun ısrarlarından ötürü hızla Pembroke' u görmesi gereken Lockhart, zaman baskısından ve yorgunluktan ötürü bitap düşmeye başlar. Bu sırada yaşadığı bir talihsizlik sonrasında ufak bir kaza atlatan kahramanımız, gözlerini açtığında bacağının alçıya alındığını fark eder.  Acele ettikçe bir şekilde işlerinin ters gittiğine şahit olur. Artık mecburen tedavisi tamamlanıncaya kadar buralarda oyalanmak zorundadır. Daha hızlı iyileşebilmek için Volmer' ın ısrarı üzerine meşhur su tedavisini denemeye karar verir. Öte yandan Hannah isimli gizemli bir kızla tanışan Lockhart, çok geçmeden onun Volmer' ın özel hastası olduğunu keşfeder. Diğer tüm hastaların aksine Hannah' ın sudan içmesi ya da suya girmesi yasaktır. Hannah sayesinde tedavi merkezinin geçmişini araştırmaya koyulan Lockhart, Volmer' in kirli sırları olduğunu düşünmeye başlar...


İyi; Baştan sona gizemli kurgusu ve sürükleyici senaryosuyla başarılı bir gizem-gerilim filmi. Mekan seçimleri, oyunculuk ve soundtrackler oldukça başarılı. Riget (1994) dizisine benzer, kendine has bir atmosfer barındırdığını söyleyebilirim.
Kötü; Filmin süresi daha kısa olabilirdi. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Mayıs 2017 | Etiketler : | | | | |

The Jacket (2005)

The Jacket (2005)
Körfez Savaşı gazisi Jack Starks, dehşet ve gözyaşıyla dolu günlerin ardından ordudan ayrılıp evine döner. Hala yaşadığını travmayı atlatamayan ve gündelik hayata geri dönüp sosyalleşmekte sıkıntılar yaşayan kahramanımız, bir yandan da gözüne uyku girmeyen geceler boyunca giderek depresif bir ruh haline sürüklenmektedir. Sürekli savaşta olan bitenleri düşünen ve bir türlü zihnini rahatlatamayan Jack, soğuk bir kışı günü umarsızca bir yürüyüşe çıkar. 
The Jacket (2005)
Yol üstünde otostop yaparak bir yabancının arabasına binen Jack, her şeyin çok hızlı gelişmesiyle ve şerifin ölmesiyle sona eren bir cinayete karışır. Polisler tarafından tutuklanan ve cinayet zanlısı olarak mahkemeye sevk edilen kahramanımız, olan bitenleri tam olarak hatırlayamadığı ve iyi bir savunma yapamadığı için, mental durumu da göz önüne alınıp akıl hastanesine yollanır. Dr. Becker gözetiminde tedavi alması planlanan Jack, bir dizi deneysel terapiler ve ilaçlarına maruz kalır. Dr. Becker, ilaçlar sayesinde nefret tabakasını soyacağını ve Jack' i yeniden topluma kazandıracağını savunmaktadır. Ancak bilim etiğinden son derece uzak uygulamalar ve kendi doğrularıyla yola çıkması, Dr. Lorenson tarafından sıklıkla eleştirilir. Lorenson, Becker' ın hastaları deney hayvanları gibi kullandığından ve amaçsız ilaç kokteyllerini karıştırarak deneysel çalışmalar yapmasından rahatsızdır. Ailesi- arayıp soranı olmadığı için uygun hasta olarak gördüğü Jack üzerinde farklı uygulamalara ve seanslara devam eden Dr.Becker; tedavinin bir parçası olarak Jack' e deli gömleği giydirip, tabut gibi daracık bir morg çekmecesine kilitlemektedir. Zaman zaman çekmece içerisinde uzun saatler geçirmek zorunda kalan ve flashback sahneler anımsamaya başlayan kahramanımız, bir yandan cinayet gecesi neler olduğunu hatırlamaya çalışırken bir yandan da hastaneden nasıl kaçabileceğinin planlarını yapar. Yine yoğun ilaç tedavisinin ardından kapatıldığı morg çekmecesinde bu sefer gelecekten kesitler gören ve dört gün içerisinde öleceğini öğrenen kahramanımız, ölüm sebebini bulabilirse bir şekilde  kurtulacağını umut eder. Öte yandan rastlantısal olarak Jackie ile tanışan ve düğümü çözebilme konusunda yardım isteyen Jack, her ne kadar ikna etmekte zorlansa da dikkatini çekmeyi başarır. Zamana karşı savaş çoktan başlamıştır bile...

