Güncel İncelemeler;

The Keeping Hours (2017)

The Keeping Hours (2017)
Minik oğullarının ölümünün ardından, büyük bir hezeyana sürüklenen ve  ilişkilerini onaramayarak boşanmak zorunda kalan Mark- Elizabeth çifti, uzun yıllar birbirlerinin yüzünü dahi görmeden farklı hayatlar seçerek yollarına devam ederler. Başarılı bir yazar olan Elizabeth yeniden evlenir ve çocuk sahibi olur. Hayatını tek başına idame etmeye tercih eden Mark ise iyi paralar kazandığı finans sektöründe, zamanının çoğunu işiyle meşgul vaziyette geçirmektedir. 
The Keeping Hours (2017)
Günün birinde kiracısının, evi darmadağın ederek terk ettiği bilgisini alan Mark, emlak danışmanını arayarak evi satmak istediğini bildirir. Öncesinde ise anılarını depreştirmek istemese de eve göz kulak olmak ve tavan arasındaki eski eşyalarını almak  için yola koyulur. Yanına geceyi geçirebileceği ufak tefek kıyafetler alan kahramanımız, bir yandan da Jacob' ın ölümü sonrasında sarsılan ilişkisini ve özlem duyduğu eski karısı Elizabeth' i bir an olsun düşünmeden edememektedir. Yıllar sonra döndüğü evinde geceyi geçiren kahramanımız; karanlığın çökmesiyle evde bir takım gizemli, doğaüstü olaylar olduğunu keşfeder. Merakını ve heyecanını yitirmeden etrafı kolaçan eden Mark, mucizevi bir şekilde Jacob' ın odasında olduğunu ve oyuncaklarıyla oynadığını fark eder. Dahası Jacob, onunla konuşmakta ve sanki yıllar önce o elim olay yaşanmamış gibi annesini sormaktadır. Gözlerine inanamayan ve neler olup bittiğini anlamaya çalışan kahramanımız, günün ilk ışıklarıyla Elizabeth' in evinin yolunu tutar. Anlattıklarının mantıksız olduğunun farkındalığıyla, Elizabeth' den kendisine bir şans vermesini ve eve dönmesini isteyen Mark, yoğun ısrarlar sonrasında en nihayetinde onu ikna etmeyi başarır. Yıllar önce kaybettiği Jacob' ın acısını halen yüreğinde yaşayan ve  ölümünden ötürü birbirlerini suçlayarak boşandıkları günü, sanki dünmüş gibi hatırlayan Elizabeth, neler olup bittiğini kendi gözleriyle görmek için eve gelmeyi kabul eder. Büyük bir aşkla başlayan ve oğullarının ölümüyle sona eren ilişki, Jacob' ın paranormal bir şekilde ortaya çıkışı ile yeni bir boyut kazanır. Jacob, annesi ve babasının daima birlikte ve yanında kalmasını istemektedir...

İyi; Yürek ısıtan hikayesi ve başarılı oyuncu kadrosu ile göz atılması gereken bir dram- gerilim filmi. 
Kötü; Bir Blumhouse yapımı olsa da korku- gerilim severler için fazla bir şey vadetmediğini söylemeliyim. Gizem seviyesi de bir tık daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Ağustos 2018 | Etiketler : | | |

The Secret of Marrowbone (2017)

The Secret of Marrowbone (2017)
Çok uzaklara gittik, zorluklara göğüs gerdik. En sonunda güvende olacağımız bir yer bulduk. Bir arada, okyanusun diğer tarafında...
The Secret of Marrowbone (2017)
Annelerinin ölümünün ardından, evin en büyüğü olan Jack, üç kardeşine de sahip çıkacağına ve ömürlerinin sonuna kadar hep bir arada kalacaklarına söz verir. Babalarının kötü şöhretinden ötürü, yıllarca gözlerden uzakta, kasabalılardan izole bir şekilde yaşayan kardeşler, annelerinin soy adı olan 'Marrowbone' u kullanarak yeni bir başlangıç yapmayı umarlar. Arta kalan ufak bir mirasla, dışarıdan bakıldığında viraneden farkı olmayan evlerinde geçinmeye çalışan Jack ve kardeşleri, her daim bir arada yaşamaya yemin ettikleri için ne pahasına olursa olsun evlerinden ayrılmamakta kararlıdırlar Ancak annelerinin ölümünün ardından henüz matemini bile doğru düzgün yaşayamadan, sahip oldukları tek şeyi, evlerini kaybetme riski yaşayan ve kara kara çözüm yolu arayan Jack, zamanının çoğunu bu meseleyle uğraşarak geçirmektedir. Avukat masraflarını ödeyerek bir şekilde evi elde tutabilmek için paraya ihtiyacı olan kahramanlarımız, Billy' nin önerisi üzerine son çare olarak babalarından kalan, lanetli olarak addettikleri parayı gözden çıkarırlar. Ona ait hiçbir şeyi evlerinde tutmak istemeyen kahramanlarımız, uğursuzluk ve bela getireceğine inandıkları parayı mecburen harcamak zorunda kalırlar. Çok geçmeden korktukları şey başlarına gelir ve uzun süredir onları rahatsız eden, hayalet olarak adlandırdıkları gizli güç yeniden ortaya çıkmaya başlar. Evdeki tüm aynaları kapatan ve kilitli odalara girilmesini yasaklayan Jack, yeniden evdeki huzuru sağlayabilmek için parayı yerine koymayı planlar. Öte yandan tek dostları ve aynı zamanda Jack' in sevgilisi olan Allie' de elinden geldiği ölçüde yardımcı olmaya çalışmaktadır. Ancak hiçbir şey göründüğü gibi değildir, Marrowbone ailesi karanlık sırlar saklamaktadır...

İyi; The Orphanage (2017) ve The Impossible (2012) filmlerinin senaristi Sergio G. Sánchez' den yine kayda değer bir yapım. Oyunculuk, kurgu ve atmosfer olarak oldukça başarılı bulduğum, izlemeye değer bir dram- gerilim filmi. Gizem seviyesi ve korku dolu gerilimli sahneler de türü sevenleri tatmin edebilecek düzeyde.
Kötü; Ağır tempoda ilerlemesi, yer yer sıkıcı gelebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Mart 2018 | Etiketler : | | | | |

Veronika Decides to Die (2009)

Veronika Decides to Die (2009)
Yirmili yaşlarının ortasında, yalnız başına bir hayat süren Veronika, depresyon eğilimi olan genç bir bayandır. En iyi okullarda okuyup, yüksek dereceli diplomalarla mezun olup, iyi paralar kazandıran işlerde çalışmasına rağmen bir türlü iç huzuru sağlayamayan kahramanımız, yaşamı ciddi ciddi sorgulamaya başlar.
 Karşı cinsin bakışlarını üzerine çeken alımlı bir bayan olmasının yanı sıra sahip olabileceği her şeyi hali hazırda elde etmiş olan Veronika, buhranlı günler geçirmektedir. Öncesinde cesaretini toplayıp iradesini yenemediği başarısız intihar eğilimlerine bir yenisini daha eklemek üzere olan Veronika, eline geçen tüm hapları ağzına atmaya başlar. Ancak bu sayede var olmanın dayanılmaz ağırlığını hisseden bünyesinin huzura kavuşacağını öngören kahramanımız, bi çare ölümün kapısını çalacağı anı beklemeye koyulur.
Veronika Decides to Die (2009)

Gözlerini sedyede açan ve ağzından burnundan tüpler sarkmış durumda uyanan Veronika, nerede olduğunu sorgulamaktadır. Hastane olduğunu varsaydığı bu yerde kollarındaki kayışlardan kurtulup doğrulmaya çalışsa da bir türlü  ayaklanamaz. Her şeye rağmen hayatta olmasının şaşkınlığını atlatmaya çalışırken, başucunda ciddi bir yüz ifadesiyle oturan Dr. Blake' i fark eder. Yaklaşık iki haftadır baygın olduğunu öğrenen kahramanımız, Villette olarak bilinen bir akıl hastanesinde olduğunu keşfeder. Sıra dışı teknikler kullanarak hastalarını iyileştirmeye çalışan Dr. Blake, Veronika' ya aldığı haplar sonrasında bir çeşit kalp anevrizması geçirdiğini ve bu nedenden ötürü yaklaşık bir hafta ömrü kaldığını söyler. Zaten intihara meyilli olduğu için ha şimdi olmuş ha bir hafta sonra olarak durumu kabullenmeye çalışan Veronika, kalan azıcık zamanında Villette' nin dinamiklerine uyum sağlamaya çalışır. Çok geçmeden Claire ve Mari isimli iki bayanla yakınlaşmaya başlayan kahramanımız, onların topluma uyum sağlayamadıkları için deli yaftası taşıdıklarına ikna olur. Zaten buraya kapatıldığına göre kendisi de biraz  'deli' değil midir? Öte yandan tedaviden arta kalan zamanını piyano çalarak geçirmeyi tercih eden Veronika, Edward isimli katatonik şizofreni teşhisi konulmuş kendisi gibi genç bir hastayla tanışır. Zaten ölmek isteyen kahramanımız, başka dünyaların insanlarını tanırken kendi kimliğini de keşfetmeye başlar...

