Güncel İncelemeler;

Picco (2010)

Picco (2010)
Almanya menşeli genç mahkumların yaşadığı sıkıntılar ve uyum sürecinin işlendiği yapım,ağır işleyen temposu ile zaman zaman buhranlı bir atmosfere bürünüyor.Geleceğe dair beklentilerin yok olması ve sonrasında güçlülerin dünyası edebiyatı...Esasında hapishanenin nerede olduğunun hiç bir önemi yok.Tipik grup dinamikleri burada da geçerli.(ot dağıtan kuryeler,patronluk taslayan kabadayılar,olan bitenlere göz yuman gardiyanlar vs...)Eğer yolunuz oraya düşmüşse kaybedeceğiniz hiç bir şeyiniz kalmamış demektir.Zamanla dış dünya sizinle ilişkisini keser ve sizin var olduğunuzu dahi belleklerden siler.İşte bu noktadan sonra elinizde pek de bir alternatif kalmaz.Artık hayata tutunmak istiyorsanız sistemin gereklerini yapmanız,güçlülerin yanında yer almanız gerekir.
Kevin ıslahevinin yolunu tutmuş genç bir mahkumdur.Dışarıdaki sorumsuz davranışları sonrasında kendisini bambaşka bir dünyada bulan kahramanımız;Tommy,Andy ve Marc ile beraber aynı hücreyi paylaşmak zorunda kalır.Yeni gelenlere Picco adının takıldığı sürekli aşağılanıp,alay edildiği yeni hayatında ayakta durmaya çalışan Kevin,zamanla hümanist yapısını kaybederek sistemin gereklerini uygulamaya başlamaktan çekinmeyecektir.Gündelik hayatının parçası haline gelen şiddet,baskılar ve zorbalıklar eğer ezenlerin tarafı olmazsa bertaraf olacağını göstermektedir.Yapılan haksızlıklara karşı gardiyanların da kayıtsız kalması ile kendi yolunu çizmek zorunda kalan Kevin'in öncelikli olarak yapması gereken üzerine yapışan Picco unvanından kurtulmaktır.Yaşadığı sıkıntılı dönemde kendisine tavsiyeler veren Tommy'nin fikirlerini başlarda benimseme de diğerlerinin saygısını kazanmak istiyorsa onlar gibi davranmalı,zayıf olanları ezmelidir.İlk adım olarak da böyle bir mekanda asla varlığına yer olmayan "suçluluk" duygusundan kurtulmalıdır.Ancak unutulmaması gereken bir kez kendisini kaybettiği anda hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıdır... 


İyi;Pek çok klişenin yer aldığı sıradan bir hapishane filmi görüntüsünde.Ancak giderek tırmanan gerilimin,işin dram boyutuyla münasebeti başarılı şekilde yansıtılıyor.Değişen şartlar ve karşılaşılan güçlükler sonrasında insan doğasının gereklerinin ortaya çıkması ile neler yapabileceğinin gözlemlendiği,izlemenizi tavsiye edebileceğim iyi bir dram-gerilim filmi olduğunu da ekleyeyim.Bu arada finali de enteresan hani...
Kötü;Bazı sahneler üzerinde anı yansıtabilmek için gereğinden fazla durulmuş.Sonuç olarak bu da kurgunun ağır şekilde ilerlemesine neden oluyor.   
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Eylül 2012 | Etiketler : | | |

Orphan (2009)

Orphan (2009)
Yakın zaman evvel doğmamış çocuklarının ölümü ile büyük sarsıntı yaşayan Kate-John çifti,ilişkilerini normale döndürebilmek için yoğun çaba harcamaktadır.Öz evlatlarının kaybı sonrasında evlat edinme fikrini iyiden iyiye düşünmeye başlayan kahramanlarımız en azından bu şekilde duydukları çocuk özlemini gidermeyi planlamaktadırlar.
Lokal bir yetimhaneyi ziyaret ederek daha çok bir-iki yaşlarında ufak bir bebek evlat edinmeyi tasarlayan çiftimiz,Esther isimli küçük kızı gördükleri anda büyülenirler.Belki düşündükleri yaş aralığında değildir ancak gerek akranlarına göre olgunluğu gerekse zekası ile geleceği parlak bir çocuk izlenimi vermektedir.Görevliden düşünmek için zaman isteyen kahramanlarımız,küçük bir bebek evlat edinip onu büyütmek için pek çok sıkıntı yaşamaktansa Esther gibi okul yaşına gelmiş sevimli bir kız çocuğunu yanlarına almaya karar verirler.
Esther'in aralarına katılması ile lüks malikanelerinin yolunu tutan Coleman ailesi yeni bir başlangıç yapma arifesindedir.Halihazırda her şey yolundadır.Ancak çok geçmeden Esther'in giyim tarzından ve göründüğünden daha farklı meziyetlere sahip olduğundan şüphelenip,bir şeylerin yolunda gitmediğinden endişelenmeye başlayan Kate,yetimhane geçmişini araştırmaya karar verir.Sonuç itibariyle kısa süre önce evlat edindikleri bir kız çocuğunun en azından nerede doğduğu nasıl bir ailenin mensubu olduğu gibi bilgileri öğrenmeleri,sonrası için yardımcı olacaktır.Öte yandan John,onun normal bir çocuk olduğu hususunda ısrarcı olup,eşinin kuşkularının yersiz olduğunu düşünmektedir.Bir bakıma ev içerisinde yalnız kalan Kate ise ne pahasına olursa olsun Esther'in gerçek yüzünü ortaya çıkarmakta kararlıdır.


İyi;Ters köşeye yatıran senaryosu ile mutlaka izlemenizi tavsiye edebileceğim yapımlardan biri.Esasında son yıllarda çok sayıda çocuk kahraman eksenli kötü ruh-şeytani güç temalı filmler mevcut.Case 39 (2009),Whisper (2007) ...Ancak bahsettiğim gibi kurgu olarak benzerliklere rastlansa da seyirciyi şaşırtmayı başaran etkileyici bir gerilim filmi olduğunu düşünüyorum.
Kötü;Bazı mantık hataları yok değil,ancak mevzuyu anlayana dek pek de dikkat çektikleri söylenemez.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 13 Eylül 2012 | Etiketler : | | | | | |

Hell (2011)

Hell (2011)
Uzun süredir hasret kaldığım kıyamet sonrasını kurgulayan bilim-kurgu filmlerinden biri olan "Hell" Almanya menşeli vasatın üstünde bir yapım.Hatta ilk çeyreği itibariyle aynı tempoda devam edebilse bu tarz filmlerden hoşlananların izlemesi için ideal alternatif olabilirmiş...
Konuya gelirsek;küresel ısınmanın giderek şiddetini arttırması ve ozon tabakasının tahrip olması ile solar radyasyon hiç olmadığı seviyelere ulaşmıştır.Doğal olarak denizler ve nehirler kurumuş,bitkiler yok olmaya başlamış,ormanlık alanlar haritalardan silinmiştir.İşte bu ortamla uzun süre başa çıkmayı başaran talihli kişilerden Marie-Leonie kız kardeşler Phillip'in de aralarına katılması ile halen bir yerlerinde su kaynaklarının olduğu bahsi geçen ülkenin kuzeyine doğru yola koyulurlar.Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmak ve aşırı sıcaklarda yol almak zorunda kalan kahramanlarımız,uzun süredir duraksamadan yollarına devam etmektedirler taa ki yakıtlarının azalmaya başladığı ana dek.
Şans eseri yol kenarında terkedilmiş bir benzin istasyona rastlayan üçlümüz burada Tom isimli bir yabancıyla tanışırlar.İlk karşılaşmaları pek hoş olmasa da yolculuğa beraber devam etmeyi planlayan kahramanlarımız birkaç mil ötede yamaç yolunun kapalı olduğunu fark ederler.Şimdi yapmaları gereken bir çaresini bularak yolu kapayan seti ortadan kaldırmaktır.Tam da bu sırada şarampole yuvarlanmış bir karavan olduğunu fark eden gençler,her şeylerinin içinde bulunduğu arabalarını terk ederek yakıt bulma arayışına girerler.Ne de olsa burada yapa yalnızdırlar.Ancak çok geçmeden planları alt üst edecek olaylar cereyan edecektir...


