Güncel İncelemeler;

Slumlord (aka 13 Cameras) (2015)

Slumlord (aka 13 Cameras) (2015)
'Kayıtlara göre son on yılda, otuz milyondan fazla kamera gözetleme sistemi satılmıştır. Geçen yıl sekiz binden fazla insanın, kendi evlerinde bilgileri dışında izlendikleri tespit edilmiştir.'
Yeni evli bir çift olan Claire ve Ryan bütçelerine uygun bir ev kiralamak için arayışa girerler. Öncesinde pek aşina olmadıkları bir muhite taşınmayı düşünen kahramanlarımız, gözlerden uzak kalmanın ilişkileri için de iyi olacağını düşünmektedir. Gerald isimli bir ev sahibi vasıtasıyla keselerine uygun bir ev tutan gençler zaman kaybetmeden taşınma merasimini hallederler. 
Slumlord (aka 13 Cameras) (2015)
Hamileliğinin son dönemlerine yaklaşan ve zamanının çoğunu tek başına evde geçirmek zorunda kalan Claire, Ryan'ın ofis işlerine fazla vakit ayırması sebebiyle zaten halihazırda inişli çıkışlı olan ilişkileri içerisinde konforsuz hissetmektedir. Ev sahibi yaşlı ve pasaklı Gerald'ı görüntüsü itibariyle ürkütücü bulan Claire, onu evden olabildiğince uzak tutması için Ryan'ı tembihler. Ryan ise zararsız ve kendi halinde gördüğü Gerald'ı dert etmemesini ve doğumu yaklaşan bebeklerine odaklanmalarını gerektiğinde ısrarcıdır. Öte yandan son dönemlerde Ryan'ın kedisinden uzaklaştığı hisseden ve fiziksel olarak da hamileliğin kendisini çok çirkinleştirdiğini sürekli dillendirmeye başlayan Claire, huzursuz bir gebelik dönemi geçirmektedir. Ailesinden ve arkadaşlarından ayrı kalması giderek yalnızlaşmasına sebep olmaktadır. Günün birinde kahramanımız yine evde bir başına takılırken zili çalar. Hoş ve genç bir bayan olan, Ryan'ın asistanı Hannah kapıdadır...


İyi; Gerilim seviyesini dozunda bulduğum, sürükleyici aynı zamanda rahatsız edici bir yapım. Oyunculuk ve kurgu başarılı, konusu itibariyle ilgi çekici bir alternatif. Ayrıca yönetmenin el kamerası çekimleriyle sınırla kalmayıp farklı formatlarda iş çıkarması da kayda değer.
Kötü; Tahin edilebilir senaryo ve sürprizlere yer verilmemesi...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Nisan 2016 | Etiketler : | | | |

Return to Sender (2015)

Return to Sender (2015)
Genç ve güzel bir hemşire olan Miranda,küçük bir kasabada tek başına yaşamaktadır.Günün birinde kız arkadaşlarının birinin tavsiyesi üzerine tanımadığı bir adamla (Kevin) randevulaşan kahramanımız,şık görünebilmek için son hazırlıklarını yapmaya başlar.Buluşma saatinden erken gelen kavalyesi görüntü ve hal-hareketleriyle Miranda'ya tedirgin eder.Kahramanımız çok geçmeden kendisi için gelen kişinin Kevin olmadığını anlayacaktır...
Return to Sender (2015)
Kendi evinde şiddet ve cinsel istismara uğrayan Miranda için artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır.Hayat dolu işini severek yapan bir hemşireyken şimdi ise kendisini yapayalnız hisseden çaresiz bir kadına dönüşmüştür.Yaşadığı zor dönemi babasının desteği ile atlatmaya çalışan kahramanımız,tecavüzcünün yakalanmasıyla bir nebze olsun huzur bulur.Ancak yine de ne işine odaklanabilmekte ne de eskiden neşeyle yapabildiği hobilerine zaman ayırabilmektedir. Olay gününden kara bir leke olarak kalan evini ise ne kadar uğraşsa da bir türlü satamamaktadır.Emlakçının tavsiyesi üzerine evi alıcılara hoş göstermek için bir takım düzenlemeler ve tamiratlar yapan kahramanımız bir an evvel rehabilite olmak için özveri göstermektedir.Tüm bunlar yetmezmiş gibi şiddete uğradığı günden arta kalan fiziksel bozukluklar da yakasını bırakmamaktadır.Sağ elindeki seğirme işini yapmasına engel teşkil edecek duruma gelmiştir.Tüm bunlarla başa çıkmaya çalışan kahramanımız diğer yandan da kendisini istismar eden Willian ile mektuplaşmaya başlar.Willian ile arasında bağ kurmayı başaran Miranda,Stockholm sendromu benzeri bir ilişkiye meyleder.Sık sık hapishaneye giderek onu ziyaret etmeye başlar.Öte yandan Willian'ın şartlı tahliyesi de yaklaşmaktadır...
İyi;Gone Girl (2014) filmiyle kendisini izleyenlere hayran bırakan Rosamund Pike yine yakın bir karakter ve rolle karşımıza çıkıyor.Oyunculuk ve karakter seçimleri olarak başarılı bir gerilim filmi.
Kötü:Sıkıcı senaryo ve finalin soyut kalması başlıca eksiler.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Haziran 2015 | Etiketler : | | | |

