Güncel İncelemeler;

The Haunting (1999)

The Haunting (1999)
130 yıl önce Manchester ve Concorde Amerikan sanayinin merkezleriydi. Tepedeki malikanenin sahibi olan Hugh Craine de bu dönemde tekstil fabrikalarındaki işçilerin sırtından büyük bir servet edinmiş. İstediği her şeye sahip olabiliyormuş. Ama en çok istediği şey çocuk kahkahalarıyla dolu bir evden başkası değilmiş...
The Haunting (1999)
Uyku probleminden muzdarip olan Eleanor, Theo ve Luke, Dr. Marrow' un denetiminde gerçekleşecek bir deney için gazete ilanına başvurup, iyi bir para karşılığı gönüllü olmayı kabul ederler. Deney 'Tepedeki Ev' olarak adlandırılan oldukça gösterişli bir malikanede yapılacaktır. Hugh Crain' in 130 yıl kadar önce yaptırdığı ve onun ölümünün akabinde eve gelen ilk ziyaretçiler olan kahramanlarımız, malikanenin de şatafatına yenik düşerek denek olmayı kabul ederler. Oturumları yönetecek olan Dr. Marrow, akşam yemeği sırasında malikanenin tarihçesinden bahsettikten sonra, herkese iyi geceler dileyerek odasına çekilir. Birbirleriyle vakit geçirme fırsatı bulan kahramanlarımız Crain ve tuhaf hikayesinden söz etmeye başlarlar. En başından beri Dr. Marrow' a karşı mesafeli davranan Luke, uykuyla ilgili bir deney için neden bu tarz bir ortam seçildiği konusunda düşünmeden edememekte, bir şeylerin yolunda gitmediğini hissetmektedir. Yakın zamanda annesini kaybeden ve onun yokluğuna alışma hususunda sıkıntılar yaşayan Eleanor ise malikanenin gösterişine kapılmış, çocuk suretlerinden oluşan heykellerle süslü koridorları gezmekte, büyülenmiş bir edayla etrafı kolaçan etmektedir. Öte yandan asi ve bencil tavırlarıyla keyfine göre davranan Theo ise uyku probleminin ötesinde, ürkütücü bir evde olmanın sıra dışılığını keşfetmektedir. Daha geçirdikleri ilk gece itibariyle bir takım gizemli olaylar yaşamaya başlayan kahramanlarımız, çeşitli halüsinasyonlar ve yanılsamalarla dolu bir sabaha uyanırlar. Neler olup bittiğini anlamak için Theo' nun da desteğini alarak Dr. Marrow' dan bir açıklama bekleyen Eleanor, uyku problemi için bir araya geldikleri evin insanı huzursuz eden aurası sebebiyle deneyin yönteminin sorgulamasında ısrarcıdır. Zira geceleri kabuslarla geçmekte, hayaletler gördüğü hususunda diretmektedir...

İyi; Robert Wise imzalı 1963 yapımı olan 'The Haunting' kadar başarılı olmasa da remake olarak değerlendirilmesi gereken bir film. Oyuncu kadrosu, görseller ve atmosfer kayda değer.
Kötü; Zaman zaman sıkıcı bir hale bürünen senaryo, tamamen atmosfer odaklı gerilime dayandırılmış.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Mart 2019 | Etiketler : | | | |

Los Parecidos (aka The Similars) (2015)