İyi;Atmosfer,mekan betimlemeleri vs oldukça başarılı.İlk yarısı itibariyle mistik atmosfere sahip bir yol filmini andıran yapım epey ilgi çekici.
Kötü;Senaryonun tanıdık bir kurguya dönmesi ile büyük hayal kırıklığı yaşadım.Tam işin bilim kurgu kısmına yöneleceğini düşündüğüm anlarda,insan doğası önermesi karşıma çıktı. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Eylül 2012 | Etiketler : | | | | |

Severance (2006)

Ünlü bir uluslararası silah şirketinin (Palisade Savunma) İngiltere şubesinin çalışanları Doğu Avrupa gezisi ile ödüllendirilirler.Macaristan sınırlarında ormanlık bir alana kampa gönderilen kahramanlarımız,başlarına geleceklerden habersiz yolculuğunun tadını çıkarmaktadır.Patika yolun ulaşımı engellemesi nedeniyle kalacakları otele kadar yürüyerek gitmek zorunda kalan Palisade çalışanları,en nihayetinde meşhur otele ulaşırlar.Ancak sanki bir şeyler yolunda gitmemektedir...
Hayal ettikleri lüks otel yerine köhne,terk edilmiş bir yapıyla karşılaşan kahramanlarımız en azından yorgunluklarını çıkarmak amacıyla içeriye girmeye karar verirler.Herhangi bir resepsiyon görevlisinin bulunmadığı bu otelde her şey akışına bırakılmış gibidir.Dahası ekibin neşe kaynağı Steve ağaçların arasında birilerinin hareket ettiğini iddia etmektedir.Richard'ın arkadaşlarını toplaması ve bütün negatif düşünceleri geri plana atarak buraya gelme amaçlarını olan takım ruhunu yaşatma düşüncesiyle,birlikte paintball oynamaya başlayan kahramanlarımız çok geçmeden uyuşturucu bağımlısı,yarım akıllı gördükleri Steve'in söylemlerinde haksız olmadığını anlayacaklardır.
Paintball oynadıkları ormanda tuhaf aksilikler yaşayan eğlenceli kafilemiz ağaçların arasında gizli bağlantılar sayesinde hareket eden manyak ruhlu katiller tarafından teker teker hedef alınırlar.Kendilerini ormana kadar bırakan otobüsün ise yolun kenarında terk edildiğini fark ettiklerinde artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır.Zira önlerinde tek alternatif vardır;aylak aylak dolaşmak yerine takım ruhu ile bir araya gelerek hayatta kalmak için savaşmak...Yeniden otele sığınan kahramanlarımız bir yandan neler olup bittiğini sorgulaya dursunlar diğer yandan da grup dinamiklerinin sarsılması ile başlarına buyruk hareket ederek kolay lokma olacaklardır.Taa ki..

İyi;En sevdiğim korku-komedi yapımlarından biri olduğunu söyleyebilirim.Oyunculuk,atmosfer ve mekan gayet başarılı.Grup dinamiği ve değişen dengeler eğlenceli bir şekilde yansıtılmış.Bu tarz yapımlara çok yakışan sempatik oyuncu Danny Dyer'in(Steve) de kadroda bulunması bir diğer artısı.Bu filmi sevenler Doghouse (2009) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;Biraz daha derli toplu bir yapım olsa çok daha başarılı olabilirdi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Temmuz 2012 | Etiketler : | | | |

Creep (2004)

Son zamanlarda sık sık karşımıza çıkmaya başlayan,belki de kendine ait bir tarz oluşturan;metro ya da tren istasyonlarındaki tünellerde karanlıkta yaşayan yaratıkları konu alan filmlerin atası olan “Creep” filmi pek çok kıstas bakımından öncül durumda.Her daim karanlık tünellerin korkutuculuğu ve orada yaşayabileceği düşünülen bazı dünyevi olmayan yaratıklar gibi (belki de şehir efsanesi olarak nitelendirebileceğimiz) fikri bile insanı ürpertmeye yeterli olan bir konsept içeresindeki bu filmi farklı yapımlar seyretmek isteyenlere önerebilirim.
Kate alımlı ve bir o kadar da seksi bir bayandır.Yakın arkadaşlarından birinin düzenlediği partiye katılan kahramanımız,hızlı davranabilirse George Cooney ile tanışma fırsatı yakalayacaktır.Ancak Kate ne yazık ki çıkışta arkadaşının  ekmesi ile taksi de çeviremeyince metroya binmek zorunda kalır.Bu esnada partide kendisine sarkıntılık eden Guy,Kate’in adımlarını izleyerek geceye dair farklı beklentiler içerisindedir.Metroya ulaşan Kate,evsiz bir kadından(Mandy) metro kartı alarak son trene yetişmeye çalışır.İstasyona gelen kahramanımız,koşuşturmacanın verdiği yorgunluk ile uykuya yenik düşer.Gözlerini açtığında peronda tek başınadır ve artık geceye dair planlarını tekrardan gözden geçirmek zorunda kalacaktır.
Metrodan çıkıp evinin yolunu tutmaya karar veren genç bayan,metro alt geçidinin kilitlendiği görür.Dahası etrafta ne bir görevli ne de kendisi ile aynı durumda olan bir yolcu vardır.Peronlar arasında geçiş yapan Kate,en sonunda gelen trene atlar.Kendisinden başka kimsenin olmadığını düşündüğü trene binen kahramanımız,çok geçmeden karanlık bir tünelin içerisinde trenin ansızın stop etmesi ile telaşlanır.Seslenip neler olduğunu anlamaya çalışsa da kimselere ulaşamayan Kate,kendisine sulu bir şaka yapan Guy ile karşı karşıyaya kalır.Bu yalnızlığın ortasında belki de en son karşılaşmak istediği insan ile karşılaşan kahramanımız,Guy’ın niyetini öğrenince iyiden iyiye gerilecektir.
Guy'ın kanlar içerisinde ortadan kaybolması ile bu dehşet verici olaylara anlam veremeyen Kate,trenden atlayarak ışığa doğru koşmaya başlar.En sonunda bir durağa ulaşmıştır.Ancak yine çıkış kapıları kilitlidir ve de yardım alacak hiç kimse yoktur.Koridorlarda çaresizce koşuşturmaya başlayan kahramanımız en sonunda gecenin başlarında kendisine yardımcı olan evsiz kadının köpeğine rastlar.Çok geçmeden köpeği takip ederek,koridordan açılan özel bir bölmede,Mandy ve erkek arkadaşına ait bir oda bulan Kate,sığınacak bir liman bulduğunu düşünmektedir.Kahramanımız başından geçen korku dolu anları ve Guy’a olanları teker teker Mandy ve Jimmy’e anlatır.Jimmy de aynen Mandy gibi gamsız,esrarkeş birisidir ve yalnızca para karşılığında ona yardım edebileceğini söyler.Plan basittir;her durakta gece nöbetçisi görevli vardır ve Jimmy Kate’i oraya götürerek buradan çıkmasını sağlayacaktır.Tabii her şey yolunda giderse...