Savaged (2013)

Savaged (2013)
Zoe,işitme engelli genç bir bayandır.Sevgilisiyle (Dane) buluşmak için ablasına otobandan ayrılmayacağının sözünü vererek uzun bir yolculuğa koyulan kahramanımız,mola verdiği yerlerde fotoğraflar çekerek seyahatine devam eder.Yine fotoğraf çekmek için duraksadığı New Mexico sınırında in-cin top oynarken yanlış yerde yanlış zamanda bulunan Zoe,kanlı cinayetlere şahit olur...
Savaged (2013)
Kurbanlardan birine yardım etmeye çalışırken zorbaların eline düşer.Günlerce işkenceye,istismara uğrayan Zoe en nihayetinde kaçmaya çalışırken çetenin iki numarası Roddy tarafından  infaz edilir.Çölde yerli bir büyücü tarafından cesedi bulunan kahramanımız mistik bir ayinle hayata geri döner.Şimdi tek amacı kendisini bu hale sokanlardan hesap sormak,intikamını almaktır.Öte yandan Zoe'dan haber alamayan Dane,kız arkadaşının yolladığı fotoğraflardan yola çıkarak iz sürmeye başlar.Fotoğraflar onu New Mexico sınırına Acme kasabasına getirecektir...
İyi;Düşük bütçeli olmasına rağmen sürükleyici,göz atabileceğiniz bir alternatif.Bu filmi sevenler benzer kurgudaki I Spit on Your Grave (2010) ve I Spit on Your Grave 2 (2013) yapımlarını da izleyebilirler...
Kötü;Yönetmenin tecrübesizliği,zayıf oyunculuk... 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 26 Nisan 2014 | Etiketler : | | | |

I Spit on Your Grave 2 (2013)

I Spit on Your Grave 2 (2013)
"I Spit on Your Grave" 2010'da vizyona giren gerilim dolu,sıra dışı bir intikam hikayesi anlatan "remake" (yeniden çevrim) bir yapımdı.Gişede elde ettiği başarının ardından yapımcıların kolları sıvayıp serinin ikinci filmi ile karşımıza çıkması gerilim tutkunları tarafından sürpriz olarak karşılanamazdı.Tematik olarak tamamen aynı,kurguda ise ufak eklemelerin bulunduğu "I Spit on Your Grave 2" ilk yapımı sevenlerin beğenisini kazanabilecek kalitede.
I Spit on Your Grave 2 (2013)
Katie yarı profesyonel modellik yapan güzel bir kızdır.Bir tanıdığı aracılığıyla ajansların dikkatini çekebilmek için daha iddialı fotoğraflar çektirmesi yönünde tavsiyeler alan kahramanımız,panodaki bir ilanda gördüğü ücretsiz fotoğraf çekimine katılmaya karar verir.Numarayı çevirdiğinde ise Ivan isimli biriyle muhatap olan Katie,kendisine verilen saatte stüdyoda olacağını söyler.Büyük bir hevesle yola koyulan kahramanımız çekimler esnasında Ivan'la tartışır ve hışımla oradan ayrılır.Ertesi gün kapısını çalan Ivan'ın kardeşi Georgy kabalık yapmak istemediklerini,üzgün olduğunu söyleyerek af diler.Dahası kısa süren çekimler boyunca Katie'ye ait tüm fotoğrafları da jest olarak yanında getirmiştir.Ufak bir ağız dalaşının ardından Georgy'ye kapıyı gösteren Katie,gece uyandığında çok kötü bir sürprizle karşılaşır.Genç bayan tacize,şiddete ve tecavüze uğrayacaktır.Daha da kötüsü ise berbat bir kabus gibi başlayan ve halen gerçek olduğuna inanamadığı olaylar tamamen kontrolden çıkmış,ızdırapla dolu gecenin ardından gözlerini başka bir ülkede açmak zorunda bırakılmıştır.Bir yolunu bulup kurtulduğunda ise öncesinde bir an evvel ölmek için dua eden kahramanımız nefretini ve öfkesini birleştirerek epik bir intikam için geri döner.Kaçmayı değil,intikamı seçmiştir...


