Güncel İncelemeler;

Ex Machina (2014)

Ex Machina (2014)
Bilinçli bir makine yaratırsan, insanlık tarihi olmaz. Tanrı' ların tarihi olur.
Blue Book isimli küresel çapta tanınan büyük bir yazılım şirketinde programcı olarak çalışan Caleb, şirket bünyesinde yapılan bir çekiliş sonrasında büyük ödüle hak kazanır Şirketin kurucusu ve aynı zamanda CEO' su olan Nathan tarafından, gözlerden ırakta bir araştırma için gözlemci olarak seçilen kahramanımız, büyük bir heyecanla yolculuk hazırlıklarına başlar. 
Ex Machina (2014)
 Ormanlar ve akarsularla çevrili, dağlık bir bölgede gözlerden uzak bir şekilde çalışmalarını yürüten Nathan, ancak helikopterle ulaşımın sağlanabildiği araşma tesisinde bir haftalık süre boyunca Caleb' i ağırlar ve yapmasını istediği şeyleri açık bir şekilde izah eder. Henüz 13 yaşındayken 'Blue Book' arama motorunun kodlarını yazan ve bilişim camiasında dahi olarak adlandırılan Nathan, bir süredir yapay zeka üzerine çalışmalar yapmaktadır. Şirketinin genç ve başarılı programcılarından Caleb' in de katkılarıyla son aşamaya getirdiği Ava projesini bir adım daha ileri taşımanın arzusundadır. Ava' yı test edebilmesi için Caleb' den 'Turing testi' yapmasını isteyen kahramanımız, bu sayede geliştirdiği yapay zekanın kontrollü deneylerini gerçekleştirebilecektir. Yazılım ve soyutlama konularında uzman olan Caleb, büyük bir merak ve arzuyla Ava' yı görebilmek için adeta dakikaları saymaktadır. En nihayetinde Nathan kontrolünde, Ava ile seanslara başlayan ve ilk andan itibaren şaşkınlığını gizleyemeyen kahramanımız, beklentilerinin çok ötesinde bir deneyim yaşar. Zira sadece konuşabilen ve sorulara cevaplar verebilen mekanik bir kutuyla karşılaşmayı beklerken, oldukça alımlı bir bayan olarak modellenen Ava, hemen karşısında oturmakta ve akıcı diyalog içerisinde oldukça zekice ve esprili bir şekilde yanıtlar verebilmektedir. Henüz ilk seanstan itibaren Ava' nın çığır açabilecek bir buluş olduğunu düşünen ve projenin yaratıcısı ve aynı zamanda iş vereni olan Nathan' a daha fazla saygı duymaya başlayan kahramanımız, öte yandan da kameralar sayesinde sürekli gözlemler yaparak gelecek seanslar için yeni sorular hazırlamaktadır. Teorikte robot olsa da Ava' nın görselliğinden etkilenmeye başlayan ve geceleri gözlerine uyku girmeyen kahramanımız, sürekli Ava' nın söylediklerini düşünmeye başlar. Seanslar ilerledikçe her defasında Ava' nın verdiği cevaplardan daha fazla etkilenen ve zekasına saygı duyan Caleb, bir yandan da Nathan' ın neden yüzlerce programcı arasından kendisini seçtiğini sorgulamaktadır. Bu sırada Nathan' ın Ava' ya olan tavırlarından hoşlanmayan ve zaman zaman gerçekleşen enerji kesintilerinden huzursuz olan Caleb, bir şeylerin yolunda gitmediğini keşfeder...

İyi; Baştan sona gizemli ve fantastik ilerleyen kurgusuyla ilgi çekici bir bilim-kurgu filmi. Oyunculuk, mekan seçimleri ve diyaloglar oldukça başarılı. Teknoloji ve bilimin gelecekte yaratabileceği paranoyaların yanı sıra düşünsel olarak da alt metinler barındırıyor. Filmin konusundan hoşlanan ve insanlığın geleceği hususunda daha fazla kafa yormak isteyenler, Yuval Noah Harari' nin 'Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi' kitabına göz atabilirler. Yapay zeka ve turing testiyle ilgili daha fazla bilgi olmak isteyenler linke tıklayabilirler...
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Mart 2017 | Etiketler : | | | |

Passengers (2016)

Passengers (2016)
5000 yolcu ve 258 mürettebattan oluşan Avalon uzay gemisi, dünyadan yola çıkmış ve Homestead II gezegenin rotasında ışık hızında ilerlemektedir. Homestead II gezegenine ulaşmalarına değin sürecek zamanı hibernasyon sayesinde uyutularak geçirecek olan kafile, gezegene yaklaşmalarına kısa bir zaman kala bilgisayar otomasyon sistemleri sayesinde uyandırılacaktır.
 Homestead şirketi tarafından uzay koloniler oluşturma fikrinin giderek yaygınlaşmasıyla, Aurora ve Jim' in de içinde bulunduğu yolcular yaklaşık 120 yıl sürecek bir maceraya adım atarlar. Ancak dünyadan ayrılmalarından yaklaşık 30 sene sonra uyku kapsüllerinden birinin arıza vermesi sonrasında uyanmak zorunda kalan Jim, Avalon uzay gemisinden kendisinden başka kimse olmadığı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalır. Etrafı kolaçan eden kahramanımız, neden sadece kendi uyku kapsülünün arızalandığını keşfetmeye çalışır. Öte yandan Jim, üstün teknolojiler ve robotlar tarafından yönetilen gemide, Homestead II gezegenine yaklaşık 90 yıl sürecek bir yolculuğun ortasında uyandığını fark eder.
Passengers (2016)
Yeniden uyku kapsülüne dönmek ve hibernasyona geçebilmek için her yolu deneyen kahramanımız, ne yazık ki sonuç alamaz. Bir başına kaldığı gemide mürettebattan birilerini uyandırmayı düşünen Jim, özel giriş izinleriyle korunan odaya da giremez. Sonsuzluğun ortasında, ışık hızında hareket eden uzay gemisinde, 90 yıl önce uyanmak zorunda kalan Jim, fani ömrüyle Homestead II gezegenine ulaşamayacağının bilincindedir. İlk birkaç haftalık şaşkınlığın ardından gemide zaman geçirebilmek için çeşitli uğraşlar bulan ve bir şekilde eğlenmeye başlayan kahramanımız, Arthur isimli android bir barmen sayesinde içini dökebilmekte ve bir nebze olsun konuşarak rahatlayabilmektedir. En nihayetinde aylar sonra uyku kapsüllerden birini kısa devre yaptırarak, yolculardan birini uyandırıp yalnızlığını dindirmeye karar veren Jim, rastlantısal olarak karşısına çıkan Aurora' dan bir hayli etkilenir. Süper bilgisayarlar sayesinde Aurora hakkında tüm detayları toplamaya başlar. Aurora' nın fiziksel olarak çok güzel bir bayan olmasının yanı sıra yazar olmasından, olaylara bakış açısından ve düşünme tarzından hoşlanan Jim, Avalon gemisinde yaklaşık bir yıl süren yalnızlığını sonlandırmaya hazırlanır. Arthur' a da Aurora' dan bahseden kahramanımız, kendisi gibi kazara uyandırılmış izlenimi vererek Aurora' nın uyanmasına sebep olur. Gözlerini açtığı andan itibaren çevreyi sorgulamaya başlayan Aurora ise Jim'in ilk hallerine benzer şekilde neden Homestead II gezegenine 89 yıl mesafe varken uyandığını keşfe koyulur. Çok geçmeden gemide bir araya gelen ikilimiz, tam da Jim' in planladığı gibi arkadaş olurlar. Aurora sadece ikisinin hibernasyondan uyanma talihsizliği yaşamasını garipsese de geminin üstün teknolojisi ve olanaklarıyla zaman geçirip, kaderine razı olur. Öte yandan Avalon gemisinin kontrol ünitesinden birbiri ardına gelmeye başlayan hata mesajları, elektrik kesintileri ve robotların kontrolden çıkmaya başlaması bir şeylerin yolunda gitmediğinin habercisi gibidir...