Los Parecidos (aka  The Similars) (2015)
Yıl 1968. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur, şehir merkezine ulaşabilmek umuduyla otobüslerini bekleyen bir grup yolcu için tam manasıyla bir kabusa dönüşür. Seferler art arda iptal edildiğinden ötürü, izbe bir istasyonda mahsur kalırlar. Her birinin ayrı problemleri ve yetişecek yerleri olan altı yabancı, iki istasyon görevlisiyle beraber tuhaf olayların yaşandığı bir geceye tanık olacaktır...
Los Parecidos (aka  The Similars) (2015)
 Otuz yıldır istasyon şefi görevini yapan Martin, kendisine yöneltilen eleştirilere karşı bu şiddette yağan bir yağmurun sorumlusu olamayacağını biraz da bezgin bir ifadeyle tekrarlamaktadır. Madende çalışan ve işi gereği sık sık şehir merkezine yolculuklar yapan Ulises, eşinin doğum yapmak üzere olduğunu söyleyerek veryansın eder. İstasyonda doğru düzgün çalışan bir telefon hattı bile bulunmamaktadır. Eşinin durumundan ötürü sürekli Martin ile ağız dalaşına giren Ulises, onun pasif tavırlarından sıkılmış, neredeyse boğazını sıkacak hale gelmiştir. Öte yandan bekleme salonunda dinlenen ve sekiz aylık hamile olduğunu söyleyen Irene, Martin' in en azından bir taksi çağırması ve kıymetli olan zamanlarını çarçur etmemesi hususunda ısrarcıdır. Salonun köşesinde ağız dalaşlarına kulak misafiri olan yaşlı bir şaman kadın ise kimsenin anlamadığı bir dilde kendi kendine konuşmakta, dışarıdaki şiddetli yağmurun da etkisiyle ritüel benzeri büyüyü çağrıştıran hareketler yapmaktadır. Ortamdaki negatif elektrikten bunalan, şehirde tıp eğitimi alan ve kendisini hükümet karşıtı devrimci bir genç olarak tanıtan Alvaro ise olan bitenden, özellikle de Ulises' in despot tavırlarından son derece rahatsızdır. Son otobüse yetişebilmek için taksiyle gelen Gertrudis ve onun hastalıklı oğlu Ignacio da gerilimli bekleyişe katılır. Ignacio' nun zaman zaman öfke nöbetleri geçirebileceği ve ilacına bağımlı olarak yaşadığını söyleyen Gertrudis, giderek daha da hararetlenen kafileyi uyarır. Çok geçmeden tuvaletten gelen çığlık sesleriyle dehşete kapılan kahramanlarımız, neler olup bittiğini anlamak için koşar adamlarla gürültüye yönelirler. İstasyonda temizlik görevlisi olarak çalışan Rosa; sinir krizi geçirmekte, saldırgan davranışlar sergilemektedir. Rosa' yı yıllardır tanıyan Martin ise olan bitenin sorumlusu olarak Ulises' i gösterir. Hatta elinde bir tüfekle, onu öldürmekle tehdit eder...


İyi: Tekinsiz atmosferi ve gizem seviyesiyle oldukça ilgi çekici, sürükleyici bir yapım. Tipik bir Alacakaranlık Kuşağı bölümü izlenimi veren 'The Similars', özgün hikayesiyle de göz atılması gereken bir alternatif. 1968' ler gençlik hareketleri ve soğuk savaş paranoyaları da alt metin olarak başarıyla işlenmiş.
Kötü: Daha büyük bütçe ile daha kaliteli bir yapıma dönüşebilirmiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 21 Şubat 2019 | Etiketler : | | | |

Thelma (2017)