İyi; Paulo Coelho imzalı 'Veronika Decides to Die' kitabının uyarlaması olan yapım; oyunculuk ve kurgu olarak oldukça başarılı. Veronika' nın iç dünyasındaki buhranları anlatan, depresif atmosfer ve kitaptan alıntılanan ilgi çekici diyaloglar göz atılmaya değer.
Kötü; Durağan ilerleyen kurgu zaman zaman sıkıcı olabiliyor. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ocak 2018 | Etiketler : | | | |

Mother! (2017)

Mother! (2017)
Gözlerden uzakta, ormanın derinlerinde bulunan eski bir malikanede yaşayan çift, kendilerini dış dünyadan tamamen izole etmiş, yalnızca ilişkilerine odaklanmıştır. Yaşça büyük olan, tanınmış bir şair olan adam, zamanının çoğunu yeni bir şeyler karalayabilmek ve eski günlerdeki gibi eserler verebilmek için harcamaktadır. İlham kaynağı olarak gördüğü genç eşi ise büyük bir yangın sonrasında kül olan malikaneyi yeniden ayağa kaldırmak ve restore edebilmek için tüm enerjisini harcamaktadır. Ünlü bir şair olan kahramanımız, çalışma odasında saatlerce ilham gelmesini beklerken, evi çekip çeviren genç eşi de tüm zamanını yeni bir düzen kurabilmek ve bu sayede sevgi dolu sıcak bir yuva inşa edebilmek için çabalamaktadır. 
Mother! (2017)
Günün birinde geç vakitte, çat kapı gelen ihtiyar bir adam, dışarıdan burasını otel zannettiğini söyleyerek kalacak bir yer aradığını dillendirir. Kendisini doktor olarak tanıtan ve gecenin bir yarısında avare dolaşmaktan yorgun düştüğünü anlatan yaşlı adam, oldukça çaresiz görünmektedir. Gizemli misafirin konuşmalarından ve hikayelerinden hayli etkilenen şair, gitmesine izin vermez ve seve seve onu malikanelerinde ağırlayabileceklerini söyler. Eşinin aksine durumdan rahatsız olan ve fikrini almadığı için bozulan genç bayan ise ne de olsa sabah erkenden gideceğini düşünerek isteksizce misafir odasını hazırlamaya başlar. Ertesi gün muhabbetin giderek ilerlemesiyle, ihtiyar adamın büyük bir hayranı olduğunu ve tüm kitaplarını defalarca okuduğunu öğrenen şair, daha da keyiflenir ve istediği kadar kalabileceğini konusunda ısrar eder. Öte yandan yaşlı adamın eşi ve çocuklarının da birer birer ortaya çıkması ve çat kapı gelmeleri evin genç hanımının canını sıkmaya, sinirlerini allak bullak etmeye başlar. Giderek artan sayıda davetsiz misafir, evin düzenini alt üst etmekte, yaptığı her şeyi bozmaktadır. Şair ise durumdan memnun görünmekte ve ilham gelmesini beklediği onca günün ardından ilk defa bir şeyler karalamayı düşünmektedir.  Eşinin hiç olmadığı kadar mutlu olduğunu gözlemleyen ve onun için fedakarlıklar yapmaktan çekinmeyen genç bayan, çok geçmeden şairin kendisine olan sevgisini sorgulamak zorunda kalacaktır...


İyi; Metaforlarla dolu, görsellerin ve kurgunun şiir misali içe içe girdiği tipik bir Darren Aronofsky filmi. Oyunculuk, diyaloglar ve sinir bozucu tekinsiz atmosfer oldukça başarılı. Gizem- gerilim seviyesinin de tatmin edici düzeylerde olduğunu ekleyeyim...
Kötü; Lars Von Trier filmleri gibi (Antichrist 2009) genel izleyici kitlesine hitap etmeyen; rahatsız edici kurguya sahip, daha çok sanatsal bileşenleri ön plana çıkaran, bundan ötürü de herkesin izlerken keyif alamayacağını düşündüğüm bir yapım olduğunun altını çizeyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Aralık 2017 | Etiketler : | | | |

Inconceivable (2017)

Inconceivable (2017)
Doktor Angela- Brian Morgan çifti, minik kızları Cora ile birlikte huzurlu bir yaşam sürmektedir. Lüks ve geniş malikanelerinde, konforlu bir yaşantı süren kahramanlarımız, geniş bir aile olma motivasyonuyla ikinci bir bebek için hazırlıklar yapmaya başlar.
Inconceivable (2017)

 Doğal yollardan çocuk sahibi olamadığı için kendisini eksik hisseden ve Cora' nın doğumunda olduğu gibi taşıyıcı bir anne araştıran Angela, diğer yandan da uzun süredir ara verdiği işine, tıp kariyerine geri dönme arzusundadır. Ortak bir dostları vasıtasıyla Katie ile tanışan Angela, yaşça kendisinden genç olmasına rağmen olgun davranışlarından ötürü yeni arkadaşıyla samimi olmakta sakınca görmez. Katie' de hemen hemen Cora ile aynı yaşlarda olan bir kız çocuk sahibidir ve tek ebeveyni olarak tüm sorumluluğu üstlenmektedir. Eşinden sorunlu bir şekilde ayrıldığını ve uzak diyarlara taşınmak zorunda kaldığını anlatan Katie, çocuk odaları tasarlayarak geçimini sağladığını söyler. Çok geçmeden Katie' nin cana yakınlığından ve yardımseverliğinden oldukça etkilenen Angela, çevresinde onun gibi iyi kalpli biri olmasından duyduğu güvenle yeniden kariyerine geri dönebileceğini düşünür. Zira Cora ile kendi çocuğu gibi ilgilenen Katie, kısa zamanda Brian' ın da gözüne girmeyi başarır. Katie' nin kızıyla birlikte misafir konaklarında kalması için ısrar eden Morgan çifti, böylelikle Cora' ya da yarı zamanları bebek bakıcılığı yapmasını önerirler. Sevinerek teklifi kabul eden kahramanımız ise artık aileden biri olmuştur. Katie' nin Cora ile yakından ilgilenmesi ve kendi çocuğundan ayırmadan üstüne titremesi tam da Angela' nın arzuladığı gibidir. Öte yandan evde işlerin düzene girmesi sonrasında, Brian' ın yeni bir bebek istemesi üzerine, Morgan çifti  yeniden taşıyıcı anne ihtimalini ciddi ciddi düşünürler. Katie ise çoktan kendi planlarını uygulamaya başlamıştır bile...


İyi; İlgi çekici hikayesi, atmosferi ve tatmin edici oyunculuk performanslarıyla göz atılabilecek bir alternatif.
Kötü; Düşük tempoda ilerleyen yapım, zaman zaman sıkıcı bir hale bürünebiliyor. Kurgu epeyce klişe olduğundan ve gerilim düzeyi de beklentileri karşılayamadığı için vasatı aşamıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Kasım 2017 | Etiketler : | | |

Wind River (2017)

Wind River (2017)
Kurt, şanssız geyiği değil zayıf olanı avlar...
Amerika' nın Wyoming eyaletinde bulunan, dağlık ve engebeli topraklardan oluşan kızılderili bölgesi 'Wind River' olarak bilinmektedir. Ağustos' un en sıcak gününde bile dağların tepesinde kar bulunan ve yılın büyük bölümünü dondurucu soğuklar altında geçiren bölgede, nüfusun çoğunu oluşturan kızılderililer dağınık bir yerleşim göstermektedir. FBI' ın bile sadece cinayet vakalarında dahil olabildiği topraklar, kızılderili bürosu tarafından idare edilmektedir.
Wind River (2017)
Balık ve Vahşi Yaşam Servisi' nde çalışan Cory Lambert, veteran bir iz sürücüdür. Yıllar evvel kızını kaybeden ve o günden beri yüzünden keder eksik olmayan kahramanımız, zamanının çoğunu çiftçilerin besi hayvanlarına dadanan aslan ve çakal sürülerini avlamakla geçirmektedir. Günün birinde yine aldığı bir ihbar sonrasında vahşi hayvanların izini sürmeye başlayan kahramanımız, karlarla kaplı dağlık arazinin yakınlarında, muhtemelen soğuktan donarak ölmüş bir kız cesedi keşfeder. Dahası kızı ve ailesini yakından tanıyan Cory, hemen şerife olayı rapor ederek destek ister. Çok geçmeden olay yerine ulaşan şerif ve görevliler, cesedin el ve ayak parmaklarındaki morarmalardan ve kafasındaki yara izinden olayı durumu cinayet olarak değerlendirip, FBI' a iletirler. Bu sırada kızın ailesini teskin etme görevi de Cory' e düşmüştür. Olay yerine en yakın FBI ajanı olan ve anonsa cevap veren, genç dedektif Jane Banner hızla intikal eder. Fırtına çıkmadan olay yerini kendi gözleriyle detaylı bir şekilde incelemek isteyen kahramanımız, cesedi bulan ve aynı zamanda bölgeyi avucunun içi gibi bilen Cory' nin de davada yardımcı olmasını teklif eder. Otopsi sonuçlarının ardından vakanın FBI' ın ilgisini çekmemesi sonrasında, kısıtlı imkanlarda olayı çözmek için seferber olan Cory ve Banner, bir dizi soruşturma yönetmeye başlarlar. Kızın ailesine katillerin izini süreceğine dair söz veren Cory, tüm enerjisini bu işe ayırmaya odaklar. Toy bir FBI ajanı olan Jane ise yardımcı olabilmek için elinden geleni yapacağını yeniler. Kızın ailesi ve arkadaşlarıyla görüşen ikilimiz, tüm detayları öğrenip, bütün ipuclarını toplamaya yoğunlaşırlar. Tüm oklar kızın gizemli erkek arkadaşına yönelmiş durumdadır. Çok geçmeden cinayetin gerçek bir trajedi olduğu ortaya çıkar...


