Güncel İncelemeler;

Blood Red Sky (2021)

Blood Red Sky (2021)
Gizemli bir hastalıktan mustarip olan Nadja, kabul gören bir tedavi yöntemi izlenemediği için belirli aralıklarla deneysel ilaçlar kullanmak zorunda kalan orta yaşlarda bir annedir. Oğlu Elias ile, derdine çare olması umuduyla, transatlantik bir uçuşla Amerika'da bulunan bir kliniğe gitmek üzere program yapan kahramanımız, en nihayetinde sağlığına kavuşabileceği günün hayallerini kurmaktadır...
Blood Red Sky (2021)
Uçağın teker kesip pistten havalanmasının ardından pek çok şeyi artık geride bırakacaklarından dem vurup, yeni bir başlangıçtan söz eden Nadja, Elias' ı karamsar olmaması hususunda uyarır. Elias' da annesini hem fiziksel hem de duygusal olarak harap eden hastalığın son bulma ihtimali üzerine epey heyecanlıdır. Annesinin hemen bitişiğindeki koltukta oturan Elias, yolcu bilgi ekranını takip ederek, geçen birkaç saatin ardından Atlantik okyanusu üzerinde seyir irtifasında yolculuklarına devam ettiklerini gözlemler. Tam bu sırada kabinde cereyan eden gürültülü konuşmalar ve koşuşturmalar, bir takım tekinsiz adamların ortaya çıkıp, zorbalıkla uçağı ele geçirdikleri terörist bir saldırıya evrilir. Bir grup silahlı terörist, uçağı ele geçirdiklerini deklere ederek, mukavemet gösterenlerin en şiddetli şekilde cezalandırılacaklarını dillendirir. İstediklerini elde edene dek kimsenin yerinden kıpırdamaması kati şekilde hatırlatılır. Ortam deyim yerindeyse buz keser ve tüm yolcular büyük panik içerisinde neler olup bittiğini anlamaya çalışır. Öte yandan Elias, uçağın manevralarından yola çıkarak geri dönüş hazırlığında olduğundan kuşkulanmaya başlar. Uçaktaki arbede sırasında ilaçlarından bazılarının tahrip olmasıyla, stres seviyesi daha da artan Nadja, bir yandan psikopat katillerle dolu uçakta oğluna sahip çıkmaya çalışırken bir yandan da kliniğe asla ulaşamayacakları korkusuyla, derin bir iç hesaplaşmaya sürüklenir. Teröristlerin zorbalıklarından ve sadistçe keyif aldıkları oyunlarından yorulmaya başlayan kahramanımız, Elias' la da ayrı düşmesinden sebep giderek hırçınlaşır. Ne pahasına olursa olsun oğlunun güvenliği için elinden geleni yapmaya hazır olan Nadja, teröristlere kimin patron olduğunu ispatlamaya karar verir...

İyi; Sürükleyici kurgusu ve gerilimin giderek tırmandığı atmosfere ek olarak aksiyon seviyesinin de kararında olduğu, özellikle tek mekân filmlerini sevenlerin göz atmalarını tavsiye edebileceğim bir alternatif. Bu yapımı beğenenler, Into the Night (2020) dizisine de göz atabilirler.
Kötü; Grup dinamikleri, karakter gelişimlerinin yansıtılması ve diyaloglar daha efektif kurgulanabilirmiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 2 Ağustos 2021 | Etiketler : | | | | |

Howl (2015)