İyi;İntikam teması işleyen başarılı bir gerilim filmi.Oldukça sürükleyici.Bu filmi sevenler
Straw Dogs (2011) ve The Last House on the Left (2009) yapımlarına da göz atabilirler...
Kötü;Gereğinden fazla cinsel içerikli cesur sahnelere sahip.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Eylül 2013 | Etiketler : | | | |

Storm Warning (2007)

Storm Warning (2007)
Urban Legend (1998),Valentine (2001) filmlerinden tanıdığımız başarılı yönetmen Jamie Blanks'in bir diğer korku eksenli gerilim yapımı olan "Storm Warning" izlemenizi tavsiye edebileceğim başarılı bir alternatif.Yönetmenin tarzını oluşturan maceraperest kurgunun gerilim dolu senaryo ile birleşimi keyifli bir seyir vaadediyor.
Genç,evli bir çift olan Pia ve Rob hafta sonu farklı bir şeyler denemek için tekneyle açılmaya karar verirler.Ancak akşam saatlerinde kara bulutların çökmesi ve fırtınanın giderek yaklaşması sonrasında günleri zehir olan kahramanlarımız,bir an evvel karaya çıkmak isterlerken yollarını kaybedip sığ bir bataklığın çevresine hapsolurlar.Dahası gel-git sebebiyle suların iyice çekilmesi tekneyi terk edip yollarına yürüyerek devam etmelerine neden olur.Şiddetli yağmurun bastırması sonrasında Rob'un önerisi üzerine ormandaki terk edilmiş görüntüsü veren izbe bir eve sığınan kahramanlarımız telefon bularak yardım istemeyi umarlar.Öte yandan evin hemen yanı başında bulunan büyük bir marihuana tarlasını keşfeden Rob,başları belaya girmeden hemen oracıktan uzaklaşmayı planlar.Anlaşılan normalde asla bulunmak istemeyecekleri bir yere kendi rızalarıyla girmişlerdir.Tam da bu sırada ev sahipleri çıka gelir.Jimmy ve Brett,babaları ile yaşayan asosyal,şiddet eğilimli kardeşlerdir.Gecenin bir yarısı evlerine izinsiz giren yabancılara karşı ise haliyle misafirperver olmaları beklenilemez.Bakalım genç çiftimiz şiddet ve taciz dolu geceden sağ salim çıkabilecek mi?


İyi;Sürükleyici kurgu,oyunculuk.
Kötü;Klişe senaryo,mantık hataları,sürprizden çok uzak final...Maalesef vasat bir gerilim filmi olmaktan öteye gidemiyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 31 Temmuz 2013 | Etiketler : | | | |

Red White & Blue (2010)