İyi; Sürükleyici kurgusu ve üst düzey oyuncu seçimleriyle son derece başarılı bir bilim-kurgu filmi. Atmosfer, görsel efektler muazzam. Bilim- kurgunun yanı sıra romantik, duygusal anlar da yaşayabileceğiniz, uzun süredir izlediğim en eğlenceli filmlerden biri.
Kötü; İşin içine biraz daha gizem- gerilim katılabilse çok daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Şubat 2017 | Etiketler : | | |

Arrival (2016)

Arrival (2016)
Ansızın dünyaya inen 12 uzay gemisi, insanlığın akıbeti konusunda büyük bir tartışma yaratır. Zira dünya üzerinde 12 farklı noktaya inen bu uzay gemileri, uzaylıların asıl niyeti anlaşılana kadar büyük bir istilanın da habercisi olabilir. Montana bölgesine inen ve Amerikan ordusu tarafından bir dizi incelemeye tabii tutulan uzay gemisi, Çin ve Rusya başta olmak üzere diğer lokasyonlardaki araştırmalardan edinilen bilgiler doğrultusunda analiz edilmektedir.
Arrival (2016)
 Kimyasal bileşimi bilinmeyen uzay gemileri, dış kabuk kısmının ise herhangi bir gaz ya da radyasyon yaymaması neticesinde pek çok soru işaretini de beraberinde getirir. Uzaylıların neden bu noktaları seçtikleri ya da ne amaçla yeryüzüne indikleri gibi önermeler ise insanlığı büyük bir paradoksa sürüklemektedir. Ordunun ve sonrasında bilim insanlarının harıl harıl çalışarak uzayların niyetini deşifre etme çabası ise artık bambaşka bir boyuta taşınmıştır. Zira kabuk içerisine gönderilen ekip, doğrudan uzaylılarla görsel temas kurabilmeyi başarmış dahası kayıt altına alınan radyo sinyalleri ve görüntüler sayesinde uzaylıların tanımlanamayan bir dilde insanlarla temas edebildiklerini keşfetmiştir. Bunun üzerine Albay Webber' ın emriyle ülke çapında tanınan dil bilimi uzmanı Louise bölgeye davet edilir. Aynı zamanda teorik fizik konusunda uzman olan Ian' da benzer şekilde davet edilmiştir. Ian ile birlikte ekip olarak çalışması ve en kısa sürede uzaylıların niyetini deşifre etmesi istenen Louise, büyük bir heyecan ve özveriyle işe koyulur. Ian' ın fikirlerinin aksine evrensel iletişim aracı olan matematik yerine dili etkin şekilde kullanmayı öneren kahramanımız, Webber' ı ikna ederek kendi yöntemlerini uygulamaya başlar.  Öte yandan edindikleri son bilgileri komisyonla paylaşmayı reddeden ve uzaylılara karşı agresif bir tavır sergilemeye başlayan Rus ve Çin hükümetleri, projeden sorumlu olan Webber'ı bir hayli zora sokmaktadır. Çin' in bir şekilde uzaylıların amacını öğrendiğini ve bu nedenle politikasını değiştirdiğini düşünen ve Louise' i sıkıştırmaya başlayan CIA, artık daha fazla kaybedecek zamanları olmadığını vurgulamaktadır. Louise ise uzaylılara doğru soruyu sormak ve neticesinde uygun cevabı almak için hala zamana ihtiyacı olduğunu dillendirmektedir. Yaşadığı yoğun stresli dönemden ötürü karmaşık rüyalar ve hayaller görmeye başlayan kahramanımız rasyonel düşünmesi hususunda Ian tarafından da uyarılır. Ordu tarafından tanınan süre hızla tükenmektedir. Louise ise uzaylıların görsel olarak tarif ettiği bazı simge ve imgeleri birleştirerek onların alfabesini çözmeye ve niyetlerini öğrenmeye çok yaklaşmıştır...
İyi; Son dönemlerde adından sıklıkla bahsettiren, favori yönetmenlerimden Denis Villeneuve' u sinemasının son gözdesi 'Arrival' gerek imdb puanı gerekse olumlu eleştirilerden ötürü uzun süredir merakla izlemeyi beklediğim bir bilim- kurgu filmiydi. Senaryo, oyunculuk, atmosfer ve ses efektleriyle beni tatmin etmeyi başardı. Uzun bir yapım olmasına rağmen, sürükleyici kurgu ve alt metinler seyir zevkinin azalmasını engelliyor. H.P. Lovecraft'ın hayal dünyasından aşina olduğumuz Cthulhu benzeri heptapod uzaylı konsepti düşünsel olarak oldukça ilgi çekici. Bu filmi sevenlerin Contact (1997) yapımını da izlemelerini şiddetle tavsiye ediyorum. Denis Villeneuve' ıın diğer filmleri için Incendies (2010), Prisoners (2013) ve Enemy (2013) sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.
Kötü; Tipik bilim-kurgu ve uzaylılar denince mekanın uzay olması beklenti dahilinde ancak hikaye dünyada geçiyor. Hikaye daha derin bir şekilde işlense ve görsel olarak daha iddialı sahneler yansıtılsa daha iyi olabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 3 Şubat 2017 | Etiketler : | | | | |

Beta Test (2016)

Beta Test (2016)
Sentinel; fps oyunlarıyla tanınan, son zamanlarda epey popüler olmuş bir şirkettir. Şirketin kurucu ve sahibi olan Kincaid, oyunlar sayesinde insanların şiddet eğiliminin baskılanabileceğini ve daha iyi bir dünya inşa edebileceklerini düşünmektedir. Günümüzde silahların güvenliği sağlamaktan ziyade işleri daha da çığırından çıkarttığını ve şiddet eğilimine yol açtığını vurgulayan Kincaid, insanların öfke ve şiddet gibi güdülerini, Sentinel oyunları sayesinde sanal bir ortamda giderebilecekleri iddiasındadır. 
Beta Test (2016)
Çok sayıda  fps oyununda şampiyonlukları bulunan Max, cazip teklif üzerine Sentinel şirketi için çalışmaktadır. Tam bir oyun tutkunu olan ve zamanının tamamını evinde oyun oynayarak geçiren kahramanımız, en son ne zaman dışarı adım attığını bile hatırlamamaktadır. Şirketle telefon yardımıyla iletişim kuran ve yeni oyunları kuryelerle teslim alan Max, oyunlarda mod geliştiriciliği ve beta testleri yapmaktadır. Günün birinde Sentinel tarafından gönderilen, uzun süredir merakla beklediği yeni oyunu konsoluna takan ve fantezi dünyasında keşfe çıkan kahramanımız, bir yandan da deneyimlerini canlı olarak aktarmak için şirket yetkilisiyle telefonda görüşmektedir. İlk andan itibaren oyunun gerçekçiliğinden ve modellemelerinden etkilenen Max, sunulan görevleri heyecanla yerine getirmeye başlar. Öte yandan şirket tarafından sürekli oyundaki kurallara uyması ve görevleri zamanında bitirmesi için geri dönüşler alan kahramanımız, bir yandan da salonunda açık olan tv ye kulak vermektedir. Zira az önce oyunda yerine getirdiği görevlerinden birinin geçtiği mekanda, gerçekten de silahlı çatışma olduğu bilgisi canlı yayınla flash haber olarak verilmektedir. Beyninde şimşekler çakan Max, çok geçmeden oyunda yaptığı eylemlerin gerçek hayatta vuku bulduğunu keşfeder. Dahası oyun içerisinde yönettiği karakterin, Sentinel şirketinin eski ortağı Creed olduğunu öğrenen Max, bir an önce oyuna son vermeye çalışır. Ancak penceresinin pervazından dışarı baktığında evin etrafının silahlı adamlar tarafından sarıldığını ve oyunu bitirmekten başka seçeneği olmadığını anlar. Son çare oyundan çıkmak için yönettiği karakter Creed' den destek almaya karar verir...
İyi; Konu olarak ilgi çekici, sürükleyici kurgusuyla göz atılabilecek bir alternatif. Bu filmi sevenler Stay Alive (2006)' ı da izleyebilirler... 
Kötü; Tv filmi havasında çekilmiş, düşük bütçeli bir yapım. Prodüksiyon ve oyunculuk olarak pek de başarılı bulmadığımı söylemeliyim.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 17 Aralık 2016 | Etiketler : | | | |