Howl (2015)
Yorucu bir günün ardından, son vardiyasının da bitmesinin rahatlığıyla dinlenmeye çekilmeyi planlayan seyahat görevlisi Griffin, soyunma odasına uğrayıp bir an evvel evinin yolunun tutmak istemektedir. İdare tarafından dolabına iliştirilen mektubu fark eden kahramanımız, terfi alabileceği ümidiyle büyük bir gayretle zarfı açmaya koyulur.
Howl (2015)
 Ancak ne yazık ki terfi talebi reddedilen Griffin bu yetmezmiş gibi bir de cezalandırılırmışçasına henüz dinlenemeden terfiyi kaptırdığı yeni müdürün emriyle başka bir gece yolculuğuyla görevlendirilir. Vardiyasını bitireli henüz on dakika bile olmamışken yeniden Eastbourne'a giden trende çalışmak zorunda kalan kahramanımız, sıkıntısız rutin bir seyahat olmasını umar. Ne de olsa bilet kontrollerini yaptıktan sonra dinlenebileceğini düşünür. Öte yandan aradan geçen birkaç saatin sonrasında gecenin karanlığında rayların üstünde yol almaya devam eden tren, büyük bir gürültüyle beraber sarsıntılı bir şekilde durur. Hem yolcuları sakinleştirmek hem de neler olup bittiğini öğrenebilmek için makinistin yanına giden Griffin, etrafta kimseleri göremez. Daha da kötüsü zifiri karanlıkta yoğun ağaçlık bir bölgede trenin arızalanması, havanın da kötü olmasını göz önüne alınca olası teknik yardımı geciktirmektedir. Yolcuların ortak kararı sonrasında trenin kapılarını açan ve bir sonraki istasyona ulaşabilmeleri için yürümelerine izin veren Griffin, çok geçmeden büyük bir hata yaptığını anlar. Ormandan ürpertici sesler gelmekte, çalılar arasında karanlık gölgeler dolaşmaktadır. Griffin ve yolcular yeniden güneşi görmek istiyorlarsa kader birliği yapmalı ve birlikte hareket etmelidirler. Zira kanlı gece henüz yeni başlamıştır...
İyi; Sürükleyici kurgusu ve giderek tırmanan gerilim dozuyla izlemeye değer bir alternatife dönüşüyor. Oyunculuk, mekan seçimleri ve grup dinamikleri başarılı. Özellikle tek mekan filmleri sevenler göz atabilir.Trende metroda geçen başka film seçenekleri için Creep (2004)The Midnight Meat Train (2008) ve Stag Night (2008) yapımlarına da listenize ekleyebilirsiniz.
Kötü; Zeka parıltısından uzak tek düze ilerleyen bir senaryoya sahip. Dolayısıyla pek de kafa yormaya gerek duyulmayan, tahmin edilebilir ortalama bir yapım. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Ekim 2015 | Etiketler : | | | |

The Stranger (2014)

The Stranger (2014)
Gecenin bir yarısı gizemli bir adam (Martin), annesi Monica ile beraber yaşayan Peter'in kapısını çalar. Martin'in ağzından tek cümle süzülmektedir ve karısı Anna'nın burada yaşayıp yaşamadığını sorar. Peter ise Anna'nın burada olmadığını söyler ve Martin'e adresini verir. Kahramanımız yıllar evvel izini kaybettiği tek aşkı karısını hayata gözlerini yummuş, eski-harap bir mezarlığa defnedilmiş olarak bulur...
The Stranger (2014)
Anna'nın artık hayatta olmadığı fikrine alışmakta zorluk çeken Martin, gecenin bir yarısı bir grup kasabalı serserinin (Caleb ve arkadaşları) saldırısına uğrar. Kendini savunmak için gayret göstermek bir yana dursun, serserilerin oracıkta öldürmeleri için daha da kışkırtan kahramanımız bıçak darbeleri sonrasında ağır şekilde yaralanır. Caleb, Martin'i ölüme terk etmek üzereyken olan biteni uzaktan takip eden Peter çıkagelir ve gizli bir şekilde Martin'i evine götürür. Baygın haldeki Martin kendisine geldiğinde tedaviyi reddederek, sessizce ölmek istediğini dillendirir. Yardımcı olmak isteyen Monica'yı kanının zehirli olduğunu söyleyerek tersler. Öte yandan kasaba polislerinin de olaya dahil olması sonrasında Martin'i bıraktıkları yerde bulamayan Caleb ve arkadaşları iz sürmeye başlarlar. Olaylar kasaba şerifi ve aynı zamanda Caleb'in babası olan De Luca'nın da devreye girmesiyle deyim yerindeyse cadı-avına dönüşür. Saatler ilerledikçe giderek kan banyosunu andırmaya başlayan gece, Martin'in geçmişindeki bir takım kirli sırları ortaya çıkaracaktır...
İyi; Mekan seçimleri, oyunculuk ve atmosfer olarak başarılı bulduğum vasatın üzerinde bir dram-gerilim filmi. Tipik vampir-kurtadam filmlerinin aksine aksiyondan ziyade dram yönüyle ağır basan izlemenizi tavsiye edebileceğim bir yapım. Gerilim seviyesi tatmin edici.
Kötü; Kurguda sürükleyicilik anlamında bazı kopukluklar ve mantık hataları mevcut.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 20 Ekim 2015 | Etiketler : | | | |

Wer (2013)