İyi; Ağır bir tempoda ilerlemesine rağmen; sürükleyici kurgusu ve soğuk, donuk atmosferiyle göz atılması gereken başarılı bir suç- gerilim filmi. Oyunculuk ve soundtrackler gayet iyi. Gizem seviyesi tatmin edici. Drama olarak da vuruculuğu yüksek bir film olduğunu ekleyeyim.
Kötü;
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 29 Ekim 2017 | Etiketler : | | | | | |

Jungle (2017)

Jungle (2017)
" Orduda 3 yıl geçirdikten sonra 1980' de İsrail' den ayrıldım. Standart bir yaşam bana göre değildi. Bilirsiniz işte; lise, üniversite, iş, evlilik, çocuklar vs... Ben bu değildim. Farklı olmak istedim; alışılmayanı yaşamak, bilinmeyenlere dalmak, kayıp kabileleri keşfetmek, gizli hazineler bulmak ve ormanın en el değmemiş bölgelerine ulaşmak. Bu nedenle Güney Amerika' da Bolivya' ya geldim... "
Jungle (2017)
Yossi Ghinsberg, ailesinin ve toplumun kendisine yüklediği sorumluluklardan bıkmış, monoton hayattan sıkılmış, yeni maceralar yaşamak istemek genç bir adamdır. Çantasını topladığı gibi umarsız bir yolculuğa yelken açan ve Bolivya topraklarına ayak basan kahramanımız, dost canlısı mizacından ötürü yeni arkadaşlar edinmekte zorlanmaz. Marcus ve onun fotoğrafçı arkadaşı Kevin ile tanışan Yossi, zamanının çoğunu yeni kankalarıyla birlikte kamp yapıp, çevrede takılarak geçirmeye başlar. Günün birinde Karl isimli gizemli bir adamla karşılaşan kahramanımız, uzun bir sohbetin ardından ormanın derinlerinde halen balta girmemiş topraklarda yaşayan Toromonas yerlileri hakkındaki hikayeleri duyunca deyim yerindeyse büyülenir. Tipik bir turist gibi dolaşmak yerine, tüm hayatı boyunca unutmayacağı bir macera yaşamak isteyen Yossi, yoğun ısrarlar sonucunda Marcus ve Kevin' i de gezi için ikna etmeyi başarır. Kevin, birbirinden güzel fotoğraflar çekebilmeyi umduğu için Marcus ise arkadaşlarını mutlu edebilmek için planlara dahil olur. Karl liderliğinde organize olan gençler, kısa bir hava yolculuğunun sonrasında sık orman ağıyla çevrili Asariamas' a ulaşırlar. Yağmur sezonunun yaklaşmasından ötürü ormanda günler sürecek uzun yürüyüşlerine bir an evvel başlayan kafilemiz, dur durak bilmeden gece gündüz yol almaya devam ederler. Gerek vahşi yaşamdan ötürü gerekse sık bitki örtüsünden dolayı bir türlü Karl' ın istediği tempoya ulaşamayan gençler, iki gruba ayrılarak hedefte bulaşmayı öngörürler. Kevin ve Yossi, ormandan devam etmek isteyen Karl' ın aksine el yapımı sallarıyla nehirden ilerlemeye karar verirler. Kendisini aksiyon adamı olarak tanımlayan Yossi, hem yeni maceralara yelken açabilmek hem de başının çaresine bakabildiğini ispat edebilmek için son derece isteklidir. Ancak bölgeye hakim olan tek kişinin, Karl' ın yokluğunda ilerlemek sandığının aksine pek de kolay gözükmemektedir. Çok geçmeden çeşitli problemler yaşamaya başlayan ikilimiz, ormanın derinliklerinde kaybolurlar. Serüven olarak gördükleri gezi artık hayatta kalma savaşına dönüşmüştür...


İyi; Sürükleyici kurgusu ve büyüleyici mekan seçimleriyle, tipik macera filmleri sevenler için kayda değer bir alternatif. Oyunculuk başarılı, diyaloglar eğlenceli. Bu filmi sevenler Turistas (2006), A Perfect Getaway (2009) ve And Soon the Darkness (2010) yapımlarına da göz atabilirler...
Kötü; Filmin süresinin görece uzun olduğunu düşünülürse, biraz daha aksiyon ya da gizem görebilsek daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 24 Ekim 2017 | Etiketler : | | | |

The Girl with the Dragon Tattoo (2011)

The Girl with the Dragon Tattoo (2011)
Gazeteci - yazar Mikael Blomkvist, ülkenin kalantor isimlerinden Wennerström ile girdiği söz dalaşı sonrasında sıkıntılı günler yaşamaktadır. Wennerström ve kirli iş ortaklarıyla ilgili pek çok yasadışı belgeyi ortaya çıkarsa da mahkeme nezdinde iddialarını kanıtlayamadığı için, kamuoyu desteğini de yitirir. Asparagas haber yapmakla suçlanan ve kariyerinin en buhranlı dönemlerini geçiren kahramanımız, bir yandan da tazminat davalarından ötürü bütün maddi birikimini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.
The Girl with the Dragon Tattoo (2011)
Tam da böyle kaotik bir zamanda, Modern İsveç' in en köklü şirketlerinden biri olan Vanger Industries' in eski ceosu Henrik Vanger, baş hukuki danışmanı olan Frode vasıtasıyla, her şeyini kaybetmek üzerine olan kahramanımız Mikael ile temas kurar. Bir ayağının çukurda olduğunu söyleyen Henrik, eski hesapları kapatma derdindedir. Yaklaşık kırk yıl önce gizemli bir şekilde ortadan kaybolan yeğeni Harriet' in başına gelenleri, bu diyarları terki diyar etmeden bir şekilde öğrenmek isteyen ve sır perdesini çözmek için her yolu deneyen Henrik, Mikael' ın kendisi için çalışmasını teklif eder. Daha o zamanlarda bile genç yaşına rağmen zekasıyla şirketin veliahtı olarak gösterilen Harriet, deyim yerindeyse ansızın sırra kadem basmıştır. Sadece kendi aile fertlerinin yaşadığı adada, Harriet' ın başına gelenlerden Vangerlerden birilerinin sorumlu olabileceğini düşünen ancak aradan geçen uzun yıllara rağmen bir türlü yeni kanıtlara erişemeyen Henrik, Wennerström davasıyla gündeme gelen ve zekasını takdir ettiği Mikael' i kendisi için son şans olarak görmektedir. Dahası ne kadar sürerse sürsün eğer başarılı olursa, Wennerström davasında aleyhine işleyen süreci tersine çevirebileceğini de vaat eder. Şehirden iyice bunalan ve bu davayı uzaklaşmak için bir fırsat olarak gören Mikael, Harriet ile ilgili tüm dosyaları teker teker incelemeye başlar. Öte yandan Frode' nın nasıl peşine düştüğünü merak eden kahramanımız, Lisbeth ismiyle karşılaşır. Piercingleri, dövmeleri ve tuhaf görüntüsüyle, punk bir bilgisayar korsanı olan Lisbeth; kendisini toplumdan soyutlamış, bir başına yaşayan genç bir bayandır. Görünüşünün aksine son derece zeki ve  meziyetli olan Lisbeth,  yönetilmesi sorunlu biri olsa da davada yardım etmesi için Mikael'ın  asistanı olarak görevlendirilir. Tam da işler yoluna girmişken Henrik' in yoğun bakıma alınmasıyla, Vanger ailesinin desteğini çektiğini Mikael, yeniden kaotik bir dönemece sürüklenir. Harriet' dan arta kalan adres defteri üzerinde çalışmalarını yoğunlaştıran kahramanımız, çok geçmeden bir şeylerin yolunda gitmediğini anlar. İki koldan ilerleyen araştırmada Lisbeth' de yeni bilgiler keşfetme arefesindedir...