Thelma (2017)
Koyu katolik bir ailenin kızı olarak yetiştirilen Thelma, üniversiteyi kazanmasının ardından ilk kez ailesinden ayrılıp, bir başına yaşamayı tecrübe edecektir. Küçük bir yurt odası kiralayan kahramanımız, derslerine odaklanarak bir şekilde süreci atlatabileceğini düşünür. Zira ailesinden ilk kez bu kadar uzun süre ayrı kalacak olmasının yanı sıra pek de sosyal olmayan, tutucu bir çevrede büyümesinin de etkisiyle arkadaş edinmekte zorluk çekebileceği düşüncesi zihnini meşgul etmektedir. 
Thelma (2017)
Sıkıntılı geçen birkaç haftanın sonrasında çok geçmeden aynı dersliği paylaştığı Anja' nın ilgisi ve yakınlığıyla karşılaşan Thelma, tam da yalnızlığını çektiği arkadaşlığı bulduğunu hisseder. Anja' nın sosyal çevresi sayesinde başka öğrencilerle de tanışan ve sohbet etme şansı bulan kahramanımız, daha önce hiç bir zaman bir parçası olmayı başaramadığı sosyal bir çevrenin odağına girer. Ailesinin radikal öğretilerinden dolayı alkole ve cinselliğe mesafeli duran Thelma, farklı kültürler ve çevreler keşfettikçe yaşantısını sorgulamaya başlar. Anja' nın da teşvik etmesiyle yeni şeyler denemeye meyil eden kahramanımız, daha öncesinde bihaber olduğu farklı duyguları tecrübe etmektedir. Anja ile duygusal olarak yakınlaşmasıyla, çocukluğunda da zaman zaman anımsadığı şiddetli nöbetler geçirmeye başlayan Thelma, neler olup bittiğini araştırmaya karar verir. Doktorların teşhisi sonrasında psikolojik kaynaklı nöbetler geçirdiğini öğrenir. İşin garibi büyük annesinin de benzer bir hasta geçmişi olduğunu bilgisini edinir. Öte yandan bir süredir Anja' dan haber alamaması üzerine telaşlanan Thelma, birlikte takıldıkları her yere bakmasına rağmen herhangi bir iz bulamaz. Sanki yer yarılmıştır da Anja içine girmiş gibidir. Daha kötüsü ise Anja' nın kaybolmasından kendisini sorumlu tutan kahramanımız, giderek kontrolü kaybetmeye başladığını hisseder. Babaevine, küçük kasabasına dönen Thelma, hayal meyal anımsadığı çocukluğunu ve yaşadığı nöbetlerle ilgili gerçekleri öğrenmeye kararlıdır...

İyi; Sıra dışı konusu ve özgün sayılabilecek hikayesiyle göz atılması gereken, atmosfer ve oyunculuk olarak da gayet başarılı bulduğum bir yapım. Kullanılan metaforlar ve duygusal geçişlerin de tatmin edici bir şekilde sahnelendiğini ekleyeyim.
Kötü; Ağır tempoda ilerleyen film, uzun süresi de göz önüne alındığında yer yer sıkıcı gelebilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Eylül 2018 | Etiketler : | | | | |

Annihilation (2018)