Wer (2013)
Ormanlık arazide vahşice katledilerek öldürülen Porter ailesi,Fransa'da bir numaralı gündemi oluşturmaktadır.Minik oğlu ve eşini kaybeden,ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Claire Porter,saldırganı hızlı hareket eden,iki ayağının üstünde duran,vücudu kıllarla kaplı ve uzun boylu olarak tarif etmektedir.
Wer (2013)
Gecenin karanlığı ve yaşadığı travmanın da etkisiyle başlarından geçenleri net olarak anımsayamayan,katliamın tek tanığı olan Claire de yoğun bakımından çıkamayıp hayata gözlerini yumar.Polisler Claire'nin tanıklığından yola çıkarak,kamp günü Porter ailesinin çektiği kamera kayıtlarını da göz önünde bulundurarak bir kişiyi göz altına alırlar.Talan isimli Claire'nin tariflerine uyan;uzun boylu ve kıllı adam polisler tarafından etkisiz hale getirilmiştir.Polisler,basın ve kamuoyu suçluyu yakaladıkları hususunda hem fikirdir.Öte yandan davaya ilgi duyan genç avukat Kate,Talan'ın savunmasını üstlenir.Zira davayı takip ettiği kadarıyla Porter ailesinin başına gelenlerin polislerin görüşlerinin aksine vahşi hayvan saldırısı olabileceğini düşünmektedir.İki yakın arkadaşı Eric ve Gavin ile beraber soruşturmaya katılan Kate,Claire Porter ve ailesinin kesinlikle bir insan tarafından öldürülmüş olabileceğine ihtimal vermemektedir.Kurbanlardaki diş izleri ve pençe benzeri sıyrıklar Gavin'in de uzman görüşüyle beraber vahşi hayvan saldırısı olasılığını arttırmaktadır.Diğer taraftan müvekkili Talan ile görüşen Kate,onun porfiri hastası olduğunu kanıtlayarak davayı düşürmeyi ummaktadır.Talan uzun boylu ve güçlü fiziğine rağmen ailesinin bazı bireylerinde olduğu gibi genetik bir bozukluk sonrasında son derece hantal ve kesinlikle kamera görüntüleri ya da Claire'nin ifadesiyle çelişecek şekilde çeviklikten yoksundur.Hastalık semptomları ayrıca neden vücudunda ve yüzünde aşırı tüylenmeler olduğunu da açıklamaktadır.Hazırladığı savunma için Talan'ın annesini de ziyaret eden ve destek olmasını uman Kate,ailenin ellerinde tuttukları bir araziden ötürü uzun yıllardır politik olarak yıpratıldığı bilgisine de ulaşır.Artık taşlar yerine oturmaya başlamıştır.Kate'in yapması gereken Talan'ın hastalığını juri önünde kanıtlamak ve müvekkilinin beraatini istemektir...
İyi;Tekinsiz atmosfer,sürükleyici kurgu ve gizem seviyesi olarak başarılı bir gerilim filmi.Kurtadam filmleri severler için değişik bir tecrübe olabilir.Benzer senaryoya sahip Afflicted (2013) yapımına da göz atabilirsiniz.
Kötü;Zayıf oyunculuk,efektler,klişeler...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Aralık 2014 | Etiketler : | | | |

Afflicted (2013)

Afflicted (2013)
İki yakın arkadaş Derek ve Clif dünyayı gezmeye ve deneyimlerini belgesel tarzında internetten takipçilerine aktarmaya karar verirler.Beyninde kan pıhtısı bulunan ve her an ölebilirmiş gibi yaşayan Derek'e karşı bu geziyi misyon edinen Clif,kankasıyla her anı dolu dolu geçirmeyi planlamaktadır.
Afflicted (2013)
Derek ise ailesinin tüm baskılarına rağmen hastanede artık tek bir saniye bile geçirecek vakti olmadığını söyleyerek tutkuyla gezi için hazırlanmaktadır.Kameralarla haşır neşir olan Clif,aynı zamanda web sitesini de hazırlayarak gezinin ilk etabı İspanya-İtalya turu için biletleri ayarlar.En nihayetinde İspanya'ya ulaşan kahramanlarımız orada kendilerini karşılayan arkadaşlarıyla beraber hoş vakit geçirirler.Ertesi gün İtalya'nın yolunu tutan gençler,Derek'in halsizleşmesi ve zamanının çoğunu yatakta geçirmeye başlamasıyla yeniden eve dönmeyi düşünmeye başlarlar.Clif her şeyden önce Derek'in sağlığı için elinden geleni yapmaya çalışsa da o ısrarla dünya turuna devam etmelerini gerektiğini vurgular.Öte yandan Clif,yüzünde kabartılar çıkmaya başlayan ve tuhaf davranan Derek'de bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eder.Dahası Derek günlerdir yemek yemeyip sürekli istifra etmektedir.Neşeli başlayan gezi birtakım doğaüstü olaylar yaşanması ile farklı bir boyuta taşınır.Tüm bunlara rağmen uzun süredir hiç olmadığı kadar iyi  hissettiğini söyleyen Derek,Clif'in mızmızlanmalarından sıkılmaya başlar.Onun için ilk planda varsa yoksa gezi gelmektedir...
İyi;Son derece sürükleyici bir kurguya sahip,sahnelerin çoğunda el kamerası kullanılmış belgesel tadında bir gerilim filmi.Gizem seviyesi tatmin edici.Oyunculuk ve mekan seçimleri başarılı.Finali itibariyle de Derek Lee-Clif Prowse ikilisinin ikinci filme göz kırptıklarını da ekleyebilirim.
Kötü;Genel itibariyle yaratıcılıktan uzak senaryo yer yer sıkıcı olabilir.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Haziran 2014 | Etiketler : | | | | |