İyi;
İsveçli yazar, Stieg Larsson' un 'Millennium Triology'  adı altında toplanan roman serisindeki eserlerden biri olan 'The Girl with the Dragon Tattoo' , ilk olarak İsveç sinemasınca vizyona girmiş ve epey ses getirmişti. Ardından  usta yönetmen David Fincher tarafından Hollywood sinemasını kazandırılan remake; baştan sona sürükleyici kurgusu ve gizemli atmosferiyle mutlaka göz atılması gereken bir gerilim filmi. Atmosfer, oyunculuk, soundtrackler ve mekan seçimleri hepsi ayrı ayrı gayet başarılı.
Kötü; Uyarı mahiyetinde filmin süresinin biraz uzun olduğunu ve rahatsız edici sahnelerin yer aldığını ekleyeyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Eylül 2017 | Etiketler : | | | | |

The Ardennes (2015)

The Ardennes (2015)
Büyük bir ev soygunu üzerinde çalışan Kenneth - Dave kardeşler, Kenneth' in kız arkadaşı Sylvie' nin de dahil olmasıyla planı uygulamaya koyulurlar. Ancak işlerin yolunda gitmemesi sonrasında kardeşler ayrı düşmek zorunda kalır. Kenneth' in aksine son anda başının çaresine bakan ve polislerin elinden kurtulan Dave, Sylvie ile birlikte mekandan uzaklaşmayı başarır. Kenneth ise suç üstü yakalanır ve altı yıl hapis cezası alır. Mahkemede kardeşini ve abisini kendi deyimiyle ispiyonlamayan ve suçu tek başına işlediğini söyleyen Kenneth, her günü ayrı ayrı acı ve hüzünle dolu hayatını adım adım esir alan bir deneyime yelken açar...
The Ardennes (2015)
Dışarıdaysa özellikle Dave' in hayata bakış açısı değişmiş, annesine verdiği söz sonrasında beladan uzak durmaya yemin etmiştir. Kenneth' in başında gelenlerden ders çıkaran ve aza kanaat etmeyi öğrenen kahramanımız, lokal bir oto yıkamada yevmiye usulu çalışmaya başlar. Gel zaman git zaman, eski günlerdeki gibi Sylvie ile yakınlaşan Dave, birlikte bir gelecek kurma hayalinden bahseder. Kenneth' in durumundan ötürü yakınlaşan ve sonrasında sevgiliye dönüşen ikilimiz, birlikte yaşamak için ev kiralamaya hazırlanırlar. Öte yandan acı ve stres dolu hapishane günlerinin sonuna gelen ve dört yılın ardından şartlı tahliye ile serbest bırakılan Kenneth, annesinin yaşadığı baba ocağı, çocukluklarının geçtiği eski eve yerleşir. Ancak geçen uzun süre zarfında çok şeyin değiştiğine ve eskisi gibi olmadığına şahit olur. Geçmişte kendisi gibi deli dolu olan ve başından bela eksik olmayan abisinin, tüm zararlı alışkanlıklarını terk ettiğini öğrendiğinde ise şaşkınlığını daha fazla gizleyemez. Dave' in yardımları ile yeniden sosyal hayata adapte olmaya çalışan kahramanımız, abisinin çalıştığı otoyıkamada bir iş dahi bulur. Annesi ve Dave' e sürekli eski sevgilisi Sylvie' den bahseden ve şu an ne yaptığını öğrenmeye çalışan Kenneth, her defasında geçiştirildiğini fark eder. Soygundan sonra polislere konuşmamasına rağmen Sylvie' nin bir kez bile kendisini ziyaret etmemesine anlam veremeyen ve bir şeylerin yolunda gitmediğini hisseden Kenneth, sorduğu sorulara bir türlü tatmin edici cevaplar alamaz. Dave ise uygun zamanı bekleyerek kardeşine, bebeğine hamile olan Sylvie ile birlikte olduklarını söylemeye hazırlanmaktadır. Agresif doğası sebebiyle çocukluklarından beri hep kavgacı olan Kenneth, çok geçmeden yine bir şekilde başına belayı sokmayı başarır. Annesine verdiği sözden ötürü kardeşini koruyup, kollamak için elinden geleni yapan Dave, yeniden eski günlerdeki gibi kaotik bir maceraya sürüklendiği hisseder. Belki de sorunlu çocukluk dönemlerindeki tek güzel hatıraları olan Ardenlere yeniden yolları düşer. Ancak bu sefer bagajlarında bir cesetle...

İyi; Kendine has tekinsiz bir atmosfer barındıran, yer yer sinir bozucu sahnelere sahip, gerilimin giderek tırmandığı, dram yönü güçlü bir suç- gerilim filmi. Son çeyrekte artan temposu ve çarpıcı finaliyle göz atılması gereken bir alternatif.
Kötü; Ağır ilerleyen kurgu zaman zaman sıkıcı bir hale bürünebiliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ağustos 2017 | Etiketler : | | | |

The Colony (2015)

The Colony (2015)
'Santiago, Şili. Yıl 1973. Politik ayaklanmalar tüm ülkeyi istikrarsızlaştırdı. Birleşik Devletler' in genç demokrasiye sırtını dönmesiyle Şili, Soğuk Savaş'ın yeni muharebe alanı haline geldi. Bu sırada, Sovyetler Birliği desteğini esirgemiyor. ABD hükümeti, Salvador Allende'nin kovulması gereken bir komünist olduğunu bildirdi. Yüzlerce, binlerce insan Başkan Salvadore Allende'yi desteklemek için Santiago, Şili sokaklarına döküldü. Uzmanlar Şili'yi iç savaşın eşiğinde görüyor. Biz, Şili' deki son gelişmeleri beklerken.dünya da nefesini tutmuş durumda...'
The Colony (2015)
Yaşam dolu, genç bir hostes olan Lena, haftada bir Almanya' dan Santiago' ya düzenlenen uçak seferi sayesinde erkek arkadaşı Daniel ile görüşebilmektedir. Konforuna düşkün, güzel bir bayan olan Lena, yolculuğun yorgunluğunu unutup, erkek arkadaşıyla buluşma anının heyecanını kapılır. Lena' nın aksine toplumsal olaylara daha duyarlı olan ve Allande yanlısı sosyalist bir grupla takılan Daniel, posterler hazırlayarak ideolojisine katkı sağlamayı ummaktadır. Kız arkadaşının gelmesiyle sürekli ayaklanmalar ve protesto gösterilerinin eşiğindeki Santiago' da keyifli birkaç gün geçirme fırsatı bulan Daniel, sabah saatlerinde gelen bir telefon sonrasında büyük bir şok yaşar. Zira General Pinochet kanlı bir darbe sonrası yönetimi devralmış ve sosyalistleri yok etmek için deyim yerindeyse her fare deliğine dahi asker sevk etmiştir. Alman vatandaşı olmalarına rağmen, askerlere yakalanan çiftimiz, bir itirafçının verdiği ifade sonrasında epeyce zor duruma düşerler. Daniel' in, gözlerinin önünde haç işaretli bir minibüsle alıkoyulmasına şahit olan Lena, pes edip ülkeyi terk etmek yerine erkek arkadaşının izini sürmeye karar verir. Daniel' in şehir dışında bulunan 'Colonia Dignidad' adı verilen bir kampa götürüldüğünü öğrenen kahramanımız, araştırmalar yapmaya başlar. Devlet kaynaklarında saygın bir yardım kuruluşu olarak adledilen Colonia Dignidad, kağıt üstünde tamamen yasal evraklara sahip bir kuruluştur. Pius isimli eski bir Alman rahibin 2.Dünya Savaşı sonrasında müritleriyle beraber deyim yerindeyse hiçliğin ortasında bulunan bu araziye, radikal bir tarikat inşa ettiğini öğrenen Lena, tüm riskleri göz ardı ederek Daniel' i bulmak pahasına oraya gitmeye karar verir. Bir şekilde onlardan biri olup, içeriye sızmayı planlayarak, henüz sağ bile olduğundan şüphe duyduğu Daniel' in peşine düşer. Tarikata katılabilmesi için Pius' u etkilemek zorunda olan kahramanımız, çok geçmeden kendisini kuralları Pius' un belirlediği ve geri kalan herkesin kayıtsız şartsız itaat ettiği, kaçışın mümkün olmadığı bir ortamda bulur. Modern dünyadan oldukça farklı ve radikal bir şekilde organize olan Pius ve tarikatı tuhaf rituellere sahiptir. En nihayetinde Daniel' in izini bulan Lena, bir yolunu bulup buradan kaçmayı planlamaktadır. Ancak Colonia Dignidad, Dante' nin İnferno' sunda cehennem kapısındaki yazı misali, 'buradan içeri giren, ümidi geride bıraksın' vari bir yerdir. Dahası tüm gözlerin üstünde olduğunu bilen Lena, akıllıca davranmak zorundadır...