İyi;Baştan sona oldukça sürükleyici,gerilim yüklü sıkılmadan izleyebileceğiniz bir yapım.
Bu filmi sevenler The Midnight Meat Train (2008) ve Staf Night (2008) yapımlarını da izleyebilirler.
Kötü;Bir noktadan sonra tipik ucube filmine dönüşmesi.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Haziran 2012 | Etiketler : | | | | |

House of 9 (2005)

House of 9 (2005)
Rastgele seçilen dokuz yabancı (rahip,moda tasarımcısı,dansçı,yakın tarihte işlediği suçtan enselenmiş problemli bir genç kız,eskiden ünlü olan bir tenisçi,rapçi,polis,bir besteci ve eşi)dışarı adım atmanın imkansız olduğu,kaleyi andıran korunaklı bir ev içerisinde tutsak edilir.Her yerde kameralar ve gizli mikrofonlar ile 7/24 izlenmektedirler.Buradan kurtulabilmenin tek yolu ise sona kalan  kişi olabilmek.Dahası bir de ödül var hani,beş milyon dolar...
Kahramanlarımız arasında hemen hepsinin tüm eşyaları ellerinden alınarak ev içerisine hapsedilmişken,sadece polis Jay'in silahı bırakılmıştır.Bu durum herkesi tedirgin etse de yine de Jay'e güvenen ekibimiz,evden çıkabilmek için her yeri talan etmeye başlamıştır.Lakin kısa süre sonra çabalarının yersiz olduğunu ve buradan çıkabilmenin imkansızlığını gören kahramanlarımız psikolojik olarak yıkım yaşamaktadır.İnsanları daha fazla kontrol edemeyeceğini anlayan Jay ise işleri akışına bırakma yolunu seçmiştir.
Zamanla otorite boşluğu sonrasında her kafadan ayrı sesler çıkmaya başlaması ve insan doğası gereği yaşananlar,kahramanlarımızın birbirlerine sırtlarını dönmesine neden olacaktır.Tabii bir de sona kalan kişi olup,paraları alarak geri dönme hayali de yok değil hani.Her ne kadar daha karakterleri görür görmez sona kimin kalacağını  kestirebilsenizde yine de psikolojik gerilim ve tek mekan filmlerini severlerin izleyebileceği hoş bir alternatif.


İyi;Ortalama sayılabilecek tek mekan filmlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.Her zaman olduğu gibi farklı tiplerden,tuhaf bir grup dinamiği yaratılmaya çalışılmış.Bu tarz yapımları sevenler için Panic Button (2011) de tavsiye edilir...
Kötü;Oyuncular vasat,kurgu klişe,final de tahmin edilebilecek şekilde.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | | |

The Divide (2011)

The Divide (2011)
Nükleer saldırısı sonrasında hayatta kalmayı başaran sekiz kişilik bir grup(Eva ile nişanlısı Sam,Mickey,Delvin,Adrien;üvey kardeşi Josh ve onun zibidi arkadaşı Bobby,Marilyn ve kızı Wendi),güç-bela olsa da apartmanlarının alt katındaki sığınağa ulaşırlar.Mickey önderliğinde organize olmaya çalışan kahramanlarımız,dışarda neler olup bittiğine dair her hangi bir bilgiye sahip değildir.
Geçmiş yıllarda orduda başarıyla görev yapmış eski bir asker olan Mickey,yaşanan nükleer saldırı sonrasında oluşan radyoaktif toz bulutunun sığınaktan içeri girmemesi için çeşitli önlemler almaya başlamıştır.Bu sırada telsizle neler olup bittiğini anlamaya çalışan Delvin ise en nihayetinde sesini birilerine duyurmayı başarmıştır.Sığınağı ablukaya alarak içeri dalan askerler,mağdur durumda olan kahramanlarımıza yardım etmekten ziyade farklı amaçlar için buradadır.
Sığınakta günler ilerledikçe su ve erzakları tükenmeye başlayan yorgun kafilemiz,en nihayetinde hareketlerindeki tuhaflıklar sonrasında Mickey'nin kendilerinden bir şeyler sakladığını öğreneceklerdir.Bu aşamadan sonra grup dinamiklerinin değişmesi ile kontrolü ele almakta gecikmeyen Josh ve Bobby,herkese kimin patron olduğunu ispatlama çabasındadır.Kızını kaybeden Marilyn ise giderek psikolojinin alt üst olması ile kendi sonunu hazırlayan tercihler yapmaya başlamıştır.Grubun kaderi Eva'nın üzerindeki baskıyla nasıl başa çıkacağına bağlıdır.


İyi;Tek mekan filmleri arasında ,olaya biraz da bilim-kurgu ve psikolojik gerilimin girmesi ile izleyebileceğiniz alternatiflerden biri olabilir.
Kötü;Bilim-kurgu yönü çok zayıf kalmış.Dışarıda neler olduğu sorgulanmadan doğrudan tek mekana(sığınağa) dönülmesi eksi puan.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

The Cave (2005)

Yer Romanya.Yüksek tepelerle çevrili ormanlık bir arazinin içerisinde karanlık mazisi olan antik bir kilise bulunmaktadır.Sarp yamaçlarla çevrili kilisenin oldukça sıradışı bir özelliği vardır.Öyle ki hemen altında bulunan ikiyüz metre kadar derinliği olan büyük bir tünelin ağzındadır.Tünel ise efsaneye göre yerin merkezine kadar inen kanatlı şeytanların bulunduğu garabet,yasaklanmış bir mekandır.Zaten kilisede buraya girişi engellemek amacıyla kötü ruhları mühürlemek için yapılmıştır.Peki ama bu efsane gerçek olabilir mi?
Kilisenin öncü bir grup tarafından keşfedilmesinin ardından Amerikalılardan yardım isteyen Dr.Nicolai,iki uzman dalgıcın arasından bulunduğu profesyonel bir ekip ile beraber mağaraya inişi gerçekleştirir.Grubun biyologu olan Dr. Kathryn mağaranın altında bambaşka bir ekosistem olduğunu ve derinlerde su kaynakları ile kesişen yerlerde oldukça dikkatli olmaları gerektiğini vurgulamaktadır.Dünyaca ünlü dalgıçlar olan Jack ve Tyler kardeşler ise bu işinde diğerlerinden farklı olmadığını,rutin bir macera yaşayacaklarını düşünmektedir.
En nihayetinden mağaraya inişi gerçekleştiren maceraperest ekibimiz daha ilk dakikadan büyük bir şansızlık yaşayacaktır.Zira giriş yerleri bir patlama sonrasında havaya uçup,mağaranın kapanmasına neden olmuştur.Şimdi kahramanlarımızın yapması gereken alternatif bir çıkış yolu bularak yerin 2 km altındaki mağaradan kurtulmaya çalışmaktır.Bu sırada dalış yapan öncülerden birinin de gizemli şekilde ortadan kaybolması grup dinamiklerini sıkıntıya sokacak cinsten sorunlar oluşturmaya başlamıştır.