Morgan (2016)

Morgan (2016)
SynSect; ileri teknolojiler kullanan, çok uluslu bir biyoteknoloji şirketidir. Gözlerden uzakta büyük bir proje üzerinde çalışan şirket, devrim niteliğindeki yeni buluşlarının basına sızdırılmadan son aşamaya ulaşmasını beklemektedir. Yıllar süren araştırmalar sonrasında, sentetik DNA' dan ürettikleri hibrit bir biyolojik canlıyı, en nihayetinde insana hem fiziksel hem de düşünsel olarak benzetmeyi başarırlar. 
Morgan (2016)
Morgan olarak adlandırılan yapay insan projesi sır gibi saklanmakta ve gelişimi en ince detaya kadar, alanlarında her biri uzman olan bilim insanlarından oluşan bir ekiple incelenmektedir. Beş yaşını dolduran Morgan, diğer deneklerin ve projelerin aksine ilk kez hissedebilme ve karar verme yetisi bakımından insana en yakın hibrit olma özelliğini taşımaktadır. Öyle ki SynSect şirketinin uzmanlarıyla aile ilişkisi kurmaya başlayan ve onları önemseyen Morgan, pek çok bakımdan insani vasıfları ve özellikleri yerine getirebilmektedir. Ancak ne var ki yemek seanslarından birinde bakıcısına saldıran ve öncesinde hiç yapmadığı saldırgan davranışlar geliştiren Morgan, şirketin dikkatini çeker. SynSect tarafından görevlendirilen Lee, şirketin risk yönetim danışmanlarından biridir. Şirketin çıkarlarını korumak ve yatırımlarının yolunda gidip gitmediğini kontrol etmek için yola çıkan kahramanımız, meraklı gözlerden yüzlerce mil uzaklıktaki AR-GE tesisine ulaşır. Henüz ilk dakikadan itibaren Morgan ve çalışanlar arasında bir gönül bağı kurulduğunu keşfeden ve bunu garipseyen Lee, psikoloji uzmanı Dr. Shapiro' nun yardımını ister. Morgan ile bir dizi görüşmeler yapacak olan kahramanımız, edineceği izlenime göre projenin devam edip etmeyeceğini karar verme noktasında şirket tarafından en üst düzey yetkilendirilmiştir. Öte yandan beş yıllık projenin hemen her aşamasında yer alan ve Morgan' ın gerçekten de tehlike arz edebileceğine bir türlü ikna olmayan Dr. Cheng ve arkadaşları ise Lee' nin nasıl bir karar vereceğini sorgulamaktadır. Morgan ise kaderinin belli olacağı görüşmeler öncesinde duygularını nasıl daha etkin şekilde ifade edebileceğini test etmektedir...


İyi; Kurgusal olarak daha çok bilim- kurgu sevenleri tatmin edeceğini düşündüğüm sürükleyici bir yapım. Oyunculuk ve mekan seçimleri de başarılı. Bu filmi sevenlerin Ex Machina (2015) ve Splice (2009) gibi alternatiflere de göz atmalarını öneriyorum.
Kötü; Gizem seviyesi ve gerilim düzeyi beklentilerin altında. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 6 Aralık 2016 | Etiketler : | | |

Evolution (2015)

Evolution (2015)
Onbir yaşındaki Nicholas, annesiyle birlikte gözlerden uzakta bir deniz kenarı kasabada yaşamaktadır. Tamamı beyaz boyalı evlerden oluşan kasabada sadece kendi akranı erkek çocukları ve onların anneleri ikamet etmektedir. Dahası kendi annesi de dahil olmak üzere tüm yetişkinler aynı kıyafetleri giymekte ve kesin kurallar çerçevesinde hayatlarını sürdürmektedir. 
Evolution (2015)
Odasında sadece yatağı ve ufak bir penceresi bulunan Nicholas, herkeslerden gizlediği ve gözü gibi baktığı, tek hobisi olan ufak bir not defterine gizlice çizimler yapmaktadır. Günün birinde tek zaman geçirebileceği yer olan, volkanik kayalar ve sarp uçurumlarla dolu denize yüzmeye gittiğinde, mercanların arasında ölü bir çocuk gördüğünü iddia eden kahramanımız, ilk olarak annesine durumu anlatsa da bir türlü ikna edici olamaz. Diğer arkadaşlarına göre hayal gücü daha yüksek bir çocuk olan Nicholas, bu olayın akabinde var oluşunu ve çevresinde olup bitenleri sorgulamaya başlar. Geceleri annesi de dahil tüm kadınların ellerinde kandillerle nereye gittiklerini ve ne yaptıkları keşfetmeye çalışan kahramanımız, çok geçmeden kendisini hastane benzeri bir yapının içerisinde bulur. Arkadaşlarıyla beraber tutuldukları odada, hemşire kostümlü bayanların bir takım tetkik ve incelemeler yaptıklarını gören Nicholas, çevresine daha da şüpheci gözlerle bakmaya başlar. Zamanla hemşirelerden biriyle dostluk kurmaya ve ufak sırlar tutmaya başlayan kahramanımız, kendisine yalan söylendiğini düşünmektedir...


İyi; Tekinsiz atmosferi ve enteresan konusuyla özgün bir yapım. Sahneler, sinematikler ve mekan seçimleriyle başarılı bir film. Yönetmenin Lovecraft' dan esinlenmesi olası görünüyor. Ancak bir üst seviye bir yapım olabilmesi için daha fazla karakteristik özellikler görmeyi beklerdim.
Kötü; Genel izleyici kitlesine hitap etmeyen bir yapım. Sanatsal dokunuşlar ve alt metinler barındırması öte yandan da tekrarlayan tonlarda sembolizm içeren sürrealist kurgusuyla ve ağır ilerleyen temposuyla; izleyiciye yorucu bir o kadar da sıkıcı bir izlenim vermesi olası.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 19 Ekim 2016 | Etiketler : | | | |

The Thing (2011)

The Thing (2011)
1982 yapımı, korku-gerilim filmi denince ilk akla gelen kült eserlerden biri olan 'The Thing (1982)' filminin öncesini konu edinen ve uzaylı yaşam formunun nasıl keşfedildiğini anlatan The Thing (2011), yıllar sonra gelen yeni bir 'remake' filmi olmasının ötesinde, seriye dair ip uçları veren ve orijinal yapımı henüz izlemeyenler için olay örgüsü olarak başta konumlandırılması gereken bir film. 
The Thing (2011)
Antarktika'da büyük bir jeoloji araştırma merkezinde şu ana değin eşine benzerine rastlanmamış gizemli bir 'şey' bulunduğu haberini alan  Dr.Sanders, omurgalılar paleontolojisi konusunda uzman olan Kate' i de ekibine dahil ederek zaman kaybetmeden epeyce uzun olan yola koyulur. Acil çağrı tarzı bir sinyal vasıtasıyla yeri tespit edilen ve bu sayede yerin onlarca metre derinliğinde büyük bir keşfin arefesinde olan araştırma ekibi, buldukları şeyin edindikleri bulgular sonucunda yaklaşık olarak yüz bin yıldır orada olduğunu düşünmektedir. Dahası kazazede olarak adlandırdıkları ve istasyonun yakınlarında büyük bir buz kütlesi içerisinde değişik bir canlı formu da ellerindedir. Olay mahalline ulaşan ve gördükleri karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Dr.Sanders, Kate'in yardımıyla numuneyi buz kütlesinin içerisinden nazik bir şekilde çıkarıp, çeşitli bilimsel tetkikler için hazırlamaya çalışmaktadır. Lokal araştırma görevlileriyle beraber keşiflerini kutlamak için ufak bir eğlence düzenlemeye karar veren kahramanlarımız, buz kütlesinin ansızın çatlaması ve içindeki numunenin ortadan kaybolması üzerine büyük bir panik yaşarlar. Dr. Sanders öncülüğünde organize olan ve bir an evvel canlı formunu ele geçirip izole etmekle görevlendirilen araştırma grubu, henüz nasıl bir tehditle karşı karşıya olduklarının bilincinde olmadan etrafa göz atarlar. Öte yandan grubun tek bayan üyesi olan Kate ise Dr. Sanders'ın fikirleriyle ters düşüp, göze batmaya başlar. Gecenin karanlığında süregelen köşe kapmaca, çok geçmeden dehşet dolu bir hale bürünür...