İyi; Gerçek olaylardan uyarlama, oldukça sürükleyici, macera düzeyi yüksek  bir dram- gerilim filmi. Kurgu, oyunculuk, görseller, kamera açıları ve soundtrackler de gayet iyi. Bu filmi sevenler tarz olan yakın olan The Sacrament (2013) yapımına da göz atabilirler.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Temmuz 2017 | Etiketler : | | | | |

Live Cargo (2016)

Live Cargo (2016)
Doğumun hemen sonrasında bebeklerini kaybeden, Nadine- Lewis çifti ağır bir travma yaşamaktadır. Yaralarını sarabilmek ve birbirlerine yeni bir şans verebilmek için Nadine' in ailesinin yanına, Bahamalar' daki ufak bir adayı ziyarete karar veren çiftimiz, her şeyi geri de bırakıp yola koyulurlar. Yaşadıkları trajedinin etkilerini hala atlatamayan kahramanlarımız, özellikle Nadine' in toparlanabilmesi için bu geziyi bir şans olarak düşünürler.
Live Cargo (2016)
Çocukluğundan beri sahip olduğu tek ailesi olan Roy' un yanına yerleşen Nadine, Lewis' de desteğiyle yeniden hayata tutunmaya çalışır. Eski anılarında olduğu gibi zamanının çoğunu; yüzme, mercan toplama, derinlere dalma gibi favori hobilerini sık sık yaparak geçirmeye başlayan Nadine, bu şekilde yeniden huzur bulabileceğini ve o elim olayı unutabileceğini düşünmektedir. Lewis ise Nadine' in hatırına esasında hiç de alışık olmadığı ada hayatı ve kültürel yapıya adapte olabilmeyi denemekte, pek çok şeyi sineye çekip giderek yalnızlaşmaktadır. Zira uzun yıllardır Haiti' li kaçak göçmenlerin gözdesi haline gelen ada, karmaşık bir kültürün yer edindiği ufak bir turistik yerleşkeden oluşmakta, Lewis' e pek de hitap etmemektedir. Adanın aynı zamanda idari sorumlusu olan Roy, insan kaçakçılığı yapan bazı aç gözlü umut tacirleri sebebiyle yoğun mesaisine devam ederken, bir yandan da sıklıkla alkolu fazla kaçıran Nadine' in arkasını toplamaya çalışır. Öte yandan kasabada kısa yoldan para kazanmanın yolunu bulan Doughboy, balıkçılık işini tekeline alarak, bencilliğini sürdürmekte ve Myron gibi sefalet içerisinde yaşayan gençleri kullanarak pis işlerini halletmektedir. Zaman zaman Myron' a yardım eden; ona iş veren, göz kulak olmaya çalışan Roy ise bu durumdan epeyce rahatsız olmaya başlar. Nadine adaya geldiğinden beri gözleri ondan alamayan Myron, bir şekilde ilgisini çekebileceğini umut eder. Olan bitenleri uzaktan izlemeyi tercih eden Lewis ise adada bir şeylerin yolunda gitmediğini hissetmektedir...

İyi; Klişelerin ötesinde özgün teması ve duygusal geçişlerin yoğun olduğu kurgusuyla göz atılması gereken bir dram gerilim filmi. Görsellerin siyah- beyaz olması ve tekinsiz atmosferi sebebiyle 13 Tzameti (2005) vari bir havası da yok değil hani. Filmin gri tonları gibi Myron' ın da iyi ve kötü arasında kalan sefil hayatı rahatsız edici bir şekilde altmetin olarak olarak karşımıza çıkıyor...
Kötü; Karakter gelişimleri ve hikaye biraz aceleye getirilmiş izlenimi veriyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Haziran 2017 | Etiketler : | | |

A Monster Calls (2016)

A Monster Calls (2016)
12 yaşındaki Conor, hasta annesiyle birlikte yaşayan, hayal gücü oldukça yüksek bir çocuktur. Annesinin terminal evresinde kanser olmasından ötürü, gün geçtikçe gözlerinin önünde eriyip gitmesine mani olmayan kahramanımız, hüznünü kendi içerisinde yaşamakta ve giderek yalnızlaşmaktadır. 
A Monster Calls (2016)
Birkaç ay da bir gördüğü ilgisiz babası ve despot babaannesiyle geçinemeyen Conor, okulda da zorbalar tarafından sürekli aşağılanmaktadır. Zamanının çoğunu odasında geçiren ve hayal gücünü kara kalem resimlere aktaran kahramanımız, bir gece yarısı penceresinde beliren devasa bir ağaç canavarın şaşkınlığını yaşar. Canavar, Conor' a üç hikaye anlatacağını ve bu hikayeler bitince onun da dürüst bir şekilde kendi hikayesini anlatması gerektiğini söyler. Hayal gücünün kendisine oyunlar oynadığını varsayan ve sabah uyanınca yaşadıklarını basit bir rüya olarak yorumlayacağını zanneden Conor, yarın yeniden geleceğini söyleyen canavarın gözlerden kaybolmasına izin verir. Uyandığında sakin kafayla düşünen ve penceresine gelen canavar ağacın, hemen evlerinin yakınındaki bir mezarlıkta bulunan porsuk ağacı olduğunu fark eden Conor, kimseye neler olup bittiğini bahsetmeden, bir an evvel yeniden gece olmasını bekler. Saatler gece yarısını gösterirken yeniden Conor' ı ziyarete gelen canavar, bu sefer öykülerini anlatmakta kararlıdır. Annesinin çok hasta olduğunu ve aptalca hikayeler dinlemeye vakti olmadığını söyleyen Conor, en nihayetinde ikna olur. Hikayeleri kafasında canlandırması gerektiğini söyleyen canavar, vakit kaybetmeden öykülerini anlatmaya başlar. Hikayeleri yorumlamaya gelindiğinde ise gerçekte neyin iyi neyin kötü ya da neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda akıl yormaya başlayan Conor, her defasında farklı sürprizlerle karşılaşır. Canavar, deyim yerindeyse ona rehberlik etmekte ve hayatına mana katmaktadır. Öte yandan gündelik hayatında ise işler daha da zorlaşmaya başlamıştır. Zira annesinin hastaneye kaldırılması üzerine, babaannesiyle kalmak zorunda kalan Conor, kendi odasını ve eşyalarını terk etmek istememektedir. Hayatta en sevdiği varlığın, annesinin hayata tutunabilmesi için canavardan yardım istemeyi uman kahramanımız, ilk olarak gerçeklerle yüzleşmesi gerektiğini keşfeder. Anlatılan her hikayeden ise dersler çıkarmalıdır. Hayat sandığından çok daha acımasızdır.

İyi;  'A Monster Calls' isimli Patrick Ness imzalı kitabın uyarlaması olan yapım, oldukça sürükleyici, arka planda dram barındıran, başarılı bir fantastik gerilim filmi. Görseller, atmosfer ve oyunculuk oldukça iyi. Tarz olarak El laberinto del fauno (2006) yapımın andıran film, göz atılması gereken bir alternatif.
Kötü; Gizem seviyesi biraz daha yüksek olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Raw (aka Grave) (2016)

Raw (aka Grave) (2016)
Tamamı vejetaryenlerden oluşan bir ailenin küçük kızı olan Justine, üniversite çağına gelmesiyle birlikte aile geleneğini sürdürüp, veterinerlik okuluna kaydolur. Ablası Alexia' nın da halihazırda okumakta olduğu okulun yurduna yerleşen kahramanımız, çok geçmeden kendisini pek de alışık olmadığı bir ortamın içerisinde bulur. 
Raw (aka Grave) (2016)
Üst dönemler tarafından sürekli çaylak muamelesi gören ve tuhaf şakalara maruz kalan Justine, gecenin bir yarısı zorla uyandırılma, tavşan böbreği yeme, hayvan kanına bulanmış üniforma ile gün boyu dolaşma gibi garip ritüelleri yerine getirmek zorunda kalır. Alışma döneminde Alexia' dan yardım medet umsa da ezik gibi davranmaması hususunda fırça yemekten kurtulamaz. Anne- babasından ilk kez bu kadar uzun süre ayrılan ve yeni çevresine adapte olmakta sıkıntılar yaşayan kahramanımız, Adrien isimli eşcinsel bir üst dönem öğrencisiyle aynı odayı paylaşmaktadır. Öte yandan ilk defa et yediği ve kanla bu kadar haşır neşir olduğu için vücudunun tepkiler verdiğine şahit olan Justine, cildindeki yaralardan ve kavlayan derisinden ötürü doktora gider. Bir çeşit alerji olduğu konusunda hem fikir olsalar da sürekli açlık hissettiğini söyleyen Justine, bir çeşit dönüşümün içerisinde olduğunu düşünmektedir. Artık eskisi gibi küçük bir kız değildir ve ergenliğe girip, cinselliği yeni yeni keşfetmeye başlamıştır. Gözünün önündeki rol modeli ablası Alexia' dan etkilenen kahramanımız, süslü dekolteli kıyafetler giyip geceleri birbirinden sapkın partilere katılmaya başlar. Bir kaza sonrasında Alexia' ın kopan parmağını istemsiz ancak karşı konulamaz bir şekilde ağzına atan Justine, ilk kez yamyamlığı deneyimlemiş olur. Alexia' nın olan bitene şahit olmasıyla, durdurulmaz bir arzuya yenik düştüğünü söyleyen Justine, böylelikle deyim yerindeyse yeni limanlara yelken açmış olur. Olan bitenden çok sonraları haberdar olan anne-babası ise Alexia' nın aksine onun tek umutları olduğunu yenileyip, bunu yenebileceğini telkin ederler...