 Annihilation (2018)
Asker olan eşi Kane' in gizli bir görev sonrasında ortadan kaybolması ve bir daha haber alınamaması üzerine, yaklaşık bir yıldır üstesinden gelmeye çalıştığı büyük bir hezeyanın içeresinde boğulan Lena, geçmişi bir türlü silip atamamaktadır. Günün birinde Kane' in çat katı gelmesi sonrasında büyük bir şok yaşayan kahramanımız, neler olup bittiğini sorgulasa da tatmin edici cevaplar almayı bir türlü başaramaz. Dahası Kane' in eski halinden de eser yoktur hani. Bir hayli solgun görünmekte, hiçbir şey anımsamadığı dillendirmektedir. 
 Annihilation (2018)
Gözlerini hastane benzeri bir odada açan Lena, hemen yanı başında kendisini psikolog olarak tanıtan Dr. Ventress isimli bir bayanın, ardı arkası kesilmeyen sorularına maruz kalır. Çok geçmeden bulundukları yerin gizli bir askeri üs olduğunu anlayan kahramanımız, olayların bir şekilde Kane ile ilgisi olduğunu düşünmeye başlar. Neyse ki  kocasının hayatta olduğunu öğrenen ve derin bir nefes alan Lena, neden burada tutuldukları sorusunu yöneltir. Durum sanılandan da ciddidir. İnsan aklının ötesinde, sadece teoriler üretebildikleri kadar doğa üstü bir fenomen gün yüzüne çıkmıştır. Ventress, yaklaşık üç yıl önce başlayan bu olayın, Blackwater Ulusal Parkı' da ansızın ortaya çıkan bir fenerin, parıltı adını verdikleri bir tür radyasyon yaydığını anlatır. Öncesinde insansız hava araçları, hayvanlar ve en nihayetinde özel görevliler gönderdiklerini ve Kane dışında hiç bir istisnanın geri dönmediğini de ekler. İşin kötü yanı parıltının giderek genişlediğini ve hızla yayıldığını endişeyle vurgular. Kane' nin son halini göz önüne alan ve parıltıyı kendi gözleriyle görmek, hissetmek isteyen Lane, aynı zamanda biyoloji profesörü olduğunu da ekleyerek, yeni keşif ekibinin bir parçası olma hususunda diretir. Mevcut iki senaryoyu da anlatan Ventress, ya giden grupları bir şeyin yok ettiğini ya da bir çılgınlık haliyle birbirlerini yok ettikleri uyarısında bulunur. Kaldı ki parıltının içerisinde, gönderilen ekiplerle hiç bir şekilde radyo ya da telsiz teması kurulamadığını, başlarına gerçekte neler geldiği konusunda emin olamayacaklarını da söyler. Lena, bunun bir intihar görevi olduğunu bile bile kabul eder. Sonuç itibariyle dahil olmayı başaran kahramanımız; bir biyolog, bir antropolog, bir psikolog ve bir araştırmacıdan oluşan keşif ekibiyle parıltının gizemini çözebilmek için, merkezindeki fenere doğru yola çıkar. Kahramanlarımızı bir dizi doğa üstü olay ve anlam vermekte zorlanacakları fenomenler beklemektedir...


İyi; Ex Machina (2014) 'dan hatırlayacağınız, başarılı yönetmen Alex Garland' ın güncel yapımı olan Annihilation (2018), pek çok yönden bilim-kurgu, fantastik korku karışımı filmlerden hoşlananları tatmin edebilecek düzeyde. Baştan sona sürükleyici kurgusu ve merak uyandıran gizemli atmosferiyle göz atılması gereken, izlerken maceraya dahil olacağınız, başarılı bir fantastik alternatif. Soundtrackler ve görsellerin de kayda değer olduğunu ekleyeyim.
Kötü; Daha yüksek bir bütçeyle, çok daha ilgi çekici olabilecek bir senaryoya dönüşebilirdi. Mantık hataları da göze çarpmıyor değil.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Nisan 2018 | Etiketler : | | | | |

Wildling (2018)

Wildling (2018)
Tüm çocukluk yıllarını baba olarak tanıdığı gizemli bir adamın çatısı altında geçiren Anna, kilitli bir odada, her şeyden izole bir şekilde yaşamaktadır. Babasının okuma- yazma öğretmesi ve tüm ihtiyaçlarını karşılaması sayesinde, neler olup bittiğini sorgulamayıp yaşantısına devam eden kahramanımız, dış dünyayı sadece odasının dar pencerelerinden görebildiği kadarıyla tanımaktadır. 
Wildling (2018)
Dışarı çıkması yasaklanan ve tüm zamanını ufak bir odada geçiren Anna, babasının anlattığı ürkütücü masallar ve hikayelerin bilinçaltına etki etmesiyle, bu şekilde güvende olduğuna ikna olur. Wildling adı verilen; tüylü, sivri dişleri olan, çocukları bulup yiyen yırtıcı yaratıkların ormanda yaşadığına inanan kahramanımız, aradan geçen uzun yılların ardından artık ergenlik çağına girmiş, genç bir bayana dönüşmüştür. 16. yaş gününde bir şekilde odasından kurtulan ve ilk kez dış dünyayla temas kuran Anna, Ellen isimli kasabanın şerifi tarafından korunup, himaye edilir. DNA sonuçları ortaya çıkıp, herhangi bir yakını olup olmadığı tespit edilene kadar Ellen' in velayetinde kalmayı tercih eden Anna, Ellen' in yoğun ilgisi ve desteğiyle normal bir genç kız gibi yeni hayatına adapte olmaya çalışır. Baba olarak tanıdığı adamın aslında öz babası olmadığını öğrendiğinde ise Ellen' in varlığı ve şefkati sayesinde teselli bulur. Tam her şey normalleşmeye başlamış ve çevresindeki sosyal hayata uyum sağlayıp, bir parçası haline gelmişken, vücudunda bir takım anomalilerin farkına varan kahramanımız, neler olup bittiğini anlamaya çalışır. Öte yandan Anna' nın diş ve tırnaklarının dökülmesi ve ruh halinin giderek hırçınlaşması Ellen' ın da dikkatini çeker. Geçmişindeki bir takım karanlık sırların peşine düşen ve kim olduğunu öğrenmeye çalışan Anna, çocukluğundan beri korkusuyla yaşadığı ormanın derinlerine doğru keşfe çıkar...