İyi; Jack London' ın 'The Star Rover' isimli romanından uyarlanan yapım, efsane oyuncu kadrosuyla ve sürükleyici kurgunun bileşimiyle beraber son derece başarılı bir psikolojik gerilim filmi. Atmosfer ve gizem seviyesi çok iyi. Korku- gerilim severlerin gözdeleri; zamanda yolculuk ve akıl hastanesi gibi konseptleri de barındırdığını ekleyelim. Bu filmi sevenlerin Jacob's Ladder (1990) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Friend Request (2016)

Friend Request (2016)
Üniversite öğrencisi Laura, gerek güzelliği gerekse sempatik tavırlarıyla arkadaş çevresinde son derece popüler bir bayandır. Sosyal medyayı sıklıkla kullanan ve deyim yerindeyse internet bağımlısı bir yaşam süren kahramanımız, günün hemen her saati çevrimiçi olup, yüzlerce takipçisine her geçen gün yenilerini eklemektedir. 
Friend Request (2016)
Günün birinde Marina isimli bazı derslerinden aşina olduğunu tuhaf bir kızın arkadaşlık daveti göndermesi üzerine profilini incelemeye koyulan Laura, nezaketen daveti kabul eder. Her ne kadar Marina' nın profilinde hiç kimse ekli olmayıp, arkadaş sayısı sıfır olmasını garip bulsa da bu durumu pek önemsemez. Öte yandan Laura'nın  ev arkadaşı olan Olivia ise son derece tuhaf görünen ve insanlar kaçarcasına yaşayan Marina' nın tam bir ucube olduğunu dahası olabildiğince  uzak durmaları gerektiğini düşünmektedir. Profil sayfasında korkunç resimler ve çizimlerden başka hiç bir şeyi bulunmaması da gerçektende epey ürpertici görünmektedir.
Marina' yı arkadaş olarak ekledikten sonra sürekli sohbet pencereleri açmasından ve bunaltıcı derecede samimi davranışlarından sıkılmaya başlayan Laura, doğum günü organizasyonu davetli listesinde onu es geçmeye karar verir. Geceye dair fotoğrafların facebook üzerinden paylaşılması üzerine çağrılmadığı için büyük bir hayal kırıklığı yaşayan Marina soluğu Laura'nın yanında alıp, öfkesini kusar. Laura ise onu arkadaş listesinden çıkarıp bir daha karşılaşmak istemediğini söyler. Bu olayın akabinde bir süre derslerde dahi karşılaşmadığı Marina' ın intihar girişiminde bulunduğu haberini alan ve büyük bir şok yaşayan kahramanımız psikolojik olarak sarsılır. Öte yandan engellemesine rağmen Marina' nın halen facebook üzerinden dehşet verici mesajlar ve videolar yollaması üzerine giderek büyük bir buhrana sürüklenen ve kabus dolu geceler geçiren Laura, çevresinde özellikle yakın arkadaşlarının da benzer yanılsamalar yaşayıp, stresli günler geçirdiklerine şahit olur. Hesabını silmekten, bilgisayarını kapatmaya değin türlü şeyler denese de Marina' nın profilini incelemekten kendisini alı koyamayan kahramanımız şeytani bir gücün varlığını keşfeder...


İyi; Tipik bir grup genç ve başlarından geçen olaylar temalı gerilim filmlerinden biri. Kurgu olarak sürükleyici, türü sevenler için eğlenceli bir film. Gerilim seviyesi tatmin edici. Soundtrack' ler ve görseller başarılı.
Kötü; Klişelerle dolu, başından sonunu tahmin edebileceğiniz, sıradan senaryosu içerisinde zeka parıltıları ya da alt metin barındırmayan vasat bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

A Simple Plan (1998)

A Simple Plan (1998) 
Hank, deli dolu abisi Jacob ve onun kaba, bir o kadar da serseri olan arkadaşı Lou ile beraber yılbaşı arifesinde kasabaya gitmek üzere yola çıkarlar. Kışın en soğuk günlerinden birinde, zemini halı gibi kaplamış kar örtüsünün içinden ansızın beliren tilki kahramanlarımızın kaza yapmasına sebep olur. 
A Simple Plan (1998)
Kamyonetinin epey hasar almasınında etkisiyle, doğal koruma alınında olmalarını hiçe sayıp tilkinin peşine düşen, avlamadan geri dönmeyeceğini söyleyen Lou, ateş püskürtmektedir. Onu ikna edemeyeceğini anlayan Hank ve Jacob da mecburen arkasına takılmak zorunda kalır. Şans eseri ormanın hemen girişinde yere çakılmış vaziyette bulunan ve yüzeyi tamamen karlarla kaplı ufak bir uçak enkazını keşfeden kahramanlarımız meraklarına engel olamayıp, içeriye göz atmaya karar verirler. Muhtemelen kaza anında ölmüş bir pilotun dışında kimsenin bulunmadığı uçaktan büyük bir çanta çıkaran Hank, fermuarları araladığında hayatının en büyük piyangosuyla karşılaşır. Çanta ağzına kadar parayla doludur ve Lou ile Jacob daha şimdiden kutlamalara başlamıştır bile. Kimselere görünmeden şu an için sahipsiz olduğunu umdukları parayı yanlarına alan ve saymaya başlayan kahramanlarımız, rüyalarında bile göremeyecekleri tamı tamına 4.4 milyon doları ne yapacaklarını düşünmeye başlarlar. Aralarında en aklı selim kişi olan Hank, bu paranın kendilerine ait olmadığını ve polislere teslim etmeleri gerektiğini söylese de hal böyleyken kimse oralı bile olmaz. Bunun üzerine parayı kendisinin saklayacağını ve aramaya kimse gelmediği takdirde eşit olarak paylaşacaklarını söyleyen Hank, eğer şartlarını kabul etmezlerse polis gidip her şeyi anlatacağı restinde bulunur. Hayatlarının fırsatı ayaklarına kadar gelmişken geri tepmek istemeyen ve Hank' in önerisini kabul etmek zorunda kalan Lou ve Jacob, bu konu hakkında eşleriyle dahi en ufak bir şey konuşmayacaklarının sözünü verip evlerine dağılırlar. En nihayetinde son derece basit olan plana sadık kalıp, en kısa süre içerisinde parayı paylaşmayı arzulayan kahramanlarımız, günler geçtikçe güvensizlik duygusuna kapılır ve paranın sevdasına düşerler. Birbirlerinin niyetlerini sorgular hale gelemeriyle de sözde basit plan giderek karmaşık bir hale bürünür...