İyi;Sürekleyici bir yapım.Bu filmi sevenler The Descent (2005), The Descent : Part 2 (2009) ve Urban Explorer (2011) yapımlarına da göz atabilirler.
Kötü;Sonlara doğru filmin kalitesi epey düşüyor.Bunda görsel efektlerin zayıf kalması ve konunun klişeleşmesinin de etkisi var.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Nisan 2012 | Etiketler : | | | |

Urban Explorer (2011)

Berlin'de 2.Dünya Savaşı sırasında inşa edilen devasa sığınaklar ve şehrin doğu-batı doğrultusunda ulaşımı sağlayan gizli tünelleri görmek üzere Kris isimli lokal bir genci tur rehberi olarak tutan dört maceraperest genç,uygun zamanın gelmesi ile serüvene hazırdır.Köhne bir barda buluşan kahramanlarımız,Kris liderliğinde gizli bir geçit ile şehrin yaklaşık yirmi beş metre kadar altındaki nazilerden kalma tünellere ulaşmıştır.
Bu illegal tur sırasında en başından beri nazilerden kalma duvar yazıtlarını ve gün ışığına çıkartılmamış relik kalıntıları görmek için sabırsızlanan gençler,bölgeyi mesken tutmuş birkaç neonazinin tacizine uğrarlar.Özellikle neonazilerin kutsal saydığı bu tünellerde meraklı yabancılara tahammülleri yoktur.Kris'in uzlaşmacı tavrı ile kazasız belasız yollarına devam eden kahramanlarımız en nihayetinde görülmeye değer,buram buram mazi kokan ufak bir sığınağa ulaşmıştır.Hafif bir mola verme şansı yakalayan gençler,Kris'in nazilerin Odin projesi ile ilgili verdiği bilgiler sonrasında epey telaşlanırlar.Zira eskiden tam da bulundukları yerde nazilerin ünlü uzay gemisi projeleri için özel olarak insan üstü şartlara uyum sağlayabilecek astronotlar eğitilmiştir.
Kris'in anlattıklarını şaşkınlıkla dinleyen kahramanlarımız,dinlendikten sonra dönüş için hazırdırlar.Artık bara dönüp eğlenme vakti gelmiştir.Lakin kızlardan birinin aptalca hareketi sonrasında epey yüksekten yere çakılan Kris ağır yaralıdır.Tur rehberlerinin kaza geçirmesi sonrasında ayrılmak zorunda kalan kahramanlarımızdan ikisi Kris'in başında beklerken diğer ikisi ise yardım çağırabilmek için karanlık tüneller ve koridorlarla dolu yolu kat ederek başlangıç noktalarına ulaşmalıdırlar.
Yardım bulmaya giden arkadaşlarının dönmemesi ile epey zor durumda kalan Denis ve Lucia,ansızın ortaya çıkan;eskiden nazi sınır noktalarından birinde çalıştığını söyleyen esrarengiz bir adamın,Kris'i kurtarabilmek için iş birliği teklifini kabul ederler.


İyi;Sevdiğim tarz filmlerden biri olduğu söyleyebilirim.Yer altında karanlık koridorlar,tüneller vs epey ilgi çekici.Bu filmden hoşlananlar Tha Cave (2005) ve The Descent (2005)  filmlerini de sevebilirler.
Kötü;Tam yapım bir üst seviyeye çıkacak derken tanıdık bir senaryoya dönüş yaşandı.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Nisan 2012 | Etiketler : | | |

Das Experiment (2001)

Tarek genç bir taksi şoförüdür.Günün birinde gazete okurken,gizemli bir deneyde gönüllü olanlara 4.000 mark ücret verileceğine ilişkin bir ilan görür.Bu para Tarek gibi hayatta yeni heyecanlar arayan birisi için oldukça caziptir.İlanda belirtilen adrese giden Tarek deneyin içeriği ilişkin bilgiler edinir.Deney insan psikolojisi üzerine bir çalışmadır ve 20 gönüllü gerekmektedir.Bu gönüllülerin bir bölümü gardiyanları bir bölümü ise suçlarını oynayacaktır.Böylece hapishane koşullarında,kişilerin insan doğası gereği ne gibi değişimlere uğrayacağı sorusu cevaplanacaktır.Çalışmanın başında çekici bir bayan olan Doktor Grimm ve Profesör Thon vardır.Ancak bu çalışmanın finansmanının kim tarafından sağlandığı ve asıl amacının ne olduğu ise şimdilik soru işareti olarak kalsın.
Tarek’in de dahil olduğu 20 kişilik bir grubun çoğu cazip ücret için,birkaçı ise başka amaçlardan dolayı bu deneyde rol almayı kabul ederler.Tarek’in ise daha fazla para kazanmasını sağlayacak başka bir planı daha vardır.Gönüllülerin bir bölümüne gardiyan kıyafetleri ve aksesuarları verilirken,Tarek ve bir gruba da mahkum elbiseleri verilir.Artık deneyin başlamasına bir engel kalmamıştır.Sadece kameralarla dışarıdan gözlenilecek ve herhangi bir müdahalede bulunulmayacak olan bu çalışmada,bakalım neler yaşanacaktır.
Ellerine verilen talimatlar çizelgesini uygulamak zorunda olan gardiyanlar,gerekirse şiddet kullanma haklarına da sahiptirler.Tarek başta olmak üzere pek çok mahkum ya da gardiyan sıfatında olsun gönüllüler,işin dalgasındadır ve 20 günü atlatıp paralarını alıp gündelik hayatlarına dönmeyi planlarlar.Ancak hiçbir şey umdukları gibi gitmeyecektir ve deney bir noktadan sonra kontrolden çıkacaktır.
Kısa bir süre sonra gardiyanlarla dalga geçen mahkumlar,sert tepkiye maruz kalacaklardır.Deneyin başarısı Profesör Thon’un da dediği gibi gardiyanlarının tavırlarına bağlıdır.Gardiyanlar belli bir süre sonra kendi içlerinde bir hiyerarşi oluşturarak,hapishane de kontrolün mahkumlarda değil kendi ellerinde olduğunu ispatlama çabasındadır.Bunun üzerine mahkumlar hapishanede isyan çıkarırlar ve hapishaneyi talan ederler.Bersus gardiyanlar arasında oldukça farklı gizemli birisidir.Bu isyanı bastırmak için önerisi ise aşağılama yolunu benimsemektir.Bu fikrinin uygulamaya geçirilmesi ile başarılı olan Bersus,artık ipleri eline almıştır.Diğer gardiyan arkadaşlarının da saygısını kazanan Bersus,sert mizacı ile mahkumların korkulu rüyası olacaktır.Zamanla Tarek gibi baş belası bir mahkumu da yola getirmeyi başarır ve artık mutlak otoritedir.
Bersus liderliğindeki gardiyanlar sadist eylemler içerisine girmiştir ve ilk günlerdeki eğlenceli zamanlar gitmiş,korku ve şiddetin hakim olduğu bir dönem başlamıştır.Tarek yine boş durmayıp otoriteyle dalga geçmeye çalıştığında ise,Bersus onu aşağılamak için koridorun ortasındaki çelik bir kutunun içerisine hapsetmişlerdir.Artık iyice zıvanadan çıkmaya başlayan bu deney ,gardiyanların mahkumlardan birini şiddetli bir şekilde yaralamaları ile başka bir boyuta ulaşmıştır.Bunun üzerine Bersus,kendilerini gözetleyen kameraların görüntü almalarının engellenmesini ister.İçeriden bilgi edinemeyen Doktor Grimm,bizzat hapishaneye gelerek sorunun ne olduğunu anlamaya çalışır.