İyi; John Carpenter gibi büyük bir ustanın kült yapımı olan 'The Thing (1982)' nin yeniden ve üstelik ilk filmin öncesinde konumlandırılarak karşımıza çıkması korku-gerilim severler için epey heyecan verici. Kurgu ve atmosfer olarak gayet başarılı bulduğum film, oyunculuk olarak da fazlasıyla tatmin edici. Gizem seviyesi ve giderek tırmanan gerilim de başlıca diğer artılar. Grup dinamikleri ve insan psikolojisinin de etkin şekilde yansıtıldığını ekleyeyim. Tüm bunların yanı sıra aksiyon seviyesi ve görsel efektler de fena değil. Özetle bilim-kurgu ve gerilim türünü sevenlerin mutlaka göz atmaları gereken bir yapım. 
Kötü; -
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 9 Ağustos 2016 | Etiketler : | | | | | |

Parallels (2015)

Parallels (2015)
Babasından gelen gizemli mesaj sonrasında uzun süre evvel terk ettiği baba ocağına dönen Ronan,kız kardeşi Beatrix ile karşılaşır.O da aynen kendisine gelen mesaj benzeri bir bildirim almıştır ve babasının nerede olduğu hususunda en ufak bir bilgisi dahi yoktur.
Parallels (2015)
Hızla eve göz atan kahramanlarımız garajda babalarına ait bir acil durum çantasının içerisinde gizemli bir küre bulurlar.Öte yandan çocukluk arkadaşları Harold da merakını yenemeyip olaya dahil olur.Ronan,babalarının ses kaydında bahsettiği binada olabileceğini düşünmektedir.Daha iyi bir fikirleri olmadığı için beraber yola koyulmaya karar veren üç kafadar,uzun yıllardır kullanılmayan ancak şehrin merkezinde yer alan binaya göz atmaya karar verirler.İçeri girdiklerinde ise bahsedildiği gibi terk edilmiş bir mekanla karşılaşırlar.Ancak çok geçmeden bir şeyler ters gitmeye başlar.Büyük bir sarsıntının ardından kahramanlarımız kendilerini bambaşka bir coğrafyada bulurlar.İçinde bulundukları bina dışında sanki her şey uçup gitmiş,deyim yerindeyse post apokaliptik bir dünyaya gözlerini açmışlardır.Bunun nasıl mümkün olabileceğine kafa yormaya başlayan gençler,binada yalnız olmadıklarını anlarlar.Polly isimli genç bir kız da buradadır ve tavırlarından binayla ilgili bir şeyler bildiği aşikardır.Binadan çıkmaya ve etrafa göz atmaya karar verdiklerinde ise dışarıda bir grup silahlı haydutun peşlerine düşmesiyle zor anlar yaşarlar.Babalarını ararlarken başlarını büyük belaya sokan kahramanlarımız yeniden binaya sığınırlar ancak esir düşmekten de kurtulamazlar.Haydutlar nükleer saldırı sonrasında dünyanın bu hale geldiğini söyleyip,gençler için uçuk gelen yakın gelecekten muhabbetler etmektedirler.Polly ise bir şekilde haydutların ellerinden kurtularak binaya dönmeleri gerektiğini söylemektedir.Zira bina belli saat aralıklarında zaman içerisinde sıçramalar yapabilmektedir.Eğer bu hiç de ısınamadıkları yerle bir olmuş dünyadan kurtulmak istiyorlarsa acele etmelidirler...
İyi;Fikir olarak başarılı,bilim-kurgu severlerin göz atması gereken bir yapım.Sürükleyicilik ve atmosfer olarak da tatmin edici.Oyunculuk idare eder.Seriye dönüşme olasılığı yüksek,konsept olarak izlemenizi tavsiye edebileceğim bir  film.
Kötü;Tv filmi ya da dizi havasında ilerleyen,sinemanın büyüsünü hissettirmekten geri kalmış bir yapım.Daha fazla bütçe ve iddialı oyuncu kadrosuyla çekilebilse,çok daha fazla ilgi çekebilecek bir bilim-kurgu,gerilim alternatifine dönüşebilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;

Time Lapse (2014)

Time Lapse (2014)
Aynı evi paylaşan üç yakın arkadaş Callie-Finn ve Jasper;ufak bir sitede getir-götür işleriyle uğraşıp,tamirattan sorumludurlar.Ev sahiplerinden birinin uzun süredir ortalarda görünmemesi üzerine her şeyin yolunda olup-olmadığını kontrol edebilmek için eve göz atmaya karar veren kahramanlarımız büyük bir sürprizle karşılaşırlar.Zira zeminden tavana kadar bütün duvarlar fotoğraflarla kaplıdır.Dahası fotoğraflara yakından göz attıklarında çekilen yerin kendi salonları olduğunu fark ederler.
Time Lapse (2014)
Merakla etrafı kolaçan etmeye devam eden gençler devasa büyüklükte bir fotoğraf makinesi keşfederler.Üstelik makinenin lensi doğrudan kendi salonlarına bakmaktadır.Tam bu sırada gürültülü ve ışık yayarak çalışan cihaz yeni bir fotoğraf çeker.Fotoda kahramanlarımızın akşam saatlerinde yapmayı planladıkları partiden bir kare yer almaktadır.Şimdi her şey daha da karmaşık bir hale bürünmüştür.Callie ve Finn fotoğraf makinesinin gelecekten görüntüler sunan ve belli aralıklarda çalışan bir zaman makinesi olabileceğini düşünürler.Bunu test etmenin ise tek bir yolu vardır.Akşam fotoğrafta olduğu gibi partiyi vermek ve tam da o saatte çekecekleri başka bir resimle kıyaslamak...
Aynı saatte çektikleri fotoğrafla makinenin 24 saat öncesinde çektiği fotoğrafın bire bir aynı olduğunu fark eden gençler,zamanda yolculuk ve makineden nasıl yararlanabilecekleri üzerine kafa yormaya başlarlar.Öte yandan zaman makinesinin asıl sahibini (aynı zamanda ev sahibi) kazan dairesinde can vermiş olarak bulan kahramanlarımız nasıl bir şeyle karşı karşıya olduklarından emin olmak zorundadırlar.Sonuç itibariyle ellerinin altında bir zaman makinesi bulunmakta ve belli aralıklarda fotoğraflar çekerek,gelecekten görüntüler resmetmektedir.Lakin fotoğraf karesinde olup olmamanın kendileri için bağlayıcı olmadığını düşünen gençler yeni bir fotoğrafı beklemeye karar verirler.Finn gelecekten gelen fotoğrafta saat sekizde ne yapıp yapmayacaklarını makinenin belirleyemeyeceğinde  ısrar eder.İsteseler partiyi iptal edip,hiç davetli de kabul etmeyip fotoğraf karesinde görünenlerin dışına çıkabileceklerini söyler.Ancak Callie tamamen farklı düşünmektedir.Ona göre gelecekten gelen fotoğraflar uygulamaları gereken ödevler gibidir.Eğer dışına çıkarlarsa sonlarının ev sahibi gibi olacağından korkmaktadır...
İyi;Kurgu,sürükleyicilik ve atmosfer açısından başarılı bir film.Zaman yolculuğu temalı,'geleceğin kader mi yoksa tercihlere göre şekillenebilir mi olduğu 'gibi önermeler barındıran düşündürücü,keyifli bir yapım.
Kötü;Tv filmi havasında çekilmiş,oyunculuğun vasat olduğu düşük bütçeli bir alternatif.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Ocak 2015 | Etiketler : | | | |

Transcendence (2014)

Transcendence (2014)