İyi; Özellikle ilk yarısı itibariyle gizem seviyesi yüksek, gerilim giderek tırmandığı, sürükleyici bir yapım. Oyunculuk ve atmosfer de başarılı.
Kötü; Klişe, tahmin edilebilir bir senaryo da ilerleyen, sürpriz faktörünün yetersiz olduğu sıradan bir alternatif.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Nisan 2018 | Etiketler : | | |

The One I Love (2014)

The One I Love (2014)
Problemli ilişkilerinin üstesinden gelebilmek için psikologdan yardım uman Ethan - Sophie çifti, düzenli terapilere başlayarak bir an evvel sorunları aşmayı arzu ederler. İlişkilerinde eski heyecanı bulamadıklarını dillendiren çiftimiz, birbirlerine karşı giderek daha da tahammülsüz bir hale geldiklerinden yakınmaktadır. 
The One I Love (2014)

Bir dizi senkronizasyon terapisi deneyen kahramanlarımız, beden dillerine yansıdığı gibi duygusal olarak da aynı hisleri paylaşamadıklarını keşfederler. Çok geç olmadan, ilişkilerini kurtarabilmek için  her yolu denemeye hazır olan çiftimiz, yeni fikirlere açık olduklarını izah ederler. Bunun üzerine psikoloğun önerisiyle şehrin dışında, onları kimsenin rahatsız edemeyeceği bir malikanede baş başa bir haftasonu geçirmeye ikna olan kahramanlarımız, eşyalarını topladıkları gibi yola koyulurlar. Malikaneye ulaştıklarında ise çevreyi dolaşıp, hemen yakınlarda bir de konukevi olduğunu fark ederler. Eşyalarını yerleştiren ve hoş sohbet vakit geçirmek için muhabbet açan kahramanlarımız, geceyi konukevinde geçirmeye karar verirler. Alkol ve yanlarında getirdikleri uyarıcı otların etkisiyle, kafayı bulan ve deyim yerindeyse ayakları yerdeyken uçan çiftimiz, zamanının nasıl geçtiğinden de bihaberdir. Romantik ve eğlenceli devam eden gece, sabah uyandıklarında bir takım gariplikler fark etmelerine sebep olur. Gerçek olmayacak kadar güzel vakit geçirdiklerini bir türlü birbirlerine itiraf edemeyen kahramanlarımız, gecenin muhasebesini yapmaya başlarlar. Boşanmanın eşiğindeki ilişkilerinde eski tutkuyu yeniden yeşerttiklerini ısrarla savunan Sophie, gece olup bitenle ilgili Ethan' dan tamamen farklı bir hikayeyi anlatmaktadır. Giderek kafaları karışan ikilimiz, geceye dair ortak anımsayabildikleri tek şey olan konukevinde bir şeylerin yolunda gitmediğini keşfederler...