30 Days of Night: Dark Days (2010)

30 Days of Night: Dark Days (2010)
2007 yapımı "30 Days of Night" filminin devamı olan "30 Days of Night: Dark Days" senaryo olarak kaldığı yerden devam ediyor görünse de,kurgu ve mekanın farklılaşması ne yazık ki olumlu etki yaratamıyor.Yetmezmiş gibi birde başrol oyuncusunun değişimi de eklenince tamamen hayal kırıklığına dönüşüyor.
30 Days of Night: Dark Days (2010)
İlk yapımı izleyenlerin hatırlayacağı üzere Alaska'nın Barrow kasabasına 30 günlüğüne karanlığın çökmesi sonrasında büyük bir vahşet yaşanmıştı.Kadın,erkek ve çocuklardan oluşan yüzlerce ölü ve yaralıya rağmen kasabada yaşananların sır perdesi olarak kalması ve kamuoyu tarafından önemsenmemesi,saldırıda hayatta kalmayı başaran Stella'yı son derece rahatsız etmektedir.Öyle ki olayın üzerinden bir yıl geçmesi ve eşi Eben'in anısına saygısından ötürü daha fazla sessiz kalmak istemeyen Stella,Amerika'da toplumu vampirler hakkında bilgilendirmek için bir dizi açık oturum yapmayı planlar.Basında yer aldığı gibi Barrow'da yaşanan şey gaz kaçağı patlaması değildir,kasabanın kana bulandığı gece olanlar insanoğlunun kabul etmek istemediği vampir gerçeğinin ta kendisidir.Elde ettiği tüm kanıtlara ve ilgi çekici sunumlarına rağmen bir türlü ciddiye alınmayan kahramanımız gizemli bir şekilde FBİ tarafından sorguya alınır.Öte yandan Paul,Amber ve Todd'dan oluşan bir grup vampir avcısı,Stella'nın hikayesinden epey etkilenmiş ve onun da ekibin bir parçası olmak isteyebileceğini düşünmektedir.Kısa zaman içerisinde yolları kesişen kahramanlarımız ortak bir amaç -vampirleri öldürmek- için hep birlikte hareket etmeye karar verirler.Paul,Dane isimli bir vampir melezinden yardım almaktadır.Dane'e göre vampirlerin hiyerarşisinde en üstte bulunan Lilith yok edilirse savaş kazanılacaktır.Dahası izlerini sürmeyi başaran Dane onların dev bir gemiyle yakın zaman içerisinde karanlığın çökeceği Kuzey Kutbuna hareket edecekleri bilgisine sahiptir.Barrow'da yaşananların tekerrür etmemesi için elinden geleni yapmayı kararlı olan Stella bakalım Lilith'i durdurabilecek mi?

İyi;İlk yapım kadar olmasa da sürükleyici bir film.Oyunculuk fena değil,mekan seçimleri tatmin edici.Serinin ilk filmi 30 Days of Night (2007)'ın incelemesi için tıklayınız.
Kötü;Maalesef  başarısız bir devam filmi.İlk yapımdaki kurgudan,oyunculuk kalitesinden söz edebilmek mümkün değil.Normalde kaçan kovalanırken,kovalayan yem olmaya başlamış.Blade tarzı daha çok aksiyon vaad eden bir şeyler yapmak istemişler ama olmamış.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 25 Ağustos 2013 | Etiketler : | | |

Let The Right One In (2008)