-Bir Tanrı mı yaratmak istiyorsunuz?Kendi tanrınızı?
-İnsanoğlu bunu hep yapmaz mı?
Transcendence (2014)
Dr.Will Carter eşi Evelyn ile beraber zeka üzerine çalışmalar yapan,geleceğin kendi mantığını yürütebilecek bilinç sahibi süper bilgisayarlarda olduğuna inanan başarılı bir bilim insanıdır.Uzun yıllar süren çalışmalarını maymunlar üzerinde denemeler yaparak bir sonraki boyuta taşıyan kahramanımız,bilim dünyasında yeni bir çığır açmaya bu denli yaklaşmışken,insan beyninden daha zeki bilgisayarlar istemeyen radikal bir grubun saldırısına uğrar.Suikasti ufak bir sıyrıkla atlatsa da mermiye sürülmüş olan zehirli bir radyoaktif izotop sebebiyle sadece 4-5 haftalık ömrü kalan Carter,hayatının son günlerini eşi Evelyn'i ayırarak tüm çalışmalarından feragat etmeyi düşünür.Daha sonra eşinin ve en yakın arkadaşı Max'in desteği ile kamuoyundan gizli bir şekilde kendi bedeninin denek olarak kullanılmasına izin veren kahramanımız,beyinin elektriksel sinapslar yöntemiyle bir bilgisayara aktarılmasına razı olur.Cater'ın zekası bilgisayara aktarılırken kaçınılmaz olarak son nefesini verir.Öte yandan radikal terör örgütü yarım kalan işini tamamlamak için Evelyn'in peşine düşer.Bu sırada Carter sanal olarak internet ağı üzerimden online olmayı başarır.Evelyn'ı Brightwood kasabasına yönlendiren kahramanımız fikirlerini paylaşmaya başlar.Burada devasa bir şeyler inşa etmeyi düşünmektedir.Dr.Will Carter artık bir insandan daha fazlasıdır...
İyi;Üst düzey oyuncu kadrosu ve ilgi çekici kurgusuyla yılın iddialı bilim-kurgu yapımlarından biri.Bu filmi sevenlerin eXistenZ (1999) yapımına da göz atmalarını tavsiye ediyorum.
Kötü;Ne yazık ki beklentilerin altında kalan bir yapım.Konu daha iyi işlenebilirdi zira senaryo kesinlikle daha fazlasını vaad ediyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 11 Temmuz 2014 | Etiketler : | | | | |

The Colony (2013)

The Colony (2013)
Uzun süredir kaliteli bir bilim-kurgu gerilim yapımının vizyona girmemesi ben dahil olmak üzere sinemaseverler cephesinde büyük bir hayalkırıklığı oluşturuyordu.Esasında bilim-kurgu denince uzay gemileri,kıyamet ya da çığır açıcı bir deney ve sonrasında yaşanan olaylar akla gelse de bu kez mekan olarak büyük bir yer altı sığınağına konuk oluyoruz.
The Colony (2013)
Buzul çağının başlamasıyla birlikte yaşanan yıkımın ardından hayatta kalabilmeyi başarabilen insanlar kolonilere ayrılarak yerin altında hayatlarını sürdürmeye devam etmektedir.Yeryüzünü kaplayan buz tabakası nedeniyle toprağa ulaşamayan ve organik olarak yiyecek üretemeyen kahramanlarımız,işbirliği yaptıkları koloni içerisinde sıkı bir dayanışma ile hayatta kalmayı başarabilmiştir.Yetiştirdikleri besi hayvanlarını ve kurutulmuş tohumları yiyerek açlıkla başa çıkan koloni sakinleri Briggs yönetiminde kısmen demokratik sayılabilecek şekilde organize olurlar.Koloniyi etkileyen en büyük tehdit ise soğukalğınlığı riskidir.Karantina odası oluşturan kahramanlarımız belirtileri gösteren herkese aynı şekilde davranmakta bu konuda katı bir yaklaşım sergilemektedir.Rutin yaşantılarına devam eden Briggs ve arkadaşları günün birinde dost kolonilerden biriyle radyo temasının kaybolmasının ardından neler olup bittiği anlamak için oraya gitmeye karar verirler.Koloni 5'den bir acil durum çağrısı almalarının hemen akabinde temasın yitirilmesi epey kafa karıştırıcıdır.Briggs,Graydon ve Sam'den oluşan üç kişilik kafile karlarla çevrili yoğun buz tabakasının üzerinde uzun bir yolculuğun sonrasında koloni 5'in bulunduğu yer altı sığınağına ulaşır.Ancak kendilerini karşılayan hiç kimse olmadığı gibi ürpertici sessizlik epey canlarını sıkacaktır.Çok geçmeden etrafta kan lekeleri ve parçalara ayrılmış cesetler gören kahramanlarımız gürültünün geldiği yöne doğru gitmeye karar verirler.İçeriden kilitlenmiş malzeme odasına girdiklerinde ise halen hayatta olan biriyle karşılaşmanın sürprizini yaşayan Briggs ve Sam,yaşlı adamın anlattıkları sonrasında dehşete kapılacaktır.Zira koloni 5 katledilmiş herkes öldürülmüştür.Dahası hala istilacılar burada olabilir...


İyi;Atmosfer ve makan olarak gayet başarılı,kurgu olarak ilgi çekici bir yapım.Oyunculuk tatmin edici.Hayatta kalma teması ve filmin hikayesi gerilim severlerin beğenisini kazanabilecek kalitede.
Kötü;Gizem seviyesi düşük yer yer sıkan bir yapım olduğunu ekleyeyim.Zaten ikinci yarısı itibariyle de klişe bir kurguya dönüş yapılıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Eylül 2013 | Etiketler : | | | |

The Kovak Box (2006)

Ünlü bir bilim-kurgu yazarı olan David Norton yeni romanı için arayış içerisindedir.Özel bir konferansa konuşmacı olarak davet edilen kahramanımız,nişanlısıyla beraber Mallorca'nın yolunu tutar.Bol bol imza dağıtan David,günün sonunda oteldeki odasına dinlemeye çekilir.Ancak yatağının üstünde adına gönderilmiş gizemli bir dvd bulunmaktadır...
The Kovak Box (2006)
Merakına yenik düşerek hemen dvd'deki videoyu oynatan kahramanımız geri döndüğünde nişanlısının odada olmadığını fark eder.Çok geçmeden hazin gerçekle yüzleşmek zorunda kalan David,nişanlısının kısa bir telefon görüşmesinin ardından balkondan atlayarak intihar ettiğini öğrenir.Tam da evlenme teklifi etmişken neden? niçin? sorularıyla harap olan David,bir an önce talihsiz anılar yaşadığı bu şehirden ayrılmayı planlar.Defin işlemleriyle vs uğraşmadan doğrudan havalimanının yolunu tutar.Burada gazete haberlerinde gördüğü eşiyle benzer şekilde balkondan atlayarak intihar eden ancak şansa hayatta kalmayı başaran Silvia isimli bir turistle karşılaşır.Silvia birilerinin peşinde olduğunu ve kendisini öldürmek istediklerini söyleyerek,David'in şüpheli bir şekilde ölen nişanlısının da gizemin bir parçası olduğu iddia eder.Silvia balkondan atlamadığını,"Gloomy Sunday" isimli birinden çağrı alıp,hattaki müziği dinledikten sonra gözlerini hastanede açıp uyandığını anlatır.David nişanlısının telefonunu son arayan ismin de aynı olduğunu fark edince yavaş yavaş puzzle da parçalar yerine oturur.David'i ünlü yapan ilk romanının adı da "Gloomy Sunday"dir.Kitapta sistemi güçlendirmek için tasarladığı otomatik yok etme felsefesi anlatan kahramanımız, kasabada cereyan eden birbirinden tuhaf intihar olayları anlamlandırmaya başlar.Kendi hikayesine hapsolan David,bakalım kader ortağı Silvia ile bir çıkış noktası bulabilecek mi?