İyi;İnsan doğası üzerine müthiş bir gerilim filmi.Mutlaka izleyiniz.Yapımın Hollywood versiyonu da yakın zamanda eklenecektir.
Kötü;
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Şubat 2012 | Etiketler : | | |

The Uninvited (2009)

2003 yapımı uzakdoğu korku sineması örneklerinden A Tale of Two Sisters filminin yenilenen Hollywood uyarlaması olan;eski versiyonuna göre bir takım eksiklikleri hissedilse de gayet başarılı bir gerilim filmi.Özellikle orijinal filmi izlemeden bu filmi izleyecek olanlar pek fazla bir şey kaybetmezler.Hatta genelde uzakdoğu filmlerinden uzak duran,ön yargılı pek çok kişi içinde The Uninvited filmini izlemek doğru tercih olacaktır.
Filmin konusuna gelecek olursak;annesinin ölümünün ardından yaşadığı yoğun travma sonrasında bir psikiyatri kliniğine kaldırılan Anna,yaşadığı uzun tedavi sürecinin ardından evine dönmüştür.Ablası Alex ve babası,Anna evine döndüğü için oldukça sevinçlidirler.Ancak Anna’nın bilmediği bir şey vardır;babası o klinikte kalırken  Rachel isimli bir bayanla nişanlanmıştır.Rachel alımlı ve güzel bir bayandır.Anna,yeniden alışmaya çalıştığı evinde zamanla kabuslarla dolu rüyalar görmeye başlar.Hatta bunlar onun için çok fazladır ve  yaşadıkları gerçekmiş hissine kapılmaya başlar.Evde annesine ait eski hatıraları gördükçe,yaşadığı tuhaf,korku dolu ve bir o kadar da fantastik düşler artmaya başlamıştır.
Anna ,hasta annesini kaybetmeden evvel ablası Alex’e göre, annesine duygusal olarak daha sıkı bağlıdır ve onun durumuna çok üzülmektedir.Annesinin yaşadıkları evin hemen dışında,hastalığı nedeniyle kalmak zorunda olduğu mütevazi oda da onu sık sık ziyaret etmektedir.Annesi yatalaktır ve bir şeylere ihtiyacı olduğunda elindeki zili sallayıp yardım istemektedir.Anna,annesinin ölümü hakkında ablası Alex ve babasının ihmali olabileceğini düşünmektedir.
Rachel,Anna’ya arkadaşça yaklaşmıştır ve onunla iyi geçinmeye çalışır.Anna ise Rachel ve babasının ilişkisinden hoşlanmamaktadır.Öyle ki Rachel,Anna’nın annesi ölmeden önceki son dönemlerde ona bakması için tutulan bir hemşiredir.Anna klinikteyken,Rachel’in bir şekilde babasını kandırdığını ve onunla ilişkiye başladığını düşünür.Aklındaki Rachel  kurgusunu daha da genişletir ve onun annesinin vefatında kasti bir rolü olabileceğini ve annesini ortadan kaldırıp evin hanımı olmak istediğini düşünür.
 
Yine kabuslarla dolu bir gece yarısı kahramanımız fantastik bir olaya şahit olacaktır.Odasını eski erkek arkadaşı ziyaret eder,vucudu kanlar içerisindedir ve Anna’ya annesinin ölümü hakkındaki gerçekleri bildiğini ve bunları anlatmaya şimdi zamanı olmadığını,ertesi gün kendisini ziyarete gelmesini bu sayede ona her şeyi anlatacağını söyler.Anna’nın aklındaki şüpheler daha da artmıştır.Annesinin ölümünde gerçekten de Rachel’in rolü olabilir mi?Bildiklerini ablası Alex  ile paylaşır..Rachel da Anna’nın kendisi hakkında planları olduğunu düşünmeye başlar ve tedbirli olmaya çalışır. Artık evin içerisindeki 3 bayan birbirlerine düşman olmuşlardır Geçmişte saklanan olaylar nelerdir?

Evde bayanlar arasındaki düşmanlık en çok Anna’nın babasını rahatsız etmektedir.Kahramanımızın düşler gördüğünü,kendisine anlatmaya çalıştığı Rachel ile ilgili fikirlerinin,asılsız ve hayal ürünleri olduğunu düşünür.Dahası kızının klinik tedavisine rağmen halen tam olarak travmanın etkilerini atlatamadığını ve aklının ona oyunlar oynayabileceği izah eder.Babalarının  olayların dışında kalması ile iki kız kardeş,ilk olarak Rachel’in maskesini indirmeye ve geçmişindeki olası açıkları bulmaya çalışırlar.Bunlardan haberi olan Rachel da evdeki durumunu korumak ve nişanlısını kaybetmemek adına,kızlarla mücadeleye girişir.

İyi;Son çeyrek ve özellikle final. Kötü;Sonuçta yapım olarak uzakdoğu çakması...İlk fikre ve yapıma sahip çıkmak daha doğru olur. Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

The Dark (2005)

 Hani bazen film seyrederken, hemen başlarında daha önce izlediğiniz ve çok beğendiğiniz bir başka filmden esintiler hissedersiniz ya,bu yapımda beni çeken şey de kesinlikle buydu.Korku ve gizem türünde gayet başarılı bulduğum "The Dark"ı seyrederken,Silent Hill’den izlere rastladım.(Ki bence Silent Hill tarifsiz bir felsefedir;her oyunu oynamış,filmini izlemiş ve  Silent Hill ile ilgili her türlü güncel dokümanı internetten sık sık takip eden biri olarak.)Kısaca filmin konusuna değineyim; Adèlle,kocası James’ten bir süre önce ayrılmıştır ve sonrasında  belki de ilişkilerini tekrar değerlendirmek ve birbirlerine yeni bir şans daha vermek adına küçük kızıyla(Sarah) beraber James’i ziyarete giderler.James yakın zamanda bir çiftlik evine taşınmıştır.Bu çiftlik evi şehirden uzakta,tam kafa dinlenilecek,manzarası insana dinginlik veren bir coğrafyadadır.(Sarp kayalıklarla dolu sıra dışı bir deniz manzarası olan egzotik bir yer.)