Red White & Blue (2010)
Erica önüne gelenle yatan,nerde sabah orda gece mantığıyla yaşayan hayatı umursamayan genç bir kızdır.Birlikte olduğu bir erkekle asla yeniden beraber olmama ve arkadaşlık kurmama gibi tuhaf alışkanlıklara sahiptir.Ailesiyle sorunlar yaşayan kahramanımız işsizliğin yanısıra şimdi de kalacak yer sıkıntısı çekmektedir.Günün birinde Nate isimli kendisine yardımcı olmak isteyen,karşılığında herhangi bir beklentisi olmayan sakin bir adamla tanışır.Nate eskiden Irak'ta görev yapmış,ordudan şerefiyle ayrılmış,işin felsefesine kaçan insanlarla mesafeli biridir.Zamanla Erica ve Nate tezat karakterlerine karşın yakınlaşmaya başlarlar.
Erica'nın dramına ortak olmak isteyen ve hayatın her zaman insanlara çıkış yolları sunduğunu anlatan Nate,kendisinden örnek vererek böyle yaşamak istediği için şu an burada olduğunu anlatır.Başlarda Nate'in de diğerlerinden farklı olmadığını düşünen Erica,daha önce tanımadığı bir duygu olan güven hissini keşfetmeye başlar.
Franki günden güne yıldızı parlayan lokal bir rock grubunun solistidir.Kanser olan annesinin tedavisi yüzünden epey yıpranan kahramanımız,Hiv taşıdığını öğrendiğinde ise mahvolur.Annesine sürekli kan bağışı yaptığını ve bunun imkansız olduğunu düşünse de son altı ay içinde seks yoluyla hastalık kaptığını anlar.Arkadaşlarının desteğini de arkasına alarak intikam için gözünü karartan Franki,annesinin de ölümü sonrasında büyük bir buhranın içinde kaybolmaya başlar.Öte yandan Erica uzun süredir ilk defa kendisini böylesine huzurlu hissetmektedir...


İyi;Oyunculuk üst seviyede,kurgu biraz dağınık ilerle de kesinlikle beklemenize değecek.Diyaloglar ilgi çekici.Genel itibariyle dram ve gerilimin birlikte yoğurulduğu rahatsız edici bir yapım.
Kötü;Bazı sahneler filmin ekseninden uzaklaşmış.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Ekim 2012 | Etiketler : | | | | |

Chained (2012)

Chained (2012)
Bob;sorunlu bir çocukluk dönemi geçirmiş,solgun suratlı sıra dışı bir seri katildir.Her gece taksi şoförü edasında şehir merkezine inerek ağırlıklı olarak fahişeler arasından seçtiği kurbanları ile beraber her santimi kana boyanmış,ücradaki evinde hasta ruhunu tatmin etmektedir.Günün birinde taksisine aldığı bir anne-oğlu (Tim) da kurbanları arasına ekleyen Bob,annesini gözlerinin önünde katlettiği,"rabbit" adını taktığı dokuz yaşındaki minik Tim hakkında planlar yapmaktadır.
Aslında onun hesapta olmadığını ama madem bu eve bir şekilde girdiyse yaşamak istiyorsa dedikleri şartsız koşulsuz şekilde yerine getirmesini dayatan Bob,bir dizi isteklerde bulunur.Sabah ve akşamları yemeğini hazırlamasının,evi temizlemesinin ve her gece rutin olarak öldürülen kadınların cesetlerini gömmesinin vazifeleri arasında olduğunu söylemiştir.Sadece kendisi doyduktan sonra tabağından arta kalanlar ile beslenebileceğini de ekleyen Bob,kaçma teşebbüslerine karşın ayak bileğine de pranga takmaktan geri durmamıştır.Talihsiz kurbanların üstlerindeki para,ehliyetleri ve ortadan kaybolduklarının basına yansıması ile gazeteye verilen ilanlarını toplayarak,öncesinde kendisinin oluşturduğu bir çeşit suç albümünü de artık onun yeni kayıtları tutmasını emretmiştir.Düşünsenize evin içine mahkum olan Rabbit,sahibi Bob gelene kadar buzdolabından bir şey almak ya da su içmek gibi temel bir ihtiyaçlarını dahi izin almadan gerçekleştirememektedir.
Rabbit zaman zaman bir yolunu bularak kaçmaya çalışsa da Bob'un sürekli gözlerinin üstünde olması ile asla esir olduğu evden dış dünya ile iletişim kuramamaktadır.Bu şekilde yıllar yılları kovalar ve minik Rabbit artık ergenliğe ulaşmış,boyu Bob'u geçmiş koca bir delikanlıya dönüşür.Her gece yaşanan trajedi artık sıradan hayatının basit bir tekrarı haline dönüşmüştür.Gerçekte kim olduğunu dahi unutan kahramanımız kendisine dayatılanlar ve şiddet yoluyla istenilenler doğrultusunda yaşamını sürdürmektedir.Bir taraftan bileğinden zincirlediği Rabbit'i adam yerine koymayan,özgürlüğünü elinden alarak köleleştiren Bob,diğer yandan da gelecekte onun kendisi gibi bir ruh hastası olmasını sağlamakla meşguldür.Yavaş yavaş Rabbit'in gelişim gösterdiğine ikna olmaya başlayan Bob,günün birinde bileğindeki zincirleri çözerek artık yeni bir şeyler öğrenmesi gerektiğini anlatır.Birkaç anatomi kitabı ile ödüllendirdiği Rabbit'in,geceleri gerçekleşen kanlı mesai sonrasında kendisine yardımcı olmasını amaçlamaktadır.Bir gün bu evden çıkıp gidebilmesi için ona güvenmesi gerektiğini vurgulayan Bob,artık çocuk olmadığını ekleyerek yeni isteklerde bulunacaktır.