İyi; Sürükleyici kurgusu ve usta oyuncu kadrosuyla göz atılması gereken oldukça başarılı bir yapım. Diyaloglar keyifli, karakter seçimleri ve olay düğümü ilgi çekici. Giderek tırmanan gerilim seviyesi tatmin edici. Scott B. Smith'in romanındna uyarlanan ve sinemalaştırılan 'A Simple Plan' Sam Raimi'nin de yönetmen koltuğuna oturmasıyla üst düzey bir dram-gerilim filmi olarak göze çarpıyor. Romanın pdf versiyonu için buraya tıklayabilirsiniz.Bu arada Scott B. Smith'ın başka bir romanından beyaz perdeye aktarılan bir başka eseri de 'The Ruins (2008)' yapımıyla karşımıza çıkıyor.
Kötü; Final daha farklı olabilirmiş...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | | | |

Masks (2011)

Masks (2011)
1970' li yıllarda kendi adını verdiği bir aktörlük metodu geliştiren Matteusz Gdula, bu yöntem sayesinde oyuncu adaylarını geleceğin yıldızları yapabileceği iddiasındadır. Ancak eğitimler sırasında şiddet ve korku içerikli seanslar düzenlediği basına yansıyan ve öğrencilerinden bazılarının gizemli bir şekilde ortadan kaybolması haberleriyle köşeye sıkışmaya başlayan Gdula, olan bitenlere daha fazla dayanamayıp intihar eder. O günlerden geriye kalansa kendi adını verdiği bir sahne sanatları okuludur.
Masks (2011)
Genç bir bayan olan Stella, oyunculuk eğitimine devam edebilmek ve daha iddialı roller alabilmek için seçmelere katılmaktadır. Bir türlü hakkettiğini düşündüğü ilgiyi göremeyen ve kendi yeteneklerini sorgular hale gelen kahramanımız, başarısız sonuçlanan bir başka mülakatın sonrasında Gdula'nın okulu hakkında bilgi alır. Erkek arkadaşının da desteği ile Gdula'nın okuluna kayıt yaptıran ve bu sayede tekniğini geliştirip, yıldızını parlatmayı uman Stella, kendisi gibi ders alan Cecile ile arkadaşlık kurmaya başlar. Cecile' den okul ve Gdula yöntemi hakkında bilgiler almak isteyen Stella bir türlü istediği cevapları bulamaz. Dahası donuk bakışlı bir bayan olan  ve gözlerinde bir şeyler sakladığı her halinden belli olan Cecile, Gdula yöntemini öğrenmeye çalıştığını ve daha fazla soruya muhattap olmak istemediğini söyler. Okulun halihazırda bir bölümünün halen kapalı olduğunu ve Gdula'ya ait kişisel eşyaların da bulunduğu odalara girişin yasak olduğunu öğrenen Stella, herkesin büyük bir gizemle bahsettiği Gdula yöntemini öğrenmeye karar verir. Öte yandan sahne ışıklarının sürekli üzerinde olduğu bir yıldız olabilmek için tüm hırsıyla hareket eden kahramanımız, Gdula' ya yaklaştıkça arkadaş çevresinden ve sevgilisinden giderek uzaklaşmaya başlar. Okulun karanlık geçmişiyle yüzleşme vakti gelmiştir...

İyi; Mekan ve atmosfer olarak oldukça başarılı bulduğum, gizem seviyesi tatminkar olan korku-gerilim severlerin mutlaka göz atmaları gereken bir yapım. Özgün bir hikaye barındırması ve ilgi çekici kurgu diğer artılar. Bu filmi sevenlerin Starry Eyes (2014) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü; Daha iyi oyuncu seçimleriyle daha başarılı olması muhtemel olan, ne yazık ki potansiyelin altında kalmış bir film.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 19 Şubat 2016 | Etiketler : | | |