James'in yaşadığı yere gelmeleriyle birlikte Adèlle arazide anıt şeklinde bir kayayı keşfeder.Kayanın bulunduğu yer ve geçmişi oldukça manidardır.Dahası içerisinde bir gizem barındırmaktadır.Adèlle zamanla tedirgin edici bir şeyler hissetmeye başlar  ve bu hisler  korkuyla dolu kabuslara dönüşür.Bunun üzerine kahramanımız aklından bir türlü çıkaramadığı mistik kayanın hikayesini öğrenmeye karar verir.Bu noktada olaylara,Dafydd isminde James’e çiftliğin tamirat işlerinde yardım eden geçmişte bu yörede yaşamış biri katılır.Kayanın hikayesini en iyi bilen odur ve bunun eski bir Gal inanışı olduğundan bahseder.Hikaye şöyledir;sıra dışı bir  çobandan ve onun yaptıklarından bahsedilir.Bu çoban aynı zamanda bir rahiptir ve bölge halkına vaazlar vermektedir.Çoban,koyunlarının sarp kayalıklardan denize atlayarak intihar etmelerinden yola çıkarak;o mahalde yaşayan herkesi etki altına alır ve toplu bir şekilde  intihar etmenin  kendilerini dünyanın çilelerinden ve dertlerinden kurtarmanın en iyi yolu olacağını söyler.Ayrıca onlara bunun bir son olmayacağını da vaat eder.Öldükten sonra sular altındaki  Annwn denilen bir yerde,mutlu mesut  yaşamaya devam edeceklerine kasabalıyı inandırır. İşin aslı ise oldukça farklıdır.Peki çobanın asıl amacı ne olabilir?
Sarah annesini,babasını terk ettiğinden dolayı affedememiştir.Anne kızın araları limonidir.Bir gün Sarah kayalıklarda gezinirken  denize düşer ya da deniz onu içerisine çeker(Su da bir şeyler mi vardır?Yoksa sular altındaki Annwn Sarah’ı yanına mı istemektedir?Koyunlardan sonra şimdi de bu intihar gibi düşüş!)Adèlle ve James’in çabaları onu dalgalardan kurtarmaya yetmez.İşte bu noktadan sonra,filmin seyri tamamen değişiyor.
Adèlle kızının ölmüş olabileceği düşüncesini aklına getirmek istemese de arama-kurtarma  ekipleri  Sarah’a ulaşmada olumlu sonuç elde edemez.Ayrıca  kızın cesedini de bulabilmiş değillerdir.İşin dahası James de artık kendisini kızlarının yokluğuna alıştırmaya başlamıştır.Adèlle ise kızlarının halen sağ olabileceğini ve onu kurtarabileceğini düşünür.Bir gece yine Adèlle kabuslar arasında bir sesle uyanır  ve bu sırada odasının camından Sarah’ın koşarak uzaklaştığını  görür.Ona seslenir ancak sesini duyuramaz ve peşine düşer.Takip sonrasında tuhaf bir yere gelinir,belki de çobanın ve kayanın sırrı burada çözülecektir.Adèlle başına gelenler  ve Sarah’ın halen hayatta olduğu konusunda James’i kendisine inandıramaz.Artık yalnız başınadır ve bu eski Gal efsanesini çözmek işi ona kalmıştır.Kafasındaki sorulara cevaplar ararken sürpriz bir isimden Dafydd’den yardım alır.Ne de olsa burayı en iyi bilen odur.

İyi;Çobanın asıl hikayesinin öğrenilmesiyle beraber Adèlle’in Annwn’dan kızını kurtarma çabası ve bu yolda neleri gözden çıkarabileceği sorgulanıyor.Gayet sürükleyici bir film,mekan çok iyi.Gal efsanesi de yerine oturmuş.
Kötü;Kurguda bazı kopukluklar.
Gereksiz;
Editör'ün Puanı
Paylaş ;

Bug (2006)

Eski kocasıyla zor yıllar geçiren, onun cezaevine girmesinden yararlanıp köfne bir motel odası kiralayan Agnes, yaşadıklarından mustarip şekilde hayatına devam etmektedir. Garsonluk yaparak geçimini sağlayan kahramanımız, günün birinde Peter isimli enteresan bir adamla tanışır. Peter tuhaf görünümlü; ürkek, asosyal biridir. Uzun süredir bir erkeğin  arkadaşlığına ihtiyacı olan Agnes ise ona şefkatle yaklaşmaktadır.
 Günler geçtikçe samimiyeti ilerleten kahramanlarımız, bir yandan da evlerini istila eden yaprak bitleri ile uğraşmaya başlarlar. Öncesinde Agnes oldukça ufak boyutlu olan bu böcekleri görmese de sonraları Peter’in bahsettiği yaprak bitlerini fark eder. Zamanla böcekler sadece evin içerisinde değil, aynı zamanda derilerinin içerisinde de dolaşmaya başlar. Kanında böcekler dolaştığından emin olan Peter, bu olayın daha fazla Agnes’e zarar vermemesi için motelden ayrılmayı düşünür. Lakin Agnes’in çok alınması ve üzülmesi üzerine geri dönen kahramanımız, başından geçenleri de bir bir anlatmaya başlar. Peter eski bir askerdir ve askeriyede kendisine doktorların bir şeyler enjekte ettiğini düşünmektedir. Sivil hayata karıştıktan sonra bile halen askerlerin kendisini aradığını iddia eden Peter, burada güvende oldukları konusunda oldukça şüphelidir. Agnes ise Peter’a sonuna kadar güvenmekte, artık ikisinin kader ortağı olduklarından söz etmektedir.
Çok geçmeden daha da paranoyaklaşmaya başlayan Peter-Agnes çifti sosyal hayattan tamamen izole olur. Motel odalarında sabah akşam  böcekleri ilaçlamaya çalışan ikilimiz, bir yandan da her şeyi folyolamaya başlar. Bu arada kasabaya gelen  Dr.Sweet’in, kulaktan kulağa yayılan Peter’ı aradığı haberleri kahramanlarımızı huzursuz etmeye yetmiştir...

İyi; Tek mekanda geçen hoş bir yapım olduğunu söyleyebilirim.
Kötü; Temposu biraz ağır ve bazı sahneler kurgudan kopuk hissiyatlar veriyor.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 20 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

The Ruins (2008)


Yer Meksika,ucuz tatil yapmak için yola çıkan dört Amerikalı yakın arkadaş eğlencenin doruklarındadır.Stacy ve Amy samimi arkadaşlardır.Amy’nin erkek arkadaşı Jeff bir tıp öğrencisidir.Stacy’nin erkek arkadaşı olan Eric ise eğlencesine düşkün maceraperest birisidir.Plajın,denizin ve güneşin tadını çıkaran kahramanlarımız,tatillerinin sonuna doğru ormanın derinliklerindeki Mayalardan kalma relik bölgesini ziyaret etmeyi planlarlar.Tatilde Mathias isimli bir Alman turistle tanışmışlardır.Mathias kardeşi ile beraber Meksika’ya gelmiştir,fakat kardeşi kız arkadaşı olan bir arkeolog ile tam da bizim kahramanlarımızın gitmek için yanıp tutuştukları Maya harabesini incelemeye gitmiştir.Ne yazık ki Mathias kardeşinden son birkaç gündür haber alamamıştır.Hem Mathias hem de kahramanlarımızın ortak hedefi bölgeye ulaşmaktır.Böylelikle Mathias da planlarına dahil olur.Kafilemizin Maya harabesi ziyaretleri ile karşılaşacakları bir takım sıra dışı olaylar,asla unutamayacakları saatler yaşamalarına neden olacaktır.
 