İyi;Gizem seviyesi tatmin edici,sürükleyici bir bilim-kurgu-gerilim filmi.Oyunculuk fena değil.Filmde gerçekleşen intiharlar,Gloomy Sunday şarkısıyla da ironi oluşturuyor.Keza 1930'lardan itibaren şarkının sarsıcı intihar dalgası oluşturduğu ve dünya müzik tarihinde büyük etki yarattığı biliniyor.Öyle ki şarkıda aşık olduğu kız tarafından terk edilen gencin travması ve intihar edişi anlatılırken,dönemin ünlü söz yazarı Rezso Seress'in kendisi bile böyle bir etki yaratacağı tahmin edemezdi...
Kötü;Hızlı başlasa da belli bir süre sonra sıkmaya başlayan kurgu ve bazı mantık hataları...
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Ağustos 2013 | Etiketler : | | | | |

Dark Skies (2013)

Dark Skies (2013)
Legion ve Priest yapımlarından hatırlayacağınız başarılı yönetmen Scott Stewart'ın son filmi olan "Dark Skies" bilimkurgunun yanında gerilim ve korku da vaat ediyor.Genç bir çiftin oğullarıyla beraber yeni bir eve taşınmaları ve sonrasında yaşanan birtakım sıradışı olayları işleyen Dark Skies,göz atmanızı tavsiye edebileceğim 2013 yılının iddialı filmlerinden biri.Konusu itibariyle klişe lanetli ev yapımlarına benzerlik gösterse de The Fourth Kind (2009) ve Insidious (2010) gibi tarzında yenilikçi ve başarılı olduğu söylenebilir.
Yeni evlerine taşınan Barret ailesi maddi sıkıntılarla boğuşmaktadır.İşten kovulan Daniel eşi Lacy'nin desteğiyle ayakta kalmayı başarsa da küçük oğlunun(Sam) gizemli kabuslar görmesi ve giderek içine kapanması anne-baba olarak kahramanlarımızı epey karamsarlığa sürüklemektedir.Öte yandan evde yaşanan bazı paranormal olaylar Lacy'nin gerilmesine sebep olacaktır.Gece saatlerinde evlerine birilerinin girdiğinden şüphelenmeye başlayan kahramanlarımız türlü yöntemlerle (kamera sistemleri,alarmlar...) neler olup bittiğini anlamaya çalışsalar da bir türlü mantıklı bir açıklamaya ulaşamazlar.Sanki geç saatlerde birileri kilitli kapılardan,güvenlik sensörleriyle donatılmış koridorlardan sessiz sedasız geçebilmekte Sam ile temas kurmaktadır.Bütün bunlar yaşanırken büyük bir kuş sürüsünün Barret ailesinin evlerine saldırması bardağı taşıran son damla olacaktır.Geceleri mutfaklarından beliren işaretler ve kuşların saldırısının ardından internetten olayla ilgili araştırmalar yapan Lacey,ailesinin büyük bir tehdit altında olduğunu fark eder.Şimdi yapması gereken Daniel'i kendisine inandırarak,daha önce benzer tecrübeler yaşamış Edwin Pollard ile konuşmaya ikna etmektir.

İyi;Tema olarak pek çok klişeyi barındırsa da sürükleyici bir yapım olması en büyük avantajı.Oyunculuk ve görsel efektlerin de başarılı olduğunu ekleyelim.
Kötü;İşin gizem kısmı daha ağır basmalıydı.Hemen ilk çeyreğin ardından kurgunun nereye gideceğinin sezilmesi  izleyici açısından hoş olmasa gerek.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 28 Nisan 2013 | Etiketler : | | | |

Dark City (1998)

Dark City (1998)
1994 yapımı The Crow filmiyle ünlenen sıra dışı yönetmen Alex Proyas'ın yine akluofobi ağırlıklı gizem,bilim-kurgu karışımı eseri "Dark City" övgüyü hak eden son derece başarılı bir yapım.Güçlü oyuncu kadrosunun yanı sıra eşsiz atmosferi ve çağın ilerisindeki vizyonu ile bilim kurguda çığır açan The Matrix'in de akıl hocalığını yapan Dark City,her sinemaseverin mutlaka izlemesi gereken yapımların başında geliyor.
John Murdock karanlık bir banyoda,kirli bir küvetin içerisinde uyanır.Sandalyenin üstüne bırakılan kıyafetlerini giydikten sonra nerede olduğunu keşfe çıkan kahramanımız vahşice işlenen cinayetlerin zanlısı olarak arandığını fark eder.Dedektif Burmstead ensesindedir.Üstelik peşindekiler sadece polisler de değildir...Aniden çalan telefon sonrasında kendisini doktor olarak tanıtan esrarengiz bir adamın bir deney sonrasında işlerin yolunda gitmediğini ve hafızasının silindiğini söylemesi üzerine,tüm bu kargaşanın içerisinde esas sorununa yoğunlaşmak zorunda kalan kahramanımız bir an önce o evi terk etmesi yönünde telkin edilir.Gerçekte nasıl biri olduğunu ya da cinayeti işlemiş olabileceği ihtimalini düşünmek için zamanı dahi kalmayan Murdock peşindeki gizemli yabancıları atlatabilmek için şehrin karanlığında dehşet verici bir yolculuğa zorlanır.Şehirde oradan oraya savruldukça,her gece yarısı saat 12 de zamanın durduğunu,siyahlar içerisinde etrafta dolaşan gizemli yaratıklar olduğunu fark eder.Kendisini büyük bir bulmacanın içerisinde kaybolmuş vaziyette hisseden Murdock,yeraltında yaşayan zamanı durdurabilen,insan beynine hakim olabilen tuhaf yaratıklarla tanışır.Dahası insanların geçmişlerini ve anılarını istedikleri şekilde manipüle edebilmektedirler.Öte yandan zaman durdurulmasından diğer insanlara kıyasla etkilenmediğini keşfeden Murdock,en başından beri tekin görünmeyen Dr. Schreber'ın yardımlarıyla karısıyla ilgili (Emma) bazı anılarını hatırlamaya başlar.Kahramanımız kendisini büyük bir savaşın içerisinde bulacaktır.Şimdi yapması gereken bir an önce neler olduğunu hatırlamak ve geleceğinin belirleyicisi olabilmektir...


İyi;Atmosfer,soundtrackler,oyunculuk,kurgu her şeyiyle mükemmel bir bilim-kurgu,gerilim örneği.Sinemaseverlerin hafızalarına kazınan sahneleri ve insanı derinden etkileyen karanlık,gotik atmosferi ile tam bir baş yapıt.Zekice hazırlanmış diyaloglar ve nokta atışı verilen özenle hazırlanmış mesajlar da unutulmamalı...
Kötü;-
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 14 Nisan 2013 | Etiketler : | | | | |

Supernova (2000)

Supernova (2000)
Altı kişilik mürettebattan oluşan uzay kurtarma gemisi Nightingale 229,yüzlerce ışık hızı uzaklıktaki eski bir madenden garip sinyaller alır.Dr. Kaela'ın geçmişte beraber olduğu ve uzun süre önce ayrıldığı Karl Larson,maden bölgesinden acil durum sinyalleri göndermektedir.İşin tuhaf yanı bahsi geçen bölge yıllar önce tecrit edilmiştir.Bu çağrıya kayıtsız kalmak istemeyen Kaptan Vanzant,biraz da risk alarak yeni rotasını çizer...
Tam güç sinyalin geldiği noktaya yol alan uzay gemilerinin yakıt ünitelerinden birinin arızalanması ile mecburen beklemeye çekilen kahramanlarımız,gizemli bir gencin ortaya çıkması ile hayretler içerisinde kalırlar.Karl'ın mesaj göndermesi sonrasında onunla karşılaşmayı düşünen Dr.Kaela bir şeylerin yolunda gitmediğinden emindir.Bu sırada hasta lakabını taktıkları genç üzerinde bir dizi tetkik yapan Kaela onun kemik yapısında enteresan bir farklılaşma olduğunu fark eder.Öte yandan Vanzant maden bölgesine tek başına iniş gerçekleştirerek yakıt ikmali yapmayı planlamaktadır.
Kaptanın gider ayak verdiği emirler çerçevesinde sürekli hastayı gözetim altında tutan kahramanlarımız onun buraya tek başına gelmediğini keşfederler.Yanında göz alıcı renklerde eşsiz bir madde getirmiştir.Ön araştırmaların sonrasında bunun  dış yüzeyi üç boyutlu olan benzersiz bir izotopik element olduğu ortaya çıkar.Dr.Kaela'nın üzerine gelmesinin ardından madenlerde hazine avcılığı yaptığını itiraf eden hasta,kendisine yardım edildiği takdirde mürettebata küçük bir miktar pay vermeyi de vaad etmektedir.Ancak ne işe yaradığını söylemediği hazinesini kendisine saklama hususunda son derece kararlıdır...