2008 yılının en başarılı korku-gerilim yapımlarından biri olarak gösterilen "Let The Right One In",farklı kurgusu ve alışılagelmişin dışındaki vampir hikayesi ile beğenileri karşılıyor.Esasında ilk çeyrek itibariyle yalın ve bir o kadar da sıkıcı şekilde ilerleyen anlatım neyse ki çok geçmeden seyirciyi yakalamayı başarıyor.Tabii bu geçişte soğuk iklimlerin soğuk insanlarının da payı yok değil hani :D
Her şey Stockholm'da yolları kesişen oniki yaşlarındaki iki çocuğun (Oscar ve Eli) enteresan karşılaşması ile başlıyor.Oscar annesiyle yaşayan çeşitli ailevi problemleri olan belki de bundan ötürü oldukça ürkek bir çocuktur.Okuldaki başa bela akranları ile geçinemeyen kahramanımız,sürekli aşağılanmakta ve gün geçtikçe içene kapanmaktadır.Giderek yalnızlığın içinde kaybolmaya başlayan Oscar,günün birinde evlerinin yakınındaki bir parkta Eli isimli kendisi ile hemen hemen aynı yaşlarda bir kızla tanışır.Eli;solgun görünümlü,dondurucu soğukta üşümediğini söyleyerek ayakları çıplak şekilde dolaşan tuhaf bir kızdır.Hemen ilk bakışta okuldaki serseri yaşıtlarından epey farklılıklar gösteren Eli'nin görüntüsünün aksine çevresindekileri umursayan,sevecenlikle yaklaşan biri olduğunu anlayan Oscar onunla daha fazla vakit geçirmeye başlayacaktır.Kısa sürede arkadaşlıklarını ilerleten ikilimiz,öncesinde tanımadıkları duygular (sevgi) keşfetmeye başlarlar.Tüm bunlar yaşanırken kahramanlarımız yaşadığı çevrede ardı arkası kesilmeyen cinayet vakaları rapor edilmektedir.Hunharca gerçekleşen katliamlar kasabalıların tedirginleşmesine sebep olacaktır.

İyi;Bahsettiğim gibi farklı bir vampir hikayesi barındıran göz atmanızı tavsiye edebileceğim başarılı bir yapım.Gizem seviyesi,baştan sona tırmanan gerilim ve atmosfer gayet iyi.Alt metinlerde pek çok sosyal mesaj da yer edinmekte.Kısacası önceden aşina olduğumuz vampir filmlerinden oldukça farklı,hatta bir bakıma korku-gerilimden ziyade hüzünlü,dramaya kayan bir işleyişi var.
Kötü;Filmin giriş bölümü daha farklı olabilirmiş.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 1 Eylül 2012 | Etiketler : | | | |

Fear Itself: The Sacrifice (2008)

Kardeşi Lemmon ile beraber belalı bir işe bulaşan Point,arkadaşlarından birinin vurulması sonrasında şehirden uzaklaşmaya çalışır.Polisler nedeniyle otoyoldan ve tanıdık yollardan uzak duran kahramanlarımız,ufak bir taşra yolu üzerinden ilerlerler.Arabalarının bir şeye çarpması sonrasında,dondurucu soğuğun altında sığınacak bir yerler aramaya başlayan gençler,en nihayetinde epey uzaklarda olsa da tüten bir baca görürler.
Yaralı arkadaşları Navarro'nun durumunun kritikleşmesi sonrasında hızlanarak tuhaf bir mekana ulaşan gençler,çevrede kimseye rastlamazlar.Etrafı tahtalarla çevrilmiş dev bir kaleyi andıran yerde,iç içe geçmiş onlarca küçük ev bulunmaktadır.Yolun karşısında ise bu tarz bir yere oranla oldukça büyük olan mezarlık ilgilerini çekmeyi başarmıştır.Evlerden birine sığınan Point ve arkadaşları,çok geçmeden Chelsea isimli bir kızın karşılarına çıkması ile paniklerler.İzinsizce girdikleri evin sahibi odur.Dahası pek de misafirperver görünmemektedir.Kısa tanışma faslının ardından mağdur olduklarına inandığı Point ve çetesini ağırlamayı kabul eden Chelsea,kendisine çok benzeyen diğer iki kız kardeşini de (Tara ve Virginia) tanıştırmakta gecikmez.
Evde biraz zaman geçirdikten sonra arkadaşlarının birer birer ortadan kaybolması ile bir şeylerin ters gittiğini anlayan Point,kardeşinin de sırra kadem basması ile olaya el atar.Ancak karşılaşacağı şey pek de alışılagelmiş değildir.Dahası Chelsea ve kardeşleri ondan bir şeyler saklamaktadır...


İyi;Mekan,atmosfer.
Kötü;Zayıf kurgu,aceleye getirilen son çeyrek.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Mayıs 2012 | Etiketler : | | | | |