Otellerinden ayrılan gençler,Maya harabelerine yol almak üzere,arazi koşullarını da göz önüne alarak bir kamyonet kiralamaya karar verirler.Yanlarına birde Meksikalı rehber alırlar.Ormanın derinliklerine ulaştıklarında kamyonetin şoförü,arandığında tekrar o bölgeye gelip kafilemizi almak üzere,kasabaya geri döner.Daha gezilerine başlar başlamaz kahramanlarımız cep telefonlarının burada çekmediğini anlarlar.Ancak Mathias uluslararası hattı olan özel bir telefona sahiptir ve bu telefonun her yerden sinyal alabildiğini söyleyerek panikleyen kahramanlarımızı sakinleştirir.Yollarına yürüyerek devam eden kafilemiz kısa bir süre sonra tuhaf kılıklı ve yöresel bir lisan kullanan kabile benzeri garip insanlarla karşılaşır.Tam da aradıkları Maya harabesini bulmuşken,ellerinde oklar ve yaralayıcı aletler olan bu insanlar da kimdir?Bu sırada tercüme hatasından ötürü ortamın gerginleşmesi ve çevirmenin vurulması,gençlerin piramit benzeri reliğe tırmanmalarına neden olacaktır.Burada güvendedirler,çünkü  nedenini bilmedikleri bir sebepten ötürü kabile adamları bu relikten uzak durmaktadır.
  
Yaşadıkları kovalamacanın  ardından kahramanlarımız,Mathias’ın telefonunu kullanarak yardım aramayı umarlar.Ancak aşağıdaki arbede sırasında Mathias telefonunu kaybetmiştir.Artık işler daha da zorlaşmıştır.Reliğin çevresi sarmaşık benzeri yoğun bir bitki ağı ile çevrilidir ve ortasında kuyu benzeri bir aşağı iniş tüneli vardır.Etrafı keşfetmeye devam eden kahramanlarımız burada kamp yaparak,aşağıdaki kabile adamları dağılınca bir fırsatını bulup buradan uzaklaşmayı planlarlar.Lakin Mathias’ın reliğin çevresinde kardeşinin cansız bedenini bulması yaşadıkları gerilimi daha da tırmandıracaktır.
 

Uzun,umutsuzluk dolu bekleyişin ardından Jeff,sularının da azaldığını ve burada daha fazla kalamayacaklarını düşünerek,kuyu yoluyla reliğin derinliğine inmeyi düşünür.Mathias kardeşinin de ölümünün ardındaki gerçeklerin belki de karanlık kuyuda saklı olduğunu düşünerek bu işe gönüllü olur.Ancak tamda aşağıya sarkmaya başlamışken, onu taşıyan halat kopar ve yere düşerek ağır yaralanır.Artık bir hata daha yapma lüksleri yoktur.Bu nedenle en hafifleri olan Stacy’i kuyudan aşağıya yollarlar.Stacy tam zemine inecekken bir kaza geçirir ve bacağını yaralar.Başları yeterince derde giren kahramanlarımızdan Jeff ve Amy;ölüm tehlikesini de göze alarak,reliğe tırmandıkları merdivenleri kullanıp aşağı inip yardım aramaya karar verirler.Ancak halen kabile üyeleri oradadır ve Jeff ve Amy’nin ormana ulaşmasına engel olurlar.Bunun üzerine yeniden reliğe tırmanan Jeff ve Amy,umutsuzca ne yapabileceklerini düşünmeye başlarlar.Sedye benzeri bir sistem kurarak yeniden kuyuyu kullanıp,Stacy ve Mathias’ı oradan çıkarırlar.Jeff her ikisinin de yaralarıyla ilgilenir.Uzun bir gecenin ardından uyanan kahramanlarımız,Mathias’ın sedye üzerinde,relikteki sarmaşık benzeri garip bitki ile sarılmış yarı baygın bedenini bulurlar.Dahası bu bitkiler Stacy’de hareket ederek yakınlaşmaya çalışmaktadır.(*tropizma)Kısa sürede Jeff,asıl tehlikenin aşağıdaki barbar kabile üyeleri değil,sarmaşığı andıran garip bitkiler olduğunu anlayacaktır.(**endemik)Bu bitki akan kana hareket ederek,ulaştıkları vucüdu konak olarak kullanıp,bir tür parazitizm gibi yok etmektedir.


İyi;Tarz olarak sıradan bir grup genç ve başlarından geçen olaylar dizisi temalı korku filmlerinden farklılıklar gösteren yapımı beğenenler için Splinter (2008) filmi tavsiye edilir.
Kötü;
Gereksiz;Telefon esprisi.
Editör'ün Puanı

*Uyartının yönüne bağlı olarak meydana gelen yönelme hareketidir.
**Bulunduğu bölgenin ekolojik şartları yüzünden yalnızca orada yetişebilen ve benzer ekolojik niteliklere sahip olsa dahi yer yüzünde sadece o yöreye özgü olan bitki çeşididir.
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 16 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | | |

The Cell (2000)

 Catherine Deane iş hayatında pek popüler olmasa da sıra dışı teknikler deneyen  farklı bir çocuk terapistidir.Onu ayrı kılan en önemli özelliği ise hastasının;yani çocukların zihnine girerek bilinçaltında dolaşmayı becerebilmesini sağlayan,henüz deney aşamasında olan bir uygulamadır.Yakın zamanda sadece Edward  isimli hastası üzerinde yoğunlaşan Catherine ne yazık ki çabalarının karşılığını alamamaktadır...Fbi’nın peşine düştüğü ezber bozan katil,halen yakalanamamıştır.Tipik bir seri katil gibi davranan;kurbanlarını sadece bayanlar arasından seçen,Carl isimli pek de konuşmayı sevmeyen canavarımız kendi dünyasında karışık bir kişiliktir.Neyse ki Fbi’ın izini bulması ile yakalanan Carl,artık insanlara daha fazla zarar veremeyecektir.Ancak diğer taraftan son olarak kaçırdığı bayanın halen ortalarda olmaması ve baskın sırasında da ip ucuna rastlanamaması soru işaretlerini artırmaktadır...
Sorunlu bir çocukluk dönemi geçiren Carl,iç dünyasında yaşattığı tipik bir boss karakterin kontrolü altında baskılanmaktadır.Şizofrenin belirgin olmayan türlerinden biri nedeniyle karakter olarak gel gitler yaşayan kahramanımız,tıbbi teşhis açısından tam olarak bir çıkmazdadır.Fbi her ne kadar uzman doktorlardan vs görüş alsa da Carl’ı konuşturarak kayıp kızın yerini bulabilmesi imkansız gibidir.İşte bu noktada olaylara dahil edilen Catherine ve ekibi,daha öncede vurgulamadığım henüz deney aşamasında olan tedavi yöntemi ile Fbi'a yardım ederek,olayın sorumlusunun en ağır şekilde ceza almasını istedikleri Carl’ı konuşturmak amacındadır.Ancak bu işlem tahmin edeceğiniz üzere hiç de kolay değildir.Her şeyden önce geçmişte sadece çocuk denekler üzerinde çalışma yapan terapistimiz Catherine,yetişkin bir hasta üzerinde deneme yapabilmek için hazır mıdır?
Polis yaptığı çalışmalar sonrasında daha önceki kurbanlarını çeşitli prosedürlerin akabinde katleden Carl’ın,halen ortalarda olmayan bayan üzerinde de aynı şeyleri denediğinin korkusunu yaşamaktadır.Carl’ın meşhur yöntemi ise şudur:Güzel bir bayan seçilir ve kaçırılır.Sonrasında özel olarak hazırlanmış cam bir hücre içerisine alınan kurban,otomatik bir sistem sayesinde belirli bir sürede hücrenin su ile dolmasının ardından ölüme mahkum bırakılır.Bu aşamadan sonra cesedi çamaşır suyu ile yıkayan Carl,porselen barbi bebek edasında hazırladığı cesede tecavüz edecektir.Tabii işi bitince de yeni kurbanlar aramaya yönelecektir.Fbi’ın bütün bu bilgileri Catherine ile paylaşması ve kızın muhtemelen tutulduğu hücrenin kısa bir süre içerisinde sular altında kalacağını bilgisi ile çalışmalarını hızlandıran Catherine,ekibinin de yardımı ile manyak katilimizin bilinçaltına yolculuğa çıkacaktır…
Gerçekten görsel olarak ilgi çekici sahneler ve güzel müzik seçimleri ile bam başka bir dünyaya gezintiye çıkmamızı sağlayacak olan Catherine,ne yazık ki daha önce denemediği son derece riskli bir yolu izlemek zorunda kalacaktır.İşlerin giderek çığırından çıkması ile Carl'ın korku dolu bilinçaltına yolculuk için bir de Fbi ajanının devreye girmesi her şeyi daha da zor hale getirecektir.