İyi;Üvey evlat muamelesi görmüş esasında ortalamanın üstünde bir bilim-kurgu filmi.Özellikle görsel efektler son derece başarılı.Giriş ve final bölümünü bir kenara bırakırsak gerilim yönünden güçlü bir film olduğundan da söz edebiliriz.
Kötü;Kurguda bazı sıkıntılar mevcut,ayrıca askıda kalan bölümlerin çokluğu ve bilimsel gerçeklikten uzaklaşan bazı önermeler yapımın kalitesini azaltıyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 30 Ekim 2012 | Etiketler : | | |

The Thaw (2009)

The Thaw (2009)
Dr. Kruipen küresel ısınmanın doğa ve insan üstünde etkileri üzerine çalışan meşhur bir çevre bilimcidir.Çalışmalarını Kanada'nın arktik bölgesinde bir grup arkadaşı ile yöneten kahramanımız insanların küresel ısınmaya kayıtsız kalmasının gelecekte en büyük felaketi doğuracağını savunmaktadır.Bu konuda onlarca yazı dizisi ve makale yayınlasa da toplumsal bir algı yaratamayan Dr. Kruipen,bir musibet bin nasihatten iyidir felsefesini iyiden iyiye düşünmeye başlamıştır...
Ekibiyle bilimsel araştırmalarını sürdüren Dr.Kruipen buzulların erimesi sonrasında binlerce yıl öncesinde nesilleri tükenmiş bir mamut fosili keşfeder.Öte yandan ekoloji eğitimi alan ve aralarında Dr.Kruipen'in kızı Evie'nin de bulunduğu dört araştırmacı genç bölgeye davet edilmiştir.Mamutun keşfi sonrasında gençlerin bölgeye gelmesini engellemeye çalışan Dr.Kruipen ne yazık ki geç kalır.Mamutun vücudunda binlerce yıldır spor formunda sağ kalmayı başarmış parazit omurgalı bir canlı yaşamaktadır.Başlarda onun zararsız bir böcek olduğunu düşünseler de doğasını keşfetmeye başladıkça son derece tehlikeli bir tür olduğunu anlarlar.Günümüz antibiyotiklerinden ve koruyucu ilaçlardan etkilenmeyen bu parazit canlı,kurbanının derisinden içeri girerek kısa süre sonra yumurtalarını bırakıp,hem konağının ölmesine de hem de sayısını arttırarak daha da yayılmasına sebep olmaktadır.
Evie ve arkadaşları ise her şeyden habersiz ana araştırma üstünde Dr.Kruipen ve ekibinden haber alamamanın verdiği tedirginlikle bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkındadır.Bu sırada etrafta böceklerin belirmesi ve bulundukları odaların istila edilmiş olması başlarının büyük dertte olduğunu göstermektedir.Ansızın ortaya çıkan Dr.Kruipen'ın asistanı Jane ise gençlerin geldikleri helikopteri sabote ettikten sonra ateşler içerisinde bayılmıştır.Neler olup bittiğini öğrenmek için saha üssüne gitmeyi planlayan Evie,babasınından haber alamamasının kötü bir şeyler yaşandığına işaret olduğunu düşünmektedir... 


İyi;Günümüzün trend konularından küresel ısınma üzerine eğitici bir yapım olduğunu söyleyebilirim.Kurgu sağlam bir bilimsel temele dayandırılmış.Görsel olarak tatmin edici,ayrıca sürükleyici senaryosu ile sıkılmadan izleyebileceğiniz bir film.
Kötü;Genel olarak başarılı bir salgın temalı film.Ancak işin biraz daha aksiyon ve psikolojik kısmı ön plana çıkabilirdi.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 27 Ekim 2012 | Etiketler : | | | | |

Videodrome (1983)

Max Renn,Channel 83 adlı bazı çevreler tarafından şiddetle eleştirilen bir tv kanalının sahibidir.Para kazanmak için kolay yolları tercih eden kahramanımız televizyon aracılığıyla insanların erotik dürtüleri sayesinde popüler olmanın peşindedir.Kanalında seks ve cinsel içerikli video yayını yapan Max,artık kariyerinde ilerlemek istiyorsa yeni bir şeyler denemesi gerektiğinin bilincindedir.
Harlan isimli bir teknikeri sayesinde şiddet,cinayet ve cinsellik içerikli 40-50 sn den oluşan karıncalı korsan bir yayın olduğunu keşfeden Max,yayının gecikme süresini göz ününde bulundurarak uzak doğuda bir yerlerden frekansın gönderildiğini düşünmektedir.Videodrome adı verilen bu formatta insanların temel içgüdüleri ve dürtülerini gün yüzüne çıkaran sapkın görüntüler yer almaktadır.Kısa kısa bağlantısız geçişlerden oluşan korsan yayını ilk gördüğü andan itibaren aradığı çıkışın bu olduğunu düşünmeye başlayan Max,uzun yıllar birlikte iş yaptığı Masha isimli bir ahbabı sayesinde Videodrome'un peşine düşer.Yayının tahminlerinin aksine uzak doğudan değil Pittsburgh'dan yapıldığını öğrendiğinde ise Masha'nın aracılık etmesi ile profesör O'Blivion'un olayın perde arkasındaki isim olduğunu öğrenir.Bu sırada Harlan'ın yakaladığı yeni görüntüleri kendisi için kaydetmesini tembihleyen kahramanımız,Videodrome'u izledikçe tuhaf yanılsımalar hissetmeye başlar.
Zamanla psikolojisi alt üst olan Max,öncesinde sadece ticari olarak aklını meşgul eden Videodrome'un esasında sıradan bir yayın olmaktan öte bambaşka bir felsefeye hizmet ettiğini anlayacaktır.En başından beri yayının canlı olmadığını ve kasetlerle oyalandığını fark ettiğinde ise onun için her şey artık çok geç olacaktır.Gerçeklere yaklaştıkça halüsinasyonlar görerek Videodrome bilmecesinde kaybolan talihsiz kahramanımız,çevresinde olan biteni algılamada ve doğru yorumlama da güçlükler yaşar.Sorularına cevap verebilecek tek kişi olan O'Blivion'a bir türlü ulaşamayan Max,çaresizliğe mahkum olacaktır.Öte yandan Barry isimli bir medya patronu Max'le iletişim kurarak bir takım isteklerde bulunmaya başlamıştır...

İyi;David Cronenberg imzalı ticari beklentiler ve genel izleyici kitlesi kaygısı taşımayan eşsiz bir korku,bilim-kurgu karışımı.Gerek verdiği mesaj gerekse mesajın veriliş şekliyle kesinlikle izlemenizi tavsiye edebileceğim yapımlardan biri.Bu filmi sevenler yine aynı yönetmenin eXistenZ (1999) yapımına da göz atabilirler.
Kötü;Kurgu ilgi çekici olsa da yer yer sıkan,temposuz bir yapım.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 23 Ekim 2012 | Etiketler : | | | |

Re-Animator (1985)

Re-Animator (1985)
Lovecraft'ın kaleminden sinemaya uyarlanan "Re-animator" yine her Lovecraft hikayesinde olduğu gibi fantezi ve korku öğelerinin kararında birleştiği etkileyici bir yapım olarak karşımıza çıkıyor.Stuart Gordon'un yönettiği film aynı zamanda Gordon'un Lovecraft uyarlamalarının da ilk örneği.Sonrasında malumunuz üzere From Beyond (1986),Dagon (2001) ve Dreams in the Witch-House (2005) yapımları takipçilerin epey ilgisini çekmişti.