İyi; Konsept olarak 'Black Mirror' ya da 'Alacakaranlık Kuşağı' havasında; merak uyandıran, ilgiyle izlenebilecek bir film. Sürükleyici kurgusu, oyuncu performansları ve  diyaloglarıyla da göz atılması gereken başarılı bir alternatif. Romantik bir yapım gibi başlasa da bilim- kurgu ve psikolojik gerilimin de harmanlandığı, bu türleri sevenlerin de beğeneceğini umduğum bir seçenek.
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Nisan 2018 | Etiketler : | | | |

A Monster Calls (2016)

A Monster Calls (2016)
12 yaşındaki Conor, hasta annesiyle birlikte yaşayan, hayal gücü oldukça yüksek bir çocuktur. Annesinin terminal evresinde kanser olmasından ötürü, gün geçtikçe gözlerinin önünde eriyip gitmesine mani olmayan kahramanımız, hüznünü kendi içerisinde yaşamakta ve giderek yalnızlaşmaktadır. 
A Monster Calls (2016)
Birkaç ay da bir gördüğü ilgisiz babası ve despot babaannesiyle geçinemeyen Conor, okulda da zorbalar tarafından sürekli aşağılanmaktadır. Zamanının çoğunu odasında geçiren ve hayal gücünü kara kalem resimlere aktaran kahramanımız, bir gece yarısı penceresinde beliren devasa bir ağaç canavarın şaşkınlığını yaşar. Canavar, Conor' a üç hikaye anlatacağını ve bu hikayeler bitince onun da dürüst bir şekilde kendi hikayesini anlatması gerektiğini söyler. Hayal gücünün kendisine oyunlar oynadığını varsayan ve sabah uyanınca yaşadıklarını basit bir rüya olarak yorumlayacağını zanneden Conor, yarın yeniden geleceğini söyleyen canavarın gözlerden kaybolmasına izin verir. Uyandığında sakin kafayla düşünen ve penceresine gelen canavar ağacın, hemen evlerinin yakınındaki bir mezarlıkta bulunan porsuk ağacı olduğunu fark eden Conor, kimseye neler olup bittiğini bahsetmeden, bir an evvel yeniden gece olmasını bekler. Saatler gece yarısını gösterirken yeniden Conor' ı ziyarete gelen canavar, bu sefer öykülerini anlatmakta kararlıdır. Annesinin çok hasta olduğunu ve aptalca hikayeler dinlemeye vakti olmadığını söyleyen Conor, en nihayetinde ikna olur. Hikayeleri kafasında canlandırması gerektiğini söyleyen canavar, vakit kaybetmeden öykülerini anlatmaya başlar. Hikayeleri yorumlamaya gelindiğinde ise gerçekte neyin iyi neyin kötü ya da neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda akıl yormaya başlayan Conor, her defasında farklı sürprizlerle karşılaşır. Canavar, deyim yerindeyse ona rehberlik etmekte ve hayatına mana katmaktadır. Öte yandan gündelik hayatında ise işler daha da zorlaşmaya başlamıştır. Zira annesinin hastaneye kaldırılması üzerine, babaannesiyle kalmak zorunda kalan Conor, kendi odasını ve eşyalarını terk etmek istememektedir. Hayatta en sevdiği varlığın, annesinin hayata tutunabilmesi için canavardan yardım istemeyi uman kahramanımız, ilk olarak gerçeklerle yüzleşmesi gerektiğini keşfeder. Anlatılan her hikayeden ise dersler çıkarmalıdır. Hayat sandığından çok daha acımasızdır.