İyi; Tekinsiz atmosferi ve şaşırtıcı kurgusuyla, tipik bol kanlı bir Fransız gerilim filmi. Oyunculuk tatmin edici. Kanibalizm, feminizm, karaktersel dönüşüm ve libido gibi önermeleri işleyen, The Women (2011), Omnivoros (2013) ve Starry Eyes (2014) gibi alternatiflere de göz atabilirsiniz.
Kötü; Bazı marjinal sahnelerden ötürü genel izleyici kitlesine hitap etmeyen bir yapım olduğu uyarısını yapayım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Haziran 2017 | Etiketler : | | | |

The Road (2009)

The Road (2009)
Dünyayı yok oluşa sürükleyen dehşet verici olayın ardından, ne bir bitki ne de bir hayvan cinsi sağ kurtulabilmiştir. Dahası sık sık depremlerin tetiklendiği, her yeri yakıp kül eden yangınların yaşandığı ve yeryüzünün giderek harap olduğu coğrafyada, açlık temel problem haline dönüşmüştür. Ayakta kalmayı başarabilen bir avuç insan, elleri silahlı çeteler halinde örgütlenerek, günden güne kaynakların tükendiği deyim yerindeyse sıfırı tükettikleri ortamda, kanibal bir yaşam süren canilere dönüşmüştür. 
The Road (2009)
Nefes almanın her geçen gün daha da zorlaştığı bu distopik dünyanın henüz ilk yıllarında bir erkek bebek dünyaya getiren bir anne, eşinin de desteğiyle hayata tutunmaya çalışmaktadır. Ancak yaşamın giderek manasını yitirmesi üzerine intihar eden kahramanımız, çocuk yaştaki oğluyla eşini bir başlarına bırakır. Çaresiz bir şekilde oğluyla yapayalnız kalan baba ise onu ne pahasına olursa olsun gözünden sakınmaya devam etmektedir. Ellerinde kalan son yiyeceklerle daha yaşanabilir şartların olabileceğini düşündükleri güneye ilerleyen ikilimiz, sahibi oldukları tek şeyin umutlarının peşine düşerler.  Oğluna her zaman iyilerin tarafında olduklarını söyleyerek telkin eden ve ateşi (yaşamı) taşımaya devam edeceklerini sık sık vurgulayan kahramanımız, günün birinde kendisine bir şey olması durumunda onu her gün daha da zorlaşan hayata hazırlamaya çalışmaktadır. Araba mezarlığına dönmüş, toz ve kumlarla kaplı yollarda her şeyin daha iyi olacağı ümidiyle gece- gündüz demeden mesefe kat eden kahramanlarımız, eğer bulabilirlerse güvenli olduğunu düşündükleri terk edilmiş ev ve barakalarda, şansları yaver gitmezse de yol kenarlarında kısa molalar vermektedirler. Oğluna yabancılara güvenmemesi ve sahip oldukları şeyleri koruması yönünde nasihatlar veren kahramanımız, ancak bu şekilde hayata tutunabileceklerinin farkındadır. İnsanlıktan çıkmış, kaniballeşen çetelerin korkusuyla izlerini gizlemeli ve sürekli tetikte uyumalıdırlar. Sahip oldukları en önemli şey olan ve yola devam etmelerini sağlayan botlarını kaybetmemesi gereken ikilimiz, gerektiğinde yakalanmamak pahasına intiharı göze alırlar. Ellerinde kalan son iki kurşunla, kaderlerinin sürüklediği haftalarca sürecek tehlikeli bir maceraya yelken açarlar....

İyi; Post-apokaliptik bir dünyada geçen, distopik kurgusuyla göz atmanız gereken, başarılı bir yol- gerilim filmi. Baştan sona grinin tonlarının hakim olduğu bir dünyada, bunaltıcı bir atmosferde geçen film, dram- gerilim sevenler için de iyi bir alternatif. Oyunculuk muazzam.
Kötü; Zaman zaman ağır işleyen kurgu. Gerilim seviyesi daha yüksek olabilirdi. Biraz daha felsefik alt metinler ve ilgi çekici diyaloglar barındırabilirdi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Mayıs 2017 | Etiketler : | | | |

A Dark Song (2016)

A Dark Song (2016)
Oğlu Jack' in ölümünden kendisini sorumlu tutan ve yaşadığı derin travmayı halen atlatamayan Sophie; gözlerden uzakta, kasabanın dışında bir ev kiralar. Yaşadıklarının çok ağır olduğunu düşünen ve tanrının kendisine yüz çevirdiğine inanan kahramanımız, Joseph isimli bir okültist ile anlaşarak deyim yerindeyse inzivaya çekilir.
A Dark Song (2016)
 Joseph sayesinde oğluyla son bir kez daha konuşabileceğini ve ona veda edebileceğini umut eden Sophie, ancak bu şekilde huzur bulabileceğine inanmaktadır. Artık tek yaşam gayesi olarak gördüğü bu uğurda sonuna kadar ısrarcı olan kahramanımız, oldukça geçimsiz despot bir karakter olan Joseph' in her dediğini yapmaya söz verir. Evi mühürledikten sonra ne pahasına olursa olsun çıkış olmayacağını ve oğlunun sesini son kez duyabilmesi için ruhunu saflaştırması gerektiğini vurgulayan Joseph, içlerinde kara büyünün de olduğu bir dizi ayin ve ritüel hazırlar. Elinden düşürmediği büyü kitaplarını ve mistik çizimlerin yer aldığı defterleri kullanarak en kadim ritülleri başlatan Joseph, süreç boyunca Sophie' nin tamamen kendisine itaat etmesi gerektiğini yeniler. Evin salonuna tebeşirle çeşitli imgeler ve semboller çizen Joseph, adım adım yapmaları gereken şeyleri tekrar etmektedir. Bunun ne kadar süreceği ya da başarıya ulaşıp ulaşamayacakları konusunda şüpheleri olan Sophie ise çaresizce uyum sağlamaya çalışır. Yemek yemeden, su içmeden, uyumadan gündüz gece ritüellere devam eden ikilimiz, çok geçmeden zaman kavramını yitirir. Her şeyi eksiksiz ve tam yaptıklarından emin olmasına rağmen, bir türlü Sophie' i mutlu edemeyen ve hatta tepkisine maruz kalan Joseph bir şeylerin yolunda gitmediğine ikna olmaya başlar. Sürekli dönülmez bir yola girdiklerini söyleyip, kendi ruhlarının da artık tehlike de olduğunu üstüne basa basa belirtsede, yaptıkları işin karanlık bir kuyuda ışığı aramaktan farkı olmadığı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalır. Kusurun Sophie' de olduğunu ve kendisinden bir şeyler sakladığını düşünen kahramanımız, çok geçmeden yanılmadığını anlar. Sophie' nin kendi planları vardır...