Çalışkan bir tıp öğrencisi olan Dan,büyük bir hastanede asistan olarak çalışmaktadır.Okulunda epey popüler olan kahramanımız dekanın kızı Megan ile birlikte takılmaktadır.Kendisini ispat ederek dekanın da güvenini kazanmak isteyen Dan,diplomayı alacağı gün sevgilisi Megan'a evlilik teklif etmeyi düşünmektedir.Günün birinde kirayı paylaşmak için evine bir oda arkadaşı aramaya başlayan Dan,ilan sayesinde odayı tutmak isteyen West ile tanışır.West İsviçre'de Gruber isimli ünlü bir profesörün gözetiminde çalışmalarını sürdüren zeki bir gençtir.İnsanlarla pek de yakın ilişkiler kuramayan West,soğuk tavırları ve kibirli yaratılışına rağmen peşin ödeme yaparak odayı kiralamayı başaracaktır.Evin bodrum katında kendine has bir laboratuvar oluşturacağını ve kimsenin çalışırken rahatsız etmemesini isteyen West,zamanla aynı hastanede çalışacağı Dan ile iyi ilişkiler kurmaya başlar.
West bodrum katında Dan'in ölen kedisi üzerinde çalışmalar yapmaktadır.Göz alıcı renkte bir serum sayesinde yakın zaman önce ölen herhangi bir hayvanın beyinden enjeksiyon yaparak hayata döneceğini iddia etmektedir.Bu hususta Gruber'ın fikirlerini çalarak kendisine patronluk taslayan Dr.Carl ile epey arası açılan kahramanımız,neler yapabileceğini ispat ederek Dan'i kendi tarafına çekme uğraşındadır.Dan'in de kendisi gibi zeki biri olduğunu söyleyen West,birlikte tıp literatürüne girebileceklerine inancı tamdır.Ölen kedi üzerinde deneyin başarılı olması sonrasında hastanede hemen yer yere giriş izni olan Dan sayesinde morga ulaşarak yakın zaman önce ölen bir insan üzerinde serumu deneyerek gözlemler yapmak isteyen West,sonunda Dan'in aklına girmeyi başaracaktır.Ancak insan üzerinde ilk denemelerini yapacak olan West bazı konularda Dan'i yeterince bilgilendirmemiştir.


İyi;En iyi Lovecraft uyarlamalarından biri olduğu muhakkak.Yer yer korku,fantezi zaman zaman da mizah öğelerinin öne çıktığı izleminizi tavsiye edebileceğim başarılı bir yapım.
Kötü;Bazı efektler,makyajlar vs aşırı gelebilir.Ancak filmin yaşını da göz önüne aldığınızda bunların seyirciyi pek de rahatsız edebileceğini sanmıyorum. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 15 Ekim 2012 | Etiketler : | | | |

Hell (2011)

Hell (2011)
Uzun süredir hasret kaldığım kıyamet sonrasını kurgulayan bilim-kurgu filmlerinden biri olan "Hell" Almanya menşeli vasatın üstünde bir yapım.Hatta ilk çeyreği itibariyle aynı tempoda devam edebilse bu tarz filmlerden hoşlananların izlemesi için ideal alternatif olabilirmiş...
Konuya gelirsek;küresel ısınmanın giderek şiddetini arttırması ve ozon tabakasının tahrip olması ile solar radyasyon hiç olmadığı seviyelere ulaşmıştır.Doğal olarak denizler ve nehirler kurumuş,bitkiler yok olmaya başlamış,ormanlık alanlar haritalardan silinmiştir.İşte bu ortamla uzun süre başa çıkmayı başaran talihli kişilerden Marie-Leonie kız kardeşler Phillip'in de aralarına katılması ile halen bir yerlerinde su kaynaklarının olduğu bahsi geçen ülkenin kuzeyine doğru yola koyulurlar.Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmak ve aşırı sıcaklarda yol almak zorunda kalan kahramanlarımız,uzun süredir duraksamadan yollarına devam etmektedirler taa ki yakıtlarının azalmaya başladığı ana dek.
Şans eseri yol kenarında terkedilmiş bir benzin istasyona rastlayan üçlümüz burada Tom isimli bir yabancıyla tanışırlar.İlk karşılaşmaları pek hoş olmasa da yolculuğa beraber devam etmeyi planlayan kahramanlarımız birkaç mil ötede yamaç yolunun kapalı olduğunu fark ederler.Şimdi yapmaları gereken bir çaresini bularak yolu kapayan seti ortadan kaldırmaktır.Tam da bu sırada şarampole yuvarlanmış bir karavan olduğunu fark eden gençler,her şeylerinin içinde bulunduğu arabalarını terk ederek yakıt bulma arayışına girerler.Ne de olsa burada yapa yalnızdırlar.Ancak çok geçmeden planları alt üst edecek olaylar cereyan edecektir...


İyi;Atmosfer,mekan betimlemeleri vs oldukça başarılı.İlk yarısı itibariyle mistik atmosfere sahip bir yol filmini andıran yapım epey ilgi çekici.
Kötü;Senaryonun tanıdık bir kurguya dönmesi ile büyük hayal kırıklığı yaşadım.Tam işin bilim kurgu kısmına yöneleceğini düşündüğüm anlarda,insan doğası önermesi karşıma çıktı. 
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 7 Eylül 2012 | Etiketler : | | | | |

Los cronocrímenes (aka Timecrimes) (2007)

Hector eşiyle beraber yeni evlerine taşınan orta yaşlarda bir adamdır.Zamanının çoğunu dinlenerek geçiren kahramanımız,evinin arka bahçesindeki ormanı  seyrederek huzur bulmaktadır.Günün birinde elinde dürbünle çevresini gözlemlerken ağaçların arasında tuhaf cisimler gözüne çarpar.Pür dikkat kesilen Hector,çok geçmeden çıplak bir bayanın görüş açısına girdiğine şahit olur.Karısının evden ayrılması ile merakını daha fazla  bastıramayarak,ormanın yolunu tutmaya karar verir.
Dar bir patika yoldan ormana girerek dürbünde gözüne ilişen bayanın izini süren kahramanımız,kısa süre sonra çalıların arasında gelişi güzel çıkarılıp bir kenara atılmış kıyafetler görür.Sakin adımlarla ilerlemeye devam eden Hector en nihayetinde aradığı bayanın büyük bir kayanın gölgesinde baygın şekilde yattığını görür.Başlarda yanına yaklaşmaya cesaret edemese de ürkek adımlarla yanına sokulmaya başlar.Bu sırada suratı pembe bandajla sarılı bir adamın arkadan kendisine saldırması ile yaralanan Hector,hemen olay yerinden uzaklaşmaya çalışır.Tabii gizemli pembe bandajlı adam da peşine düşmüştür.Uzun soluklu bir kovalamacanın ardından bilimsel araştırmaların yapıldığı gizli bir binaya sığınan kahramanımız,hafta sonu nedeniyle kendisine yardım edebilecek kimseyi bulamayınca rastgele bir kapıyı kırarak içeri girmeye karar verir.Sandığının aksine sürekli kameralarla gözetlenen tesiste yalnız değildir.Telsizle irtibata geçen bir adam kahramanımızdan tepedeki ambara gelmesini istemektedir.Keza suratında bandaj sarılı biri de şu an binaya girmiş ve etrafa dehşet saçmaktadır.
Korku dolu anların sonrasında ambara ulaşmayı başaran Hector telsizde kendisine yardımcı olan görevi ile tanışma fırsatı bulur.Ancak acele etmesi gerekmektedir zira halen yüzü gözü sarılı adam peşindedir.Görevlinin önerisi üzerine içerisi sıvıyla dolu olan büyük bir makinanın içerisine saklanmayı kabul eden Hector,sıra dışı bir deneyim yaşayacaktır.İçine girdiği şeyin bir zaman makinası olduğunu anlayacak olan kahramanımız,aynı günün birkaç saat öncesine gitmiştir.Yaşadıklarına anlam veremeyen Hector,görevlinin direktiflerine uyarak bir kenara çekilip olacakları izlemeye koyulur.Ancak kendisinden bir başkası daha olduğunu anlayınca işler sarpa saracaktır..


İyi;Baştan sona sürükleyici,hoş zaman geçirmenizi sağlayacak bir yapım.Kurgu ve mekan betimlemeleri oldukça başarılı.Zamanda seyahat ve paralel evren konularına meraklıysanız mutlaka göz atmanızı öneriyorum.Bu arada bu filmi sevenler Triangle (2009) yapımını da izlemeli.
Kötü;Hızlı şekilde ilerleyen ilk çeyreğin ardından daha yavaş bir tempo izleyiciyi bekliyor.
Editör'ün Puanı

Paylaş ;
Yazar : | Tarih : 5 Eylül 2012 | Etiketler : | | | | |