İyi;Bilinçaltının gizemli ve bir o kadar da uçsuz bucaksız sınırları içerisindeki fantastik macera soluksuz seyir zevkini de yanında getiriyor.Konu olarak oldukça farklı,sürükleyicilik olarak ise geçer not alabilecek bir yapım.Ayrıca soundtrackler ve görsel öğeler de gayet başarılı.
Gereksiz;-
Kötü;Final biraz daha yaratıcı olabilirmiş.
Editör'ün Puanı
Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 10 Ocak 2012 | Etiketler : | | | | |

Frailty (2001)

Kaliteli fantastik gerilim filmi arayanlar için en iyi tercihlerden biri olan "Frailty" muhakkak izlemeniz gereken yapımların başında geliyor.Filmin konusuna gelecek olursak; Fenton Meiks isimli sessiz sakin görünümlü bir adam,FBI binasına gelerek “Tanrının Eli” adlı davanın baş sorumlusu olan ajan Wesley Doyle ile görüşmek ister.Anlatacaklarının “Tanrının Eli” davasını çözeceğini ve uzun süredir aradıkları azılı katili ifşa edeceğini söyleyen Fenton,başlarda kendisini ciddiye almayan Ajan Wesley’in dikkatini çekmeye başlar.Dahası kardeşinin aradıkları katil olduğunu söyleyen Fenton,hikayeyi en başından anlatmaya başlar.Bir takım aile sırlarının deşifre olacağı bu sohbet sonrasında Ajan Wesley inanılmaz bir hikayeye şahit olacaktır…
Fenton,kardeşi Adam ve babası ile mutlu mesut bir çocukluk dönemi geçirmektedir.Kardeşi Adams’dan birkaç yaş büyük olan Fenton hem babası evde olmadığında kardeşine göz kulak olmakta hem de annesini kaybettiği için babasına ev işlerinde yardımcı olmaktadır.Yaşadıkları kasabanın yakınlarındaki gül bahçesinin arkasında müstakil bir evde yaşayan kahramanlarımız,hayatlarından oldukça memnundur.Ta ki bir gece babalarının yanlarına gelerek gördüğü rüyayı,daha doğrusu ilahi bir hissi çocukları ile paylaşmasına dek.Rüyasında bir meleğin yanına geldiğini ve Tanrının ailesini kutsayıp,iblisleri yok etmek üzere kendisi ve çocuklarına görevler vereceğini söyleyen Meiks,Fenton ve Adam’ın şaşkın bakışları arasında yaşadıklarını anlatmaktadır.Meleğin kendisi ve çocuklarına üç silah vereceğini ve bu sayede sonradan gönderilecek olan listedeki iblisleri yok edebileceklerini anlatır.En başından beri babasının anlattıklarının son derece saçma ve izahı güç şeyler olduğundan bahseden Fenton,ne yazık ki kardeşinin birazda babasına yaranma düşüncesinden ötürü,karşıt düşünen tek kişi olmanın zorluğunu yaşayacaktır.Babasının tembihlediği gibi kimselere bu görev hakkında bir şeyler söyleyemeyen Fenton,aradan geçen günlerin akabinde bu konuyu ne kardeşi ne de babası ile konuşmuştur.Bu sırada meleğin bir kez daha Meiks’e görünerek bahsettiğim üç ilahi silahı(musluk borusu,eldiven ve balta) vermesi ile görevlerine çok az zaman kaldığını hisseden Meiks,oğulları ile bu bilgiyi paylaşır.
Giderek babasının psikolojisinin alt üst olduğunu ve mantıksız düşüncelerle kendisi ve kardeşinin beynini yıkadığını düşünen Fenton,bakalım nasıl bir yol izleyecektir.Aradan geçen birkaç günün akabinde meleğin yeniden kendisine görünmesi ile ilk listesini edinen baba Meiks,o gece ilk kurbanını(ona göre iblisi) ele geçirerek evine getirir.Eli yüzü bağlı,dehşete kapılmış bir kadını babalarının yanında gören Fenton ve Adams ilahi günün geldiğinin farkındadır.İnsan suretine giren bu iblisin gerçekten de masum olmadığını çocuklarına ispatlamak isteyen Meiks,meleğin söylediği gibi eldivenlerini çıkarıp ona dokunduğunda günahlarına şahit olur.Hem Adam hem de baba Mieks onun bir iblis olduğunu düşünmektedir ve yapılacak iş bellidir.Baltayı kullanarak kadını infaz eden Meiks,Fenton’a göre iyiden iyiye kafayı sıyırmıştır.Gözlerinin önünde babasının bir kadını öldürmesine şahit olan Fenton,içi içini kemirse de cesedin gül bahçesine gömülmesinde yine kardeşi ve babasına yardımcı olmak zorunda kalmıştır.
Kardeşi Adam’a her fırsatta buradan kaçmaları gerektiği ve babalarının masum insanları öldürdüğünü anlatan Fenton,ne yazık ki Adam’ın babasının görüşlerinde diretmesi ile çaresiz kalacaktır.İlerleyen günlerde Meiks’in yeniden listesindeki iblisleri bir bir eve getirerek benzer şekilde yok etmesi,artık Fenton’un canına tak edecektir.Meiks ise yine bir gece meleğin kendisi ile konuşması sonrasında oğlu Fenton’un imansız olduğunu öğrenmesi ile hayatındaki en zorlu seçimi yapmanın arifesine gelecektir.
Filmin son çeyreğinde Fenton ile beraber cesetlerin gömüldüğü gül bahçesine doğru yola koyulan Ajan Wesley’in,halen bilmediği bir takım gerçeklerin ortaya çıkması ile nasıl bir tutum sergileyeceğini merak konusu.Baba Meiks’e ne olduğu ve Adam’ın halen hayatta olup olmadığı gibi sorulara cevaplar verilecek olan finalde,korku-gerilim severlerin bir hayli tatmin olacağını temin edebilirim.


İyi;Oyunculuk ve kurgu gerçekten çok iyi.
Gereksiz;İlahi silahlar konusunda (?)
Editör'ün Puanı
Paylaş ;