İyi; İlgi çekici konusuyla, gizem seviyesi yeterli düzeyde olan başarılı bir gerilim filmi. Kurgu, soundtrackler ve oyunculuk başarılı. Bu filmi sevenler benzer tarzdaki The Other Side of the Door (2016) yapımına da göz atabilirler.
Kötü; Zaman zaman epey durağanlaşıp, sıkıcı bir hale bürünüyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Mayıs 2017 | Etiketler : | | | | |

Demolition (2015)

Demolition (2015)
Bir şeyi onarmak istiyorsan, önce parçalara ayırmalısın...
Finans sektöründe çalışan, başarılı bir broker olan Davis, elim bir trafik kazası sonrasında eşi Julia' ı kaybeder. Kazanın ardından karmaşık duygular içerisine sürüklenen ve olayın şokuyla depresif bir hale bürünen kahramanımız, bir yandan da kayınpederi ve aynı zamanda patronu olan Phil' in baskın karakteri sebebiyle çeşitli sorunlar yaşamaktadır. 
Demolition (2015)
Eşini kaybettiği günün devamında, koridordaki otomat makinesinin takılması sonrasında kısa bir şikayet mektubu yazmaya karar veren Davis, cenaze evinde olmasına rağmen konuklara aldırmadan düşüncelerini kağıda dökmeye başlar. Yazdıkça açılan ve içini dökme fırsatı bulan kahramanımız, eşiyle tanışmasından, yaptığı işe kadar her şeyi eksiksiz bir şekilde metne aktarır. Şirketten herhangi bir cevap alamamasına rağmen, yazdığı ilk mektupla da yetinmeyen Davis, yaşantısından kesintiler sunan ve oldukça detaylı bir şekilde kaleme aldığı üç mektubu daha postalar. En nihayetinde yazdığı mektuplar birinin dikkatini çekmeyi başarır. Gecenin bir yarısı telefonu çalan kahramanımız, kendisini müşteri hizmetleri danışmanı olarak tanıtan Karen ile kısa bir diyalog yaşar. Zira mektupların tamamını hüzünlenerek okuduğu söyleyen Karen, Davis' in konuşabileceği biri olup olmadığını merak etmektedir. Davis ise mektupları sadece içini dökmek için yazdığını söylese de gerek yaşam stilleri gerekse maddi durumları birbirlerinden çok farklı olan ikili arasında duygusal bir bağ kurulmaya başlar. Karen ile yüzyüze tanışabilmek için çeşitli yollar deneyen ve bu süre zarfından işten güçten elini çekerek Phil' in tepkisine maruz kalan kahramanımız, Julia' nın her zaman dediği gibi çevresine gerçekten de yeterince odaklanamadığını ve olup bitenlerini yüzeysel değerlendirdiğini keşfeder. Her zaman dürüst davranıp, kendi bildiğini okuyan ve çevresindeki insanları umursamayan Davis, nasıl da istemediği bir düzenin içerisine hapsolduğu ve kendisinden yabancılaştığını sorgular. Karen ve oğlu Chris ile tanıştıktan sonra ise dışarıda bambaşka hayatların olduğunu fark eder.  Bir yandan ölen eşi bir şeyler yapmak isteyen ve ruhunun huzur bulmasını uman Davis, diğer yandan da yeni bir başlangıç için eski hayatından kalan her şeyi yok etmesi gerektiğinin bilincindedir...
İyi; Gerek oyunculuk gerekse duygu geçişlerinin inanılmaz bir şekilde kurgulandığı senaryosuyla kesinlikle göz atılması gereken bir dram- gerilim filmi. Soundtrackler çok iyi. Hikaye o kadar yalın ve saf bir şekilde işlenmiş ki sanki Albert Camus' ın 'Yabancı' romanını okuyor gibi hissettim.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Şubat 2017 | Etiketler : | | |

The Girl on the Train (2016)

The Girl on the Train (2016)
Eşinden ayrıldıktan sonra sıkıntılı günler geçirmeye başlayan Rachel, alkol problemi sebebiyle de giderek depresif bir hayata sürüklenmektedir. Her sabah New York' a işine gitmek için bindiği tren, eski evinin önünden geçmekte ve hatıralarını depreştirmektedir. Dahası eski eşi Tom, Anna ile evlenmiş ve yeni doğan bebekleriyle mutlu bir yaşam portresi sergilemektedir. Tom' dan bebek sahibi olamadıkları için ayrılan Rachel, her defasında trenle oradan geçeceğini bildiği halde bu alışkanlığından kurtulamamıştır.
The Girl on the Train (2016)
 Öte yandan eski evinin hemen bitişiğinde bulunan malikanede, Scott- Megan çiftinin göz okşayan, mutlu- mesut ilişkileri ise bir nevi Rachel' ın asla yaşayamayacağı mutluluğun vücut bulmuş hali gibi karşısında belirmektedir. Resim çizmekten ve sanattan hoşlanan Rachel, trenle seyahati sırasında hem Tom yüzünden çektiği acıları hem de Megan' ın inanılmaz mesut görünen hayatını gözlemlemekten kendini alıkoyamamaktadır. Kafasında mükemmel çift olarak kurguladığı Megan- Scott çiftine inanılmaz özenen ve ilişkilerine imrenen kahramanımız, evine döndüğünde ise her zamanki alkol problemiyle uğraşmaktadır. Gündüz vakti bile alkol tüketmekten vazgeçemeyen, gittiği seanslara rağmen üzüntüsünü ve kederini unutmak için en yakın dost olarak gördüğü alkolden uzaklaşamayan Rachel, kimi zaman kendisini farklı mekanlarda yarı baygın olarak bulmakta ve neler olup bittiğini hatırlayamamaktadır. Günün birinde vücudunun çeşitli yerlerinde yaralar ve çiziklerle uyanan ve başına darbe aldığını fark eden kahramanımız saldırıya uğradığını düşünmektedir. Polislere giden ve bu konuda ifade veren Rachel, içten içe kötü bir şeylerin olduğunu hissetmekte ancak izah edememektedir. Bu sırada tv de Megan' ın kaydolduğu haberini görünce büyük bir şok yaşayan kahramanımız, olaydan bir gün öncesinde, yine bir tren yolculuğu sırasında Megan' ı başka bir erkekle balkonda görmesinden yola çıkarak hayallerindeki mükemmel çiftin esasında o kadar da mutlu olmadıklarını keşfeder. Görüklerini anlatmak ve yardımcı olmak için Scott' ın evine gitmeye karar verir. Karısını bulmak için her yolu deneyen ve tüm ip uçlarını toplamaya çalışan Scott ise alkol probleminden ötürü mesafeli davrandığı Rachel' a güvenmekten başka şansı olmadığını anlar. Tüm oklar Megan' ın psikiyatrisi Dr. Abdic'i göstermektedir. Öte yandan evinin yakınlarında sık sık Rachel ile karşılaşmaktan dolayı gerilen ve onun kötü niyetli olabileceğini düşünen Anna ise bu konuda Tom' u uyarır. Megan' ı bulmak için kararlı olan Rachel ise bulmacanın eksik parçalarına giderek yaklaşmaktadır...
İyi; Paula Hawkins imzalı 'The Girl on the Train' , ünlü gerilim yazarı Tess Gerritsen (Cerrah ve Çırak kitaplarıyla tanınan) tarafından övgüye mazhar olmuş başarılı bir kitap. Kitabın uyarlaması olarak beyazperdeye aktarılan yapım ise gerçekten de iddialı.Gerek atmosferi gerekse kurgusuyla oldukça dikkat çeken, oyunculuk olarak da epey beğenimi kazanan etkileyici bir dram-gerilim filmi. Gizem seviyesinin de başarılı olması dahası sürpriz finaliyle mutlaka izlenmesi gereken bir yapım. Bu filmi sevenlerin Antichrist (2009)Gothika (2003) ve Gone Girl (2014) yapımlarına da göz atmalarını tavsiye ediyorum. 

Megan' ın hikayesinin Antichrist filmini çağrıştırdığını, benzer şekilde Rachel'ın başından geçenlerin Gothika ' yı anımsattığını söyleyebilirim.
Kötü; İlk yarısı itibariyle yavaş ilerlediği için biraz sıkıcı ve karmaşık gelebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 18 Ocak 2017 | Etiketler : | | | |

Divines (2016)

Divines (2016)
Paris banliyölerinde yaşayan Dounia, ailesiyle problemler yaşayan ve rutin sefil yaşamın sıkıntılarından muzdarip olan genç bir kızdır. Parasızlık ve sefaletten bıkan Dounia, günün birinde şansının elbet döneceğini ve bu sayede çok zengin olacağının hayaliyle hayata tutunmaktadır.
Divines (2016)
Zamanının çoğunu en yakın arkadaşı ve aynı zamanda sırdaşı olan Maimouna ile geçiren kahramanımız, okuldan ve hocalarından nefret etmektedir. Arkadaşları tarafından çok sevilen, pratik zeka sahibi hayta bir öğrenci olsa da dersleri zaman kaybı olarak görmektedir. Kolay yollardan para kazanmak ve sorumsuz annesinin aksine ailesinin geçimini sağlamak için kollarını sıvazlayan Dounia, mahallenin belalı isimlerini takip edip, nasıl bu kadar zengin olabildiklerini sorgular. Rebecca ve onun ayak işlerini yapan Samir' i gözetlemeye başlayan kahramanımız, belalı işlere bulaşarak kısa zamanda kendini ispat eder. Hırslı ve kararlı yapısı sayesinde çok geçmeden Rebecca' nın gözüne giren ve bu sayede eskiden hayalini kurduğu şeylerin sahibi olan Dounia, rastlantısal olarak Djigui isimli genç bir dansçıyla tanışır. Aynı zamanda markette güvenlik görevlisi olan ve boş zamanlarında dansla ilgilenen Djigui, yeteneği ve duruşuyla Dounia' yı etkilemeyi başarır. Gizli gizli salona giderek Djigui' yu izleyen kahramanımız, bir yandan da Rebecca' nın pis işleriyle uğraşmaktadır. Hayatın getirdikleriyle yoğrulan ve günden güne yeni deneyimler edinen, yeni duygular keşfeden Dounia, Rebecca' nın ısrarları üzerine daha fazlasını kazanmak için büyük oynamaya karar verir. Kahramanımız Maimouna' da peşinde sürükleyerek bilinmez bir serüvene yelken açar...