İyi;  'A Monster Calls' isimli Patrick Ness imzalı kitabın uyarlaması olan yapım, oldukça sürükleyici, arka planda dram barındıran, başarılı bir fantastik gerilim filmi. Görseller, atmosfer ve oyunculuk oldukça iyi. Tarz olarak El laberinto del fauno (2006) yapımın andıran film, göz atılması gereken bir alternatif.
Kötü; Gizem seviyesi biraz daha yüksek olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

A Cure for Wellness (2016)

A Cure for Wellness (2016)
Borsadaki sert düşüşün ardından, hisselerin giderek değer kaybetmesi ve küresel finans şirketinin büyük bir dar boğaza sürüklenmesi üzerine şirketi kurtarabilmek için icra kurulu toplanır. Son birkaç yıldır başarılarıyla merdivenleri hızlı tırmanan Lockhart' da davetliler arasındadır. Yönetim kurulu, şirket CEO' su Pembroke' un bir an evvel ortaya çıkmasını istemektedir. Zira Pembroke' un sağlığı üzerinden piyasa da manipülasyonlar yapılmakta, şirket zaman ilerledikçe daha da iflasa yaklaşmaktadır. 
A Cure for Wellness (2016)
Pembroke ise hali hazırda her şeyden vazgeçmiş, İsviçre Alpleri' nde tarihi bir tesiste tedavi olmaktadır. Şirket çalışanlarını gerçekleri görememe ve çıkarcılıkla suçlamakta, bir daha ofise geri dönmeyeceğini dillendirmektedir. Şirket yönetim kurulu ise Pembroke' u ikna etmesi için şantaj vari bir yöntemle Lockhart' ı görevlendirir. Teklife başlarda sıcak bakmasa da bir şekilde patronu New York ' a geri getirebileceğini düşünen kahramanımız, vakit kaybetmeden yola koyulur. Uzun bir yolculuğun ardından, sarp ormanlık bir arazinin tepesinde bulunan tedavi merkezine ulaşmak için taksi kiralayan Lockhart, daha kasabayı bile kolaçan edemeden Pembroke' un peşine düşer. Heybetli bir kaleyi andıran ve buram buram tarih kokan mimarisiyle tedavi merkezi, oldukça ihtişamlı bir yapı olarak karşısında belirir. Zaman kaybetmeden Pembroke' un tedavisinden sorumlu olan doktor Volmer ile tanışır. Volmer son derece kendinden emin, işinde oldukça başarılı, meslektaşları tarafından saygıyla anılan bir hekimdir. Uzun yoldan gelen kahramanımıza bol bol su içmesi ve kaplıcaların keyfini çıkarması tavsiyesinde bulunan Volmer, bir yandan da Pembroke' un şu an görüş için uygun olmadığını hatırlatmaktadır. Yönetim kurulunun yoğun ısrarlarından ötürü hızla Pembroke' u görmesi gereken Lockhart, zaman baskısından ve yorgunluktan ötürü bitap düşmeye başlar. Bu sırada yaşadığı bir talihsizlik sonrasında ufak bir kaza atlatan kahramanımız, gözlerini açtığında bacağının alçıya alındığını fark eder.  Acele ettikçe bir şekilde işlerinin ters gittiğine şahit olur. Artık mecburen tedavisi tamamlanıncaya kadar buralarda oyalanmak zorundadır. Daha hızlı iyileşebilmek için Volmer' ın ısrarı üzerine meşhur su tedavisini denemeye karar verir. Öte yandan Hannah isimli gizemli bir kızla tanışan Lockhart, çok geçmeden onun Volmer' ın özel hastası olduğunu keşfeder. Diğer tüm hastaların aksine Hannah' ın sudan içmesi ya da suya girmesi yasaktır. Hannah sayesinde tedavi merkezinin geçmişini araştırmaya koyulan Lockhart, Volmer' in kirli sırları olduğunu düşünmeye başlar...


İyi; Baştan sona gizemli kurgusu ve sürükleyici senaryosuyla başarılı bir gizem-gerilim filmi. Mekan seçimleri, oyunculuk ve soundtrackler oldukça başarılı. Riget (1994) dizisine benzer, kendine has bir atmosfer barındırdığını söyleyebilirim.
Kötü; Filmin süresi daha kısa olabilirdi. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Mayıs 2017 | Etiketler : | | | | |