İyi;Son dönemlerin en sert,duyguları alt üst eden gerilim filmlerinden biri.Oyunculuk en üst seviyede.Zaten öyle olmasa neredeyse tamamı tek mekan da geçen durağan bir yapım asla bu kadar başarılı olamazdı.Final de tahminlerin ötesinde.Kısaca göz atmanızı tavsiye ediyorum.
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Ekim 2012 | Etiketler : | | | |

The Girl Next Door (2007)

Daha önce incelemesini paylaştığım The Lost (2006) filminde olduğu gibi Jack Ketchum'ın kaleminden sinemaya uyarlanan "The Girl Next Door" duygularınızı alt üst edebilecek potansiyele sahip esaslı bir dram-gerilim yapımı.Mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.
David Moran ellili yaşları devirmiş pek çok şey görmüş-geçirmiş bir adamdır.Oldukça iyi bir işi ve çevresindekilerin saygısını kazanan kişiliği olmasına rağmen çocukluğunda yaşadığı acı dolu bir olayın yaralarını halen saramamıştır.Her yeni güne aynı duygular ve pişmanlıklarla başlayan David,geçmişinin asla peşini bırakmayacağının farkındadır.Gerçek acının ne demek olduğunu yıllar önce iliklerine kadar hisseden kahramanımız,başkalarının yerine geçmek ve onların acısını bir an olsun kendi acısı yerinde hissetmek ve bu sayede unutabilmek için her şeyini feda etmeye hazırdır...
1958 yılına gidiyoruz.O dönemler küçük bir çocuk olan David okulların kapanması ve yaz tatilinin başlaması ile yan komşuları Ruth Chandler'in oğulları ile takılmaktadır.Orta yaşlarda dul bir bayan olan Ruth;mahallenin çocuklarına evini açan,sık sık onlara bira ısmarlayan,rahat hissetmelerini sağlamasından ötürü de oldukça sevilen bir kadındır.O yaz ailece büyük bir trafik kazası atlatmaları sonrasında ebeveynlerini yitiren Meg ve küçük kız kardeşi Susan Loughlin,Ruth teyzelerinin evine sığınmıştır.Meg ile ilk karşılaşmasından itibaren samimi bir arkadaşlık kuran David,fırsat buldukça vakit geçirmeye başlarlar.Yine Ruth teyzenin evinde toplanan çocuklar kendileriyle akranmış havasında takılan Ruth'un bambaşka bir yüzüne şahit olacaklardır.Meg ve Susan'ı diğer çocukların içinde sürekli aşağılayan ve hakaretler yağdıran Ruth,oğullarının da kendisine uymakta geç kalmaması ile talihsiz kardeşlerin hayatını mahvetmeye başlarlar.Sürekli bir bahane bularak kardeşlere yüklenen Ruth,bütün sinirini onlardan çıkarmakta kararlıdır.Loughlin kardeşleri azap dolu günler beklemektedir.Yaşananlara mani olmaya çalışan David ise ailesi ve polislere derdini anlatamayıp bu büyük sorumluluğun altına tek başına girmek zorunda kalacaktır...


İyi;Buhranlı atmosfere sahip,oldukça sinir bozucu sahnelerin yer aldığı insanın kadını dondurabilecek cinsten başarılı bir dram-gerilim filmi.Bu tarz belli bir dönemi anlatan yapımlar genelde beklenen dokuyu hissettiremezlerse çekilmez hale gelebilirler.Ancak "The Girl Next Door" bu yönden de sınıfı geçmeyi başarıyor.Bu filmi sevenler yine Sylvia Likens'in biyografisinden esinlenerek sinemalaştırılan An American Crime (2007) filmine de göz atabilirler..
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ekim 2012 | Etiketler : | | | |