İyi;
Gerek senaryosu gerekse kurgusuyla içinde bulunduğumuz yılın en iddialı dram- gerilim yapımlarından biri. Oyunculuk ve karakter seçimleri oldukça başarılı. Atmosfer etkileyici. 
Filmin yönetmeni Houda Benyamina' nın bir söyleşi sırasında değindiği üniversite anılarında, 2005 yılındaki banliyö isyanlarına şahit olduğunu vurguluyor. O zamanlar 25 yaşında olan ve bazen her şeyi yakıp kül etmeyi düşündüğünü böylece öfkesini kusmayı istediği halde bunu yapmadığını söyleyen Houda, film yapmanın bomba yapmaktan daha iyi bir fikir olduğuna nasıl karar verdiğine anlatıyor.  
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 12 Aralık 2016 | Etiketler : | | |

The Monster (2016)

The Monster (2016)
Annem canavar diye bir şey olmadığını söylüyor. Bence yanılıyor. Onlar dışarıda ve bizi izliyorlar. Karanlıktalar, bazen görebildiğimiz bazen göremediğimiz yerlerde, Artık biliyorum...
The Monster (2016)
Alkol sorunu olan, aynı zamanda sigara bağımlısı Kathy, genç yaşta anne olma sorumluluğunu taşımakta zorluk yaşamaktadır. Eşinin terk etmesi sonrasında kızı Lizzy ile bir başına kalan Kathy, içinde bulunduğu depresyonu defalarca kez bırakıp yeniden geri döndüğü alkol ile dindirmeye çalışmaktadır. Annesinin durumundan epey rahatsız olan Lizzy ise bir türlü normal bir aile olamamalarından yakınmaktadır. Babası Roy onları terk ettiği günden beri, annesiyle birlikte yaşayan ve buhranlı bir dönem geçiren kahramanımız ancak haftanın belli günlerinde babasını görebilmektedir. Yine bu görüş günlerinden birinde, annesinin her zaman olduğu gibi gündüz vakti uyuya kalması sonrasında yağmurlu bir gecede yola çıkmak zorunda kalan Kathy ve Lizzy, uzun bir araba yolculuğuna çıkarlar. Gecenin geç vakti olmasından ve şiddetli yağmurdan ötürü kestirme bir orman yolunda tek başlarına ilerleyen kahramanlarımız, bir an evvel Roy' un evine ulaşabilmek için dinlenebilecekleri en yakın mola noktasını da es geçerler. Ormanın derinlerinde, yağışında giderek şiddetlenmesiyle aracını kullanmakta zorluklar yaşayan Kathy, azalan görüşünde etkisiyle ansızın yola atlayan bir kurda çarpar. Kaza sonrasında araçlarının da hasar almasıyla hiçliğin ortasında kala kalan kahramanlarımız, vakit kaybetmeden 911' i ararlar. Ancak tam olarak nerede kaza atlattıklarını izah etmede sıkıntılar yaşayan anne-kız, arabanın içinde yardım gelene kadar beklemeye karar verirler. Neyse ki uzunca bir zaman geçtikten sonra şansları döner ve yardımlarına Jesse isimli bir tamirci çıka gelir. Otoyolda meydana gelen zincirleme kaza nedeniyle ambulansın gelmesinin zaman alacağını söyleyen Jesse, arabayı kontrol etmeye başlar. Aracın yakıt sızdırdığını keşfeden kahramanımız, yoğun yağmura rağmen arızayı giderebileceğini söyler ve işe koyulur. Bu süreçte arabada kalmayı tercih eden Kathy ve Lizzy ise dışarı çıktıklarında, Jesse' nin ortadan kaybolduğunu fark ederler. Kahramanlarımız çok geçmeden ormanda yalnız olmadıklarını anlarlar. Ürkütücü, karanlık ormanda gece henüz yeni başlamıştır...
İyi; The Strangers (2008) filminden hatırlayacağınız, gerilim sinemasının dinamiklerini iyi bilen yönetmen  Bryan Bertino' nun son filmi.Sürükleyici kurgusu, gerilim dolu atmosferi ve mekan seçimleriyle göz atılması gereken bir yapım. Karakter seçimleri ve oyunculuk tatmin edici. 
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Kasım 2016 | Etiketler : | | | |

Under the Shadow (2016)

Under the Shadow (2016)
'İran - Irak savaşı 20. yüzyılın en uzun konvansiyonel savaşı olarak kabul edildi. 1980' den 1988 yılına kadar sürdü. Savaş boyunca, İran hızlı bir şekilde siyasal ve kültürel bir geçiş yaşadı. Kanlı 1979 İran Devrimi' nin mirası, on yıllık sürenin sonuna doğru; Irak, İran'ın stratejik şehirlerini bombalamaya başladı. İran aynı şekilde yanıt verdi. Hayatlar, korku ve endişenin büyüdüğü bir karanlığa daldı.'
Under the Shadow (2016)
İran- Irak savaşının süregeldiği yıllar boyunca kültürel ve sosyolojik değişimler yaşayan İran halkı, büyük bir toplumsal devrimin sancılarını yaşamaktadır. Savaşın başlarında üniversitede tıp eğitimi alan Shideh, siyasetle fazlaca ilgilenmesinden ötürü üniversiteden ayrılmak durumunda kalır.Yine kendisi gibi doktor olan eşi Iraj ile tanışıp Tahran' a yerleşen kahramanımız, deyim yerindeyse savaşla beraber büyüyen Dorsa isimli bir kız evlat sahibi olur. Her an çatışmalar ve patlamaların yaşandığı Tahran' da aile yaşantısı sürdürmenin ötesinde gündelik hayatın tüm zorluklarını  hisseden Iraj-Shideh çifti, bütün güçlüklere rağmen kızları Dorsa için savaşın bittiği, aydınlık bir gelecek hayalleri taşımaktadır. Annesinin ölümünün ardından onun vasiyetini yerine getirmek için üniversiteye dönüp, araştırmalarına devam etmeyi uman Shideh, ne yazık ki ret cevabı alır. Öte yandan Iraj ise senelik zorunlu askerlik hizmeti için evinden çok uzaklara tayin edilir. Dorsa ile bir başına kalan Shideh, kendi ayakları üzerinde durabildiğini ve Dorsa' ya hem annelik hem de babalık yapabileceğini ispatlamak için Iraj' ın ailesinin yanına gitme önerisini geri çevirir. Her gece patlamaların ve siren seslerinin duyulduğu Tahran' da, politik rejimin ve ataerkil yapının  tüm baskılarına göğüs germeye çalışan kahramanımız, bir yandan da Dorsa' nın uyku sorunuyla uğraşmaktadır. Dorsa geceleri kabuslar gördüğünü söyleyip, evde yalnız olmadıklarını dillendirmektedir. Dahası oyuncak bebeğinin ortadan kaybolmasında annesinin ihmali olduğunu düşünen Dorsa, Shideh' in halihazırda bozuk olan sinirlerini daha da gerip hırçınlaşmasına sebep olur.  Arkadaşlarının cinler hakkında anlattıkları minik Dorsa için bir hayli ürkütücüdür. Zamanla Dorsa' ya hak vermeye başlayan Shideh ise karanlıkta gölgeler görmeye, gecenin bir yarısı ayak sesleri duymaya başlar. Öte yandan yoğun bombardıman altında olan Tahran' da komşularının da teker teker taşınıp kuzeye gitmeleri sonrasında, binada bir başlarına kalan kahramanlarımız giderek çaresizliğin içine sürüklenirler. Evde gerçekleşen gizemli olaylarsa her zamankinden daha rahatsız edici ve ürpertici bir hal alır...
Rüzgar, her yerde olabilen; gizemli, ruhani ve.büyülü güçler barındırır. Nerede korku ve kaygı varsa, orada rüzgar esmeye başlar.


İyi; Savaş atmosferinin başarılı şekilde yansıtıldığı, İran' da ki kültürel ve sosyolojik değişimin girdaplarını sürükleyici bir kurguyla anlatan, ortalamanın üzerinde bir dram- gerilim filmi. Oyunculuk ve gizem seviyesi de tatminkar.
Kötü; Pek çok klişe barındırsa da hikayesi ve anlatım şekliyle göz atılması gereken bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Kasım 2016 | Etiketler : | | | | |